(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
وَمَا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِنِينَ وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ نَافَقُوا وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُوا قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْاِيمَانِ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
ve mā eSābekum yevme lteḳā l-cem'ǎāni fe bi iƶni (a)llahi ve li yeǎ'leme l-mu'minīne / ve li yeǎ'leme (e)lleƶīne nāfeḳū ve ḳīle lehum teǎālev ḳātilū fī sebīli (a)llahi evi dfeǔ ḳālū lev neǎ'lemu ḳitālen lāttebeǎ'nākum hum li l-kufri yevmeiƶin eḳrabu minhum li l-īmāni yeḳūlūne bi efvāhihim mā leyse fī ḳulūbihim ve(a)llahu eǎ'lemu bimā yektumūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Münafıklık edenleri de açığa vurmayı murad etmişti. Onlara, gelin, Allah yolunda savaşın, yahut da onları defedin deyince, savaşmayı bilseydik elbette size uyardık dediler. Halbuki onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Özlerinde olmayanı söze getiriyorlardı. Onların bütün gizlediklerini Allah bilir.
Abdulkadir Gölpınarlı
Münafıklık edenleri de açığa vurmayı murad etmişti. Onlara, gelin, Allah yolunda savaşın, yahut da onları defedin deyince, savaşmayı bilseydik elbette size uyardık dediler. Halbuki onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Özlerinde olmayanı söze getiriyorlardı. Onların bütün gizlediklerini Allah bilir.
Adem Uğur
(166-167)İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Ahmed Hulusi
(Ayrıca bir de) münafık (ikiyüzlü) olanların bilinmesi içindi. Bunlara "Gelin Allah uğruna savaşın ya da müdafaa yapın" denildiğinde, "Savaş yapılacağını bilseydik, gelirdik arkanızdan" dediler. O gün onlar imandan çok küfür haline yakındılar. Gerçek fikirlerini dillendirmiyorlardı! Allah gerçeği bilirken, neyi içlerinde gizlemeye çalışıyorlardı!
Ahmet Tekin
Ayrıca müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafıkları ortaya çıkarması içindi. Onlara: 'Gelin, Allah yolunda, İslâm uğrunda savaşın, ya da savunma yapın' denildi de, onlar: 'Biz savaş olacağını bilsek, elbette sizin peşinizden gelir, sizi yardımsız bırakmayız' dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, akıllarında, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediklerini iyi bilir.
Ahmet Varol
Ve yine münafıkları ortaya çıkarmak içindi. Onlara: 'Gelin Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun' denildiğinde: 'Çarpışmayı bilseydik muhakkak size uyardık' cevabını verdiler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.
Ali Bulaç
Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.
Ali Fikri Yavuz
Bir de münafıklık edenleri açığa vurmak içindi. Kendilerine: “-Gelin, Allah yolunda savaşın yahut üzerine olan düşman saldırışını önleyin”, denildiği zaman şöyle cevap verdiler: “- Biz savaş yapmayı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik.” Onlar, o gün imandan çok küfre yakındılar, ağızlarıyla kalblerinde olmıyan şeyi söylüyorlardı. Allah onların gizlediği şeyi pek iyi bilir.
Ali Rıza Safa
Ayrıca, ikiyüzlüleri belirlemesi için. "Gelin; Allah'ın yolunda savaşın!" veya "Kendinizi savunun!" denildiğinde, "Savaşmayı bilseydik, kesinlikle sizi izlerdik!" dediler. Onlar, o gün, inançtan daha çok nankörlük etmeye yatkındılar. Yüreklerinde olmayanı, ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, gizlediklerini zaten bilir.
Bayraktar Bayraklı
Bu savaş, yine münafıkları ve kendilerine, "Geliniz, Allah yolunda savaşınız yahut müdafaa ediniz" denildiğinde, "Eğer savaşmayı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri ortaya çıkarması içindi. Onlar o gün kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek, imandan çok inkara yaklaştılar. Halbuki Allah, gizlemeye çalıştıklarını çok iyi bilmektedir.
Bekir Sadak
(166-16) 7 Iki toplulugun karsilastigi gunde basiniza gelen, Allah'in izniyledir. Bu, inananlari da, munafiklik edenleri de belirtmesi icindir. Munafiklik edenlere: «gelin, Allah yolunda savasin, veya hic olmazsa savunmada bulunun» dendigi zaman: «Eger savasmayi bilseydik, ardinizdan gelirdik» dediler. O gun, onlar imandan cok inkara yakindilar. Kalblerinde olmayani agizlariyla soyluyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
Celal Yıldırım
(166-167) İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musîbet de Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri belirlemesi, münafıklık yapanları da ayırd etmesi içindir ki onlara : «Geliniz Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz» denilmişti ; onlar ise «Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik» diye cevap vermişlerdi. Onlar o gün imândan çok küfre yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir..
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bir de münafıkları ortaya çıkarması için... Onlara, “Gelin, Allah yolunda savaşın veya hiç olmazsa savunmada bulunun” denildi. Onlar, “Savaş olacağını bilsek elbette size katılırız” dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Gizlediklerini Allah onlardan daha iyi bilir.
Diyanet İşleri
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
Diyanet İşleri (eski)
(166-167) İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: 'gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun' dendiği zaman: 'Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik' dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
Diyanet Vakfi
(166-167) İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(166-167) İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: «Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz.» denilmişti. Onlar ise: «Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik.» demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar, kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hem de münafıkları belli edeceği için ki, bunlara "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denilmişti. Onlar: "Savaşmayı bilsek arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar, o gün imandan çok küfre yakındılar, ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı, Allah onların kalplerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
hem münafıklık edenleri belli edeceği için ki bunlara gelin Allah yolunda muharebeye girin veya müdafaada olsun bulunun" denilmişti, "bir muharebe bilsek arkanızdan gelirdik" dediler, onlar o gün imandan ziyade küfre yakın idiler, ağızlarile kalblerinde olmıyanı söylüyorlardı, Allah daha iyi bilirken neyi gizleyorlardı
Erhan Aktaş
Bir de münafık olanların belirlenmesi içindi. Onlara: "Gelin bizimle birlikte Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun." denildiğinde; onlar: "Savaşı bilseydik elbette size uyardık." dediler. Onlar, o gün imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bir de münafık olanların belirlenmesi içindi. Onlara: "Gelin bizimle birlikte Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun." denildiğinde; onlar: "Savaşı bilseydik elbette size uyardık." dediler. Onlar, İzin Günü, imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bir de münafık olanların belirlenmesi içindi. Onlara: " Gelin bizimle birlikte Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun." denildiğinde; onlar: "Savaşmayı bilseydik elbette sizin arkanızdan gelirdik." dediler. Onlar, izin günü, imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.
Fizilal-il Kuran
Bir de münafıkları ayırd etmesi içindi. Onlara «Geliniz, Allah yolunda savaşınız, ya da savunma yapınız» denince «Eğer savaşmayı bilseydik, mutlaka peşinizden gelirdik» dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızları ile söylüyorlardı. Hiç kuşkusuz Allah, onların gizli tuttukları duyguları çok iyi bilir.
Gültekin Onan
Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Tanrı'nın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde: "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, inançtan / inanmaktan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Tanrı onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.
Hamdi Döndüren
Bir de münafıklık edenleri açığa vurmak için idi ki kendilerine, “Gelin, Allah yolunda savaşın ya da savunma yapın!” denildiği zaman, “Savaşmayı bilseydik, sizin peşinizden gelirdik!” dediler. O gün onlar, imandan çok, küfre yakındılar. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Hasan Basri Çantay
Münafık olanları da açığa vurması içindi, Berikilere: "Gelin. Allah yolunda muhaarebe edin, yahud (hiç olmazsa düşmanın kendinize ve ailelerinize saldırmasını) önleyin" denildi, de: "Biz muharebe etmeyi bilseydik elbette arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Ağızlarıyle kalblerinde olmayanı söylüyorlardı. Onlar ne gizlerlerse Allah çok iyi bilicidir.
Hasib Asutay
münafıkları da açığa vurması içindi. Onlara (münafıklara) 'Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunun' denildiğinde, onlar 'Biz savaşmayı bilseydik elbette size uyardık' dediler. Onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar, ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah gizlediklerini daha iyi bilir.
Hayrat Neşriyat
Bir de münâfıklık edenleri ortaya çıkarması içindi. Bunlara: 'Gelin, Allah yolunda savaşın veya müdâfaada bulunun!' denilmişti. (Onlar ise:) 'Eğer harb etmeyi bilseydik, elbette size tâbi' olurduk' dediler. Onlar o gün îmandan daha çok küfre yakın idiler! Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlardı. Hâlbuki Allah, (onların) gizlemekte olduklarını en iyi bilendir.
İbni Kesir
Bir de münafıklık edenleri açığa vurmak içindi. Kendilerine: Gelin Allah yolunda savaşın veya savunun, dendiği zaman: şayet savaşmayı bilseydik peşinizden gelirdik, dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalblerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların gizlediği şeyi Allah çok iyi bilir.
Mehmet Okuyan
(Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün başınıza gelenler ancak Allah’ın izniyle olmuştur ki bu da müminleri (diğerlerinden) ayırt etmesi ve münafıkları ortaya çıkarması içindi. Onlara (münafıklara) “Gelin, Allah yolunda çarpışın veya savunma yapın!” dendiği zaman, “Savaşmayı (savaşın olacağını) bilseydik elbette size uyardık.” demişlerdi. Onlar o gün imandan çok küfre yakındı. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. (Oysa) Allah onların içlerinde gizlediklerini çok iyi bilendir.
Muhammed Esed
(ve yine,) ikiyüzlülük yapmış olanları ve kendilerine: "Gelin, Allah yolunda savaşın" yahut, "kendinizi savunun!" denildiğinde, "Eğer savaş(la sonuçlanacağın)ı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri ortaya çıkarması içindi. Onlar, o gün, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek imandan çok irtidada yaklaştılar. Halbuki Allah, gizlemeye çalıştıklarını çok iyi bilmektedir:
Mustafa İslamoğlu
Yine, ikiyüzlülük yapıp da kendilerine "Gelin, Allah yolunda savaşın!", dahası "Kendinizi savunun!" denildiğinde, "Eğer savaş (çıkacağın)ı bilseydik kesinlikle arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri belirlemek içindi. Onlar o gün, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek inkara imandan daha fazla yaklaştılar. Oysa ki Allah onların gizledikleri şeyi çok iyi biliyordu;
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve nifakta bulunmuş olanları açığa çıkarmak içindi. Ve onlara, «Geliniz Allah yolunda mukatelede veya müdafaada bulunun,» denildi. Dediler ki: «Biz mukateleyi bilseydik elbette size uyardık.» Onlar o gün imândan ziyâde küfre yakın bulunmuşlardı. Onlar kalblerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. Ve Allah Teâlâ onların ne sakladıklarını tamamen bilicidir.
Ömer Öngüt
Bir de münafık olanları ortaya çıkarması içindi. Onlara: “Gelin! Allah yolunda çarpışın veya savunun!” denildiği zaman: “Eğer savaş olacağını bilseydik, elbette arkanızdan gelirdik. ” dediler. Onlar o gün imandan daha çok kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Onların gizlediği şeyi Allah en iyi bilendir.
Suat Yıldırım
(166-167) İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelen musîbet Allah’ın izniyle olmuştu. Bu da O’nun müminleri ayırd etmesi, münafıklık yapanları da meydana çıkarması için idi. O münafıklara: "Gelin, Allah yolunda savaşın veya hiç olmazsa düşmanınızın size ve ailelerinize saldırmasını önleyin!" denildiğinde: "Biz savaş olacağını bilseydik size katılırdık." dediler. Doğrusu o gün onlar imandan ziyade küfre yakın idiler. Onlar, ağızlarıyla, kalplerinde olmayan şeyleri söylüyorlardı. Ama Allah onların gizlediklerini pek iyi bilir.
Süleyman Ateş
Ve iki yüzlülük edenleri bilsin (ortaya çıkarsın). Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın, ya da savunun." dendiği halde: "Eğer savaş (olacağını) bilseydik, sizinle gelirdik." dediler. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlar. Halbuki Allah, içlerinde sakladıkları şeyi çok iyi bilmektedir.
Süleymaniye Vakfı
Münafıklık /ikiyüzlülük edenleri de bilmesi içindir. Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denince "Savaşmayı bilsek elbette size katılırız!" demişlerdi. Onlar o gün, imandan çok kafirliğe yakın duruyor, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların neyi gizlediklerini en iyi Allah bilir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bir de iki yüzlülük (münafıklık) edenleri bilmek için yaptı. Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denince "Savaşmayı bilsek, elbette geliriz!" demişlerdi. O gün, imandan çok kafirliğe yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların neleri gizlediğini en iyi bilen Allah'tır.
Şaban Piriş
(166-167) İki ordunun çarpıştığı gün başınıza gelen ancak Allah'ın izni ile olmuştu. Müminleri belirlemek ve münafıklık edenleri de ortaya çıkarmak için. O münafıklara: -Gelin, Allah yolunda savaşın veya müdafaada bulunun! denilmiş, onlar da: -Savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik elbette, demişlerdi. Onlar o gün, imandan çok küfre yakındılar. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediğini çok iyi biliyor.
Tefhim-ul Kuran
Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: «Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın» denildiğinde, «Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik» dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.
Ümit Şimşek
Nifaka düşmüş olanları da ortaya çıkarsın. Onlara, 'Gelin de Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun' dendi. Onlar ise 'Savaşmayı bilseydik size uyardık' dediler. O gün onlar imandan ziyade inkâra yakın idiler. Ağızlarıyla söyledikleri, kalplerinde olmayan birşeydir. Allah ise onların gizlediklerini bilmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve ikiyüzlülük yapan münafıkları bilsin diye. Onlara, "Hadi gelin, Allah yolunda çarpışın yahut savunma yapın!" dendiğinde: "Savaştan haberimiz olsaydı sizi elbette izlerdik." dediler. O gün onlar, imandan çok küfre yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah, onların gizlemekte oldukları şeyi çok iyi bilmektedir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
və münafiqləri bəlli etsin. Onlara: “Gəlin, Allah yolunda döyüşün, yaxud heç olmasa müdafiədə durun!”– deyildi. Onlar: “Döyüş olacağını bilsəydik sizin ardınızca gedərdik”– dedilər. Onlar o gün imandan çox küfrə yaxın idilər. Onlar qəlblərində olmayanı ağızları ilə deyirlər. Halbuki Allah onların nəyi gizlətdiklərini çox yaxşı bilir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Və münafiqləri onlardan fərqləndirsin. Onlara: ″Gəlin Allah yolunda vuruşun, yaxud müdafiədə bulunun! (Düşmənin hücumunu dəf edin!) – deyildi. Onlar: ″Əgər biz vuruşa bilsəydik, sizin ardınızca gələrdik″ – deyə cavab verdilər. Onlar o gün imandan çox küfrə yaxınlaşmışdılar, ürəklərində olmayan şeyi dillərilə deyirlər. Halbuki, Allah onların (bütün) gizlətdiklərini çox yaxşı bilir!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Auch die Heuchler wollte Er erkennen. Als ihnen gesagt wurde: ʺKommt mit und kämpft auf dem Wege Gottes oder verteidigt euch!ʺ sprachen sie: ʺHätten wir verstanden, daß sich ein Kampf ergeben würde, wären wir euch gefolgt.ʺ Sie standen, als sie so sprachen, dem Unglauben näher als dem Glauben. Sie sagten etwas anderes, als in ihren Herzen verborgen war. Gott weiß jedoch genau, was sie verborgen hielten.
Almanca — Der Edle Quran
und damit Er diejenigen kennt, die heucheln, zu denen gesagt wurde: ʺKommt her und kämpft auf Allahs Weg oder wehrt abʺ, worauf sie sagten: ʺWenn wir zu kämpfen wüßten, würden wir euch wahrlich folgen.ʺ Sie waren an jenem Tag dem Unglauben näher als dem Glauben. Sie sagen mit ihren Mündern, was nicht in ihren Herzen ist. Doch Allah weiß sehr wohl, was sie verbergen.
Almanca — M. A. Rassoul
und (damit) Er die Heuchler erkennt, zu denen gesprochen wurde: ʺHeran! Kämpft auf Allahs Weg oder wehrt ab!ʺ Sie aber sagten: ʺWenn wir zu kämpfen gewußt hätten, wahrlich, wir wären euch gefolgt!ʺ Sie waren an jenem Tage dem Unglauben näher als dem Glauben. Sie sagten mit ihrem Munde das, was nicht in ihren Herzen lag; und Allah weiß wohl, was sie verbergen.
Almanca — Muhammad Zaidan
und damit ER diejenigen, die Nifaq betrieben haben, kenntlich macht. Und es wurde zu ihnen gesagt: ʺKommt her und kämpft fisabilillah oder haltet (die Feinde zumindest) zurück!ʺ Sie sagten: ʺWenn wir wüßten, daß es zum Kampf kommen würde, würden wir euch sicherlich folgen.ʺ Damals waren sie dem Kufr näher als dem Iman. Sie sagen mit ihren Mündern, was nicht in ihren Herzen ist. Doch ALLAH weiß besser, was sie verschweigen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
He exposes the hypocrites who pretended to be other then they are. When they were asked to join the Muslim forces to fight in the cause of Allah or at least to defend their own interests; they made excuses. They said, "We would gladly follow you if we knew how to fight." They were then furthermost from Allah and their words did not accord to their inmost thoughts. Allah knows best their secret feelings.
Abdul Haleem
when it was said to them, ‘Come, fight for God’s cause, or at least defend yourselves,’ answered, ‘We would follow you if we knew there was going to be fighting.’ On that day they were closer to disbelief than belief. They say with their tongues what is not in their hearts: God knows exactly what they conceal.
Abdullah Yusuf Ali
And the Hypocrites also. These were told: "Come, fight in the way of Allah, or (at least) drive (The foe from your city)." They said: "Had we known how to fight, we should certainly have followed you." They were that day nearer to Unbelief than to Faith, saying with their lips what was not in their hearts but Allah hath full knowledge of all they conceal.
Abul A'la Maududi
and those who are hypocrites. And when these hypocrites were asked: 'Come and fight in the wayof Allah', or (at least) 'defend yourselves', they answered: 'If we but knew that there would be fighting, we would certainly have followed. They were nearer then to infidelity than to faith. They utter from their mouths what is not in their hearts. Allah knows well what they conceal.
Aisha Bewley
and so that He would know the hypocrites. They were told, ‘Come and fight in the Way of Allah or at least help defend us.’ They said, ‘If we knew there would be a fight, we would certainly follow you.’ They were closer to kufr that day than to iman, saying with their mouths what was not in their hearts. And Allah knows best what they are hiding.
Al-Hilali & Khan
And that He might test the hypocrites, it was said to them: "Come, fight in the Way of Allâh or (at least) defend yourselves." They said: "Had we known that fighting will take place, we would certainly have followed you." They were that day, nearer to disbelief than to Faith, saying with their mouths what was not in their hearts. And Allâh has full knowledge of what they conceal.
Ali Quli Qarai
and ascertain the hypocrites. [When] they were told: ‘Come, fight in the way of Allah, or defend [yourselves], they said, ‘If we knew any fighting, surely we would have followed you.’ That day they were nearer to unfaith than to faith. They say with their mouths what is not in their hearts, and Allah knows best whatever they conceal.
Amatul Rahman Omar
And that He might distinguish those who practise hypocrisy. Indeed, it was said to them (- the hypocrites), `Come forward, fight in the cause of Allâh, or at least help the defences.' They said, `If we but knew that it would be a fight we would surely follow you, (but the Muslims were going to a sure destruction).' On that day, they were nearer to disbelief than to belief. They say with their mouths that which is not in their minds. And Allâh knows best all that they conceal.
Arthur John Arberry
and that He might also know the hypocrites when it was said of them, 'Come now, fight in the way of God, or repel!' They said, 'If only we knew how to fight, we would follow you. ' They that day were nearer to unbelief than to belief, saying with their mouths that which never was in their hearts; and God knows very well the things they hide;
Bijan Moeinian
When the hypocrites were told: "Come fight in the way of God or [at least] for your defense, " they replied: “We would have joined you, if we knew how to fight!” They were much closer to disbelief than belief on that day. Their lip service does not reveal their belief; indeed God knows what they hide inside.
E. Henry Palmer
and might know those who behaved hypocritically; for it was said to them, 'Come, fight in God's way,' or 'repel (the foe);' they said, 'If we knew how to fight we would surely follow you. ' They were that day far nigher unto misbelief than they were to faith. They say with their mouths what is not in their hearts, but God doth know best what they hid.
Edip-Layth
To let those who are hypocrites know, that they were told: "Come fight in the cause of God or defend," they said, "If we knew how to fight we would have followed you." That day they were closer to rejection then they were to acknowledgement. They say with their mouths what is not in their hearts, and God knows well what they conceal.
George Sale
and that he might know the ungodly. It was said unto them, come, fight for the religion of God, or drive back the enemy: They answered, if we had known ye went out to fight, we had certainly followed you. They were on that day nearer unto unbelief, than they were to faith; they spake with their mouths, what was not in their hearts: But God perfectly knew what they concealed;
Hamid S. Aziz
And He might know those who are hypocrites; for it was said to them, "Come, fight in Allah's way," or "Repel (the foe)" But they said, "If we knew how to fight we would surely follow you. " They were that day far nearer unto faithlessness than they were to faith, saying with their mouths what is not in their heart. But Allah does know best what they hide.
Mahmoud Ghali
And that He might know the ones who acted the hypocrite (Literally: hypocrised) and to whom it was said, "Come, fight in the way of Allah or repel (the enemy). " They said, "If we knew (about) fighting, we would indeed closely follow you." They, upon that day were nearer to disbelief than to belief; they say with their mouths that which is not in their hearts; and Allah best knows whatever (secrets) they keep back.
Marmaduke Pickthall
And that He might know the hypocrites, unto whom it was said: Come, fight in the way of Allah, or defend yourselves. They answered: If we knew aught of fighting we would follow you. On that day they were nearer disbelief than faith. They utter with their mouths a thing which is not in their hearts. Allah is Best Aware of what they hide.
Mohamed Ahmed - Samira
And may distinguish the hypocrites who were told: "Fight in the way of God, or defend yourselves," and who had replied: "If we knew of the fight we would have followed you. " They were nearer unbelief than faith on that day, and they said with their tongues what was not in their hearts; but God is aware of what they hide.
Muhammad Asad
and mark out those who were tainted with hypocrisy and, when they were told, "Come, fight in God's cause" - or, "Defend yourselves" - answered, "If we but knew [that it would come to a] fight, we would indeed follow you. " Unto apostasy were they nearer on that day than unto faith, uttering with their mouths something which was not in their hearts, the while God knew fully well what they were trying to conceal:
Mustafa Khattab
and expose the hypocrites. When it was said to them, "Come fight in the cause of Allah or ˹at least˺ defend yourselves," they replied, “If we had known there was fighting, we would have definitely gone with you.” They were closer to disbelief than to belief on that day—for saying with their mouths what was not in their hearts. Allah is All-Knowing of what they hide.
Progressive Muslims
And to let those who are hypocrites know, that they were told: "Come fight in the cause of God or defend," they said: "If we knew how to fight we would have followed you. " They are closer to disbelief then they are to belief. They say with their mouths what is not in their hearts, and God is aware of what they conceal.
Sahih International
And that He might make evident those who are hypocrites. For it was said to them, "Come, fight in the way of Allah or [at least] defend." They said, "If we had known [there would be] fighting, we would have followed you." They were nearer to disbelief that day than to faith, saying with their mouths what was not in their hearts. And Allah is most Knowing of what they conceal -
Sam Gerrans
And that He might know the waverers. And it was said to them: “Come, fight in the cause of God; or repel.” They said: “Had we known of fighting, we would have followed you.” They were nearer to denial that day than to faith, saying with their mouths what was not in their hearts; and God is most aware of what conceal
Shabbir Ahmed
And that He might distinguish the hypocrites from the believers. They were told, "Come fight in the Cause of Allah, or at least defend the city." They said, "If we knew that confrontation were forthcoming, we would have joined you." On that day they were closer to disbelief than belief. They say with their mouths what is not in their hearts. Allah is best Aware of what they conceal.
Syed Vickar Ahamed
And that He may test the hypocrites also, they were told: "Come, fight in the cause of Allah, or (at least) drive (the enemy from the city) and defend yourselves. " They said: "If we had known how to fight, we should certainly have followed you." On that day they were nearer to disbelief than to Faith, saying with their lips what was not in their hearts. And Allah has full knowledge of all they hide (in their hearts).
Taqi Usmani
and in order to know those who are hypocrites. It was said to them, "Come on, fight in the way of Allah, or defend." They said, “Had we known it to be a fight we would have certainly followed you.” That day, they were nearer to disbelief than they were to Belief. They utter from their mouths what is not in their hearts. Allah knows well what they conceal.
The Monotheist Group
And to let those who are hypocrites know, that they were told: "Come fight in the cause of God or defend," they said: "If we knew how to fight we would have followed you." They are closer to rejection than they are to belief. They say with their mouths what is not in their hearts, and God is aware of what they conceal.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et quʹIl distingue les hypocrites. On avait dit à ceux-ci: ʺVenez combattre dans le sentier dʹAllah, ou repoussez (lʹennemiʺ), ils dirent: ʺBien sûr que nous vous suivrions si nous étions sûrs quʹil y aurait une guerre.ʺ Ils étaient, ce jour-là, plus près de la mécréance que de la foi. Ils disaient de leurs bouches ce qui nʹétait pas dans leurs cœurs. Et Allah sait fort bien ce quʹils cachaient.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Da ku yên munafiq jî aşkera bibin. Ji wan re hate gotin: Werin di rêka Xwedê de şer bikin an jî berevaniya mislimanan bikin. Gotin: Eger me bizaniya şer heye em ê digel we bihatina şer. Ew wê rojê ji baweriyê bêhtir nêzîkî kafiriyê bûn; a ku bi devê xwe digotin ne ya di dilê wan de bû. Xwedê jî bi ya ku di dilê xwe de vedişêrin bêhtir dizane.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en opdat Hij de huichelaars kent. Tot hen werd gezegd: ʺKomt en strijdt op Gods weg of verdrijft (de vijand).ʺ Zij zeiden: ʺAls wij van de strijd geweten hadden dan waren wij jullie zeker gevolgd.ʺ Op die dag waren zij dichter bij het ongeloof dan bij het geloof; met hun monden zeiden zij wat in hun harten niet was. God weet het best wat zij verbergen.
Hollandaca — Siregar
En opdat Hij degenen die huichelen gekend deed worden, en er werd hun gezegd: ʺKom en vecht op de Weg van Allah, of verdedigt (jullie zelf tenminste).ʺ Zij zeiden: ʺWanneer wij geweten hadden dat er een gevecht zou zijn, zouden wij zeker jullie gevolgd hebben.ʺ Zij waren op die dag dichter hij ongeloof dan bij geloof en zij zeiden met hun lippen wat niet in hun harten was. En Allah weet beter wat zij verbergen.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
чтобы Он распознал тех, которые лицемерят. Им было сказано: ʺПридите и сразитесь во имя Аллаха или [хотя бы] отбивайте [врага]ʺ. Они на это ответили: ʺЕсли бы мы умели сражаться, то мы последовали бы за вамиʺ. В тот день они были ближе к неверию, чем к вере. Они говорят устами то, чего нет в сердцах, но ведь Аллах ведает о том, что они скрывают.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och stå klart vilka de var som hycklade tro. (När) de sistnämnda fick uppmaningen: ʺKom och kämpa för Guds sak!ʺ eller ʺFörsvara er!ʺ, svarade de: ʺBara vi säkert visste (att det skall bli) strid, skulle vi gå med er.ʺ Den dagen var de otron närmare än tron, när de yttrade ord som inte kom från hjärtat, fastän Gud väl visste vad de ville dölja -