Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.

وَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ اَقْصَا الْمَدِينَةِ يَسْعٰى قَالَ يَامُوسَىٰ اِنَّ الْمَلَاَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ اِنِّي لَكَ مِنَ النَّاصِحِينَ

ve cā'e raculun min aḳSā l-medīneti yes'ǎā ḳāle yā mūsā inne l-melee ye'temirūne bike li yeḳtulūke fe ḣruc innī leke mine n-nāSiHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَاءَve cā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve geldi
2رَجُلٌraculunر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.bir adam
3مِنْmin
4اَقْصَاaḳSāق ص وUzak, uzakta, uzağa gitmek. Kusva - daha uzak, daha ileride.öbür ucundan
5الْمَدِينَةِl-medīnetiم د نşehirşehrin
6يَسْعٰىyes'ǎāس ع يÇalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmekkoşarak
7قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
8يَامُوسَىٰyā mūsāياموسىEY/HEY/AH Musa
9اِنَّinneşüphesiz ki
10الْمَلَاَl-meleeم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıileri gelenler
11يَأْتَمِرُونَye'temirūneا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakaralarında konuşuyorlar
12بِكَbikeseni
13لِيَقْتُلُوكَli yeḳtulūkeق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakseni öldürmek için
14فَاخْرُجْfe ḣrucخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmaksen çık (git)
15اِنِّيinnīelbette ben
16لَكَlekesana
17مِنَmine-den(im)
18النَّاصِحِينَn-nāSiHīneن ص حSaf olmak, karışmamış olmak, hakiki olmak, samimi davranmak, samimi tavsiye vermek, içtenlikle öğüt vermek, sadık olmaköğüt verenler-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve şehrin öte yanından koşa koşa birisi geldi de ey Mûsâ dedi, ileri gelenler, seni öldürmek için birbirleriyle görüşüp danışmadalar, hemen çık git, şüphe etme ki ben sana öğüt verenlerdenim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve şehrin öte yanından koşa koşa birisi geldi de ey Mûsâ dedi, ileri gelenler, seni öldürmek için birbirleriyle görüşüp danışmadalar, hemen çık git, şüphe etme ki ben sana öğüt verenlerdenim.

Adem Uğur

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi.

Ahmed Hulusi

Şehrin uzak ucundan bir adam koşarak geldi. . . Dedi ki: "Ey Musa! Şehrin ileri gelenleri, senin öldürülmen konusunu tartışıyorlar. . . Kaç buradan. . . Şüphesiz sana öğüt verenlerdenim. "

Ahmet Tekin

Şehrin öbür ucundan, Firavun’un sarayından (mü’min) bir adam koşarak geldi. 'Ey Mûsâ, devlet büyükleri, seni öldürmek için aralarında müzakere yapıyorlar, çık git. İnan ki, ben senin iyiliğini isteyenlerdenim' dedi.

Ahmet Varol

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak gelip dedi ki: 'Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için senin hakkında aralarında görüşüyorlar. Hemen çık. Gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim.'

Ali Bulaç

Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim."

Ali Fikri Yavuz

Şehrin öte başından koşarak bir adam geldi. Şöyle dedi: “- Ey Mûsa, şehrin ileri gelenleri seni öldürmek için hakkında müzakere yapıyorlar. Hemen çık git, muhakkak ki ben senin iyiliğini istiyenlerdenim.”

Ali Rıza Safa

Ve kentin en uzaktaki yerinden, bir adam koşarak geldi: "Ey Musa!" dedi; "Aslında, ileri gelenler, seni öldürmek için görüşüyorlar. Artık, hemen çık git! Kuşkusuz, senin iyiliğini istiyorum!"

Bayraktar Bayraklı

Şehrin en ileri gelenlerinden biri koşarak geldi ve "Ey Musa! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş! Doğrusu ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.

Bekir Sadak

sehrin obur ucundan kosarak bir adam geldi: «Ey Musa! Ileri gelenler, seni oldurmek icin aralarinda gorusuyorlar. Hemen uzaklas. Dogrusu ben sana ogut veriyorum» dedi.

Celal Yıldırım

Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve: «Ey Musâ !» dedi, «şüphen olmasın ki ileri gelenler seni öldürmek için (kendi aralarında) görüşüyorlar. Vakit kaybetmeden (şehirden) hemen çık. Çünkü ben elbette öğüt verip iyi düşünenlerdenim.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında görüşme yapıyorlar; derhal çıkıp git! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim.”

Diyanet İşleri

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi: 'Ey Musa! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş. Doğrusu ben sana öğüt veriyorum' dedi.

Diyanet Vakfi

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: «Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve: "Ey Musa, haberin olsun, ileri gelenler seni öldürmek için hakkında görüşme yapıyorlar; hemen çık git, ben senin iyiliğini isteyenlerdenim." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şehrin öte başından bir adam da koşarak geldi: Musa dedi: haberin olsun hey'et, seni öldürmek için hakkında emri müzakere ediyorlar, hemen çık! Ben cidden senin hayırhahlarındanım

Erhan Aktaş

Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. "Ey Musa! Meleler senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. "Ey Musa! Meleler senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. "Ey Musa! İleri gelenler senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum." dedi.

Fizilal-il Kuran

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi; «Ey Musa, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş. Doğrusu ben sana öğüt veriyorum» dedi.

Gültekin Onan

Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler seni öldürmeyi buyuruyorlar, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim."

Hamdi Döndüren

Kentin öbür ucundan, bir adam koşarak geldi. “Ey Musa, dedi, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen çıkıp git! Ben gerçekten senin iyiliğini istiyorum.”

Hasan Basri Çantay

Şehrin öte başından koşarak bir adam geldi. "Musa, dedi, (şehrin) öne gelenler (i) seni öldürmek için (toplandılar), hakkında müzakere ediyorlar. Hemen (buradan) çık (git). Şübhesiz ki ben senin hayırhaahlarındanım".

Hasib Asutay

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi, 'Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Derhal çık (git). Gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim' dedi.

Hayrat Neşriyat

Sonunda (bu haberin yayılması üzerine) şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi (ve:) 'Ey Mûsâ! Doğrusu (şehrin) ileri gelenler(i) seni öldürmek için hakkında müzâkere ediyorlar; hemen (bu şehirden) çık; gerçekten ben sana nasîhat edenlerdenim' dedi.

İbni Kesir

Şehrin öte başından koşarak bir adam geldi ve dedi ki: Ey Musa; ileri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen çık git, doğrusu ben, sana öğüt verenlerdenim.

Mehmet Okuyan

Şehrin ileri gelenlerinden bir adam koşarak gelmiş ve “Ey Musa! Şüphesiz ki yöneticiler (toplantı hâlinde) seni öldürmek için hakkında karar veriyorlar. Hemen (buradan) çık! Şüphesiz ki ben senin için samimi davrananlardanım!” demişti.

Muhammed Esed

Tam o sırada şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi ve "Ey Musa!" dedi, "(Ülkenin) ileri gelenleri seni öldürmek üzere hakkında görüşüyorlar; hemen çık git; şüphesiz ben senin iyiliğini isteyen kimselerdenim!"

Mustafa İslamoğlu

İşte bu sırada kentin öteki ucundan bir adam koşarak geldi ve "Ey Musa!" dedi, "Soylular seni öldürmek için hakkında görüşme yapıyorlar, derhal (burayı) terk et! Ve şunu da unutma ki, ben senin iyiliğini isteyen biriyim."

Ömer Nasuhi Bilmen

Şehrin uzak tarafından bir şahıs koşarak geldi, dedi ki: «Ya Mûsa! İleri gelenler seni öldürmek için senin hakkında müşaverede bulunuyorlar, hemen çık (git). Şüphe yok ki, ben senin için hayırhâh olanlardanım.»

Ömer Öngüt

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi ve: “Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Buradan çık git, doğrusu ben sana öğüt veriyorum. ” dedi.

Suat Yıldırım

Derken, şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve dedi ki:"Ne yapıyorsun Mûsa? Yetkililer idam istemi ile senin hakkında karar vermek üzere toplantı halindeler. Beni dinlersen derhal şehri terk et! Ben, hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim!"

Süleyman Ateş

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. "Ey Musa, dedi, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında konuşuyorlar. Sen çık (git), ben sana öğüt verenlerdenim."

Süleymaniye Vakfı

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Musa! Devlet büyükleri seni öldürmeyi planlıyorlar; hemen çek git, ben senin iyiliğini isteyen biriyim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi ve "Musa! Üst düzeydekiler aralarında seni öldürmeyi tartışıyorlar, hemen çek git; ben senin iyiliğini isteyen biriyim."

Şaban Piriş

Şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi: -Ey Musa! dedi. İleri gelenler seni öldürmek için görüşme yapıyorlar. Hemen çık git! Ben, senin iyiliğini isteyenlerdenim.

Tefhim-ul Kuran

Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: «Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim.»

Ümit Şimşek

Derken şehrin uzak tarafından koşarak bir adam geldi. 'Musa, yöneticiler seni öldürmek için istişare ediyorlar,' dedi. 'Hemen buradan çık, git. Doğrusu ben senin iyiliğini isteyenlerdenim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. Dedi: "Ey Musa, kentin ileri gelenleri seni öldürmeyi planlıyorlar. Çık buradan! Ben sana öğüt verenlerdenim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şəhərin kənarından bir kişi qaça-qaça gəlib dedi: “Ey Musa! Zadəganlar səni öldürmək barəsində məşvərət edirlər. Çıx get! İnan ki, mən sənin yaxşılığını istəyənlərdənəm!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yəhudinin bu sözündən sonra dünən öldürülən qibtinin qatilinin Musa olduğu bütün Misir xalqına bəlli oldu. Bu xəbər Firʼona çatdıqda o, Musadan qisas almaq istədi). Şəhərin kənarından (Firʼonun şəhərin ucqarında yerləşən sarayından) bir nəfər çaparaq gəlib dedi: ″Ya Musa! Əʼyan-əşraf səni öldürmək barəsində məsləhət-məşvərət edirlər. Elə bu saat (şəhərdən) çıx get. Mən, həqiqətən, sənin xeyirxahlarındanam!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da kam ein Mann vom fernsten Teil der Stadt gelaufen und sprach: ʺO Moses! Die maßgeblichen Männer beraten über dich und wollen dich töten. Verlasse das Land! Ich bin dir ein ehrlicher Ratgeber.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und es kam ein Mann vom äußersten Ende der Stadt gelaufen. Er sagte: ʺO Musa, die führende Schar berät über dich, um dich zu töten. So geh fort, gewiß, ich gehöre zu denjenigen, die dir guten Rat geben.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da kam ein Mann vom äußersten Ende der Stadt angelaufen. Er sagte: ʺO Moses, die Vornehmen beraten sich gegen dich, um dich zu töten. Darum mache dich fort; denn ich rate dir gut.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Da kam ein Mann vom anderen Ende der Stadt angelaufen, er sagte: ʺMusa! Gewiß, die Entscheidungsträger beraten sich gegenseitig wegen dir, um dich zu töten, also geh fort! Ich bin für dich doch einer von den guten Ratgebern.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Meantime there came a man from the far end of the city. He said to Mussa: "The chiefs are convening to deliberate upon killing you, therefore you had better leave the city. I hope you do realize that I am offering you a sincere advice".

Abdul Haleem

Then a man came running from the furthest part of the city and said, ‘Moses, the authorities are talking about killing you, so leave- this is my sincere advice.’

Abdullah Yusuf Ali

And there came a man, running, from the furthest end of the City. He said: "O Moses! the Chiefs are taking counsel together about thee, to slay thee: so get thee away, for I do give thee sincere advice."

Abul A'la Maududi

Then a man came running from the farther end of the city and said: "O Moses, the nobles are deliberating about you that they may put you to death. So do be gone. I am one of your well-wishers."

Aisha Bewley

A man came running from the furthest part of the city, saying, ‘Musa, the Council are conspiring to kill you, so leave! I am someone who brings you good advice. ’

Al-Hilali & Khan

And there came a man running, from the farthest end of the city. He said: "O Mûsâ (Moses)! Verily, the chiefs are taking counsel together about you, to kill you, so escape. Truly, I am one of the good advisers to you."

Ali Quli Qarai

And there came a man from the city outskirts, hurrying. He said, ‘Moses! The elite are indeed conspiring to kill you. So leave. I am indeed your well-wisher.’

Amatul Rahman Omar

(Then it came to pass that) a man came running from the far end of the city (and) said, `Moses the chiefs are consulting together to kill you. Therefore leave (this place at once), I am, of course, your sincere well-wisher.'

Arthur John Arberry

Then came a man from the furthest part of the city, running; he said, 'Moses, the Council are conspiring to slay thee. Depart; I am one of thy sincere advisers.'

Bijan Moeinian

Later Moses saw a man running to him saying: "The chiefs are holding a session to pass a death sentence on you; leave immediately as I am your well-wisher. "

E. Henry Palmer

And a man came from the remote parts of the city running, said he, 'O Moses! verily, the chiefs are deliberating concerning thee to kill thee; go then forth; verily, I am to you a sincere adviser!'

Edip-Layth

A man came running from the far side of the city, saying: "O Moses, the commanders are plotting to kill you, so leave immediately. I am giving you good advice."

George Sale

And a certain man came from the farther part of the city, running hastily, and said, O Moses, verily the magistrates are deliberating concerning thee, to put thee to death: Depart therefore; I certainly advise thee well.

Hamid S. Aziz

And when he would have attacked him who was the enemy to them both, he said, "O Moses! Would (or desire) you to slay me as you did slay a person yesterday? You would be (or are or desire to be) only a tyrant in the earth; and you would not be (or are not or desires not to be) of the reformers. "

Mahmoud Ghali

And a man speedily came along from the remotest part of the city. He said, "O Mûsa, (Moses) surely the chiefs are conspiring to kill you. So go out (of the city). Surely I am one of the (sincere) advisers to you."

Marmaduke Pickthall

And a man came from the uttermost part of the city, running. He said: O Moses! Lo! the chiefs take counsel against thee to slay thee; therefor escape. Lo! I am of those who give thee good advice.

Mohamed Ahmed - Samira

There came a man running from the other part of the city. "O Moses, " he said, "the chiefs are deliberating to kill you. Go away from the city. I wish you well."

Muhammad Asad

And [then and there] a man came running from the farthermost end of the city, and said: "O Moses! Behold, the great ones [of the kingdom] are deli­berating upon thy case with a view to killing thee! Begone, then: verily, I am of those who wish thee well!"

Mustafa Khattab

And there came a man, rushing from the farthest end of the city. He said, "O Moses! The chiefs are actually conspiring against you to put you to death, so leave ˹the city˺. I really advise you ˹to do so˺."

Progressive Muslims

And a man came running from the far side of the city, saying: "O Moses, the commanders are plotting to kill you, so leave immediately. I am giving you good advice."

Sahih International

And a man came from the farthest end of the city, running. He said, "O Moses, indeed the eminent ones are conferring over you [intending] to kill you, so leave [the city]; indeed, I am to you of the sincere advisors."

Sam Gerrans

And a man came running from the furthest part of the city: — he said: “O Moses: the eminent ones are taking counsel against thee, to kill thee. So leave thou. I am to thee a sincere counsellor.”

Shabbir Ahmed

And then and there a man came running from the other side of the city, and said, "O Moses! Behold, the chiefs are considering your case with a view to killing you. You better leave immediately. Verily, I am of those who wish you well."

Syed Vickar Ahamed

And (about the same time) there came a man, running from the far end of the City. He said: "O Musa (Moses)! Verily, the Chiefs together are (now) Taking an opinion about you, to kill you: So you go away, truly, I am one of the sincere advisors to you."

Taqi Usmani

And there came a man running from the farthest part of the city. He said, "The chiefs are counseling each other about you, so that they kill you. So, leave (the city). I am one of your well-wishers."

The Monotheist Group

And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O Moses, the commanders are plotting to kill you, so leave immediately. I am giving you good advice."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et cʹest alors quʹun homme vint du bout de la ville en courant et dit: ʺO Moïse, les notables sont en train de se concerter à ton sujet pour te tuer. Quitte (la ville). Cʹest le conseil que je te donneʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Zilamek ji dûmahîka bajêr bi lez hate cem Mûsa û got: Ey Mûsa! Giregir derbarî te de ray û şêwrê dikin da ku te bikujin, vêca (ji bajêr) derkeve, bêguman ez xêra te dixwazim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En er kwam een man uit het verste deel van de stad aanrennen die zei: ʺO Moesa, de voornaamsten beraden zich over jou om jou te doden. Ga dus weg. Ik ben iemand die jou goede raad geeft.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Een zeker man kwam uit een ander deel der stad haastig aanloopen en zeide: O Mozes! waarlijk, de overheden beraadslagen nopens u, om u ter dood te brengen. Vertrek dus: waarlijk, ik raad u wel.

Hollandaca — Siregar

En een man kwam aanrennen van het andere einde van de stad, terwijl hij riep: ʺDe vooraanstaanden beramen een list om jou te vermoorden. Vertrek daarom: voorwaar, ik behoor tot de raadgevers voor jou.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пришел (один) (верующий) человек (который скрывал свою веру и был из народа Фараона) (который знал Мусу) с (далекой) окраины города бегом [спеша] и сказал: «О, Муса! Поистине, знать (из народа Фараона) совещается о тебе, чтобы убить тебя (за то убийство, которое ты совершил). Выходи же (из этой страны) (чтобы спасти себя) – (ведь) поистине, я для тебя добрый советчик!»

Rusça — Osmanov

Тут прибежал муж с окраины города и воскликнул: ʺО Муса! Знатные люди договариваются о том, чтобы убить тебя. И я советую тебе уходить из городаʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och en man kom springande från en längre bort belägen del av staden och ropade: ʺMoses! Ge dig (genast) av härifrån! Stormännen vill döda dig och överlägger nu om hur de skall gå till väga. Det är mitt ärliga råd; jag hör till dem som vill dig väl.ʺ