Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.

فَلَمَّا اَنْ اَرَادَ اَنْ يَبْطِشَ بِالَّذِي هُوَ عَدُوٌّ لَهُمَا قَالَ يَامُوسَىٰ اَتُرِيدُ اَنْ تَقْتُلَنِي كَمَا قَتَلْتَ نَفْسًا بِالْاَمْسِۗ اِنْ تُرِيدُ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ جَبَّارًا فِي الْاَرْضِ وَمَا تُرِيدُ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْمُصْلِحِينَ

fe lemmā en erāde en yebTişe bi(e)lleƶī huve ǎduvvun le humā ḳāle yā mūsā e turīdu en teḳtulenī ke mā ḳatelte nefsen bi l-emsi in turīdu illā en tekūne cebbāran fī l-erDi ve mā turīdu en tekūne mine l-muSliHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmānihayet
2اَنْen
3اَرَادَerādeر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyince
4اَنْen
5يَبْطِشَyebTişeب ط شSertçe yakalamak, şiddetle bastırmak, ezici güç kullanmak, zorbalık yapmak, hışımla saldırmak, sertlik göstermek, acımasızca davranmak, güç kullanarak ele geçirmekyakalamak
6بِالَّذِيbi(e)lleƶīolanı
7هُوَhuveo
8عَدُوٌّǎduvvunع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmekdüşman
9لَهُمَاle humāikisine de
10قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
11يَامُوسَىٰyā mūsāياموسىEY/HEY/AH Musa
12اَتُرِيدُe turīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).-mi istiyorsun?
13اَنْen
14تَقْتُلَنِيteḳtulenīق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakbeni öldürmek
15كَمَاke māgibi
16قَتَلْتَḳatelteق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaköldürdüğün
17نَفْسًاnefsenن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunanbir canı
18بِالْاَمْسِۗbi l-emsidün
19اِنْin(oysa)
20تُرِيدُturīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istemiyorsun
21اِلَّٓاillādışında bir şey
22اَنْen
23تَكُونَtekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmak
24جَبَّارًاcebbāranج ب رKırık bir durumdan düzeltmek veya yoksulluk durumundan yeterliliğe getirmek. Kırık bir durumdan düzeltilmiş veya azaltılmış. 'Fakir bir insan kırık kemiği olan birine benzetilir ve onun servete kavuşması kemiğin yerine oturtulmasına benzetilir.' Başkasını [iradesine karşı] zorlamak, mecbur etmek, kışkırtmak, teşvik etmek veya ikna etmek. [Hesaplamada] onarım amacıyla bir şeyin eklenmesi. Kendini yüceltme, kibir, gurur, küstahlık, cesur, cüretkar, aşırı, zorba, buyurgan, aşırıya kaçan. Bir kral. 'Hiçbir peygamberlik makamı yoktur ki, birinin kendini yüceltmesi, kibri, gururu veya küstahlığı yoluyla yerine krallık makamı gelmiş olmasın.' Köle, hizmetkar. [Bir şey/kişi için] misilleme veya telafi edici para cezası alınmamış. Uzun boylu, elin erişemeyeceği yükseklikte, [meyvesini kesmek için uzun büyüyen hurma ağacına] tırmanmak ve mükemmelliği korumak.bir zorba
25فِي
26الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
27وَمَاve māve
28تُرِيدُturīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istemiyorsun
29اَنْen
30تَكُونَtekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmak
31مِنَmine-dan
32الْمُصْلِحِينَl-muSliHīneص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.arabulucular-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine düşman olanı tutmak isteyince öbürü, Mûsâ'yı kendi aleyhinde sanıp ey Mûsâ dedi, dün birini öldürdüğün gibi beni de öldürmek istiyorsun galiba; sen, yeryüzünde mutlaka bir cebbar olmak istiyor, arabuluculardan olmayı hiç dilemiyorsun.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine düşman olanı tutmak isteyince öbürü, Mûsâʼyı kendi aleyhinde sanıp ey Mûsâ dedi, dün birini öldürdüğün gibi beni de öldürmek istiyorsun galiba; sen, yeryüzünde mutlaka bir cebbar olmak istiyor, arabuluculardan olmayı hiç dilemiyorsun.

Adem Uğur

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!

Ahmed Hulusi

(Musa) ikisinin de düşmanı olanı (kendi halkından olana tekrar yardım amaçlı olarak) yakalamak isteyince, (o kişi) dedi ki: "Ey Musa. . . Dün birini katlettiğin gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sadece bir zorba olmak istiyorsun buralarda; işleri düzeltmek gibi bir arzun yok!"

Ahmet Tekin

Mûsâ, ikisine de düşman olan adamı sarsarak yakalamak isteyince, adam: 'Ey Mûsâ, dün birini öldürdüğün gibi, beni de mi öldürmek istiyorsun? İlle de, bu ülkede gücüne karşı konulmayan bir zorba olmayı mı arzuluyorsun? Arabulucu olmayı, ortalığı yatıştırmayı istemiyor musun?' dedi.

Ahmet Varol

Sonuçta ikisine de düşman olan kişiyi yakalamak isteyince adam: 'Ey Musa! Dün bir canı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Doğrusu sen yeryüzünde ancak bir zorba olmak istiyorsun; düzeltenlerden olmak istemiyorsun' dedi.

Ali Bulaç

Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun."

Ali Fikri Yavuz

Vakta ki Mûsa, hem kendisine, hem de kendisinden yardım istiyene düşman olanı (bu ikinci Kıptî’yi) yakalamak istedi, (yardım istiyen adam, daha önce kendisine Mûsa tarafından azgın diye hitab edildiğinden, Mûsa kendisini yakalayacak zannederek) şöyle dedi: “- Ey Mûsa! Dün bir adamı öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Ara buluculardan olmayı arzu etmiyorsun da yeryüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun?”

Ali Rıza Safa

Sonunda, ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isteyince, şöyle dedi: "Ey Musa! Dün birisini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek istiyorsun; öyle mi?" "Sen, haksızlıkları düzeltenlerden değil, yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun!"

Bayraktar Bayraklı

Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince, o kişi, "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen arabuluculardan olmayı istemiyorsun, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun" dedi.

Bekir Sadak

Musa, ikisinin de dusmani olan kimseyi yakalamak isteyince: «Ey Musa! Dun bir cana kiydigin gibi bana da mi kiymak istiyorsun? Sen islah edenlerden olmak degil, ancak yeryuzunde bir zorba olmak istiyorsun» dedi.

Celal Yıldırım

Ve hem kendinin, hem de yardım isteyenin düşmanı olan o adamı atılıp yakalamayı arzu ederken, o, «ey Musâ !» dedi, «dün bir cana kıydığın gibi beni de mi öldürmek istiyorsun ? Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmayı arzuluyorsun, ıslâh edenlerden olmak istemiyorsun.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Demek ki sen insanların arasını düzelten değil de bu ülkede zorba biri olmak istiyorsun!” dedi.

Diyanet İşleri

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: 'Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun' dedi.

Diyanet Vakfi

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: «Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Her ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o: "Ey Musa! Dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyor musun?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Deyip de o ikisinin bir düşmanı olan herifi yakalayıvermek isteyince: ya Musa dedi: dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun, ara düzelticilerden olmak istemeyip de yer yüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun

Erhan Aktaş

İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: "Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: "Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: "Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun." dedi.

Fizilal-il Kuran

Nihayet Musa ikisininde düşmanı olan adamı yakalamak isteyince; «Ey Musa! Dün bir canı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde islah edenlerden değil de zorba olmak istiyorsun.» dedi.

Gültekin Onan

Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun."

Hamdi Döndüren

Sonunda ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: “Ey Musa! Dün sen birinin canına kıydığın gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Demek, sen düzelticilerden olmak istemiyorsun da, bu yerde bir zorba olmayı arzu ediyorsun!”

Hasan Basri Çantay

Derken (Musa) ikisinin de düşmanı olan birini yakalamak isteyince (onun bu hareketinin kendisine müteveccih olduğunu sanan istimdada) dedi ki: "Musa, dün bir canı öldürdüğün gibi (şimdi) beni de mi öldürmek istiyorsun?! Ara buluculardan olmayı arzu etmiyorsun da bu yerde ille yaman bir zorba olmak istiyorsun sen"!

Hasib Asutay

(Musa) ikisinin de (9) düşmanı olan (adam)ı yakalamak isteyince, o dedi ki: 'Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Sen bu yerde ancak zorba olmak istiyorsun, uzlaştıranlardan olmak istemiyorsun!' (9. Kendisinin de yardım isteyen adamın da. Çünkü bu onun dininden olmayan bir Kıpti idi.)

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (Mûsâ,) ikisinin de düşmanı olan o kimseyi yakalamak isteyince,(Mûsâ’nın İsrâiloğullarından olan adamı azarlamasından hâdisenin iç yüzünü anlayan kıbtî korkarak) dedi ki: 'Ey Mûsâ! Dün bir adamı öldürdüğün gibi (şimdi de) beni mi öldürmek istiyorsun? Demek (sen), bu memlekette ancak bir zorba olmak istiyorsun da,(arayı) düzelticilerden olmak istemiyorsun!'

İbni Kesir

Derken ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isteyince: Ey Musa, dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmayı değil, yeryüzünde bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.

Mehmet Okuyan

(Musa), her ikisinin (yani hem ölen kişinin hem de kendisinin) düşmanı olan (adam)ı yakalamak isteyince, (adam) ona şöyle demişti: “Ey Musa! Dün bir canı öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde sadece zorbalık istiyorsun; ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.”

Muhammed Esed

Bununla birlikte, yine de ikisinin de (ortak) düşmanı durumundaki kişiyi tam yakalamak üzereyken, bu sonraki: "Ey Musa!" dedi, "Dün öldürdüğün adam gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin tek amacın, haksızlıkları düzelten biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek!"

Mustafa İslamoğlu

Fakat bir yandan da her ikisinin ortak düşmanı olan kimseyi yakalamaya girişmişti. O kişi "Ey Musa!" dedi, "Daha dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Anlaşılan senin arzun haksızları gideren ve düzeltenlerden biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek."

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, her ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak istedi. (O yardım isteyen) Dedi ki: «Mûsa! Beni öldürmek mi istiyorsun? Nasıl ki, dünkü günde bir şahsı öldürmüştün. Sen yerde başka değil, zorba olmak istiyorsun ve sen muslihlerden olmak istemiyorsun.»

Ömer Öngüt

İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam: “Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslâh edenlerden olmayı değil, yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun!” dedi.

Suat Yıldırım

Bununla beraber Mûsa, hem kendisinin hem de soydaşının hasmı olan adamı tutup onları ayırmak isterken soydaşı (kendisini yakalayacağını sanarak):"Ne o, Mûsa!" dedi, "dün bir adam öldürdüğün yetmemiş gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Senin tek isteğin ülkede bir zorba olmaktır, asla ıslah etmek, ara bulmak istemiyorsun."

Süleyman Ateş

Nihayet (Musa) ikisinin de (kendisinin ve yardım isteyenin) düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o dedi ki: "Ey Musa, dün bir canı öldürdüğün gibi şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun."

Süleymaniye Vakfı

İkisinin de düşmanı olan adamın yakasına yapışmak isteyince adam şöyle dedi: "Musa! Daha dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin istediğin, bu ülkede sadece zorba biri olmak. Arayı bulmak isteyenlerden değilsin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa kendisinin ve halkından olan kişinin düşmanını yakalamak isteyince adam dedi ki; "Musa, dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin bu ülkede hedefin sadece zorba biri olmak, yoksa arayı bulmak diye bir niyetin yok."

Şaban Piriş

Musa, kendilerinin düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: -Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: «Ey Musa, dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.»

Ümit Şimşek

İkisinin de düşmanı olan kişiyi tutmak istediğinde, o 'Musa, dedi. 'Akşam birini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Belli ki sen insanların arasını düzeltmeye değil, memlekette bir zorba olup çıkmaya niyetlisin.'

Yaşar Nuri Öztürk

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o şöyle dedi: "Dün bir adamı öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde zorba olmaktan başka bir şey istemiyorsun. Barışseverlerden olmak gibi bir niyetin yok."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa ikisinin də düşməni olan kəsi (misirlini) yaxalamaq istədikdə o dedi: “Ey Musa! Sən dünən birini vurub öldürdüyün kimi, məni də öldürməkmi istəyirsən? Sən yer üzündə ancaq bir zülmkar olmaq istəyirsən. Sən islah edənlərdən olmaq istəmirsən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) onların hər ikisinin (həm özünün, həm də onu köməyə səsləyən yəhudinin) düşməni (olan bu ikinci qibtini) yaxalamaq istədikdə (həmin yəhudi Musanın ona hücum etmək istədiyini zənn edərək) dedi: ″Ya Musa! Sən dünən birini vurub öldürdüyün kimi, mənidəmi öldürmək istəyirsən? Sən yer üzündə (Misir torpağında) ancaq bir zalım olmaq istəyirsən! Sən xeyirxahlıq (insanları islah) edənlərdən olmaq istəmirsən!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er sich anschickte, den zu schlagen, der ihnen beiden Feind war, sagte dieser: ʺO Moses! Willst du mich etwa töten, wie du gestern einen Menschen getötet hast? Du willst wohl nichts anderes als gewalttätig sein auf Erden und willst keineswegs zu den Rechtschaffenen gehören, die das Gute anstreben.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als er nun mit Gewalt denjenigen packen wollte, der ihrer beider Feind war, sagte dieser: ʺO Musa, willst du denn mich töten, wie du gestern eine (Menschen)seele getötet hast? Du willst ja nur ein Gewalttäter im Land sein, und du willst nicht zu den Heilstiftern gehören.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als er sich entschloß, Hand an den Mann zu legen, der ihrer beider Feind war, sagte er: ʺO Moses, willst du mich töten, so wie du gestern einen Menschen getötet hast? Du versuchst nur, ein Tyrann im Land zu werden, und du willst kein Friedensstifter sein.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als er demjenigen, der ein Feind beider war, Gewalt antun wollte, sagte er: ʺMusa! Willst du mich erschlagen, wie du einen Menschen gestern erschlugst? Du willst nur ein rücksichtsloser Gewalttäter im Lande sein, und du willst keineswegs von den gottgefällig Guttuenden sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nevertheless, he felt like attacking the man who was their enemy but in making the attempt the man said to him: "Do you wish O Mussa to kill me as you killed a man yesterday?" "You seem to be eager to exercise power and to play the tyrant in the land and not to brew reform. "

Abdul Haleem

As he was about to attack the man who was an enemy to both of them, the man said, ‘Moses, are you going to kill me as you killed that person yesterday? You clearly want to be a tyrant in the land; you do not intend to put things right.’

Abdullah Yusuf Ali

Then, when he decided to lay hold of the man who was an enemy to both of them, that man said: "O Moses! Is it thy intention to slay me as thou slewest a man yesterday? Thy intention is none other than to become a powerful violent man in the land, and not to be one who sets things right!"

Abul A'la Maududi

And when Moses decided to lay his violent hands on the man belonging to the enemy, he cried out: "Moses, do you intend to kill me as you killed a person yesterday?" You simply want to live in the land as a tyrant, and do not wish to set things right."

Aisha Bewley

But when he was about to grab the man who was their common enemy, he said, ‘Musa! do you want to kill me just as you killed a person yesterday? You only want to be a tyrant in the land; you do not want to be a reformer. ’

Al-Hilali & Khan

Then when he decided to seize the man who was an enemy to both of them, the man said: "O Mûsâ (Moses)! Is it your intention to kill me as you killed a man yesterday? Your aim is nothing but to become a tyrant in the land, and not to be one of those who do right."

Ali Quli Qarai

But when he wanted to strike him who was an enemy of both of them, he said, ‘Moses, do you want to kill me, just like the one you killed yesterday? You just want to be a tyrant in the land, and you do not desire to be of those who bring about reform. ’

Amatul Rahman Omar

And when Moses intended to lay hold of the man (of the day before) who was (now) an enemy to both of them, the man said, `Moses! do you intend to kill me (today) as you killed a person yesterday? You are only trying to figure as a tyrant in the country. You have no mind to be of the promoters of peace.'

Arthur John Arberry

But when he would have assaulted the man who was an enemy to them both, the man said, 'Moses, dost thou' desire to slay me, even as thou slewest a living 'soul yesterday? Thou only desirest to be a tyrant in the land; thou desirest not to be of them that put things right. '

Bijan Moeinian

As Moses was ready to intervene and help the Hebrew man, the latter [misunderstood the remark of Moses and thought that Moses is going to beat him so he] cried out: "O Moses, do you want to kill me today the same way that you killed the other one yesterday? You are indeed stepping toward becoming a tyrant rather than a righteous person. "

E. Henry Palmer

And when he wished to assault him who was the enemy to them both, he said, 'O Moses! dost thou desire to kill me as thou didst kill a person yesterday? thou dost only desire to be a tyrant in the earth; and thou dost not desire to be of those who do right!'

Edip-Layth

But when he was about to strike their common enemy, he said, "O Moses, do you want to kill me, as you killed that person yesterday? Obviously, you wish to be a tyrant on earth; you do not wish to be of the righteous."

George Sale

And when he sought to lay hold on him who was an enemy unto them both, he said, O Moses, dost thou intend to kill me, as thou killedst a man yesterday? Thou seekest only to be an oppressor in the earth, and seekest not to be a reconciler of quarrels.

Hamid S. Aziz

And on the morrow he was in the city, fearing, vigilant. And behold, he whom he had helped the day before, cried again to him for help. Moses said unto him, "Verily, you are obviously quarrelsome (a hothead).

Mahmoud Ghali

Then, as soon as he would have assaulted (the man) who was an enemy to them both, (the man) said, "O Mûsa, would you like to kill me as you killed a person (Literally: a self) yesterday? Decidedly you would like to be nothing except a potentate in the land, and in no way would you like to be one of the reformers. " (i.e., the righteous-doers)

Marmaduke Pickthall

And when he would have fallen upon the man who was an enemy unto them both, he said: O Moses! Wouldst thou kill me as thou didst kill a person yesterday. Thou wouldst be nothing but a tyrant in the land, thou wouldst not be of the reformers.

Mohamed Ahmed - Samira

Then as he was about to lay hands on the one who was their common enemy, he cried out: "O Moses, do you want to kill me as you killed that person yesterday? You only want to be a tyrant in the land and no peacemaker. "

Muhammad Asad

But then as soon as he was about to lay violent hands on the man who was their [common] enemy, the latter exclaimed: "O Moses, dost thou intend to slay me as thou didst slay another man yesterday? Thy sole aim is to become a tyrant in this land, for thou dost not care to be of those who would set things to rights!"

Mustafa Khattab

Then when Moses was about to lay his hands on their foe,[1] the enemy said, "O Moses! Do you intend to kill me as you killed a man yesterday? You only want to be a tyrant in the land. You do not intend to make peace!"

Progressive Muslims

But when he was about to strike their common enemy, he said: "O Moses, do you want to kill me, as you killed that person yesterday Obviously, you wish to be a tyrant on Earth; you do not wish to be of the righteous. "

Sahih International

And when he wanted to strike the one who was an enemy to both of them, he said, "O Moses, do you intend to kill me as you killed someone yesterday? You only want to be a tyrant in the land and do not want to be of the amenders. "

Sam Gerrans

Then when he desired to lay hold upon him who was an enemy to them both, he said: “O Moses: wouldst thou kill me as thou didst kill a soul yesterday? Thou desirest only to be a tyrant in the land, and desirest not to be of those who do right.”

Shabbir Ahmed

But then, as soon as he was about to lay his hands on their enemy the man said, "O Moses! Would you kill me as you killed a person yesterday? Your aim is to become a tyrant in the land, for you care not to be of those who set things right. "

Syed Vickar Ahamed

Then, when he decided to catch the man who was an enemy to both of them, that man said: "O Musa (Moses)! Is it your intention to kill me like you killed a man yesterday? Your intention is nothing except to become a harsh powerful man in the land, and not to be one who sets things right!"

Taqi Usmani

Thereafter when he intended to grasp at the one who was an enemy to both of them, he (i.e. the Israelite) said, "O Mūsā, do you want to kill me as you have killed a person yesterday? Your intention is only to become a tyrant in the land, and you do not intend to be one of the peace-makers."

The Monotheist Group

But when he was about to strike their common enemy, he said: "O Moses, do you want to kill me, as you killed that person yesterday? Obviously, you wish to be a tyrant on the earth; you do not wish to be of the righteous."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand il voulut porter un coup à leur ennemi commun, il (lʹIsraélite) dit: ʺO Moïse, veux-tu me tuer comme tu as tué un homme hier? Tu ne veux être quʹun tyran sur terre; et tu ne veux pas être parmi les bienfaiteursʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema Mûsa xwest wî zilamê (qibtî) ku dijminê her duyan bû bi xurtî bigire, (îsraîlî) got: Ey Mûsa! Tu dixwazî min jî bikujî her wekî te duh yek kuşt? Bes dixwazî tu bibî zordarekî xwinrêj û tu naxwazî bibî ji navbeynkaran?!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar toen hij wilde inslaan op hem die een vijand van hen beiden was zei hij: ʺO Moesa, wil jij mij ook doden zoals jij gisteren iemand gedood hebt? Jij wenst alleen maar een geweldenaar in het land te zijn en wenst niet bij hen die herstel brengen te behoren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij hem, die een vijand van hen beide was, trachtte te grijpen, zeide hij: O Mozes! wilt gij mij dooden, zooals gij gisteren een man hebt gedood? Gij tracht slechts een verdrukker op aarde te wezen, en zoekt niet een bijlegger van twisten te zijn.

Hollandaca — Siregar

Maar toen hij (Môesa) degene wilde grijpen, die een vijand van hen beiden was, zei deze: ʺO Môesa, wil jij mij vermoorden, zoals jij gisteren een ziel gedood hebt? Jij wenst slechts een tiran te worden op de aarde en jij wenst niet tot de verzoeners te behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И после того, как он [Муса] захотел схватить того (копта), который был врагом им обоим [и Мусе и его соплеменнику], (соплеменник, услышав слова Мусы: «Поистине, ты – заблудший явно!» подумал, что Муса хочет схватить его, и испугавшись) сказал (ему): «О, Муса! Разве ты хочешь убить меня, как убил душу вчера? Ты (о, Муса) хочешь быть только тираном на земле (убивая людей), но не хочешь быть из числа примиряющих (людей)». (Услышав это, копт убежал и разгласил эту тайну всем.)

Rusça — Osmanov

И когда [Муса] захотел наброситься на их общего врага, тот сказал: ʺО Муса! Неужели ты хочешь убить меня, как убил человека вчера? Воистину, ты хочешь только бесчинствовать на земле, а не хочешь быть в числе тех, кто творит благое делоʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men just som han skulle slå till den som var fiende till dem båda, sade denne: ʺMoses! Vill du döda mig liksom du i går dödade en (annan) människa? Är det (alltså) ditt mål att bli (ännu) en tyrann i detta land - inte en av dem som försonar och förlikar?ʺ