Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
فَاَصْبَحَ فِي الْمَدِينَةِ خَائِفًا يَتَرَقَّبُ فَاِذَا الَّذِي اسْتَنْصَرَهُ بِالْاَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُ قَالَ لَهُ مُوسٰٓى اِنَّكَ لَغَوِيٌّ مُبِينٌ
fe eSbeHa fī l-medīneti ḣāifen yeteraḳḳabu fe iƶā elleƶī stenSarahu bi l-emsi yesteSriḣuhu ḳāle lehu mūsā inneke le ğaviyyun mubīnun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Korkarak, gözleyip bekleyerek şehirde sabahladı, derken dün kendisinden yardım isteyen, gene birisiyle çekişmedeydi ve gene kendisinden yardım istedi. Mûsâ da ona, şüphe yok ki dedi sen, apaçık bir azgınsın.
Abdulkadir Gölpınarlı
Korkarak, gözleyip bekleyerek şehirde sabahladı, derken dün kendisinden yardım isteyen, gene birisiyle çekişmedeydi ve gene kendisinden yardım istedi. Mûsâ da ona, şüphe yok ki dedi sen, apaçık bir azgınsın.
Adem Uğur
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yardım isteyene) dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!
Ahmed Hulusi
(Musa) şehirde (etrafı) gözetleyerek korku içinde sabahladı. . . Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen (yine) Ona feryat ediyor. . . Musa ona dedi ki: "Muhakkak ki sen apaçık bir azgınsın!"
Ahmet Tekin
Şehirde korku içinde etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse, feryad ederek yine kendisinden yardım istiyor. Bu sefer Mûsâ ona: 'Anlaşılıyor ki, sen, besbelli bir azgınsın' dedi.
Ahmet Varol
Bunun üzerine şehirde korkuyla etrafı gözleyerek sabahladı. Bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen kişi (yine yardım etmesi için) ona bağırıyor. Musa ona: 'Doğrusu sen apaçık azgın birisin' dedi.
Ali Bulaç
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen (kişi, bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın."
Ali Fikri Yavuz
Böylece (Kıptî’yi öldürdüğü) şehirde (yakalanmasından) korkarak sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım istiyen (adam yine başka bir Kıptî’ye karşı) ondan yardım istiyor! Mûsa, ona şöyle dedi: “- Muhakkak sen besbelli bir azgınsın.”
Ali Rıza Safa
Böyle korku içinde gözleyerek, kentte sabahladı. Bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen, Onu yardımına çağırıyor. Musa, ona, dedi ki: "Kuşkusuz, sen, gerçekten apaçık azgın birisin!"
Bayraktar Bayraklı
Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek yine ondan yardım istiyor. Musa, ona dedi ki: "Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın."
Bekir Sadak
sehirde, korku icinde etrafi gozetip dolasarak sabahladi. Dun kendisinden yardim isteyen kimse bagirarak ondan yine yardim istiyordu. Musa ona: «Dogrusu sen besbelli bir azginsin» dedi.
Celal Yıldırım
Bu sebeple Musâ, şehirde korkarak etrafı gözetip sabahladı, derken bir de ne görsün, daha dün kendisinden yardım isteyen adam yine feryâd edip yardım isteğinde bulunuyor ! Musâ ona: «Sen cidden açıkça ortada (dönüp dolaşan) bir azgınsın !» dedi.
Diyanet İşleri
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Diyanet İşleri (eski)
Şehirde, korku içinde etrafı gözetip dolaşarak sabahladı. Dün kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona: 'Doğrusu sen besbelli bir azgınsın' dedi.
Diyanet Vakfi
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yardım isteyene) dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona dedi ki: «Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Derken şehirde korku içinde çevreyi gözetleyerek sabahladı ve birden dün kendisinden yardım isteyenin yine feryad ettiğini gördü ve Musa ona: "Besbelli sen bir yaramazsın!" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken şehirde korku içinde sabahı etti gözetiyordu, baktı ki dün kendisinden yardım istiyen ona yine feryad ediyor, Musa ona besbelli sen yaramazsın dedi
Erhan Aktaş
Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.
Fizilal-il Kuran
Şehirde korku içinde etrafı gözetleyerek sabahladı. Dün kendisinden yardım isteyen kişi bağırarak yine ondan yardım istiyordu. Musa ona; «Besbelli sen bir azgınsın.» dedi.
Gültekin Onan
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen (kişi bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın."
Hamdi Döndüren
Musa, kentte korku içinde, çevreyi gözetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen kimse, bağırarak yine yardım istiyor! Musa ona, “Belli ki sen azgının birisin!” dedi.
Hasan Basri Çantay
Hulasa şehirde korkarak (ve başına gelecek aakıbete) intizaar ederek sabahladı. Bir de ne görsün: Dün kendisinden imdad isteyen (adam yine) ona feryad (ve ondan istimdad) ediyor! Musa ona dedi ki: "Sen hakıykat apaşikar bir azgınsın".
Hasib Asutay
Şehirde korku içinde, (çevreyi) gözeterek sabahladı. Bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen (o adam yine) kendisine feryat ediyor (yardım istiyor). Musa ona dedi ki: 'Doğrusu sen apaçık bir azgınsın.'
Hayrat Neşriyat
Böylece korku içinde kalan bir kimse olarak (ve etrâfı) gözetleyerek şehirde sabahladı; bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen o kimse, (bu sefer başka birkıbtîye karşı) kendisinden (yine) imdâd istiyor! Mûsâ ona: 'Doğrusu sen gerçekten apaçık bir azgınsın!' dedi.
İbni Kesir
Şehirde korku içinde etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dün, kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın.
Mehmet Okuyan
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladıktan sonra bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek tekrar ondan yardım istiyor. (Musa) ona, “Doğrusu sen apaçık bir azgınsın!” demişti.
Muhammed Esed
Böylece, ertesi sabah, korku içinde çevresini gözetleyerek yine şehirde dolaşıyordu; bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen adam (yine) o'nu (yardımına) çağırmıyor mu! Musa, (bu sefer) ona: "Sen gerçekten apaçık bir azgınmışsın!" dedi.
Mustafa İslamoğlu
Ve ertesi sabah, söz konusu kentte endişeyle etrafı kolaçan ederek dolaşıyordu. Fakat o da ne? Dün ondan yardım isteyen adam, kendisini yine yardıma çağırmıyor mu? Musa ona: "Besbelli ki sen iyice zıvanadan çıkmışsın!" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Derken şehirde korkarak, intizar ederek sabahladı. Bir de gördü ki, kendisinden dünkü gün imdat isteyen yine (kendisine feryat ediyor, kendisinden imdat bekliyor). Mûsa ona dedi ki: «Şüphe yok sen elbette apaçık bir azgınsın.»
Ömer Öngüt
Şehirde korku içinde etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün! Dün kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak yine ondan yardım istiyor. Musa ona dedi ki: “Belli ki sen bir azgınsın!”
Suat Yıldırım
Sabaha kadar endişe içinde, etrafı kontrol ederek geceyi geçirdi. Sabahleyin, bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen soydaşı, yine Musa’yı imdadına çağırıyor. Mûsa ona: "Belli ki sen azgının tekisin!" dedi.
Süleyman Ateş
Şehirde korku içinde (sonucu) gözetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen (İsrail oğlu), yine kendisine feryaded(ip yardım ist)iyor. Musa, ona: "Belli ki sen bir azgınsın!" dedi.
Süleymaniye Vakfı
Şehirde, korku içinde çevresini gözleyerek sabahladı. Bir de ne görsün; dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki: "Sen besbelli azgının tekisin!"
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Musa geceyi şehirde geçirdi; sürekli çevresini gözetliyordu. Bir de ne görsün, bir gün önce kendisinden yardım isteyen kişi feryat ederek yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki; "Yaramaz adamın teki olduğun çok açık ."
Şaban Piriş
Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün dün kendisinden yardım isteyen adam, yine feryat edip, yardım istiyordu. Musa ona: -Sen, azgının birisin, dedi.
Tefhim-ul Kuran
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen (kişi, bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: «Sen gerçekten açıkça bir azgınsın.»
Ümit Şimşek
Şehirde etrafı gözetleyerek korku içinde sabahladı. Sonra bir de baktı ki, akşam kendisinden yardım isteyen kişi yine onu yardıma çağırıyor. Musa ona 'Sen açıkçası azgının birisin' dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Kentte, korku içinde sabahladı, göz kulak kesiliyordu. Bir de baktı ki, dün ondan yardım isteyen adam yine onu yardıma çağırıyor. Musa ona dedi ki: "Anlaşıldı, sen, tam azmış bir adamsın."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Səhəri gün qorxu içində ətrafa göz qoya-qoya şəhərə çıxdı. Birdən dünən onu köməyə çağıran kəs yenə fəryad qoparıb onu köməyə çağırdı. Musa ona: “Sən, doğrudan da, açıq-aşkar yolunu azmışın birisən!”– dedi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Beləliklə, (Musa qibtini öldürdüyündən) qorxaraq səhəri şəhərdə nigaranlıq içində qarşıladı. (Bir də nə görsə yaxşıdır!) Dünən ondan imdad diləyən kəs (bu gün də başqa bir qibti ilə vuruşaraq) fəryad çəkib yenə onu köməyə çağırdı. Musa ona dedi: ″Sən (gündə biri ilə vuruşduğun üçün), doğrudan da, açıq-aşkar bir azğınsan!″
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Am Morgen war er dann in der Stadt (in Ägypten) und schaute sich immer wieder ängstlich um. Da kam der Mann, der ihn am Vortag um Beistand gebeten hatte und rief wieder um Hilfe. Da sagte Moses: ʺDu bist eindeutig ein Verirrter, der Streit sucht.ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Am Morgen war er in der Stadt furchtsam und hielt (immer wieder) Ausschau. Auf einmal schrie derjenige, der ihn am Tag zuvor um Hilfe gebeten hatte, zu ihm um Beistand. Musa sagte zu ihm: ʺDu bist offenkundig einer, der wahrlich (zu Gewalttaten) verleitet.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Dann wurde er in der Stadt furchtsam (und war) auf der Hut; und siehe, jener, der ihn zuvor um Hilfe gerufen hatte, schrie nach ihm um Beistand. Da sagte Moses zu ihm: ʺDu bist offensichtlich auf dem falschen Weg.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann wurde er in der Stadt angsterfüllt und beobachtete, da hat derjenige, der ihn tags zuvor um Beistand bat, laut um Hilfe gerufen. Musa sagte ihm: ʺGewiß, du bist ein eindeutiger Fehlgehender.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
From then on he came to be apprehensive of impending danger expecting at any moment to be arrested and prosecuted and either tortured or killed. And in this state of anxiety and fear he met his same co-religionist whom he had helped the day before crying for his help today. Mussa said to Him: "You are indeed quarrelsome and alienated from Allah."
Abdul Haleem
Next morning, he was walking in the city, fearful and vigilant, when suddenly the man he had helped the day before cried out to him for help. Moses said, ‘You are clearly a troublemaker.’
Abdullah Yusuf Ali
So he saw the morning in the city, looking about, in a state of fear, when behold, the man who had, the day before, sought his help called aloud for his help (again). Moses said to him: "Thou art truly, it is clear, a quarrelsome fellow!"
Abul A'la Maududi
The next morning he proceeded to the city in fear and looking around as one apprehensive of danger when all of a sudden, the man who had sought his help the day before again called out to him for his help. Moses said to him: "Clearly, you are a very misguided fellow."
Aisha Bewley
Morning found him in the city, fearful and on his guard. Then suddenly the man who had sought his help the day before, shouted for help from him again. Musa said to him, ‘You are clearly a misguided man.’
Al-Hilali & Khan
So he became afraid, looking about in the city (waiting as to what will be the result of his crime of killing), when behold, the man who had sought his help the day before, called for his help (again). Mûsâ (Moses) said to him: "Verily, you are a plain misleader!"
Ali Quli Qarai
He rose at dawn in the city, fearful and vigilant, when behold, the one who had sought his help the day before, shouted for his help [once again]. Moses said to him, ‘You are indeed manifestly perverse!’
Amatul Rahman Omar
(The next day) early in the morning he entered the city apprehensive (of the enemy and) observing (the situation). And lo! the man who had sought his help the day before (again that day) cried out to him for help. Moses said to him, `You are a misguided fellow, away from the path of peace and piety.'
Arthur John Arberry
Now in the morning he was in the city, fearful and vigilant; and behold, the man who had sought his, succour on the day before cried out to him again. Moses said to him, 'Clearly thou art, a quarreller.'
Bijan Moeinian
The next morning, still under the shock of the incidence, he saw that the same man is engaged in another fight and is asking for his help. Moses replied: "You are certainly a misguided man [always engaged in a new fight.]
E. Henry Palmer
And on the morrow he was afraid in the city, expectant. And behold, he whom he had helped the day before cried (again) to him for aid. Said Moses to Him, 'Verily, thou art obviously quarrelsome.'
Edip-Layth
So he spent the night in the city, afraid and watchful. Then the one who sought his help yesterday, was asking again for his help. Moses said to him: "You are clearly a trouble maker."
George Sale
And the next morning he was afraid in the city, and looked about him, as one apprehensive of danger: And behold, he whom he had assisted the day before, cried out unto him for help a secong time. But Moses said unto him, thou art plainly a quarrelsome fellow.
Hamid S. Aziz
He said, "My Lord! For that you have been gracious to me, I will never more be a supporter of the guilty. "
Mahmoud Ghali
So he became frightened in the city and on the watch. Then, only then, the man who had asked his vindication on the day before screamed to him (for help). Mûsa said to him, "Surely you are indeed an evidently misguided (fellow)."
Marmaduke Pickthall
And morning found him in the city, fearing, vigilant, when behold! he who had appealed to him the day before cried out to him for help. Moses said unto him: Lo! thou art indeed a mere hothead.
Mohamed Ahmed - Samira
In the morning he came to the city, fearful and hesitant. Just then he who had asked him for help the day before called out for help (again). "You are indeed a meddlesome fellow," Moses said to him.
Muhammad Asad
And next morning he found himself in the city, looking fearfully about him, when lo! the one who had sought his help the day before [once again] cried out to him [for help whereupon] Moses said unto him: "Behold, thou art indeed, most clearly, deeply in the wrong!
Mustafa Khattab
And so Moses became fearful, watching out in the city, when suddenly the one who sought his help the day before cried out to him again for help. Moses rebuked him, "Indeed, you are clearly a trouble-maker."
Progressive Muslims
So he spent the night in the city, afraid and watchful. Then the one who sought his help yesterday, was asking again for his help. Moses said to him: "You are clearly a trouble maker."
Sahih International
And he became inside the city fearful and anticipating [exposure], when suddenly the one who sought his help the previous day cried out to him [once again]. Moses said to him, "Indeed, you are an evident, [persistent] deviator."
Sam Gerrans
And in the morning he was in the city, in dread, expectant: — and when he who had sought his help the day before had cried out to him for help, Moses said to him: “Thou art one clearly erring!” —
Shabbir Ahmed
And next morning he was in the city, fearful and vigilant when, behold! The man who had asked him the day before cried out to him for help. Moses said to him, "You are indeed one erring manifestly."
Syed Vickar Ahamed
So he saw the morning in the City, (still) looking around in a state of fear, when look! The man who had wanted his help, the previous day, called loudly for his help (again). Musa (Moses) said to him: "Clearly, you are truly a quarrelsome fellow!"
Taqi Usmani
Then next morning he was fearful in the city, waiting (for what comes next) when the man who sought his help the day before, shouted to him for help (again). Mūsā said to him, "You are surely a clear trouble-maker."
The Monotheist Group
So he spent the night in the city, afraid and watchful. Then the one who sought his help yesterday, was asking again for his help. Moses said to him: "You are clearly a trouble maker."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Le lendemain matin, il se trouva en ville, craintif et regardant autour de lui, quand voilà que celui qui lui avait demandé secours la veille, lʹappelait à grands cris. Moïse lui dit: ʺTu es certes un provocateur déclaréʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Êdî Mûsa, di nav bajêr de bi tirs dima, çavdêrî li xwe dikir (da ku ji ber kuştina mirovê Firewn tiştek neyê serê wî). Ji nişka ve dît ew ê ku duh arîkarî jê xwestî, dîsa hawara xwe digihînê. Mûsa jê re got: Bêguman tu rêşaşkerekî aşkera yî!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
ʹs Morgens begon hij bang te worden en om zich heen te kijken. En daar was hij die hem de vorige dag om hulp had gevraagd die (weer) om hulp schreeuwde. Moesa zei tot hem: ʺJij bent duidelijk misleid.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
En den volgenden ochtend was hij bevreesd in de stad, en toen zag hij om zich heen, als vreesde hij gevaar; en ziet, hij dien hij den vorigen dag had bijgestaan, riep hem toe hem ten tweeden male te helpen. Maar Mozes zeide tot hem: Gij zijt een krakeelzuchtige.
Hollandaca — Siregar
Toen werd hij bang in de stad en was op zijn hoede, toen daar degene was die de vorige dag om zijn hulp gevraagd had. Hij vroeg hem (opnieuw) om hulp. Môesa zei tot hem: ʺVoorwaar, jij bent zeker een duidelijk dwalende.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И наутро он [Муса] (снова) оказался в городе (в котором он совершил убийство), боясь, и проявляя осмотрительность [прислушиваясь к тому, что говорят люди о вчерашнем убийстве]. Вдруг (Муса увидел как) тот [его соплеменник], который звал его на помощь вчера (когда сражался с одним человеком), (сегодня уже дерется с другим человеком) (и) опять кричит к нему (зовя на помощь). (И) сказал ему Муса: «Поистине, ты – заблудший явно (потому что дерешься с теми, кто тебе не под силу)!»
Rusça — Osmanov
На другой день утром он вышел в город, с опаской оглядываясь [по сторонам], как вдруг тот, кто попросил у него помощи накануне, вновь воззвал о подмоге. Но Муса только ответил: ʺТы явно сошел с пути истиныʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Följande morgon fann honom (vandrande) i staden, orolig och på sin vakt (mot varje fara). Då hörde han plötsligt den som föregående dag hade begärt hans hjälp vädja till honom (på nytt). Moses sade till honom: ʺDu är tydligen en av dem som brukar ställa till bråk!ʺ