Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.

فَخَرَجَ مِنْهَا خَائِفًا يَتَرَقَّبُ قَالَ رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

fe ḣarace minhā ḣāifen yeteraḳḳabu ḳāle rabbi neccinī mine l-ḳavmi Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَخَرَجَfe ḣaraceخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmak(Musa) çıktı
2مِنْهَاminhāoradan
3خَائِفًاḣāifenخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorka korka
4يَتَرَقَّبُyeteraḳḳabuر ق بKorumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü için anlaşma yapmış esir, bu nedenle firriqab ifadesi kölelerin veya esirlerin fidye ile serbest bırakılması anlamına gelir, tekili raqabah'tır. Murtaqib - gözetleyen, koruyan vb.kollayarak
5قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
6رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
7نَجِّنِيneccinīن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.beni kurtar
8مِنَmine-den
9الْقَوْمِl-ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavim-
10الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalim

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mûsâ, korkarak, çekinip gözetleyerek şehirden çıktı ve Rabbim dedi, sen beni zâlim topluluktan kurtar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Mûsâ, korkarak, çekinip gözetleyerek şehirden çıktı ve Rabbim dedi, sen beni zâlim topluluktan kurtar.

Adem Uğur

Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi.

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine (Musa) korkarak, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. . . (Musa) dedi ki: "Rabbim, zalim toplumdan beni kurtar!"

Ahmet Tekin

Mûsâ korka korka, etrafı gözetleyerek şehirden çıktı. 'Rabbim, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, insanları köleleştirmekte devam eden zâlim, müşrik bir kavimden beni kurtar' dedi.

Ahmet Varol

Bunun üzerine korkuyla etrafı gözetleyerek oradan çıktı. 'Rabbim! Beni zalimler topluluğundan kurtar' dedi.

Ali Bulaç

Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: "Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Mûsa korkarak ve sağı solu gözetliyerek hemen şehirden çıktı; şöyle dedi: “- Ey Rabbim! Beni bu zalimler kavminden kurtar.”

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, korku içinde bakınarak çıkıp gitti. Dedi ki: "Efendim! Haksızlık yapanlar toplumundan beni kurtar!"

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Musa, korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çıktı. "Ey Rabbim! Beni, zalim toplumdan kurtar!" dedi.

Bekir Sadak

Musa, korku icinde cevresini gozetleyerek oradan cikti. «Rabbim! Beni zalim milletten kurtar» dedi. *

Celal Yıldırım

Bu haber üzerine Musâ, korku içinde etrafı gözeterek çıktı (da şehirden uzaklaştı): «Ey Rabbim! Beni şu zâlim milletten kurtar» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek oradan ayrıldı. “Rabbim!Beni zalimler topluluğundan kurtar” dedi.

Diyanet İşleri

Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Musa, korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çıktı. 'Rabbim! Beni zalim milletten kurtar' dedi.

Diyanet Vakfi

Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. «Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. «Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hemen korku içinde çevreyi gözetleyerek şehirden çıktı ve: "Ey Rabbim, kurtar beni bu zalim kavimden!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal oradan korku ile çıktı gözetiyordu, dedi: ya rabbi! kurtar beni bu zalim kavmden

Erhan Aktaş

Bunun üzerine korku içinde etrafı kollayarak oradan ayrıldı: "Rabb'im! Beni bu zalim halktan kurtar." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine korku içinde etrafı kollayarak oradan ayrıldı: "Rabb'im! Beni bu zalim halktan kurtar." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine korku içinde etrafı kollayarak oradan ayrıldı: "Rabb'im! Beni bu zalim halktan kurtar." dedi.

Fizilal-il Kuran

Musa, korku içinde çevresini gözetleyerek şehirden çıktı. «Rabb'im! Beni şu zalim kavimden kurtar.» dedi.

Gültekin Onan

Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: "Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar" dedi.

Hamdi Döndüren

Musa hemen, korku içinde çevreyi gözetleyerek kentten çıktı. “Ey Rabbim! Beni bu zâlim toplumdan kurtar!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (Musa) korkarak (ve etrafı) gözetleyerek oradan çıkdı. "Rabbim, dedi, beni o zaalimler güruhundan kurtar".

Hasib Asutay

Böylece (Musa) korku içinde (çevreyi) gözetleyerek oradan çıktı; 'Rabbim beni bu zalimler toplumundan kurtar' dedi.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (Mûsâ) korkuya kapılan biri olarak (ve etrâfı) gözetleyerek oradan(şehirden) çıktı. 'Rabbim! Beni bu zâlimler topluluğundan kurtar!' dedi.

İbni Kesir

Bunun üzerine korku içinde gözetleyerek oradan çıktı ve: Rabbım; beni, o zalimler güruhundan kurtar, dedi.

Mehmet Okuyan

(Musa) korku içinde, (etrafı) gözetleyerek şehirden çıkmış (ve) “Rabbim! Beni zalimler topluluğundan koru!” diye dua etmişti.

Muhammed Esed

Bunun üzerine (Musa) korku içinde çevresine bakınarak ve "Ey Rabbim, zalimlere karşı beni koru!" diye dua ederek oradan uzaklaştı.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine, korku dolu gözlerle etrafa bakınarak orayı terk ederken, bir yandan şöyle yakarıyordu: "Rabbim! Beni şu zalim toplumun elinden kurtar!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun üzerine (Hazreti Mûsa da) oradan korkar ve gözetir olarak çıktı. «Yarabbi! beni o zalimlerden olan kavimden necâta erdir» dedi.

Ömer Öngüt

Bunun üzerine korku içinde etrafı gözetleyerek oradan çıktı. “Rabbim! Beni şu zâlimler gürûhundan kurtar. ” dedi.

Suat Yıldırım

Hemen oradan ayrılıp, hep etrafını kontrol ederek endişe içinde şehirden çıktı ve:"Şu zalimler güruhunun elinden beni halas eyle ya Rabbî!" diye yalvardı.

Süleyman Ateş

(Musa, etrafı) kollayarak, korka korka oradan çıktı: "Rabbim, beni şu zalim kavimden kurtar!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Musa korku içinde, çevreyi gözleye gözleye oradan çıktı. "Rabbim, beni yanlışlar içindeki bu topluluktan kurtar!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa korku içinde, ortalığı gözetleye gözetleye şehri terk etti. "Rabbim! Beni bu zalimler topluluğunun elinden kurtar" dedi.

Şaban Piriş

Bunun üzerine korku içinde etrafını gözetleyerek oradan çıkıp gitti. -Rabbim, dedi. Beni zalim kavimden kurtar.

Tefhim-ul Kuran

Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: «Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar» dedi.

Ümit Şimşek

Musa şehirden korku içinde ve etrafı gözetleyerek çıktı. 'Yâ Rabbi, beni zalimler güruhundan kurtar' diyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine Musa, oradan korka korka çıktı. Her yanı gözlüyordu. Şöyle yakardı: "Rabbim, beni şu zalimler topluluğundan kurtar!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa qorxu içində ətrafa baxa-baxa oradan çıxıb: “Ey Rəbbim! Məni zalım adamların əlindən qurtar!”– dedi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) qorxu içində (ətrafına) göz qoya-qoya oradan (şəhərdən) çıxıb: ″Ey Rəbbim! Məni bu zalım tayfanın əlindən qurtar!″ – dedi.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

So ging er furchtsam aus ihr fort und hielt (immer wieder) Ausschau. Er sagte: ʺMein Herr, errette mich von dem ungerechten Volk.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da zog er furchtsam aus ihr hinaus und spähte umher. Er sagte: ʺMein Herr rette mich vor dem ungerechten Volk.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann ging er von ihr heraus angsterfüllt und beobachtete, er sagte: ʺMein HERR! Errette mich vor den unrecht-begehenden Leuten!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Mussa took the man's advice and left the city in a state of anxiety and fear expecting to be seized with a calamity at any moment. Feeling helpless he invoked Allah for help, thus: "Protect me O Allah, my Creator. and save me from the people who are wrongful of actions."

Abdul Haleem

So Moses left the city, fearful and wary, and prayed, ‘My Lord, save me from people who do wrong.’

Abdullah Yusuf Ali

He therefore got away therefrom, looking about, in a state of fear. He prayed "O my Lord! save me from people given to wrong-doing."

Abul A'la Maududi

Soon after hearing this Moses departed in a state of fear, looking around as one in apprehension and prayed: "My Lord, deliver me from these unjust people."

Aisha Bewley

So he left there fearful and on his guard, saying, ‘My Lord, rescue me from the people of the wrongdoers!’

Al-Hilali & Khan

So he escaped from there, looking about in a state of fear. He said: "My Lord! Save me from the people who are Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)!"

Ali Quli Qarai

So he left the city, fearful and vigilant. He said, ‘My Lord! Deliver me from the wrongdoing lot.’

Amatul Rahman Omar

So (Moses) left that (city) in fear and he kept watching (around) carefully. He said (praying at that time), `My Lord! deliver me from the unjust people.'

Arthur John Arberry

So he departed therefrom, fearful and vigilant; he said, 'My Lord, deliver me from the people of the evildoers. '

Bijan Moeinian

Moses then fled the town in fear and prayed: "O Lord save me from these wicked people. "

E. Henry Palmer

So he went forth therefrom, afraid and expectant. Said he, 'Lord, save me from the unjust people!'

Edip-Layth

He exited the city, afraid and watchful. He said, "My Lord, save me from the wicked people."

George Sale

Wherefore he departed out of the city in great fear, looking this way and that, lest he should be pursued. And he said, O Lord, deliver me from the unjust people.

Hamid S. Aziz

And a man came from the remote parts of the city running. He said, "O Moses! Verily, the chiefs are deliberating concerning you to slay you; therefore go forth; verily, I am to you a sincere adviser!"

Mahmoud Ghali

So he went out of it, frightened and on the watch. He said, "Lord! Safely deliver me from the unjust people."

Marmaduke Pickthall

So he escaped from thence, fearing, vigilant. He said: My Lord! Deliver me from the wrongdoing folk.

Mohamed Ahmed - Samira

So he left the city, fearful and hesitant, (and) prayed: "O Lord, deliver me from these wicked people. "

Muhammad Asad

So he went forth from thence, looking fearfully about him, and prayed: "O my Sustainer! Save me from all evildoing folk!"

Mustafa Khattab

So Moses left the city in a state of fear and caution, praying, "My Lord! Deliver me from the wrongdoing people."

Progressive Muslims

He exited the city, afraid and watchful. He said: "My Lord, save me from the wicked people."

Sahih International

So he left it, fearful and anticipating [apprehension]. He said, "My Lord, save me from the wrongdoing people."

Sam Gerrans

And he went out therefrom in dread, expectant. He said: “My Lord: deliver Thou me from the wrongdoing people.”

Shabbir Ahmed

So he escaped from there, fearful, vigilant. He said, "My Lord! Save me from the oppressive people."

Syed Vickar Ahamed

Therefore he got away from there, looking around (still) in a state of fear. He prayed: "O my Lord! Save me from people used to doing wrong."

Taqi Usmani

So, he went out of it (the city), looking around in a state of fear. He said, "O my Lord, save me from the cruel people."

The Monotheist Group

He exited the city, afraid and watchful. He said: "My Lord, save me from the wicked people."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il sortit de là, craintif, regardant autour de lui. Il dit: ʺSeigneur, sauve-moi de (ce) peuple injuste!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî Mûsa bi tirs û saw ji bajêr derket, li xwe çavnêrî dikir û got: Xwedayê min! Min ji vê civata zalim rizgar bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij ging er dus bang en om zich heen kijkend weg. Hij zei: ʺMijn Heer, red mij van de mensen die onrecht plegen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom verliet hij de stad in groote vrees, dan eens naar dezen, dan weder naar genen weg ziende, of men hem ook vervolgde. En hij zeide: O Heer! verlos mij van de onrechtvaardigen.

Hollandaca — Siregar

Daarom vertrok hij van daar, vrezend en op zijn hoede. Hij zei: ʺMijn Heer, red mij van het onrechtvaardige volk.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И вышел он оттуда [из страны Фараона] со страхом, и проявляя осмотрительность [оглядываясь, не преследуют ли его]. (И Муса) сказал: «Господи, спаси меня от людей, (которые являются) злодеями!»

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då lämnade han (staden), orolig och på sin vakt (mot varje fara). (Och) han bad: ʺHerre, rädda mig från detta orättfärdiga folk!ʺ