Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"

حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫ قَالَ اَكَذَّبْتُمْ بِاٰيَاتِي وَلَمْ تُحِيطُوا بِهَا عِلْمًا اَمَّاذَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Hattā iƶā cā'ū ḳāle e keƶƶebtum bi āyātī ve lem tuHīTū bihā ǐlmen emmāƶā kuntum teǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1حَتّٰٓىHattānihayet
2اِذَاiƶā
3جَٓاؤُ۫cā'ūج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiklerinde
4قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Allah onlara) der ki
5اَكَذَّبْتُمْe keƶƶebtumك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanladınız mı?
6بِاٰيَاتِيbi āyātīا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimi
7وَلَمْve lem
8تُحِيطُواtuHīTūح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.anlamadığınız halde
9بِهَاbihāonları
10عِلْمًاǐlmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameilmen
11اَمَّاذَاemmāƶāyoksa nedir?
12كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
13تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonunda, onlar geldi mi, delillerimi bir bilgi edinip kavramadığınız halde yalanladınız mı, neydi o yaptığınız der.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonunda, onlar geldi mi, delillerimi bir bilgi edinip kavramadığınız halde yalanladınız mı, neydi o yaptığınız der.

Adem Uğur

Nihayet, (hesap yerine) geldikleri zaman Allah buyurur: Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Değilse yaptığınız neydi?

Ahmed Hulusi

Nihayet geldiklerinde (Allah) dedi ki: "İlminizin kapsamı dışında olduğu halde işaretlerimi yalanlamaya kalktınız? Neydi bu yaptığınız?"

Ahmet Tekin

Nihayet hesap yerine geldikleri vakit Allah: 'Âyetlerimin, Kur’ân’ımın ne olduğunu kavramadan, anlama gayreti göstermeden âyetlerimi mi yalanladınız? Yalanlamadınızsa bu amelleriniz ne?' buyurur.

Ahmet Varol

Sonuçda (hesap yerine) geldiklerinde (Allah) der ki: 'Siz benim ayetlerimi bilgi yönünden kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?'

Ali Bulaç

Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: "Siz benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"

Ali Fikri Yavuz

Nihayet hesap yerine geldikleri vakit, Allah buyurur ki: “- Siz benim âyetlerimi ilim bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?”

Ali Rıza Safa

Sonunda geldiklerinde, şöyle diyecek: "Bilginizle kavrayamayınca, ayetlerimizi yalanladınız; öyle mi?" "Öyle değilse, yaptığınız neydi?"

Bayraktar Bayraklı

Nihayet, hesap yerine geldikleri zaman Allah şöyle buyurur: "Siz benim ayetlerimi iyice anlamadan yalan saydınız, öyle mi? Değilse, yaptığınız ne idi?"

Bekir Sadak

Geldikleri zaman Allah: «Ayetlerimi anlamadiginiz halde yalanladiniz mi? Yoksa yaptiginiz neydi?» der.

Celal Yıldırım

Sonunda (Mahşer alanına) geldiklerinde, (Allah onlara) «siz âyetlerimi anlayıp kavrayamazken onları yalan mı saydınız ? Yoksa neler yapıyordunuz?» der.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nihayet oraya geldikleri zaman Allah buyurur: “Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Değilse yaptığınız neydi?”

Diyanet İşleri

Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"

Diyanet İşleri (eski)

Geldikleri zaman Allah: 'Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?' der.

Diyanet Vakfi

Nihayet, (hesap yerine) geldikleri zaman Allah buyurur: Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Değilse yaptığınız neydi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: «Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet geldikleri zaman, Allah: "Siz, Benim ayetlerimi, onları ilmen kavramadığınız halde yalanladınız mı? Değilse ne yapıyordunuz?" buyurur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet geldikleri vakıt: siz benim ayetlerimi ılmen kavramadığınız halde tekzib mi ettiniz? Yoksa ne yapıyordunuz

Erhan Aktaş

Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız[1] da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.

Fizilal-il Kuran

Hesaplaşma yerine geldiklerinde Allah, onlara der ki; «Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız, değil mi? Yoksa yaptığınız, başka neydi ki?»

Gültekin Onan

Nihayet geldikleri zaman, (Tanrı) der ki: "Siz benim ayetlerimi bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"

Hamdi Döndüren

Sonunda, hesap yerine geldiklerinde, Allah şöyle der: “Siz Benim ayetlerimi, ne olduğunu anlamadan mı yalanladınız? Yoksa yaptığınız neydi?”

Hasan Basri Çantay

Nihayet (hesab yerine) geldikleri zaman (Allah) buyurur ki: "Siz benim ayetlerimi, onları hiçbir bilgi ile kavramadığınız halde (körü körüne), tekzib mi etdiniz? Ne idi o ısraar ile yapdığınız"?

Hasib Asutay

Sonunda (hesap yerine) geldikleri zaman (Allah) der ki: 'Siz benim âyetlerimi bilgi bakımından onları kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yaptınız?'

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (oraya) geldikleri zaman (Allah onlara): 'Kendilerini ilmen kavramadığınız hâlde, ayetlerimi yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?' buyurur.

İbni Kesir

Nihayet geldikleri zaman; buyurur ki: Siz, Benim ayetlerimi anlamadığınız halde mi yalanladınız? Yoksa yaptığınız ne idi.

Mehmet Okuyan

Sonunda, (hesap yerine) geldikleri zaman (Allah) kendilerine şöyle soracaktır: “Bilip kavramadan ayetlerimi yalanladınız, öyle mi? (Değilse, bu) yaptığınız neydi?”

Muhammed Esed

öyle ki, (yargı önüne) çıktıkları zaman, Allah, onlara: "(Doğru düşünce ve) bilgi yoluyla üstesinden gelemeyince tutup mesajlarımızı yalanlamaya kalktınız, öyle mi? Peki, bu yaptığınız neydi öyleyse?" diyecek.

Mustafa İslamoğlu

Ta ki (huzura) geldikleri zaman, (Allah) onlara "Aklınızın kapasitesi onları kavramaya yetmediği için ayetlerimizi yalanlamaya mı kalktınız? Eğer öyle değilse, bugüne dek ne hazırladınız?" diyecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet geldikleri vakit (Hak Teâlâ) buyurur ki: «Benim âyetlerimi ilmen ihata edemez olduğunuz halde onları tekzîp mi ettiniz. Yoksa sizin yapar olduğunuz şey ne idi?»

Ömer Öngüt

Nihayet (hesap yerine) geldikleri zaman Allah buyurur: “Siz benim âyetlerimi ilminiz ihata etmediği (kapsamadığı) halde yalanladınız öyle mi? Değilse yaptığınız neydi?”

Suat Yıldırım

Nihayet hesap yerine vardıklarında Allah Teâlâ: "Demek siz ayetlerimin ne olduğunu iyice anlamadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa ne yaptınız?"

Süleyman Ateş

(Divanına) Geldiklerinde (Allah onlara) der: "Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yaptınız?"

Süleymaniye Vakfı

(Hesap verme yerine) Geldiklerinde Allah şöyle der: "Tam bir bilgi sahibi olmadan ayetlerim karşısında yalana mı sarıldınız? Yoksa yaptığınız neydi?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Huzurumuza geldiklerinde de onlara şöyle denir: "Anlayıp dinlemeden ayetlerimiz karşısında yalan mı söylediniz? Ya da neydi o yapıp ettikleriniz?"

Şaban Piriş

Hepsi geldiği zaman: -Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der.

Tefhim-ul Kuran

Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: «Siz benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?»

Ümit Şimşek

Huzuruna geldiklerinde, Allah buyurur: 'Hiçbir şeyini kavramadan Benim âyetlerimi inkâr ettiniz, öyle mi? Değilse bu yaptığınız neydi?'

Yaşar Nuri Öztürk

Geldiklerinde Allah onlara: "Ayetlerimizi, ilminiz onları kuşatmadığı halde inkar mı ettiniz yoksa ne yapıyordunuz?" der.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət haqq-hesab yerinə gəldikləri zaman Allah deyər: “Ayələrimi başa düşmədiyiniz halda, onları yalanmı saydınız? Bəs siz nə iş görürdünüz?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (haqq-hesab yerinə) gəlib çatdıqda (Allah) buyurar: ″Ayələrimizi anlamadığınız (bilmədiyiniz) halda, onları yalanmı hesab edirdiniz? Yaxud siz (dünyada) nə edirdiniz? (O nə iş idi ki, görürdünüz?)″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie Uns vorgeführt werden, sagen Wir ihnen: ʺHabt ihr meine Zeichen für Lügen erklärt, ohne darüber Bescheid zu wissen? Oder was habt ihr gemacht?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

bis Er sprechen wird, wenn sie kommen: ʺHabt ihr Meine Zeichen für Lüge erklärt, obwohl ihr sie nicht kanntet? Oder was war es, was ihr tatet?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Wenn sie dann kommen, sagt ER: ʺHabt ihr Meine Ayat der Lüge bezichtigt und über sie kein Wissen erfaßt, oder was pflegtet ihr zu tun?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Until they have all assembled before Him for judgement. Then shall He question them "Did you not deny My revelations and authoritative divine signs when you did know their significance! What was it you were doing and what was it you had in mind?"

Abdul Haleem

until, when they come before Him, He will say, ‘Did you deny My messages without even taking them in? Or what were you doing?’

Abdullah Yusuf Ali

Until, when they come (before the Judgment-seat), (Allah) will say: "Did ye reject My Signs, though ye comprehended them not in knowledge, or what was it ye did?"

Abul A'la Maududi

until, when all of them have arrived, Allah will say: "Did you give the lie to My Signs even without encompassing them with your knowledge? If that is not so, what did you do?"

Aisha Bewley

Then when they arrive He will say, ‘Did you deny My Signs even though you did not have proper knowledge of them. What were you doing?’

Al-Hilali & Khan

Till, when they come (before their Lord at the place of reckoning), He will say: "Did you deny My Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) whereas you comprehended them not by knowledge (of their truth or falsehood), or what (else) was it that you used to do?"

Ali Quli Qarai

When they come, He will say, ‘Did you deny My signs without comprehending them in knowledge? What was it that you used to do?’

Amatul Rahman Omar

Until when they arrive (before their Lord) He will say, `Did you not cry lies to My Messages before you had gained full knowledge about them? Or what (else) was it that you had been doing (about them)?'

Arthur John Arberry

till, when they are come, He shall say, 'Did you cry lies to My signs, not comprehending them in knowledge, or what have you been doing?'

Bijan Moeinian

When they are all gathered, then I will say: "You refused my revelations without giving them any thought. Is it not what you did?"

E. Henry Palmer

until they come, and He will say, 'Did ye say my signs were lies, when ye had compassed no knowledge thereof? or what is it that ye were doing?'

Edip-Layth

Until they have come, He will say, "Have you denied My signs while you had no explicit knowledge of them? What were you doing?"

George Sale

until they shall arrive at the place of judgment. And God shall say unto them, have ye charged my signs with falsehood, although ye comprehended them not with your knowledge? Or what is it that ye were doing?

Hamid S. Aziz

And the Day when We will gather from every nation a troop of those who denied our revelations, and they shall be marshalled;

Mahmoud Ghali

Until, when they come, He will say, "Did you cry lies to My signs, and did (you) not encompass them in knowledge, or what were you doing?"

Marmaduke Pickthall

Till, when they come (before their Lord), He will say: Did ye deny My revelations when ye could not compass them in knowledge, or what was it that ye did?

Mohamed Ahmed - Samira

So that when they come (before the Lord) He will say: "Did you deny My signs without having understood them? Or what was it that you were doing?"

Muhammad Asad

until such a time as they shall come [to be judged. And] He will say: "Did you give the lie to My messages even though you failed to encompass them with [your] knowledge? Or what was it that [you thought] you were doing?"

Mustafa Khattab

When they ˹finally˺ come before their Lord, He will ask ˹them˺, "Did you deny My revelations without ˹even˺ comprehending them? Or what ˹exactly˺ did you do?"

Progressive Muslims

Until they have come, He will Say: "Have you denied My revelations while you had no explicit knowledge of them What were you doing"

Sahih International

Until, when they arrive [at the place of Judgement], He will say, "Did you deny My signs while you encompassed them not in knowledge, or what [was it that] you were doing?"

Sam Gerrans

When they have come, He will say: “Did you deny My proofs, when you had not encompassed them in knowledge? Or what was it you did?”

Shabbir Ahmed

Till when they come worn out, (the Truth will become manifest to them, saying), "Did you deny My Messages because you failed to use your knowledge? Or what else was it that you were doing?" (10:39).

Syed Vickar Ahamed

Until, when they come (for Judgment, Allah), will say: "Did you reject My Signs, even though you did not understand them with (any) knowledge, or what you were doing?"

Taqi Usmani

Until when they will come, He (Allah) will say, "Did you reject My verses while you did not comprehend them with knowledge, or what was it that you used to do?

The Monotheist Group

Then, when they have come, He will say: "Have you denied My revelations while you had no explicit knowledge of them? What were you doing?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

puis, quand ils seront arrivés, (Allah) dira: ʺAvez-vous traité de mensonges Mes signes sans les avoir embrassés de votre savoir? Ou que faisiez-vous donc?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heta Gava ku ew bên (meydana hesabê, Xwedê ji wan re) dibêje: Erê ma digel ku zanebûna we tam pê tunebû jî we înkara ayetên min dikir? (Ku ne wiha be) Nexwe çibû ku we dikir?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij dan komen, zegt Hij: ʺHebben jullie Mijn tekenen geloochend, hoewel jullie ze niet met kennis konden omvatten? Of wat hebben jullie gedaan?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot zij op de plaats des oordeels zullen aangekomen zijn. En God zal tot hen zeggen: Hebt gij mijne teekens van valschheid beschuldigd, hoezeer gij die met uwe kennis niet begrijpt? Of welke beweegreden hebt gij om aldus te handelen?

Hollandaca — Siregar

Totdat, wanneer zij komen, Hij zal zeggen: ʺHebben jullie Mijn Tekenen geloochend, die jullie niet met kennis omvatten? Of wat was het, dat jullie plachten te doen?ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Когда они предстанут [перед Аллахом], Он спросит: ʺНеужели вы отвергли Мои знамения, не постигнув [их смысла]? Так что же вы делали?ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och när de stiger fram, skall Han säga: ʺPåstod ni att Våra budskap är lögn, därför att ni med era (klena) kunskaper inte fattade dem? Eller vad gjorde ni?ʺ