O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا

ve huve elleƶī merace l-baHrayni hāƶā ǎƶbun furātun ve hāƶā milHun ucācun ve ceǎle beynehumā berzeḣen ve Hicran meHcūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَهُوَve huveve O
2الَّذِيelleƶī
3مَرَجَmeraceم ر جOtlak, karışık (bir şeyin diğeriyle), akış ve serbest akış (ayrı varlıklar olarak), ortaya koymak, bozulmuş/çürümüş/yozlaşmış/zarar görmüş/rahatsız edilmiş/dengesiz/kafası karışıkbirbirine salmıştır
4الْبَحْرَيْنِl-baHrayniب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilginiki denizi
5هٰذَاhāƶābu
6عَذْبٌǎƶbunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12tatlı
7فُرَاتٌfurātunف ر تTatlı olmak (su), susuzluğu gidermek, Fırat/Dicle.susuzluğu giderici
8وَهٰذَاve hāƶāve bu
9مِلْحٌmilHunم ل حEmzirmek veya süt vermek, tuzlu veya acı olmak, şişmanlamak, güzel/hoş/sevimli olmak, göze veya kulağa hoş gelmek, griye veya beyaza çalan, birini süt kardeş olarak benimsemektuzlu
10اُجَاجٌucācunا ج جAğızda yanma, acı/sıcak/tuzlu, içilemez.ve acıdır
11وَجَعَلَve ceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve koymuştur
12بَيْنَهُمَاbeynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinikisinin arasına
13بَرْزَخًاberzeḣenbir engel
14وَحِجْرًاve Hicranح ج رMahrum bırakmak, sertleştirmek, gizlemek, direnmek, yasaklamak, engellemek, önlemek, (bir yere) erişimi yasaklamak. Bir kişi veya şeyden alıkoymak/engellemek/men etmek/esirgemek/kısıtlamak, yasaklamak/yasak koymak/ketlemek/yasaklamak, bir şeyin sınırını çizmek veya kapamak, deve veya hayvanın gözü etrafına yanık bir işaret koymak, kuşatmak, bir şeyi bir kişi için yasak veya izin verilmez kılmak, cesaret bulmak veya cesaretlendirilmek, boğazını keserek kesmek. hajar - bir kaya/taş veya kaya kütlesi.ve bir perde
15مَحْجُورًاmeHcūranح ج رMahrum bırakmak, sertleştirmek, gizlemek, direnmek, yasaklamak, engellemek, önlemek, (bir yere) erişimi yasaklamak. Bir kişi veya şeyden alıkoymak/engellemek/men etmek/esirgemek/kısıtlamak, yasaklamak/yasak koymak/ketlemek/yasaklamak, bir şeyin sınırını çizmek veya kapamak, deve veya hayvanın gözü etrafına yanık bir işaret koymak, kuşatmak, bir şeyi bir kişi için yasak veya izin verilmez kılmak, cesaret bulmak veya cesaretlendirilmek, boğazını keserek kesmek. hajar - bir kaya/taş veya kaya kütlesi.kavuşmalarına engel

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.

Adem Uğur

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.

Ahmed Hulusi

"HU" ki. . . İki deryayı (şuur ve bilinç - beden) birbirine salan; biri tatlı mı tatlı bir su (orijin benlik - insani mana), diğeri ise tuzlu ve acıdır (kendini hayvani beden kabullenmiş oluşmuş benlik - bilinç)! Bu ikisinin arasında da bir berzah (engel, perde); hicri mehcur (zıddıyet - düşmanlık); bir engel oluşturdu ('Birbirinize düşman olarak inin' ayetini hatırlayalım. A. H. )!

Ahmet Tekin

O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.

Ahmet Varol

İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.

Ali Bulaç

İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

Ali Fikri Yavuz

O Allah’dır ki, iki denizi (veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak) salıverdi: Şu (birisi) tatlı, susuzluğu giderir, bu (beriki) tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirlerine karışmağı önleyici bir perde koymuştur. (Birbirine yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını bozmaz. )

Ali Rıza Safa

O, iki denizi de birbirine salmıştır. İşte bu, lezzeti tatlı; işte şu da tuzlu acıdır. İkisinin arasına da bir engel; karışmalarını önleyen bir perde koymuştur.

Bayraktar Bayraklı

Birinin suyu tatlı ve serinletici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarında da karışmalarını önleyen bir perde koyan, Allah'tır.

Bekir Sadak

Birinin suyu tatli ve kolay icimli, digerininki tuzlu ve aci olan iki denizi saliverip aralarina da, karismalarina engel olan bir sinir koyan Allah'tir.

Celal Yıldırım

O ki, iki denizi salıverip yaklaştırdı ; şunun suyu tatlı içimi kolay, bunun suyu tuzlu acı; aralarında da (birbirlerine karışmalarını önlemek için) bir engel, aşılması zor bir sınır koydu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur.

Diyanet İşleri

O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

Diyanet İşleri (eski)

Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.

Diyanet Vakfi

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İki denizi birbirine salıveren O'dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu da tuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür (kıstak) koymuştur.

Elmalılı Hamdi Yazır

O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir "hıcri mahcur" koymuştur

Erhan Aktaş

Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

Fizilal-il Kuran

O, birinin suyu tatlı ve içmeye elverişli ve öbürününki acı ve tuzlu olan iki denizi birbirine saldı, fakat bu iki tür suyun birbirine karışmasını önleyen bir engel, aşılmaz bir set koydu.

Gültekin Onan

İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

Hamdi Döndüren

O, iki denizi birbirine saldı. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine geçmelerine engel olan bir perde koydu.

Hasan Basri Çantay

O, iki denizi (birbirine) salıb katandır. Şu tatlı ve susuzluğu gidericidir. Bu ise tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde, (ihtilafları) memnu olmak üzere bir sınır koymuşdur.

Hasib Asutay

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir perde, aşılmaz bir engel koyan O'dur. (18) (18. Berzah, iki şey arasında perde, iki deniz arasında dil demektir. Bu iki denize örnek, Dicle ile onun dâhil bulunduğu denizdir ki o, buna varıp arasından millerce akıp gittiği halde tadı bozulmuyor.)

Hayrat Neşriyat

İki denizi (büyük su kütlelerini birbirine) salıveren de O’dur. Bu (nehir ve göller)tatlı, susuzluğu giderici; bu (deniz) ise tuzlu, acıdır. Bununla berâber aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koymuştur.

İbni Kesir

Ve O'dur; iki denizi salıp katan. Şu tatlı ve susuzluğu giderici, bu ise tuzlu ve acıdır. İkisinin arasına bir engel ve aşılamayan bir sınır koymuştur.

Mehmet Okuyan

Biri tatlı ve susuzluk giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi salan da aralarına bir engel, yani karışmalarını engelleyen bir perde koyan da O’dur.

Muhammed Esed

İki büyük su kütlesini -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O'dur.

Mustafa İslamoğlu

Hem iki denizi birbirine salan, hem de biri tatlı-susuzluğu giderici ve diğeri tuzlu-acı olduğu halde bu ikisi arasına karışmalarını önleyici (görünmez) bir perde ve aşılmaz bir engel koyan yine O'dur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve O, o (Hâlik-ı Azîm) dir ki, iki denizi kendi mecralarına salıvermiştir; şu lezzetlidir, fazlaca tatlıdır, şu da tuzludur, acı bir sudur. Ve ikisinin arasında da bir hail, görülemeyecek bir perde vücuda getirmiştir.

Ömer Öngüt

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarına da karışmalarına engel olan bir perde koyan Allah'tır.

Suat Yıldırım

Biri tatlı, susuzluğu giderici, öbürü tuzlu ve acı iki denizi salıveren, birbirine karışmadan akıtan; fakat aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O’dur.

Süleyman Ateş

O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar).

Süleymaniye Vakfı

İki büyük su kütlesini birbirine salan odur. Biri güzel ve tatlı, öbürü tuzlu ve acıdır. Aralarına da bir engel, aşılmaz bir sınır koymuştur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İki denizi birbirine salan odur. Biri tatlı ve lezzetli, öbürü tuzlu ve acıdır. Aralarına da bir engel, aşılmaz bir sınır koymuştur.

Şaban Piriş

Birinin suyu tatlı ve iç açıcı, ötekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan O'dur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir sınır koymuştur.

Tefhim-ul Kuran

İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

Ümit Şimşek

İki denizi birbirine salıveren de Odur. İşte şu susuzluğu gideren tatlı bir su, diğeri de tuzlu ve acı bir sudur. Aralarına ise, Allah, birbirlerinin sınırlarını aşmaktan alıkoyan bir engel koymuştur.

Yaşar Nuri Öztürk

İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Birinin suyu dadlı və şirin, digərininki isə duzlu və acı olan iki dənizi qovuşduraraq aralarında maneə və keçilməz sədd qoyan Odur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Birinin suyu çox şirin, digərininki isə olduqca şor (acı) olan iki dənizi qovuşduran, aralarında (bir-birinə qarşmamaq üçün) maneə və keçilməz sədd qoyan Odur!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er ist es, Der die beiden großen Wasser fließen läßt, das eine ist süß und frisch und das andere salzig und bitter, und zwischen beiden ist eine Schranke und eine undurchlässige Trennwand.

Almanca — Der Edle Quran

Und Er ist es, Der den beiden Meeren freien Lauf läßt: Das eine ist süß und erfrischend, das andere salzig und (auf der Zunge) brennend. Und Er hat zwischen ihnen beiden ein trennendes Hindernis und eine verwehrte Absperrung errichtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Er ist es, Der den beiden Gewässern freien Lauf gelassen hat zu fließen das eine (ist) wohlschmeckend, süß, und das andere salzig, bitter; und zwischen ihnen hat Er eine Scheidewand und eine sichere Schranke gemacht

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ER ist Derjenige, Der beide Meere nebeneinander machte. Dieses ist wohlschmeckend, süß, und dieses ist salzig, bitter. Und ER machte zwischen ihnen eine Trennung und eine komplette Isolierung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And He is it Who sent the waters of the two seas flowing together, one fresh and sweet and the other salty and bitter and between both He installed an invisible partition which serves as an impassable barrier (the fresh water floats above the salty and there are laws that govern the separation and the depth).

Abdul Haleem

It is He who released the two bodies of flowing water, one sweet and fresh and the other salty and bitter, and put an insurmountable barrier between them.

Abdullah Yusuf Ali

It is He Who has let free the two bodies of flowing water: One palatable and sweet, and the other salt and bitter; yet has He made a barrier between them, a partition that is forbidden to be passed.

Abul A'la Maududi

And He it is Who has joined the two seas: one sweet and palatable and the other saltish and bitter; and He has set a barrier and an insurmountable obstruction between the two that keeps them apart.

Aisha Bewley

It is He who has unloosed both seas – the one sweet and refreshing, the other salty and bitter – and put a dividing line between them, an uncrossable barrier.

Al-Hilali & Khan

And it is He Who has let free the two seas (kinds of water): this is palatable and sweet, and that is salt and bitter; and He has set a barrier and a complete partition between them.

Ali Quli Qarai

It is He who merged the two seas: this one sweet and agreeable, and that one briny and bitter, and between the two He set a barrier and a forbidding hindrance.

Amatul Rahman Omar

It is He Who has let the two spans of water loose to flow, one of them (- a river) sweet and thirst-quenching while the other (a sea) saltish (and) bitter, and He has set a barrier and an insurmountable partition between them; (still both exist side by side in the world and would continue).

Arthur John Arberry

And it is He who let forth the two seas, this one Sweet, grateful to taste, and this salt, bitter to the tongue, and He set between them a barrier, and a ban forbidden.

Bijan Moeinian

He is the One who merges the two seas; one is fresh and drinkable, while the other is salty and not fit to drink. He has separated them with a formidable barrier ((like Golf Stream which flows for thousands of miles in the ocean without being mixed with it.).

E. Henry Palmer

He it is who has let loose the two seas, this one sweet and fresh, that one bitter and pungent, and has made between them a rigorous prohibition.

Edip-Layth

He is the One who merges the two bodies of water. This is fresh and palatable and this is salty and bitter. He made between them a partition and an inviolable barrier.

George Sale

It is He who hath let loose the two seas; this fresh and sweet, and that salt and bitter: And hath placed between them a bar, and a bound which cannot be passed.

Hamid S. Aziz

So obey not the disbelievers, but strive against them herewith (with the Quran) with great endeavour.

Mahmoud Ghali

And He is the One Who has merged the two seas, this one sweet, grateful (to taste), and this salt, bitter (to the tongue); and He has made between them an isthmus, and an utter- obstruction. (Literally: obstruction obstructed)

Marmaduke Pickthall

And He it is Who hath given independence to the two seas (though they meet); one palatable, sweet, and the other saltish, bitter; and hath set a bar and a forbidding ban between them.

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who made two bodies of water flow side by side, one fresh (and) sweet, the other brine (and) bitter, and has placed an interstice, a barrier between them.

Muhammad Asad

AND HE it is who has given freedom of movement to the two great bodies of water – the one sweet and thirst-allaying, and the other salty and bitter - and yet has wrought between them a barrier and a forbidding ban.

Mustafa Khattab

And He is the One Who merges the two bodies of water: one fresh and palatable and the other salty and bitter, placing between them a barrier they cannot cross.[1] 

Progressive Muslims

And He is the One who merges the two bodies of water. This is fresh and palatable and this is salty and bitter. And He made between them a partition and an inviolable barrier.

Sahih International

And it is He who has released [simultaneously] the two seas, one fresh and sweet and one salty and bitter, and He placed between them a barrier and prohibiting partition.

Sam Gerrans

And He it is that loosed the two seas: the one fresh and sweet, and the other salty and bitter, and made between them a barrier, and a complete partition.

Shabbir Ahmed

And He it is Who has given freedom of movement to the two kinds of great bodies of water; one is palatable and fresh, the other salt and bitter. Yet, He has made a barrier between them, a partition that is not to be passed. (35:12). (Please see (18:60) for two streams in a different implication).

Syed Vickar Ahamed

And it is He Who has released the two parts of flowing water; One (that is) drinkable and sweet, and the other (that is) salty and bitter; And He has set a barrier between them, a boundary forbidden to be crossed (by the waters).

Taqi Usmani

He is the One who joined the two seas, so as this is sweet, very sweet, and this is bitter, very bitter, and made between them a buffer and an insurmountable barrier.

The Monotheist Group

AndHe is the One who merges the two seas; this is fresh and palatable and this is salty and bitter. And He made between them a partition and an inviolable enclosure.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et cʹest Lui qui donne libre cours aux deux mers: lʹune douce, rafraîchissante, lʹautre salée, amère. Et Il assigne entre les deux une zone intermédiaire et un barrage infranchissable.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê ye, yê ku du derya di kêleka hev de, wan ji wan re berdide. Ev a ha şêrînek e ku tîbûnê radike û ev a ha jî şorek e ku tîbûnê zêde dike. Di navbera wan de navbirek heye ku ew tevîhev nabin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij is het die de beide zeeën vrij heeft laten stromen, de een zoet en fris en de ander zout en pekelig en Hij heeft tussen beide een versperring gemaakt en een volstrekte ontoegankelijkheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij is het die de twee zeeën heeft vereenigd: deze zoet en verfrisschend, gene, zout en bitter, en hij heeft eene afscheiding tusschen haar geplaatst, en eene grens die niet overschreden kan worden.

Hollandaca — Siregar

Hij is Degem Die de twee zeeën naast elkaar doet stromen, de een zoet en fris van smaak, de ander zout en bitter. En Hij heeft een afscheiding tussen hen geplaatst, en (die is) als een onverbrugbare afscheiding.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (только) Он [Аллах] – Тот, Который свел два моря: это – приятное, пресное (для питья), а то – соль, горькое (для питья). И устроил между ними преграду и непреодолимое препятствие (чтобы разные воды не перемешивались).

Rusça — Osmanov

Он - Тот, кто расположил рядом два водоема. В одном - [вода] пресная, приятная [на вкус], а в другом - соленая, горькая. Он воздвиг между ними преграду неодолимую, нерушимую.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH DET är Han som låter de två stora vattenmassorna röra sig fritt - den enas (vatten) är sött och släcker törsten och den andras är salt och bittert - och som har rest ett hinder mellan dem, en skiljelinje som de inte kan överskrida.