Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا

ve leḳad Sarrafnāhu beynehum li yeƶƶekkerū fe ebā ekṧeru n-nāsi illā kufūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2صَرَّفْنَاهُSarrafnāhuص ر فÇevirmek, saptırmak, önlemek, öne sürmek, ortaya koymak, değiştirmek. sarfun - önleme eylemi. masrifun - sığınılacak yer, sığınak. masruufun - saptırılmış. sarrafa (fiil 2) - açıklamak. tasrif - (rüzgarın) değişimi. insarafa (fiil 7) - yana dönmek.etraflıca anlattık
3بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinonların aralarında
4لِيَذَّكَّرُواli yeƶƶekkerūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeköğüt alsınlar diye
5فَاَبٰٓىfe ebāا ب يGönüllü olarak reddetmek/kaçınmak/sakınmak, geri durdu/çekindi, katılmamak/reddetmek/hoşlanmamak/onaylamamak/nefret etmek, uyumsuz/uzlaşmaz/dirençli.ama direnmektedir
6اَكْثَرُekṧeruك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çoğu
7النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanların
8اِلَّاillāancak
9كُفُورًاkufūranك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkarda

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz onu, bulundukları yerlere akıttık düşünüp ibret alsınlar diye, fakat insanların çoğu, ibret almaya yanaşmadı, nankör olup gitti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz onu, bulundukları yerlere akıttık düşünüp ibret alsınlar diye, fakat insanların çoğu, ibret almaya yanaşmadı, nankör olup gitti.

Adem Uğur

Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki O'nu (Kuran'ı) onların arasında, tezekkür (hatırlayıp düşünmeleri) için açıkladık da açıkladık. . . İnsanların çoğunluğu ise hakikati inkar ettiler.

Ahmet Tekin

Andolsun, yağmuru, ibret almaları, şükretmeleri için, insanlar arasında, yeryüzünün değişik bölgelerinde bölüştürdük. Ama, insanların çoğu ille de nankörlük edip diretmiştir.

Ahmet Varol

Andolsun ki öğüt alsınlar diye onu aralarında dağıttık. [6] Ancak insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmadılar.

Ali Bulaç

Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu, yağmuru, memleketler arasında taksim ettik ki, ibret alsınlar (şükretsinler). Yine de insanların çoğu yüz çevirdiler, ancak nimeti inkâr ettiler.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, öğüt alıp düşünmeleri için, değişik biçimlerde Onu açıkladık. Yine de insanların çoğunluğu, yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Gerçek şu ki, düşünüp öğüt almaları için suyu, ülkeler arasında bir nizama göre dağıtmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.

Bekir Sadak

And olsun ki ogut almalari icin ulkeler arasinda yer yer turlu turlu yagmur yagdirmisizdir. Buna ragmen insanlarin cogu nankorlukte direnmistir.

Celal Yıldırım

And olsun ki, bu (tabiat olayını) öğüt alsınlar diye insanlar arasında çevirip dururuz. Bununla beraber insanların çoğu inad edip dayattılar da nankörlükten vazgeçmediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gerçek şu ki, biz bütün bunları, insanlar doğru dürüst düşünüp ders çıkarsınlar diye kendilerine tekrar tekrar anlatmışızdır; buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnip durmuşlardır

Diyanet İşleri

Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.

Diyanet Vakfi

Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki onu aralarında, düşünsünler ve ibret alsınlar diye evirip çevirmekteyiz. Yine de insanların çoğu dayatmakta ve nankörlükten başkasına yanaşmamaktadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalım hakkı için onu aranızda evirip çevirmekteyiz düşünsünler ıbret alsınlar diye yine de nasın ekserisi dayatmakta nankörlükten başkasına yanaşmamakta

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

Fizilal-il Kuran

İnsanlar düşünüp ders alsınlar diye biz bu gerçeği onlara çeşitli şekillerde anlattık. Fakat onların çoğu ısrarla nankörlüklerini sürdürdüler.

Gültekin Onan

Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu küfredip ayak direttiler.

Hamdi Döndüren

Andolsun, biz bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlattık. Ama insanların çoğu, inkârdan başkasına yanaşmaz.

Hasan Basri Çantay

Andolsun bunu, (insanların) ibret almaları için, aralarında çeşid çeşid suretlerde anlatmışızdır (yahud bu suyu evirib çevirmişizdir). Fakat insanların çoğu, ille nankörlük olmak üzere, dayardılar (inadlarından dönmediler).

Hasib Asutay

Andolsun ki, bunu (Kur'an'ı) öğüt almaları için aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır. Ama insanların çoğu nankörlük edip diretmiştir.

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, ibret alsınlar diye bunu aralarında çeşitli şekillerde açıkladık;fakat insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmamaktadır.

İbni Kesir

Andolsun ki; düşünüp ibret alsınlar diye onu aralarında evirip çevirmekteyiz. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmişlerdir.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye bu (gibi gerçekleri) aralarında etraflı bir şekilde anlattık. İnsanların çoğu küfürden başka (bir karşılık vermemekte) direttiler.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hep seregelmişizdir ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, onu (ve bütün bu örnekleri) ayrıntılı bir biçimde açıklayarak insanların önüne koyduk ki düşünüp ders alsınlar diye... Hal böyleyken insanların çoğu yine de yüz çevirmekte, nankörlükte direnmekteler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Zât-ı akdesim hakkı için onu (o yağmur nîmetini) tefekkür etsinler için aralarında türlü türlü sûretlerde bulundurmaktayız. Halbuki nâsın ekserisi ancak nankörlükte bulunmuştur.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz bunu, insanların ibret almaları için aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır. Fakat insanların çoğu nankörlük edip diretmektedir.

Suat Yıldırım

Bu gerçeği, insanların iyice düşünmeleri için Biz, farklı üsluplarla anlatsak da onların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, bu sözü onların aralarında çevirip çevirip anlattık ki öğüt alsınlar. Ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.

Süleymaniye Vakfı

Biz onu (indirdiğimiz her kitabı), doğru bilgileri kullansınlar diye aralarında değişik şekillerde anlattık. Ama insanların çoğu, kafirlik /gerçekleri örtme dışında her şeye direnç gösterdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz o suyu, bilgi sahibi olsunlar(ve bilgilerini kullansınlar) diye halden hale çevirdik. Ama insanların nankörlüğü bir türlü bırakmaz.

Şaban Piriş

Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.

Ümit Şimşek

Doğrusu, öğüt alsınlar diye Biz onu aralarında çeşitli şekillere çevirip durmaktayız. Yine de insanların birçoğu nankörlükten geri durmuyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, onu aralarında çeşitli biçimlerde ifade ettik ki öğüt alabilsinler. Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz düşünüb ibrət alsınlar deyə o suyu onların arasında paylaşdırdıq. Lakin insanların çoxu küfrdən başqa bir şey qəbul etmədilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Zati-əqdəsimə) and olsun ki, (onlara verilən neʼmətləri) yada salsınlar deyə, Biz (həmin suyu) onların arasında paylaşdırdıq. Bununla belə, insanların əksəriyyəti nankorluqdan başqa bir şey etmədi (nankorluğunda dirənib qaldı).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben (den Koran) auf verschiedene Weise gestaltet, damit sie darüber nachdenken und sich belehren lassen. Doch die meisten Menschen widersetzten sich ihm und verharrten im Unglauben.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir verteilen es ja unter ihnen auf verschiedene Weise, damit sie bedenken. Aber die meisten Menschen weisen (alles) zurück außer dem Unglauben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir haben es (das Wasser) unter ihnen verteilt, um sie zu ermahnen. Die meisten Menschen jedoch lehnen alles ab, nur nicht den Unglauben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits teilten WIR ihn zwischen ihnen auf, damit sie sich besinnen. Doch diemeisten Menschen lehnten dann ab, außer dem äußersten Kufr.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We dispersed it among the whole so that they apply their hearts to wisdom and their remembrance to Allah. But most people decline to choose but ungratefulness, disobedience and infidelity.

Abdul Haleem

Many times We have repeated this to people so that they might take heed, but most persist in their ingratitude.

Abdullah Yusuf Ali

And We have distributed the (water) amongst them, in order that they may celebrate (our) praises, but most men are averse (to aught) but (rank) ingratitude.

Abul A'la Maududi

We present this wondrous phenomenon to them over and over again that they may learn a lesson from it. But most people simply decline everything except disbelief and ingratitude.

Aisha Bewley

We have variegated it for them so they might pay heed but most people spurn anything else but kufr.

Al-Hilali & Khan

And indeed We have distributed it (rain or water) amongst them in order that they may remember (the Grace of Allâh,) but most men (refuse to accept the Truth or Faith and) accept nothing but disbelief or ingratitude.

Ali Quli Qarai

Certainly We distribute it among them so that they may take admonition. But most people are only intent on ingratitude.

Amatul Rahman Omar

And We have explained this (topic) to them in diverse ways so that they may take heed, but most of the people would refuse (to adopt any other attitude) except (that of) disbelief.

Arthur John Arberry

We have indeed turned it about amongst them, so that they may remember; yet most men refuse all but unbelief.

Bijan Moeinian

Thus, I am distributing the water among you so that you may be thankful. What a shame that most people chose to disregard the Lord’s Mercy.

E. Henry Palmer

We have turned it in various ways amongst them that they may remember; though most men refuse aught but to misbelieve.

Edip-Layth

We have distributed it amongst them so that they may remember, but most people refuse to be anything but ingrates.

George Sale

and We distribute the same among them at various times, that they may consider: But the greater part of men refuse to consider, only out of ingratitude.

Hamid S. Aziz

That We may quicken therewith the dead land, and slake the thirst of the things We have created - beasts and men in great numbers.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already propounded it among them so that they may constantly remember; yet most mankind refuse (anything) except constant disbelief.

Marmaduke Pickthall

And verily We have repeated it among them that they may remember, but most of mankind begrudge aught save ingratitude.

Mohamed Ahmed - Samira

And We distribute it among them in various ways that they may ponder and reflect; yet most men disdain everything but denial and thanklessness.

Muhammad Asad

And, indeed, many times have We repeated [all] this unto men, so that they might take it to heart: but most men refuse to be aught but ingrate.

Mustafa Khattab

We certainly disperse it among them so they may be mindful, but most people persist in ungratefulness.

Progressive Muslims

And We have distributed it amongst them so that they may remember, but most people refuse to be anything but rejecters.

Sahih International

And We have certainly distributed it among them that they might be reminded, but most of the people refuse except disbelief.

Sam Gerrans

(And We have expounded it among them that they might take heed; but most men refuse save denial.

Shabbir Ahmed

And verily, many times We have repeated all this to mankind, so that they might bear in mind. Yet most people refuse to be anything but ungrateful (for such Light-giving Guidance).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have distributed the (water) among them, in order that they may recite (Our) praises, but most men are ungrateful and denying.

Taqi Usmani

And We have distributed it (the water) among them, so that they may take lesson. Yet most of the people refused all but ungratefulness.

The Monotheist Group

AndWe have distributed it among them so that they may remember, but most of the people refuse to be anything but rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous lʹavions répartie entre eux afin quʹils se rappellent (de Nous). Mais la plupart des gens se refusent à tout sauf à être ingrats.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me ew baran di nav welatan de belav kir da ku Xwedayê xwe di bîr bînin. Vêca pirên mirovan li ber wê asê bûn û wan her nankorî kir.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben het onder hen uiteengezet opdat zij vermaand zouden worden, maar de meeste mensen willen alleen maar ongelovig zijn.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben dit (geven van water) onder hen afgewisseld, opdat zij er een lering uit trekken. Maar de meeste mensen weigeren, behalve ondankbaarheid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы распределили ее [дождевую воду] среди них, чтобы они [те, которым выпал дождь] вспоминали (о благодеянии Аллаха, оказанном им) (и благодарили Его) (а те, которым дождь не выпал, чтобы устремились к Аллаху с покаянием), но большинство людей отказывается от всего, кроме неверия (и неблагодарности)!

Rusça — Osmanov

Мы и раньше многократно разъясняли им [все это], чтобы они запомнили, но большинство людей избрали только неблагодарность.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi har på bästa sätt förtydligat (tecknen i Koranen) för människorna för att förmå dem till eftertanke, men de flesta människor vägrar envist att visa tacksamhet.