(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا
fe ḳad keƶƶebūkum bimā teḳūlūne fe mā testeTīǔne Sarfen ve lā neSran ve men yeZlim minkum nuƶiḳhu ǎƶāben kebīran
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçekten de söylediklerinizi reddedip yalanlar sizi ve sizden ne azâbı gidermeye güçleri yeter, ne size yardıma kudretleri var. Ve sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gerçekten de söylediklerinizi reddedip yalanlar sizi ve sizden ne azâbı gidermeye güçleri yeter, ne size yardıma kudretleri var. Ve sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.
Adem Uğur
(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
Ahmed Hulusi
(Allah dunundakilere tapanlara): "İşte söylediklerinizi gerçekten yalanladılar. . . Artık ne (azabı) kendinizden savmaya ve ne de yardım bulmaya gücünüz yetmez! Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız. "
Ahmet Tekin
Ötekilere hitaben: 'İşte taptıklarınız, kendilerinin tanrı olduğu konusundaki söylediklerinizi, sizi yalanladılar. Artık ne azâbımızı geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz, sizden kim baskı, zulüm ve işkence yapar, zulme âlet olur, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerse ona büyük bir azap tattıracağız.' denir.
Ahmet Varol
Böylece sizi, söyledikleriniz konusunda kesinlikle yalanlamışlardır. Artık ne (azabı) geri çevirmeye ne de yardıma [4] güç yetirebilirsiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.
Ali Bulaç
"İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab taddırırız."
Ali Fikri Yavuz
İşte (ey kâfirler, taptıklarınız) sizi, sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık (azabı) ne savmağa, ne de bir yardım görmiye çare bulamıyacaksınız. Sizden kim zulüm yaparsa, ona büyük bir azab tattıracağız.
Ali Rıza Safa
İşte, sizin söylediklerinizi yalanladılar. Artık, geri çevirmeye ve yardıma gücünüz yetmez. Aranızdan, haksızlık yapanlara da büyük bir ceza tattıracağız.
Bayraktar Bayraklı
İşte, tanrı dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz! İçinizden, haksızlık eden kimseye büyük bir azap tattırırız.
Bekir Sadak
«oylediklerinizde sizi yalanci cikardilar, artik kendinizden azabi ceviremez, yardim da goremezsiniz. Zulmedenlerinize buyuk bir azap tattiracagiz» denir.
Celal Yıldırım
Gerçekten, taptıklarınız, söyledikleriniz şeyler hakkında sizi yalanladılar. Artık bu durumda ne (azabı) savmaya, ne de bir yardım (görmeye) gücünüz yeter. Sizden kim haksızlık ederse, ona da büyük bir azâb tattırırız.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
İşte (ey müşrikler), bu taptığınız şeyler, sizin söylediklerinizin yalan olduğunu ortaya koydu. Artık ne cezanızı savabilirsiniz ne de kendinize bir yardım sağlayabilirsiniz. İçinizden kim haksızlık yoluna sapmış ise ona büyük bir azap tattırırız!
Diyanet İşleri
(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
Diyanet İşleri (eski)
'Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz. Zulmedenlerinize büyük bir azap tattıracağız' denir.
Diyanet Vakfi
(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Demek ki, sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık ne azabı savmaya, ne de bir yardıma çare bulamayacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız!
Elmalılı Hamdi Yazır
Demek sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır, artık ne savmağa ne de bir yardıma çare bulamıyacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azab tattıracağız
Erhan Aktaş
İşte onlar söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
İşte onlar söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
İşte onlar söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.
Fizilal-il Kuran
Bunun üzerine Allah, müşriklere der ki; «İşte düzmece ilahlarınız, sizin sözlerinizi yalanladılar. Artık ne azabımı başınızdan savabilirsiniz ve ne size yardım edecek birini bulabilirsiniz. Aranızdaki zalimlere büyük bir azap taddıracağız.»
Gültekin Onan
"İşte (tanrılarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattırırız."
Hamdi Döndüren
“İşte tanrı diye taptıklarınız, söylediklerinizde sizi yalanladılar. Artık ne (azabı) geri çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz! İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!”
Hasan Basri Çantay
İşte (tapdıklarınız) sizi, dedikleriniz hakkında, kat'i suretde yalancı çıkarmışlardır. O halde ne (azabınızı) döndürmiye, ne de (bu hususda) herhangi bir yardıma asla muktedir olamayacaksınız. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab tatdırırız.
Hasib Asutay
İşte (ilâhlarınız) söylediklerinizi yalanladılar. Artık ne bir kaçış yolu, ne de bir yardım görme imkânınız vardır! Sizden kim zulmederse (7), ona büyük bir azap tattıracağız. (7. Yüce Allah'a eş tutmak suretiyle.)
Hayrat Neşriyat
(Bunun üzerine diğerlerine şöyle denir:) 'İşte (taptıklarınız) söylemekte olduklarınızda sizi gerçekten yalancı çıkardılar; şimdi ne (azâbı) geri çevirmeye, ne de(kendinize) bir yardıma güç yetirebilirsiniz.' Artık içinizden kim zulmederse (bilsin ki), ona(pek) büyük bir azab tattıracağız!
İbni Kesir
İşte sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık üzerinizden azabı çeviremez ve yardım göremezsiniz. Sizden zulmedenlere büyük bir azab tattıracağız, denir.
Mehmet Okuyan
(Allah şöyle diyecektir:) “İşte (taptıklarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar. Artık (azabı) geri çevirmeye de yardıma da gücünüz yetmez. İçinizden haksızlık edenlere büyük bir azap tattıracağız!”
Muhammed Esed
(Bunun üzerine, Allah da, müşriklere): "İşte (sizin tanrı yerine koyduğunuz kimseler, geçmişte) ileri sürdüğünüz iddiaların yalan olduğunu ortaya koydular" diyecek, "artık ne (hak ettiğiniz azabı) savuşturabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim (böyle bir) kötülük işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!"
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine (Allah şirk koşanlara şöyle demişti): "Doğrusu o (tanrılık yakıştırdıklarınız), söylediklerinizin tümünde sizin yalancı olduğunuzu ortaya çıkarıyorlar. Artık ne (cezayı) atlatmaya mecaliniz yeter, ne de yardım almaya: zira sizden her kim (hakikati) tersyüz ederse, ona büyük bir azap tattıracağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
(Ey müşrikler!) «İşte sizi söyler olduğunuz şeylerde tekzîp ettiler. Artık ne (azabı) bertaraf etmeğe ve ne de yardıma muktedir olamayacaksınız ve sizden her kim ki zulmeder ise ona büyük bir azap tattıracağız.»
Ömer Öngüt
Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne kendinizden azabı çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım görebilirsiniz. Sizden kim zulmederse büyük bir azap tattıracağız.
Suat Yıldırım
"İşte gördünüz a!" denir o müşriklere, "Taptığınız nesneler söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin etmeye çare bulamazsınız."(İşte ey bütün insanlar! Bilin ki:) İçinizden kim bu şirk koşma zulmünü işlerse, ona büyük bir azap tattıracağız.
Süleyman Ateş
(Bu kez hitap, bunlara tanrı diye tapanlara yönelir.) İşte (tanrı) dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne (azabı geri) çevirmeğe gücünüz yeter, ne de (kendinize) bir yardım bulabilirsiniz! Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab taddırırız.
Süleymaniye Vakfı
Onlara şöyle denilecek: "Araya koyduklarınız, söylediklerinizi kesin bir dille yalanladılar. Artık herhangi bir azabı kendinizden savmaya da bir yardım görmeye de imkanınız yoktur. Aranızdan kim yanlış yapmakta ileri gitmişse (kendisi yoldan çıktığı gibi sizi de çıkarmışsa) ona büyük bir azap tattıracağız."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
(Allah Teala diyecek ki;) bunlar, anlattıklarınızı yalan saymışlardı. Bugün bunları ne azaptan kurtarabilirsiniz ne de yardım edebilirsiniz. Sizin içinizden yanlışa Allah'ı ikinci sıraya koymuşsa ona büyük bir azap tattırırcağız.
Şaban Piriş
İşte söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de yardım etmeye de gücünüz yetmez. Sizden zalimlik edenlere büyük azabı tattırırız.
Tefhim-ul Kuran
«İşte (ilahlarınız) sizin söylemekte olduklarınızı yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab taddırırız.»
Ümit Şimşek
İşte, onlar sizi sözünüzde yalancı çıkardılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne bir yardım bulmaya. İçinizden kim zulmederse Biz ona büyük bir azap tattırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte haklarında söz söyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı olabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Kafirlərə deyiləcəkdir: “Onlar sizin dediklərinizi təkzib etdilər. Artıq siz nə əzabı özünüzdən dəf edər, nə də başqa bir əlacınız qalmamışdır. Zülm edənlərinizə böyük bir əzab daddıracağıq”.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Allah buyuracaqdır:) ″(Ey müşriklər, sizin tanrılarınız) dediklərinizi təkzib etdilər. Artıq nə əzabı (özünüzdən) sovuşdurar, nə də (özünüzə) bir kömək edə bilərsiniz. Sizdən zülm edənlərə (Allaha şərik qoşanlara) şiddətli bir əzab daddıracağıq″.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
ʺSie haben euch der Lüge geziehen und eure Aussagen für falsch erklärt. So könnt ihr die qualvolle Strafe nicht von euch abwenden und niemanden finden, der euch zum Sieg verhilft.ʺ Wer von euch unrecht tut, den werden Wir eine gewaltige Strafe auskosten lassen.
Almanca — Der Edle Quran
- ʺNun haben sie euch in dem, was ihr sagt, der Lüge bezichtigt. Da könnt ihr weder (etwas) abwenden noch Hilfe erfahren. Und wer von euch Unrecht tut, den lassen Wir große Strafe kosten ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
ʺNun haben sie euch für das, was ihr sagtet, der Lüge bezichtigt, und ihr könnt weder (die Strafe) abwenden noch (euch) helfen.ʺ Und den, der von euch Unrecht tut, werden Wir eine große Strafe kosten lassen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Also sie wiesen, was ihr sagt, als Lüge zurück, so werdet ihr weder (die Peinigung) abwenden noch (euch) beistehen. Und wer von euch Unrecht begeht, den werden WIR eine große Peinigung erfahren lassen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then the infidels shall be told: "You see, your gods have accused you of falsehood and want of conformity to fact and by consequence you shall not escape the torment nor can you be afforded help. And now a warning is issued to all, Thus, you people at large must know that he who is wrongful of actions shall taste the torment laid upon the damned.
Abdul Haleem
[God will say], ‘Now your gods have denounced what you say as lies: you cannot avoid the punishment; you will not get any help.’ If any of you commits such evil, We shall make him taste agonizing torment.
Abdullah Yusuf Ali
(Allah will say): "Now have they proved you liars in what ye say: so ye cannot avert (your penalty) nor (get) help." And whoever among you does wrong, him shall We cause to taste of a grievous Penalty.
Abul A'la Maududi
Thus will those deities give the lie to all what you now say, and you will not be able to avert your doom, nor obtain any succour. We shall cause whoever of you commits wrong to taste an enormous chastisement.
Aisha Bewley
So now they have disowned you for what you said, and they cannot avert it or give you any help. As for anyone among you who has done wrong, We will make him suffer great punishment.
Al-Hilali & Khan
Thus they (false gods - all deities other than Allâh) will belie you (polytheists) regarding what you say (that they are gods besides Allâh): then you can neither avert (the punishment), nor get help. And whoever among you does wrong (i.e. sets up rivals to Allâh), We shall make him taste a great torment.
Ali Quli Qarai
So they will certainly impugn you in what you say, and you will neither be able to circumvent [punishment] nor find help, and whoever of you does wrong, We shall make him taste a terrible punishment.
Amatul Rahman Omar
(Then We shall say to the idol-worshipers), `Now these (deities) have given you the lie (and contradict you) with regard to what you said, so (today) you have no power to avert (the penalty) or get help (of any sort for yourselves); (remember) whosoever of you acts unjustly and goes wrong we shall make him suffer a great punishment. '
Arthur John Arberry
the Remembrance, and were a people corrupt. ' So they cried lies touching the things you say, and you can neither turn it aside, nor find any help. Whosoever of you does evil, We shall let him taste a great chastisement.
Bijan Moeinian
Once they will testify against you, you will have no recourse to an appeal or any kind of help as I will make the guilty ones to taste an awful punishment.
E. Henry Palmer
And now have they proved you liars for what ye say, and they cannot ward off or help. And he of you who does wrong we will make him taste great torment.
Edip-Layth
They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. Whosoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.
George Sale
And God shall say unto their worshippers, now have these convinced you of falsehood, in that which ye say: They can neither avert your punishment, nor give you any assistance. And whoever of you shall be guilty of injustice, him will We cause to taste a grievous torment.
Hamid S. Aziz
They will say, "Be you glorified! It was not befitting for us to take any patrons besides Thee; but Thou didst give them and their fathers ease until they forgot the Reminder and became a lost people!"
Mahmoud Ghali
able either to turn it about or vindicate (yourselves). And whoever of you does injustice, We will make him taste a great torment.
Marmaduke Pickthall
Thus they will give you the lie regarding what ye say, then ye can neither avert (the doom) nor obtain help. And whoso among you doeth wrong, We shall make him taste great torment.
Mohamed Ahmed - Samira
(The idolaters will be told): "Your gods have refuted your assertion. You can neither avert (your doom) nor receive any help. We shall make the wicked among you taste of severe punishment."
Muhammad Asad
[Thereupon God will say:] "And now, they [whom you regarded as divine] have given the lie to all your [past] assertions, and you can neither ward off [your punishment] nor obtain any succour! For, whoever of you has committed [such] evil, him shall We cause to taste great suffering!"
Mustafa Khattab
˹The doomed will be told˺, "Your gods have clearly denied your claims. So now you can neither ward off ˹the punishment˺ nor get any help." And whoever of you does wrong, We will make them taste a horrible punishment.
Progressive Muslims
They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. And whosoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.
Sahih International
So they will deny you, [disbelievers], in what you say, and you cannot avert [punishment] or [find] help. And whoever commits injustice among you - We will make him taste a great punishment.
Sam Gerrans
“They have denied you for what you say,” — and you are able neither to avert nor to find help; and whoso does wrong among you, We will let him taste a great punishment.
Shabbir Ahmed
It will be said to the idolaters of all forms, "Now your idols have proved you liars in what you say. So you cannot avert your penalty nor get help." And whoever among you wrongs others and thus wrongs himself, We shall make him taste of the great torment!
Syed Vickar Ahamed
(Allah will say): "Now they have made you liars about what you say: So you cannot escape (penalty) or (get) help. " And whoever from you does wrong; We shall make him taste a great penalty.
Taqi Usmani
Thus they will refute you in what you say, and you will not be able to repulse (the punishment,) or to receive help. Whoever commits injustice from among you, We will make him taste a painful punishment.
The Monotheist Group
They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. And whoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
ʺIls vous ont démentis en ce que vous dites. Il nʹy aura pour vous ni échappatoire ni secours (possible). Et quiconque des vôtres est injuste, Nous lui ferons goûter un grand châtimentʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Ji muşrikan re tê gotin:) Birastî ewên ku we perestina wan dikir, di gotina we de hûn derewîn derxistin. Vêca hûn ne dikarin ezab ji xwe vegerînin ne jî dikarin arîkariyekê ji xwe re bikin. Ji nav we kî zilmê (şirkê) bike em ê ezabekî mezin (û dijwar) bi wî bidin çêjandin!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij hebben jullie dus over wat jullie zeiden van leugens beticht. Jullie kunnen het niet afwenden en geen hulp krijgen en wie van jullie onrecht pleegt laten wij een grote straf proeven.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En God zal tot hunne aanbidders zeggen: Thans hebben deze u van leugen overtuigd in hetgeen gij zegt. Zij kunnen noch uwe straf afwenden, noch u eenige ondersteuning schenken. En dengenen van u die aan onrechtvaardigheid schuldig zal zijn zullen wij eene gestrenge pijniging doen ondergaan.
Hollandaca — Siregar
(Allah zal zeggen:) ʺZij hebben jullie van leugens beticht over wat jullie zeiden. Jullie zijn niet in staat (de bestraffing) af te wenden en (er is) geen hulp. En wie van jullie onrecht pleegt: hem doen Wij de grootste bestraffing proeven.ʺ
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
[Тогда Аллах скажет многобожникам]: ʺ[Боги] отреклись от того, что вы говорили, и вы не можете ни отвратить [от себя наказания], ни помочь [себе]. А тому из вас, кто творил беззаконие, Мы дадим вкусить великое мучениеʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Och Gud skall säga:) ʺNu har de (som ni tillbad) visat att det ni sade (om deras gudomlighet) var lögn och ni kan inte avvärja (straffet) och inte få hjälp. Den bland er som begått (denna) synd skall Vi låta utstå ett strängt straff!ʺ