(Münafıklar), "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik" derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Halbuki onlar inanmış değillerdir.

وَيَقُولُونَ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالرَّسُولِ وَاَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَمَا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ

ve yeḳūlūne āmennā bi(a)llahi ve bi r-rasūli ve eTaǎ'nā ṧumme yetevellā ferīḳun minhum min beǎ'di ƶālike ve mā ulāike bi l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَقُولُونَve yeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve diyorlar
2اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
3بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
4وَبِالرَّسُولِve bi r-rasūliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Rasule
5وَاَطَعْنَاve eTaǎ'nāط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ve ita'at ettik
6ثُمَّṧummesonra, ayrıca
7يَتَوَلّٰىyetevellāو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdönüyor
8فَرِيقٌferīḳunف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir grup
9مِنْهُمْminhumonlardan
10مِنْmin
11بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeardından
12ذٰلِكَƶālikebunun
13وَمَاve māve değillerdir
14اُو۬لٰٓئِكَulāikebunlar
15بِالْمُؤْمِنِينَbi l-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmış

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve derler ki: İnandık Allah'a ve Peygambere ve itâat ettik, sonra da onların bir kısmı bu sözün ardından yüz çevirir ve onlar inanmış kişiler değildir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve derler ki: İnandık Allahʼa ve Peygambere ve itâat ettik, sonra da onların bir kısmı bu sözün ardından yüz çevirir ve onlar inanmış kişiler değildir.

Adem Uğur

(Bazı insanlar:) "Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.

Ahmed Hulusi

"Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve Bir-Rasul'e (Rasulü olarak hükmüne) iman ettik, itaat ettik" diyorlar; ama onlardan bir grup bunu dedikten sonra geri dönüyor! Onlar imanlı değillerdir!

Ahmet Tekin

Bir de: 'Allah’a ve ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulüne iman ettik, Kur’ân’a, sünnetine ve devletine bağlıyız, itaat ediyoruz' diyorlar, sonra da, ardından, içlerinden bir grup Rasulullah’ın verdiği kararlardan yüz çeviriyor, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı istedikleri istikamette yönlendiriyorlar. İşte bunlar, Allah’ın Rasulünün verdiği hükmü kabul etmeyenler mü’min değildirler.

Ahmet Varol

'Allah'a ve Peygamber'e iman ettik ve itaat ettik' diyorlar sonra bunun ardından onlardan bir grup yüz çeviriyor. İşte bunlar mü'min değildirler.

Ali Bulaç

Onlar derler ki: "Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik" sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.

Ali Fikri Yavuz

Bir de münafıklar: “-Allah’a ve Rasûlüne inandık ve itaat ettik.” diyorlar da, sonra bunun arkasından bir zümresi yüz çeviriyor. Bunlar, (kalbleriyle inanmış) müminler değillerdir.

Ali Rıza Safa

"Allah'a ve elçiye inandık ve boyun eğdik!" derler. Sonra, bunun ardından, onların arasından bir küme yine döner. İşte onlar, zaten inanmış değildir.

Bayraktar Bayraklı

- Onlar "Allah'a ve peygambere inandık, itaat ettik" derler; ondan sonra bir kısmı yüz çevirir. İşte bunlar inanmamışlardır. Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağrıldıkları zaman, birkısmı hemen yüz çevirir.

Bekir Sadak

Munafiklar: «Allah'a ve Peygamber'e inandik, itaat ettik» derler; sonra da bir takimi yuz cevirirler. Iste bunlar inanmis degillerdir.

Celal Yıldırım

İkiyüzlü dönekler, «biz Allah'a ve Peygamber'e imân edip buyruklarına başeğdik» derler. Sonra bunun ardından onlardan bir kısmı yüzçevirirler. îşte bunlar (gerçek) mü'minler değillerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Allah’a da, resule de inandık ve boyun eğdik” diyorlar, bunu söyledikten sonra da içlerinden bir grup yan çiziyor. Bunlar asla inanmış kimseler değildir.

Diyanet İşleri

(Münafıklar), "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik" derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Halbuki onlar inanmış değillerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Münafıklar: 'Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik' derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.

Diyanet Vakfi

(Bazı insanlar:) «Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik» diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de «Allah'a ve Resulüne inandık ve itaat ettik» diyorlar da, sonra bunun arkasından yan çiziyorlar; bunlar mümin değillerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de: "Allah'a ve peygamberine inandık ve itaat ettik." diyorlar. Sonra onlardan bir kısmı bunun arkasından yan çiziyorlar. Onlar mü'min değillerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Allaha ve Resulüne inandık ve itaat ettik diyorlar da sonra bunun arkasından yan çiziyorlar, bunlar mü'min değillerdir

Erhan Aktaş

"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Allah'a ve Rasul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.

Fizilal-il Kuran

Bazı kimseler «Allah'a ve Peygamber'e inandık ve direktiflerine uymayı kabul ettik» derler. Fakat bazıları bu sözlerinden sonra sırt çevirirler. Bunlar mü'min değildirler.

Gültekin Onan

Onlar derler ki: "Tanrı'ya ve elçisine inandık ve itaat ettik". Sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar inançlı değildirler.

Hamdi Döndüren

Onlar, “Allah’a ve elçiye inandık ve itaat ettik.” diyorlar. Bununla birlikte, içlerinden bir grup, bunun ardından yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.

Hasan Basri Çantay

(Münafıklar): "Allaha da, peygambere de inandık, itaat etdik" derler de sonra bunun arkasından içlerinden bir zümre yüz çevirirler. Bunlar mü'min adamlar değildir.

Hasib Asutay

(Bazı insanlar,) 'Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik' diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir. (17) (17. Burada münafıkların durumu belirtilir. Buna göre dille söylemek iman için yeterli değildir, kalbinde de onaylaması gerekir.)

Hayrat Neşriyat

(Münâfıklar:) 'Allah’a ve peygambere inandık ve itâat ettik!' diyorlar. Sonra da içlerinden bir tâife bunun ardından yüz çeviriyor. İşte bunlar, mü’min kimseler değildirler.

İbni Kesir

Allah'a da Peygambere de inandık ve itaat ettik, derler. Sonra da bunun ardından bir takımı yüz çevirir. Bunlar inanmış kimseler değillerdir.

Mehmet Okuyan

(Bazı insanlar:) “Allah’a ve Elçi'ye inandık ve itaat ettik!” diyor; sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar asla inanmış değillerdir.

Muhammed Esed

Çünkü, (niceleri) "Allah'a ve Rasul'e inandık, itaat ettik!" derler de, sonra onlardan bir kısmı, bu (sözlerine) rağmen, (doğru yoldan) geri dönerler; işte böyleleri hiçbir zaman (gerçek) müminler değillerdir.

Mustafa İslamoğlu

Ama birileri "Biz Allah'a ve Rasul'e hem inandık, hem de itaat ettik" derler, sonra da onlardan bir kısmı bunca (taahhüdün) ardından sözlerinden geri dönerler: şu halde bu gibiler gerçek mü'min değildirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve derler ki: «Allah'a ve Peygambere inandık ve itaat ettik.» Bundan sonra onlardan bir tâife yüz çevirirler ve onlar imân etmiş kimseler değildirler.

Ömer Öngüt

“Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik. ” derler. Sonra da içlerinden bir kısmı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.

Suat Yıldırım

Çünkü niceleri: "Biz Allah’a ve Resulüne inandık ve itaat ettik" derler de sonra onlardan bir kısmı, buna rağmen geri dönerler. İşte bunlar mümin değildirler.

Süleyman Ateş

"Allah'a ve Elçiye inandık ve ita'at ettik," diyorlar. Sonra onlardan bir grup, bunun ardından dönüyor. Bunlar inanmış değillerdir.

Süleymaniye Vakfı

Kimileri, "Allah'a ve elçisine inandık ve boyun eğdik" derler. Sonra bunun arkasından onlardan bir takımı yüz çevirir. Onlar mümin değillerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kimileri, "Allah'a ve elçisine inandık ve boyun eğdik" derler. Sonra bunun arkasından onlardan bir takımı yüz çevirir. Onlar mümin değillerdir.

Şaban Piriş

-Allah'a ve peygamberine iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra bunlardan bir grup, böyle söylemesine rağmen yüz çeviriyor. Bunlar, mümin değillerdir.

Tefhim-ul Kuran

Onlar derler ki: «Allah'a ve Resule iman ettik ve itaat ettik» sonra da bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.

Ümit Şimşek

'Allah'a ve Peygambere inandık ve itaat ettik' diyorlar; sonra da içlerinden bir kısmı yüz çeviriyor. İşte onlar mü'min değillerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

"Allah'a ve o resule inandık, boyun eğdik." diyorlar, sonra da içlerinden bir fırka bunun hemen ardından yüz çeviriyor. Bunlar, inanmış insanlar değiller.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Münafiqlər: “Allaha və Peyğəmbərə iman gətirdik, itaət etdik!”– deyirlər. Bundan sonra isə onlardan bir dəstə üz çevirir. Onlar mömin deyillər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Münafiqlər:) ″Allaha, Peyğəmbərə iman gətirdik, itaət etdik!″ – deyər, bundan sonra isə onlardan bir dəstə (Peyğəmbərdən) üz çevirər. Belələri möʼmin (dilləri ilə ürəkləri bir olan müsəlman) deyillər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagen: ʺWir glauben an Gott und an den Gesandten, und wir gehorchen.ʺ Dann aber wenden sich einige von ihnen ab. Das sind sicher keine Gläubigen.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie sagen: ʺWir glauben an Allah und an den Gesandten, und wir gehorchen.ʺ Hierauf, nach diesem (Wort), kehrt sich eine Gruppe von ihnen ab. Diese da sind nicht die Gläubigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie sagen: ʺWir haben den Iman an ALLAH und an den Gesandten verinnerlicht und gehorcht.ʺ Dann wendet sich danach eine Gruppe von ihnen ab. Und diese sind doch keine Mumin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And they say: We have conformed to Allah's system of faith and worship and acknowledged His Messenger, recognized his mission and obeyed his principles and commands. Then some of them have second thoughts and their behaviour proves that their words together with their actions do not accord. They refrained from joining the faithful in serving Allah's cause They are not really faithful.

Abdul Haleem

They say, ‘We believe in God and the Messenger; we obey,’ but then some of them turn away: these people are not true believers

Abdullah Yusuf Ali

They say, "We believe in Allah and in the messenger, and we obey": but even after that, some of them turn away: they are not (really) Believers.

Abul A'la Maududi

They say: "We believe in Allah and the Messenger, and we obey," but thereafter a faction of them turns away (from obedience). These indeed are not believers.

Aisha Bewley

They say, ‘We have iman in Allah and in the Messenger and we obey. ’ Then after that a group of them turn away. Such people are not muminun.

Al-Hilali & Khan

They (hypocrites) say: "We have believed in Allâh and in the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and we obey," then a party of them turn away thereafter, such are not believers.

Ali Quli Qarai

They say, ‘We have faith in Allah and His Apostle, and we obey. ’ Then after that a part of them refuse to comply, and they do not have faith.

Amatul Rahman Omar

And (some of the) people say, `We believe in Allâh and the Messenger and obey (them). But even after (professing) this a section of them (- the hypocrites) turn away. Such are no believers at all.

Arthur John Arberry

They say, 'We believe in God and the Messenger, and we obey. ' Then after that a party of them turn away; those -- they are not believers.

Bijan Moeinian

Some say: "We bear witness that we have chosen to believe in God and His Messenger and we are going to submit ourselves. " Soon after, however, a group of them forget their pledges. The latter are definitely not the believers.

E. Henry Palmer

They will say, 'We believe in God and in the Apostle, and we obey. ' Then a sect of them turned their backs after that, and they are not believers.

Edip-Layth

They say: "We acknowledge God and the messenger, and we obey," but a group of them turn away after that. These are not acknowledgers.

George Sale

The hypocrites say, we believe in God, and on his apostle; and we obey them: Yet a part of them turneth back, after this; but these are not really believers.

Hamid S. Aziz

We have, indeed, sent down revelations which make things (hidden) manifest, and Allah guides whom He pleases unto the Straight Way.

Mahmoud Ghali

And they say, "We believe in Allah and in the Messenger, and we obey. " Thereafter a group of them turn away even after that, and in no way are those ever the believers.

Marmaduke Pickthall

And they say: We believe in Allah and the messenger, and we obey; then after that a faction of them turn away. Such are not believers.

Mohamed Ahmed - Samira

They say they believe in God and the Prophet, and have come to believe, yet a section of them turns back even after this; and these are not believers.

Muhammad Asad

For, [many are] they [who] say, "We believe in God and in the Apostle, and we pay heed!" - but then, some of them turn away after this [assertion]: and these are by no means [true] believers.

Mustafa Khattab

And the hypocrites say, "We believe in Allah and the Messenger, and we obey." Then a group of them turns away soon after that. These are not ˹true˺ believers.

Progressive Muslims

And they Say: "We believe in God and in the messenger, and we obey," but a group of them turn away after that. These are not believers.

Sahih International

But the hypocrites say, "We have believed in Allah and in the Messenger, and we obey"; then a party of them turns away after that. And those are not believers.

Sam Gerrans

And they say: “We believe in God and the Messenger, and we obey”; then a faction among them turns away after that — and those are not believers.

Shabbir Ahmed

For, some people say, "We believe in Allah and the Messenger and we obey. " Then after that a faction of them turns away. Such are not believers.

Syed Vickar Ahamed

They say, "We believe in Allah and in the Messenger (Muhammad) and we obey:" But even after (saying) that, some of them turn away: They are not (true) believers.

Taqi Usmani

They say, "We have believed in Allah and in the messenger, and have adopted obedience", then a group from them goes back after all this. Those are no believers.

The Monotheist Group

And they say: "We believe in God and in the messenger, and we obey," but a group of them turn away after that. These are not believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils disent: ʺNous croyons en Allah et au messager et nous obéissonsʺ. Puis après cela, une partie dʹentre eux fait volte-face. Ce ne sont point ceux-là les croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dibêjin: Me bawerî bi Xwedê û bi Pêxemberê wî anî û me bi gotina (wan) kir. Piştî wê (iqrar kirinê) desteyekê ji wan berê xwe (ji heqiyê) vedigerînin. Ha ew ne bawermend in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij zeggen: ʺWij geloven in God en de gezant en wij gehoorzamen.ʺ Dan keert daarna een groep van hen zich af. Dat zijn geen gelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De huichelaars zeggen: Wij gelooven in God en zijn gezant en wij gehoorzamen; maar daarna wendt zich een deel hunner af en zijn geene ware geloovigen.

Hollandaca — Siregar

En zij (de huichelaars) zeggen: ʺWij geloven in Allah en de Boodschapper en wij gehoorzamen.ʺ Vervolgens wendt een groep van hen zich daarna af. En zij zijn niet de gelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И говорят они [лицемеры] (своими устами): «Мы уверовали в Аллаха и в Посланника и повинуемся (Аллаху и Его посланнику) (во всем, что нам повелевают)!» Потом часть из них после этого отворачивается, и такие не являются верующими.

Rusça — Osmanov

[Мунафики] говорят: ʺМы уверовали в Аллаха и в Посланника и повинуемсяʺ. Но потом какая-то часть их отворачивается [от Посланника], так что они - неверующие.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De säger: ʺVi tror på Gud och på Sändebudet och vi lyder.ʺ Men därefter drar sig några av dem (på nytt) undan; de är inte troende.