Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

لَوْلَا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِاَنْفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هٰذَٓا اِفْكٌ مُبِينٌ

levlā iƶ semiǎ'tumūhu Zenne l-mu'minūne ve l-mu'minātu bi enfusihim ḣayran ve ḳālū hāƶā ifkun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَوْلَاlevlāgerekmez miydi?
2اِذْzaman
3سَمِعْتُمُوهُsemiǎ'tumūhuس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakonu işittiğiniz
4ظَنَّZenneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zanda bulunup
5الْمُؤْمِنُونَl-mu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan erkeklerin
6وَالْمُؤْمِنَاتُve l-mu'minātuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve inanan kadınların
7بِاَنْفُسِهِمْbi enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendiliklerinden
8خَيْرًاḣayranخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.güzel
9وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve demeleri
10هٰذَٓاhāƶābu
11اِفْكٌifkunا ف كDurumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak.bir iftiradır
12مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bunu duydukları zaman inanan erkeklerle kadınlar, kendilerine nasıl hüsnü zanda bulunuyorlarsa öylece hüsnü zanda bulunsalardı da bu, apaçık bir iftirâ deselerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bunu duydukları zaman inanan erkeklerle kadınlar, kendilerine nasıl hüsnü zanda bulunuyorlarsa öylece hüsnü zanda bulunsalardı da bu, apaçık bir iftirâ deselerdi.

Adem Uğur

Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnüzanda bulunup da: "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Ahmed Hulusi

Onu (iftirayı) işittiğinde iman eden erkekler ve iman eden kadınların birbirleri hakkında hayır zannında bulunup: "Bu apaçık iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Ahmet Tekin

Bu iftirayı işittiğinizde, erkek ve kadın mü’minlerin birbirleriyle ilgili hayırlı düşüncelerde, hüsn-ü zanlarda bulunarak: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?'

Ahmet Varol

Onu duyduğunuzda mü'min erkeklerle mü'min kadınların kendileri hakkında hayır düşünmeleri [1] ve: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?

Ali Bulaç

Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

Ali Fikri Yavuz

Keşke, onu (Hz. Aişe’ye iftirayı) işittiğiniz zaman, erkek ve kadın müminler, kendi kardeşlerine iyi bir zanda bulunub da: “- Bu apaçık bir iftiradır.” deselerdi.

Ali Rıza Safa

Bunu duyduklarında, inanan erkeklerin ve inanan kadınların, kendi benliklerinde güzel düşünerek; "İşte bu, apaçık bir karalamadır!" demeleri gerekmez miydi?

Bayraktar Bayraklı

İftirayı duyduğunuzda, inanan erkek ve kadınlar kendi kendilerine iyi zanda bulunup da, "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Bekir Sadak

Onu isittiginiz zaman, erkek kadin muminlerin, kendiliklerinden husnu zanda bulunup da: «Bu apacik bir iftiradir» demeleri gerekmez miydi?

Celal Yıldırım

Onu işittiğiniz zaman mü'min erkekler ve mü'min kadınlar kendi kendilerine iyi zan besleyip bu acık bir iftiradır, deselerdi olmaz mıydı ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunu işittiğiniz zaman mümin erkekler ve kadınların birbiri hakkında hüsn-i zan beslemeleri ve “Bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

Diyanet İşleri

Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

Diyanet İşleri (eski)

Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?

Diyanet Vakfi

Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnüzanda bulunup da: «Bu, apaçık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Erkek ve kadın müminlerin, bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile hüsnü zanda bulunup da, «bu apaçık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne vardı, onu işittiğiniz zaman mümin erkeklerle mümin kadınlar kendi kendilerine hüsnü zanda bulunup: "Bu açık bir iftiradır!" deselerdi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne vardı onu işittiğiniz vakıt erkek ve kadın mü'minler kendi kendilerine husni zann etselerdi de bu açık bir ifktir deselerdi ya

Erhan Aktaş

Mü'min erkeklerin ve Mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi zan ile "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'min erkeklerin ve Mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi zan ile "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi niyetli kimseler olarak, "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

Fizilal-il Kuran

O iftirayı işittiğinizde erkek kadın bütün mü'minlerin, kendileri hakkında hüsn-ü zan besleyerek, özlerine leke kondurmaya yanaşmayarak «Bu apaçık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi?

Gültekin Onan

Onu işittiğiniz zaman, inançlı(erkek)ler ile inançlı(kadın)ların kendi nefsleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

Hamdi Döndüren

Bu iftirayı işittiğiniz zaman, mü’min erkek ve kadınlar, içlerinden hüsnü zanda bulunarak, “Bu, apaçık bir iftiradır.” demeleri gerekmez miydi?

Hasan Basri Çantay

Onu işitdiğiniz vakit erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin, kendi vicdanları (önünde), iyi bir zanda bulunub da "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri (lazım) değil miydi?

Hasib Asutay

Onu işittiğiniz zaman, inanan erkeklerin ve inanan kadınların kendiliklerinden güzel bir zanda bulunup, 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?

Hayrat Neşriyat

Onu işittiğiniz zaman, gerek erkek mü’minlerin ve gerekse kadın mü’minlerin, kendi vicdanlarıyla hüsn-i zanda bulunarak: '(Böyle bir şey olamaz!) Bu apaçık bir iftirâdır!' demeleri gerekmez miydi?

İbni Kesir

Onu işittiğiniz vakit mü'min erkeklerle, mü'min kadınların kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup: Bu, apaçık bir iftiradır, demeleri gerekmez miydi?

Mehmet Okuyan

Bunu (iftirayı) duyduğunuzda erkek müminlerin ve kadın müminlerin, kendileri hakkında (vicdanları ile) olumlu zanda bulunup da “Bu, apaçık bir iftiradır!” demeleri gerekmez miydi!

Muhammed Esed

Böyle bir (söylenti) işittiğiniz zaman, (siz) inanan erkek ve kadınların, birbirleri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu düpedüz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Mustafa İslamoğlu

Bu (iftirayı) işittiğinizde, mü'min erkekler ve kadınlar birbirleri hakkında iyi zanda bulunup da, "Bu düpedüz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Ömer Nasuhi Bilmen

Onu işittikleri zaman mü'minler ile mü'mineler kendi vicdanlarında hayırlı bir zanda bulunarak, «Bu bir apaçık iftiradır,» demeli değil mi idiler?

Ömer Öngüt

Onu işittiğiniz vakit erkek ve kadın müminlerin kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup: “Bu apaçık bir iftiradır. ” demeleri lâzım değil miydi?

Suat Yıldırım

Siz ey müminler, bu dedikoduyu daha işitir işitmez, mümin erkekler ve mümin kadınlar olarak birbiriniz hakkında iyi zan besleyip: "Hâşa, bu besbelli bir iftiradan başka bir şey değildir!" demeniz gerekmez miydi?

Süleyman Ateş

Onu işittiğiniz zaman inanan erkek ve kadınların, kendiliklerinden güzel zanda bulunup: "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Süleymaniye Vakfı

O iftirayı duyduğunuzda siz mümin erkekler ve mümin kadınların, sizden olanlar için iyi düşünceler beslemeniz ve "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Suçlamayı duyduğunuzda müslüman erkekler ile müslüman kadınların birbirleri için iyi niyet göstererek "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Şaban Piriş

Onu işittiğiniz zaman, mümin erkek ve mümin kadınların kendilerince iyi niyette bulunup "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Tefhim-ul Kuran

Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: «Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür» demeleri gerekmez miydi?

Ümit Şimşek

Onu işittiğinizde, mü'min erkekler ve mü'min kadınların birbirleri hakkında iyi şeyler düşünerek 'Hâşâ, bu düpedüz iftiradır' demeleri gerekmez miydi?

Yaşar Nuri Öztürk

Onu işittiğinizde, erkek ve kadın müminlerin birbirleri için iyi zanda bulunup, "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nə üçün siz bunu eşitdiyiniz zaman mömin kişilər və qadınlar bir-biriləri haqda yaxşı fikirdə olub: “Bu, açıq-aydın bir böhtandır!”– demədilər?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər o yalan sözü eşitdiyiniz zaman möʼmin kişilər və qadınlar öz ürəklərində (özləri haqqında yaxşı fikirdə olduqları kimi, dostlarının da əhli-əyalı barəsində) yaxşı fikirdə olub: ″Bu, açıq-aydın bir böhtandır!″ – deməli deyildilərmi?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als ihr das hörtet, hätten die gläubigen Männer und Frauen bei sich eine gute Meinung haben und sagen müssen: ʺDas ist eindeutig eine Lüge.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Hätten doch, als ihr es hörtet, die gläubigen Männer und Frauen eine gute Meinung voneinander gehabt und gesagt: ʺDas ist deutlich eine ungeheuerliche Lüge!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Warum dachten die gläubigen Männer und die gläubigen Frauen, als ihr es hörtet, nichts Gutes von ihren eigenen Leuten und sagten: ʺDas ist eine offenkundige Lüge?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Hätten doch, als ihr sie (die Ifk- Lüge) gehört habt, die Mumin-Männer und die Mumin-Frauen über sich selbst 2 Gutes gedacht und gesagt: ʺDies ist eine eindeutige Ifk-Lüge!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If only the Muslims -men and women- as they heard the rumour realized, as they should have, that they are people of mind and reasoned high of Providence and of those who conformed to His will and thought of themselves as the model of chastity, and rejected the charge as falsehood personified!

Abdul Haleem

When you heard the lie, why did believing men and women not think well of their own people and declare, ‘This is obviously a lie’?

Abdullah Yusuf Ali

Why did not the believers - men and women - when ye heard of the affair,- put the best construction on it in their own minds and say, "This (charge) is an obvious lie"?

Abul A'la Maududi

When you heard of it, why did the believing men and women not think well of their own folk and say: "This is a manifest calumny?"

Aisha Bewley

Why, when you heard it, did you not, as men and women of the muminun, instinctively think good thoughts and say, ‘This is obviously a lie’?

Al-Hilali & Khan

Why then, did not the believers, men and women, when you heard it (the slander), think good of their own people and say: "This (charge) is an obvious lie[1]?"

Ali Quli Qarai

When you [first] heard about it, why did not the faithful, men and women, think well of their folks, and say, ‘This is an obvious calumny’?

Amatul Rahman Omar

When you heard of this (accusation) why did not the believing men and believing women have a better opinion in respect of their own people and say, `This (charge) is an obvious lie?'

Arthur John Arberry

Why, when you heard it, did the believing men and women not of their own account think good thoughts, and say, 'This is a manifest calumny'?

Bijan Moeinian

When the rumors started to circulate, the believers should have shown their goodness of heart saying: "This is a great slander. "

E. Henry Palmer

Why did not, when ye heard it, the believing men and believing women think good in themselves, and say, 'This is an obvious lie?'

Edip-Layth

If only when you heard it the acknowledging men and women should have thought good of themselves and said: "This is an obvious lie!"

George Sale

Did not the faithful men, and the faithful women, when ye heard this, judge in their own minds for the best; and say, this is a manifest falsehood?

Hamid S. Aziz

Verily, those who spread the slander are a gang among you. Deem it not as an evil for you. Nay, it is good for you. Every man of them shall have what he has earned of sin; and he among them who had the greater share (took the lead), for him is an awful doom.

Mahmoud Ghali

If the men believers and the women believers had thought good (thoughts) of themselves as you heard it and they would have said, "This is an evident falsehood. "

Marmaduke Pickthall

Why did not the believers, men and women, when ye heard it, think good of their own own folk, and say: It is a manifest untruth?

Mohamed Ahmed - Samira

Why did the faithful men and women not think well of their people when they heard this, and said: "This is a clear lie?"

Muhammad Asad

Why do not the believing men and women, whenever such [a rumour] is heard, think the best of one another and say, "This is an obvious falsehood"?

Mustafa Khattab

If only the believing men and women had thought well of one another, when you heard this ˹rumour˺, and said, "This is clearly ˹an outrageous˺ slander!"

Progressive Muslims

If only when you heard it the believing men and women should have thought good of their own selves and said: "This is an obvious lie!"

Sahih International

Why, when you heard it, did not the believing men and believing women think good of one another and say, "This is an obvious falsehood"?

Sam Gerrans

Oh, that when you heard it, the believing men and the believing women had but thought good of themselves and said: “This is a clear falsehood!”

Shabbir Ahmed

Why do not the believing men and believing women, whenever such a rumor is heard, think the best of one another and say, "This is an obvious falsehood?"

Syed Vickar Ahamed

Why then, did not the believers —men and women — When you heard of the incident— Put the best reasons after it in their own minds and say, "This (slander) is an open lie?"

Taqi Usmani

Why - when you (O believers) heard of it - did the believing men and the believing women not think well about their own selves, and (why did they not) say, "This is a manifest lie".

The Monotheist Group

If only when you heard it the believing males and the believing females should have thought good of their own selves and said: "This is an obvious lie!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Pourquoi, lorsque vous lʹavez entendue (cette calomnie), les croyants et les croyantes nʹont-ils pas, en eux-mêmes, conjecturé favorablement, et nʹont-ils pas dit: ʺCʹest une calomnie évidente?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema we ev (bêbextiya giran) bihîst, de bila we mêr û jinên bawermend der barê hev de zenneke qenc bikira û we bigota ku ev bêbextiyeke aşkera ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Waren de gelovige mannen en vrouwen, toen jullie het hoorden, maar weldenkend over zichzelf geweest en hadden zij maar gezegd: ʺDit is duidelijke laster.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen gij de beschuldiging hoordet, hebben de geloovigen van beiderlei kunne niet innerlijk goed gedacht? Hebben zij niet gezegd: Het is eene duidelijke logen?

Hollandaca — Siregar

Hadden, toen jullie het hoorden, de gelovige mannen en de gelovige vrouwen maar het goede bij zichzelf gedacht, en hadden zij maar gezegd: ʺDeze (beschuldiging) is duidelijke laster.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Почему же, когда вы услышали это [обвинение Аиши, жены Пророка, в совершении прелюбодеянии], не подумали верующие мужчины и верующие женщины в своих душах хорошо и не сказали: «Это – очевидно измышленная ложь»?

Rusça — Osmanov

Почему же вы, верующие мужчины и женщины, когда услышали эту [ложь], не обратились душой к благому и не сказали: ʺЭто - явная ложь!ʺ?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Alla troende män och kvinnor borde - då de hör sådant (tal) - tro det bästa om varandra och säga: ʺDetta är en uppenbar lögn.ʺ