Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.

وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِلِينَ

ve şeceraten teḣrucu min Tūri seynā'e tenbutu bi d-duhni ve Sibğin li l-'ākilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَشَجَرَةًve şeceratenش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ve bir ağaç
2تَخْرُجُteḣrucuخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkan
3مِنْmin-dan
4طُورِTūriط و رEtrafında dolaşmak veya dönmek, yaklaşmak, zaman veya bir kere, tekrarlanan zamanlar, miktar/ölçü/kapsam/sınır, görünüş/biçim/eğilim, hareket tarzı, tarz, tür/sınıf, aşama/durum, Sina Dağı, Zeytin Dağı, diğer birkaç dağa da uygulanır, ağaç üreten dağ, dağ, vahşi veya insanlıktan uzaklaşmak, yabancı, en uç nokta, iki uç noktanın karşılaşmasıTur-i
5سَيْنَاءَseynā'eسيناءSinâ-
6تَنْبُتُtenbutuن ب تÜretmek (ağaç), filizlenmek, büyümek, filiz vermek (bitki), büyümek (çocuk). Nawaabit - insan veya hayvanların yavruları.biten
7بِالدُّهْنِbi d-duhniد ه نMesh etmek, (sopa ile) vurmak, nemlendirmek, pohpohlamak, hoş bir şekilde yumuşatmak, uyumlu ve kibar olmak, ile numara yapmak, kandırmak, uysal olmak, yağlamak, ikiyüzlülük yapmak.yağlı olarak
8وَصِبْغٍve Sibğinص ب غBoyamak, renklendirmek, vaftiz etmek, batırmak, daldırmak, renk tonu, nitelik kazanmak, olgunlaşmak, kanun kodu, din, doğa(ekmeklerini) batıracakları
9لِلْاٰكِلِينَli l-'ākilīneا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryiyenlerin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Tûr-ı Siynâ'dan çıkan bir ağaç da meydana getirdik ki yağıyla ve yiyenlere, katığıyla biter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Tûr-ı Siynâʼdan çıkan bir ağaç da meydana getirdik ki yağıyla ve yiyenlere, katığıyla biter.

Adem Uğur

Tûr-i Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

Ahmed Hulusi

Ve (yine o su ile) Tur-i Sina'dan (Musa'ın Rabbiyle buluştuğu mahal) çıkan, yağ veren ve yiyenler için bir katık olan (zeytin) ağaç. (İncirin, teklikteki çokluk sembolüne karşı zeytin de direkt teklik sembolü olarak değerlendirilir, tasavvuf düşüncesinde. )

Ahmet Tekin

Tûr’u Sînâ’da (Sîna dağında) biten bir ağaç daha yetiştirdik. Bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık olan zeytin mahsulü verir.

Ahmet Varol

Yine Turi Sina'dan çıkan bir ağaç (zeytin yetiştirdik). O yağlı ve yiyenlere bir katık olan (ürün) bitirmektedir.

Ali Bulaç

Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

Ali Fikri Yavuz

(Yine sizin için) Tûr-i Sînâ dağından çıkan bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki, hem yağ bitirir, hem de yiyecek kimselere bir katık.

Ali Rıza Safa

Ve Sina Dağı'nda yetişen, yağ çıkaran ve yiyenlere katık olan bir ağaç.

Bayraktar Bayraklı

Tur-i Sina'da da bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.

Bekir Sadak

(19-20) Onunla, icinde, yediginiz bircok meyvalar bulunan hurmalik ve uzum baglari, Turi Sina'da yetisen, yiyenlere, yag ve katik veren zeytin agacini var ettik.

Celal Yıldırım

Ve (daha çok) Tûr-i Sina'da çıkan, yiyenlere yağ ve katık bitirip veren bir ağaç da yeşerttik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(19-20) O su sayesinde sizin için, çok sayıda meyvelerin bulunduğu, yiyip beslendiğiniz hurma bahçeleri, üzüm bağları; kezâ Sînâ dağında yetişen, hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık veren bir ağaç (zeytin ağacı) meydana getiririz.

Diyanet İşleri

Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.

Diyanet İşleri (eski)

(19-20) Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

Diyanet Vakfi

Tûr-i Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Tûr-i Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık ile biter.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir ağaç ki Tur-i Siyna'dan çıkar, yağ ve yiyenlere bir katıkla biter

Erhan Aktaş

Tur-i Seynae'da, yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç yetiştirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tur-i Sina'da, yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç yetiştirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tur-i Sina'da, yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç yetiştirdik.

Fizilal-il Kuran

Yine su sayesinde asıl kaynağı Tur-i Sina olan ve yiyenlere yağ ve katık sağlayan ağacı da yarattık.

Gültekin Onan

Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

Hamdi Döndüren

Yine Sina dağında da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

Hasan Basri Çantay

(Sizin için) Tuur-i sina'dan çıkan bir ağaç da (yaratdık) ki o (yerden) yağıyle ve yiyen kimselere bir katıkla beraber biter.

Hasib Asutay

(Bir de) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (var ettik)ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık verir.

Hayrat Neşriyat

Bir de Tûr-ı Sînâ’dan çıkan bir ağaç (meydana getirdik) ki, (bu ağaç, sizler için)hem yağ, hem de yiyenlere bir katık (olan zeytin) ile (berâber) yetişir.

İbni Kesir

Tur-u Sina'da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da var ettik

Mehmet Okuyan

Sînâ Dağı (çevresi)nde yetişen bir ağaç daha (yarattık ki) bu ağaç hem yağ hem de yiyenler(in ekmeğin)e katık edecekleri (zeytini) verir.

Muhammed Esed

ve (yine onunla sizin için) Tur-i Sina (çevresindeki topraklar)da yetişen, ürününden yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık sağlayan ağacı (çıkarıyoruz).

Mustafa İslamoğlu

Yine Sina Dağı (havalisinde) yetişen, ürünü sayesinde yağ elde edilen ve yiyenler için hoş bir katık sağlayan (zeytin) ağacından da...

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir ağaç da (inşa ettik) ki, Tûr-u Sîna'dan çıkar, yiyecekler için yağ ile bir katıklık ile biter.

Ömer Öngüt

Size bir de Tur-i sînâ'dan çıkan bir ağacı var ettik. Bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlere katık (zeytin) verir.

Suat Yıldırım

Sina Dağından çıkan bir nebat da yetiştiririz ki o ağaç hem yağ, hem de yiyenlere bir katık çıkarır.

Süleyman Ateş

Yine onunla Tur-i Sina'dan çıkan, (meyvası) yağlı olarak biten, yiyenlerin (yağına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) ağac(ı) yetiştirdik.

Süleymaniye Vakfı

Sina'daki Tur Dağı'ndan çıkan, yağ ve yiyenler için boya (yemeği ve vücudu güzelleştirici şey) üreten bir ağaç da yetiştiririz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sina Dağı'ndan çıkan bir ağaç da yetiştirdik; yağlı meyve bitirir, yiyenler için katıktır.

Şaban Piriş

Sina Dağı'nda da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da (o su ile yetişir).

Tefhim-ul Kuran

Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

Ümit Şimşek

Bir de Sina Dağı çevresinde yetişen bir ağaç bitirdik ki, ondan hem bir yağ çıkar, hem de yiyenlere katık olur.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve bir ağaç da yetiştirdik ki, Tur-i Sina'dan çıkar, yağlı olarak biter; yiyenlere katıktır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Sina dağında bir ağac bitirdik ki, barından yeyənlərə həm yağ, həm də həm şirə verir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Sizin üçün həmçinin mənşə eʼtibarilə) Sina dağından çıxan bir ağac da (yaratdıq ki), o, yeyənlər üçün zeytun və (çörəyin üstünə yaxılan, xörəyə qatılan) yağ bitirər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einen Baum (den Olivenbaum) ließen Wir in der Gegend von Tûr im Sinai wachsen, der Öl und Nahrung hervorbringt.

Almanca — Der Edle Quran

und einen Baum, der aus dem Berg Saina herauskommt, der Öl hervorbringt und auch Tunke für diejenigen, die essen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und (Wir haben) einen Baum (hervorgebracht), der aus dem Berge Sinai emporwächst; er gibt Öl und Würze für die Essenden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (WIR ließen damit entstehen) einen Baum, der am Tur-Berg von Sainaa heraussprießt, er bringt das Öl und Soße für die Essenden hervor.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

in addition to the tree (olive tree) springing out of Mount Sinai producing oil and nutrition -best unsaturated fats, protein, calcium salts, iron, Phosphorus, vitamin A and B - for those who eat therefrom.

Abdul Haleem

and a tree, growing out of Mount Sinai, that produces oil and seasoning for your food.

Abdullah Yusuf Ali

Also a tree springing out of Mount Sinai, which produces oil, and relish for those who use it for food.

Abul A'la Maududi

And We also produced the tree which springs forth from Mount Sinai, containing oil and sauce for those that eat.

Aisha Bewley

and a tree springing forth from Mount Sinai yielding oil and a seasoning to those who eat.

Al-Hilali & Khan

And a tree (olive) that springs forth from Mount Sinai, that grows (produces) oil, and (it is a) relish for the eaters.

Ali Quli Qarai

And a tree that grows on Mount Sinai which produces oil and a seasoning for those who eat.

Amatul Rahman Omar

And (with the water We produce) a tree which grows on Mount Sinai (- olive tree) which bears (in it) oil and (supplies) a condiment (also) for those who use it for food.

Arthur John Arberry

and a tree issuing from the Mount of Sinai that bears oil and seasoning for all to eat.

Bijan Moeinian

I have also created a tree, native to Mount Sinai, which you may extract oil from its fruit, or eat it as some like to do.

E. Henry Palmer

And a tree growing out of Mount Sinai which produces oil, and a condiment for those who eat.

Edip-Layth

A tree which emerges from the mount of Sinai, it grows oil and is a relish for those who eat.

George Sale

And We also raise for you a tree springing from mount Sinai; which produceth oil, and a sauce for those who eat.

Hamid S. Aziz

Then We produce for you thereby gardens of date-palms and grapes wherein you have much fruits, and whereof you eat.

Mahmoud Ghali

And a tree that comes out (Literally: goes out) from At-Tûr of SaynaÉ (Mount Sinai) that grows fats (i. e., oil) and seasoning for (the) eaters.

Marmaduke Pickthall

And a tree that springeth forth from Mount Sinai that groweth oil and relish for the eaters.

Mohamed Ahmed - Samira

The tree that grows on Mount Sinai yields oil and seasoning for those who eat.

Muhammad Asad

as well as a tree that issues from [the lands adjoining] Mount Sinai, yielding oil and relish for all to eat.

Mustafa Khattab

as well as ˹olive˺ trees which grow at Mount Sinai, providing oil and a condiment to eat.

Progressive Muslims

And a tree which emerges from the mount of Sinai, it grows oil and is a relish for those who eat.

Sahih International

And [We brought forth] a tree issuing from Mount Sinai which produces oil and food for those who eat.

Sam Gerrans

And a tree that comes forth from Mount Saynā’ yielding oil and a seasoning for the eaters.

Shabbir Ahmed

As well as a tree that grows in abundance in (the lands adjoining) Mount Sinai, yielding oil and relish for all to eat.

Syed Vickar Ahamed

And also a tree that grows from Mount Sinai, which produces oil and relish for those who use it for food.

Taqi Usmani

- and (We produced) a tree (of olive) that comes forth from the (mount) Tūr of Sinai, which grows with oil and with a dressing for those who eat.

The Monotheist Group

Anda tree which emerges from the mount of Sinai, it grows oil and is a relish for those who eat.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ainsi quʹun arbre (lʹolivier) qui pousse au Mont Sinaî, en produisant lʹhuile servant à oindre et où les mangeurs trempent leur pain.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me (bi wê avê) ji we re darek şîn kiriye (ku ew dara zeytûnê ye) ku li Çiyayê Sînayê çêdibe. Berê wê ji bo kesê ku bixwe dibe rûn û pêxwarin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en een boom die uit de berg Sinaa? voortkomt die olie voortbrengt en saus voor hen die eten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij deden voor u ook den boom oprijzen, die op den berg Sinaï ontsproot; die olie voorbrengt en een sap dat goed is voor hen die het eten.

Hollandaca — Siregar

En (van) een boom die groeit op de berg Sinaî. die olie en een gerecht voor hen die eten levert.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

и (также Мы вырастили для вас этой водой) (оливковое) дерево, которое исходит из (горы) Тур (в местности) Синай; оно выращивает масло и приправу для едящих.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och ett träd som är från (trakten kring) berget Sinai, (vars frukt) innehåller olja och förhöjer smaken på er föda.