Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَٓا اِبْرٰهِيمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ

ve leḳad āteynā ibrāhīme ruşdehu min ḳablu ve kunnā bihi ǎālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اٰتَيْنَٓاāteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbiz vermiştik
3اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim'e
4رُشْدَهُruşdehuر ش دDoğru yolu takip etmek, iyi yönlendirilmiş olmak, gerçek yön, doğru hareket kuralı, dürüstlük, bir çocuğun/zekanın olgunluğu, kişinin işlerini yönetme kapasitesi.doğru yolu bulma yeteneğini
5مِنْmin
6قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekdaha önceden
7وَكُنَّاve kunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve biz idik
8بِهِbihionu
9عَالِمِينَǎālimīneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiliyor

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki daha önce İbrâhim'e onu doğru yola sevkedecek delilleri vermiştik ve onun, buna ehil olduğunu da biliyorduk.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki daha önce İbrâhimʼe onu doğru yola sevkedecek delilleri vermiştik ve onun, buna ehil olduğunu da biliyorduk.

Adem Uğur

Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki biz İbrahim'e daha önceden rüşdünü (olgunluk düşüncesi - haniflik) verdik. . . Biz Onu bilirdik.

Ahmet Tekin

Biz, peygamber olarak görevlendirilmeden önce İbrâhim’e, doğruluk olgunluk, akıl yürütme, tahlil kabiliyeti ve ufuk aydınlığı nasip etmiştik. Biz onun olgunluğu ve üstün hasletlere sahip olmayı hak ettiğini biliyorduk.

Ahmet Varol

Andolsun biz daha önce İbrahim'e doğru yolu bulma kabiliyeti vermiştik ve biz onu biliyorduk.

Ali Bulaç

Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.

Ali Fikri Yavuz

Azametim hakkı için, biz Mûsa’dan evvel de İbrahîm’e hidayetini vermiştik ve biz, buna (peygamberliğe) ehil olduğunu biliyorduk.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, bundan önce de İbrahim'e sağduyu vermiştik. Çünkü Onu biliyorduk.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, daha önce İbrahim'e de doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.

Bekir Sadak

And olsun ki, daha once Ibrahim'e de akla uygun olani gostermistik. Biz onu biliyorduk.

Celal Yıldırım

And olsun ki, bundan önce de İbrahim'e rüşdünü (uygun olanı, doğru yolu, doğru düşünmeyi) vermiştik ve biz bunu bilenlerdik..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz daha önce İbrâhim’e doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.

Diyanet İşleri

Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

Diyanet Vakfi

Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, bundan önce de İbrahim'e olgunluğunu vermiştik ve onun buna layık olduğunu da biliyorduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik

Erhan Aktaş

Ant olsun İbrahim'e rüşdünü vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun İbrahim'e rüşdünü vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun İbrahim'e rüşdünü vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

Fizilal-il Kuran

Andolsun ki, daha önce de İbrahim'e doğru ile eğriyi ayırdetme yeteneği vermiştik. Onun peygamberliğe elverişli olduğunu biliyorduk.

Gültekin Onan

Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.

Hamdi Döndüren

Andolsun, Biz, İbrahim’e de önceden iyi ile kötüyü ayırt etme yeteneği vermiştik. Biz, onun (buna ehil) olduğunu biliyorduk.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz daha evvel Ibrahime de rüşdünü verdik ve biz onu (n buna ehil olduğunu) bilenlerdik.

Hasib Asutay

Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüştünü (14) vermiştik. Biz (zaten) onu bilenlerdik. (14. Doğru yolu bulma yeteneğini.)

Hayrat Neşriyat

Ve and olsun ki, daha önce İbrâhîm’e de rüşdünü (doğruyu bulma kabiliyetini)vermiştik ve onu(n buna ehil olduğunu) bilenler idik.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik. Ve Biz onu bilenlerdik.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki İbrahim’e olgunluğunu daha önce vermiştik. Biz onu (çok) iyi bilirdik.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz (Musa'dan) çok önce İbrahim'e (de) sağduyu vermiştik; ve o'na (yön veren saiki) biliyorduk,

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, (Musa'dan) çok daha önce İbrahim'e de doğru işleyen bir muhakeme vermiştik; (İbrahim'in) bununla (doğru yolu bulacağını) daha baştan biliyorduk.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, İbrahim'e de bundan evvel rüşdünü vermiştik ve Biz O'na âlimler idik.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşd (doğru yolu bulma kabiliyeti) vermiştik. Zaten biz onu biliyorduk.

Suat Yıldırım

Biz Mûsâ’dan önce de İbrâhim’e hidâyet ve akl-ı selim verdik. Biz onun halini pek iyi biliyorduk.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, daha önceden İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n olgun insan olduğunu) biliyorduk.

Süleymaniye Vakfı

Biz daha önce (Musa ve Harun'dan önce) İbrahim'e de olgunluğunu vermiştik. Biz onu biliyorduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Daha önce de İbrahim'e olgunluk vermiştik. Biz ondaki olgunluğu biliriz.

Şaban Piriş

Daha önce de İbrahim'e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, bundan önce de İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.

Ümit Şimşek

Daha önce Biz İbrahim'e de doğru yolu bulmasını sağlayacak bir sağduyu ve olgunluk vermiştik; çünkü onun buna lâyık olduğunu biliyorduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, İbrahim'e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştik. Onu bilmekteydik biz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz daha öncə İbrahimə də özünə layiq doğru bir yol bəxş etmişdik. Biz onu tanıyırdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz daha öncə İbrahimə də doğru yolu nəsib etmişdik (peyğəmbərlik ehsan buyurmuşduq). Biz onu (onun buna layiq olduğunu) bilirdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir gewährten vordem Abraham Denkvermögen und das Nachdenken über die Wahrheit, und Wir wußten Bescheid über ihn.

Almanca — Der Edle Quran

Wir verliehen bereits zuvor Ibrahim seine Besonnenheit; und Wir wußten über ihn Bescheid.

Almanca — M. A. Rassoul

Und vordem gaben Wir Abraham seine Recht schaffenheit; denn Wir kannten ihn.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits gewährten WIR Ibrahim seine Verständigkeit vorher und waren über ihn allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Aforetime, We directed Ibrahim to reasoning and to employ the faculty of reason in forming conclusions and We were fully aware of his thoughts and of his innermost being.

Abdul Haleem

Long ago We bestowed right judgement on Abraham and We knew him well.

Abdullah Yusuf Ali

We bestowed aforetime on Abraham his rectitude of conduct, and well were We acquainted with him.

Abul A'la Maududi

Surely We had bestowed wisdom upon Abraham even earlier, and We knew him well.

Aisha Bewley

We gave Ibrahim his right guidance early on, and We had complete knowledge of him.

Al-Hilali & Khan

And indeed We bestowed aforetime on Ibrâhîm (Abraham) his (portion of) guidance, and We were Well-Acquainted with him (as to his Belief in the Oneness of Allâh).

Ali Quli Qarai

Certainly We had given Abraham his rectitude before, and We knew him

Amatul Rahman Omar

And We gave Abraham his rectitude (befitting his station as a Prophet of God) before (this). We knew him fully well (for his personal qualities).

Arthur John Arberry

We gave Abraham aforetime his rectitude -- for We knew him --

Bijan Moeinian

Even before that, knowing Abraham, I granted him a mature view.

E. Henry Palmer

And we gave Abraham a right direction before; for about him we knew.

Edip-Layth

Before that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.

George Sale

And We gave unto Abraham his direction heretofore, and We knew him to be worthy of the revelations wherewith he was favoured.

Hamid S. Aziz

This is a blessed Reminder which We have sent down (or revealed), will you then reject it?

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Ibrahîm (Abrahem) earlier his right-mindedness and We were Knowledgeable of him.

Marmaduke Pickthall

And We verily gave Abraham of old his proper course, and We were Aware of him,

Mohamed Ahmed - Samira

We had earlier given Abraham true direction, for We knew him well.

Muhammad Asad

AND, INDEED, long before [the time of Moses] We vouchsafed unto Abraham his consciousness of what is right; and We were aware of [what moved] him

Mustafa Khattab

And indeed, We had granted Abraham sound judgment early on, for We knew him well ˹to be worthy of it˺.

Progressive Muslims

And before that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.

Sahih International

And We had certainly given Abraham his sound judgement before, and We were of him well-Knowing

Sam Gerrans

And We gave Abraham his sound judgment before; and We knew him

Shabbir Ahmed

And, indeed, long before, We showed Abraham his direction and We were Aware of his potential.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We bestowed on Ibrahim (Abraham), his guidance (and the courage of conduct), and We know well all about with him.

Taqi Usmani

Even earlier We had given Ibrāhīm his right course, and We knew him well

The Monotheist Group

Andbefore that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

En effet, Nous avons mis auparavant Abraham sur le droit chemin. Et Nous en avions bonne connaissance.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, hê berê Me hîdayet, dawerî û duristî dabû Îbrahîm û me pê zanîbû (ku ew babetê vê ye).

Hollandaca (1)

Hollandaca — Siregar

En voorzeker gaven Wij vroeger Ibrâhîm zijn rechtgeleidheid en Wij waren bekend met hem.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Мы до этого наставили Ибрахима на прямой путь, и Мы знали [все] о нем.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

REDAN i hans ungdom gav Vi Abraham kunskap om den rätta vägen och ett rättrådigt handlande; Vi visste att han var (värdig Våra gåvor).