Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah'tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

وَاِنْ كُنْتُمْ عَلٰى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌ فَاِنْ اَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ اَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا تَكْتُمُوا الشَّهَادَةَ وَمَنْ يَكْتُمْهَا فَاِنَّهُٓ اٰثِمٌ قَلْبُهُ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

ve in kuntum ǎlā seferin ve lem tecidū kātiben fe rihānun meḳbūDetun fe in emine beǎ'Dukum beǎ'Dan fe l yu'eddi elleƶī u'tumine emānetehu ve l yetteḳi (a)llahe rabbehu ve lā tektumū ş-şehādete ve men yektumhā fe innehu āṧimun ḳalbuhu ve(a)llahu bimā teǎ'melūne ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inve eğer
2كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolur da
3عَلٰىǎlā
4سَفَرٍseferinس ف رSeyahat etmek, yolculuk yapmak, gitmek, ortaya çıkarmak, parlak olmak, aydınlanmak, açığa çıkarmak, süpürmek, kazımakseferde
5وَلَمْve lem
6تَجِدُواtecidūو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulamazsanız
7كَاتِبًاkātibenك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetyazacak birini
8فَرِهَانٌfe rihānunر ه نRehin vermek, taahhüt etmek, sorumlu olmak, son olmak, devam etmek/sürmek/dayanmak/kalmak, kalıcı/sabit/istikrarlı/değişmez/sağlam, bir yere yerleşmek, kurulmak, sabit kalmak veya durmak, mülkü ipotek etmek, peşin ödemek, rehin olarak vermekrehinler (yeter)
9مَقْبُوضَةٌmeḳbūDetunق ب ضEl ile dokunarak/hissederek almak, kapatmak, kavramak, tutmak, yakalamak, bir araya toplamak/çekmek/birleştirmek, sahiplenmek, kuşlarla ilgili olarak kanatlarını toplamak, uçuşta/tempoda hızlı olmak.alınan
10فَاِنْfe ineğer
11اَمِنَemineا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamangüvenirseniz
12بَعْضُكُمْbeǎ'Dukumب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbiriniz
13بَعْضًاbeǎ'Danب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazdiğerinize
14فَلْيُؤَدِّfe l yu'eddiا د يO getirdi veya ulaşmasını/gelmesini/varmasını sağladı, o getirdi/iletti/teslim etti, yerine getirme/ödeme, ödedi/yerine getirdi/beraat ettirdi.ödesin
15الَّذِيelleƶīkimse
16اؤْتُمِنَu'tumineا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamankendisine güvenilen
17اَمَانَتَهُemānetehuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanemanetini
18وَلْيَتَّقِve l yetteḳiو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive korksun
19اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
20رَبَّهُrabbehuر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi olan
21وَلَاve lā
22تَكْتُمُواtektumūك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmakgizlemeyin
23الشَّهَادَةَş-şehādeteش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidliği
24وَمَنْve menve kimse
25يَكْتُمْهَاyektumhāك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmakonu gizleyen
26فَاِنَّهُٓfe innehuşüphesiz o
27اٰثِمٌāṧimunا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünahkardır
28قَلْبُهُḳalbuhuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponun kalbi
29وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
30بِمَاbimāşeyleri
31تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınız
32عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Eğer bir yolculuktaysanız, kâtip de bulamadınızsa alınan rehin de kâfi. Birbirinize emniyetiniz varsa emniyet edilen borçlu, kendisini geliştiren Allah'tan sakınsın da emanetini tamamıyla ödesin ve tanıklığı gizlemeyin, kim gizlerse şüphe yok, kalbi günaha batar ve Allah yaptıklarınızı tamamıyla bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Eğer bir yolculuktaysanız, kâtip de bulamadınızsa alınan rehin de kâfi. Birbirinize emniyetiniz varsa emniyet edilen borçlu, kendisini geliştiren Allahʼtan sakınsın da emanetini tamamıyla ödesin ve tanıklığı gizlemeyin, kim gizlerse şüphe yok, kalbi günaha batar ve Allah yaptıklarınızı tamamıyla bilir.

Adem Uğur

Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahitliği bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkârdır. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.

Ahmed Hulusi

Eğer yolculuk halinde olur da katip bulamazsanız, alınmış olan rehinler sözler ile de yetinilebilir. Eğer birbirinize güvendiyseniz, güvenilen o güveni boşa çıkarmasın ve Rabbinden korksun. Şahit olduğunuz şeyi gizlemeyin. Kim şehadetini gizlerse, muhakkak onun kalbi suçludur (kalbi hakikatini yansıtmamaktadır, hakikatinden perdelenmiştir). Allah yapmakta olduklarınızı B işareti kapsamında bilmektedir.

Ahmet Tekin

Şayet seferde olur, kâtip de bulamazsanız, borca karşılık alınmış bir rehin yeterlidir. Birbirinizle güvene dayalı belgesiz, rehinsiz alışverişlerde, ticari muamelelerde, emanet ilişkilerinde kendisine güvenilen taraf, vade dolduğunda sorumluluğunu yerine getirsin, borcunu ödesin. Hakkı inkâr etmenin, borcu, emaneti vermemenin, vadeyi tehir etmenin, toplumdaki güveni sarsmanın doğuracağı sonuçları düşünerek insanları eğiten, koruyan ve kontrol eden Rabbi Allah’ın azabına uğramaktan, emirlerine yapışarak, günaha yaklaşmayarak kendini korusun. Şâhitliği, bildiklerinizi gizlemeyin. Kim bildiklerini gizlerse, kesinlikle o kasten günah işlemiş, zarara girmiş, günahkâr bir kimsedir. Allah işlediğiniz amellerinizin hepsini biliyor.

Ahmet Varol

Eğer yolculukta olur da bir katip bulamazsanız o zaman alınan rehin yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kişi üzerindeki emaneti yerine ulaştırsın ve Rabbi olan Allah'a karşı gelmekten sakınsın. Şahitliği de gizlemeyin. Kim gizlerse onun kalbi günahkardır. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.

Ali Bulaç

Eğer yolculukta iseniz ve katip bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter). Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allah'tan sakınsın da emanetini ödesin. Şahidliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık şüphesiz, onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı bilendir.

Ali Fikri Yavuz

Eğer seferde olup yazıcı (kâtip) bulamadınızsa, o takdirde borçludan alınmış rehinler kâfidir. Birbirinize emin bulunursanız, kendisine güvenilen kimse, üzerindeki emanet borcu sahibine ödesin ve Rabbı olan yüce Allah’dan korksun. Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günah içindedir. Allah ne yaparsanız hakkıyle bilendir.

Ali Rıza Safa

Yolculuktaysanız ve yazıcı bulamazsanız, alınmış güvenceler yeterlidir. Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen sorumluluğunu yerine getirsin ve Efendisi Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşısın. Tanık olduğunuzu gizlemeyin. Çünkü kim gizlerse, aslında, onun yüreği artık suçludur. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer seyahatte iseniz ve bir yazıcı/noter bulamazsanız, alınmış taahhütler ile yetinilebilir. Ancak birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, bu güvene uygun davransın ve Rabbine karşı sorumluluğunun bilincinde olsun. Şahit olduğunuz şeyi gizlemeyiniz; zira onu gizleyen, kalben vebal altındadır. Allah yaptığınız her şeyin bilgisine sahiptir.

Bekir Sadak

Eger yolculukta olup katip bulamazsaniz alinan rehin yeter. sayet birbirinize guvenirseniz, guvenilen kimse borcunu odesin. Rabbi olan Allah'tan sakinsin. sahidligi gizlemeyin, onu kim gizlerse suphesiz kalbi gunah islemis olur. Allah islediklerinizi bilir.*

Celal Yıldırım

Eğer yolculuk halinde iseniz ve bir kâtip de bulamıyorsanız, o takdirde alınan bir rehin yeter. Ama eğer birbirinize karşı güven besliyorsanız, güvenilen kimse üzerindeki emâneti (ve borcu) ödesin ; Rabbi olan Allah'tan korksun. Bir de şahitliği gizlemeyin. Onu kim gizlerse, herhalde kalbi günahkârdır. Allah işlediklerinizi bilir..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şayet yolculuk halinde olur ve yazacak birini bulamazsanız, teslim alınmış rehinler (yeterlidir). Birbirinize güveniyorsanız, kendisine güvenilen borçlu emaneti yerine getirsin ve rabbi olan Allah’tan korksun. Tanıklığı gizlemeyin. Kim onu gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı eksiksiz bilmektedir.

Diyanet İşleri

Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah'tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri (eski)

Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah'tan sakınsın. Şahidliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir.

Diyanet Vakfi

Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahitliği, bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkârdır. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şayet siz sefer üzere olur bir kâtip de bulamazsanız, o vakit alınmış bir rehin belge yerine geçer. Yok eğer birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen adam Rabbi olan Allah'dan korksun da üzerindeki emaneti ödesin. Bir de şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin, onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir. Her ne yaparsanız Allah onu bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer yolculukta iseniz ve bir yazıcı da bulamazsanız, alınan rehinler yeterlidir. Birbirinize güveniyorsanız, kendisine inanılan kişi, Allah'tan korkup üzerindeki emaneti ödesin. Bir de şahitliği gizlemeyin, onu kim gizlerse, kesinlikle kalbi vebal içindedir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer seferber iseniz bir yazıcı da bulamadınızsa o vakıt kabzedilmiş rehinler, yok birbirinize emin olmuşsanız kendisine inanılan adam Rabbı olan Allahtan korsun da üzerindeki emaneti te'diye etsin, bir de şehadeti ketmetmeyin, onu kim ketmederse mutlak onun kalbi vebal içindedir ve Allah her ne yaparsanız bilir

Erhan Aktaş

Eğer yolculukta olup da yazıcı bulamazsanız, alınan rehinler yeterlidir. Eğer, birbirinize güveniyorsanız, güvenilen kimse, üzerindeki emaneti ödesin. Rabb'i olan Allah'a karşı takvalı olsun. Ve tanık olduğunuz şeyi gizlemeyin. Kim onu gizlerse kalben günah işlemiş olur. Allah, yaptığınız her şeyi bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer yolculukta olup da yazıcı bulamazsanız, alınan rehinler yeterlidir. Eğer, birbirinize güveniyorsanız, güvenilen kimse, üzerindeki emaneti ödesin. Rabb'i olan Allah'a takvalı olsun. Ve tanık olduğunuz şeyi gizlemeyin. Kim onu gizlerse kalben günah işlemiş olur. Allah, yaptığınız her şeyi bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer yolculukta olup da yazıcı bulamazsanız, alınan rehinler yeterlidir. Eğer, birbirinize güveniyorsanız, güvenilen kimse, üzerindeki emaneti ödesin. Rabb'i olan Allah'a takvalı olsun. Ve tanık olduğunuz şeyi gizlemeyin. Kim onu gizlerse kalben günah işlemiş olur. Allah, yaptığınız her şeyi bilir.

Fizilal-il Kuran

Eğer yolculukta olur da işlemlerinizi yazacak birini bulamazsanız, karşılıklı olarak alınan rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenerek borç işlemi yapmış iseniz kendisine güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah'tan korksun. Sakın şahitliği saklamayın. Kim şahitliği saklı tutarsa onun kalbi günahkardır. Hiç kuşkusuz ne yaparsanız Allah onu bilir.

Gültekin Onan

Eğer yolculukta iseniz ve katip bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter). Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız (emine), kendisine güven duyulan / güvenilen (tümine), rabbi olan Tanrı'dan sakınsın da emanetini ödesin. Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık kuşkusuz onun kalbi günahkardır. Tanrı yaptıklarınızı bilir. [Bu ayette emanet GERİ ALMAK ÜZERE BIRAKILAN NESNE anlamındadır. Bkz. 4/58, 8/27 ve 33/72]

Hamdi Döndüren

Eğer yolculukta olur ve bir yazıcı da bulamazsanız, alınan rehinler de yeter. Bununla birlikte, eğer birbirinize güveniyorsanız, bu takdirde, kendine güvenilen, emânetini (borcunu) ödesin ve Rabbi olan Allah’tan korksun. Tanık olduğunuz şeyleri gizlemeyin! Kim onları gizlerse, (bilsin ki) o, kalbi günahkar olan kimsedir. Allah, yapmakta olduklarınızı çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

Eğer bir sefer üzerinde iseniz, bir yazıcı da bulamadınızsa o vakit (borçludan) alınmış rehinler (de yeter). Eğer birbirinize emin olmuşsanız kendisine inanılan adam (borclu) Rabbi olan Allahdan korksun da emanetini tastamam ödesin. Şahidliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse hakıykat şudur ki onun kalbi bir günahkardır. Allah ne yaparsanız hakkıyle bilendir.

Hasib Asutay

(Ey müminler!) Eğer yolculuk halinde olur ve yazacak birini bulamazsanız (borca karşılık) alınan rehinler (yeterlidir). Şâyet birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenen kimse emaneti (borcunu) ödesin, Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse gerçekten onun kalbi günâhkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

Hayrat Neşriyat

Ve bir yolculukta olur da bir kâtib bulamazsanız, o takdirde (borca karşılık)alınmış rehinler (yeter)! Fakat bazınız bazınıza güvenir (de rehin almaz)sa, bu durumda kendisine güvenilen (borç verilen) kimse emânetini (borcunu) ödesin ve Rabbi olan Allah’dan sakınsın! Şâhidliği ise gizlemeyin! Buna rağmen kim onu gizlerse, artık şübhesiz ki o, kalbi günahkâr bir kimsedir. Allah ise, yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilendir.

İbni Kesir

Eğer seferde olur da yazacak kimse bulamazsanız; alınan rehinler yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz güvenilen kimse Rabbı olan Allah'tan korksun da borcunu ödesin. Bir de şehadeti gizlemeyin. Onu gizleyenin kalbi günahkardır. Allah yaptıklarınızı bilir.

Mehmet Okuyan

Yolculuktayken kâtip bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin (kapora yeterlidir). Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kişi, emaneti (sahibine) versin ve Rabbi olan Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olsun! Şahitliği (bildiklerinizi) gizlemeyin! Kim onu gizlerse onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı bilendir.

Muhammed Esed

Eğer seyahatte iseniz ve bir yazıcı bulamazsanız, alınmış taahhütler ile yetinilebilir: ancak eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, bu güvene uygun davransın ve Rabbine karşı sorumluluğunun bilincinde olsun. Ve şahit olduğunuz şeyi gizlemeyin; zira, onu gizleyen kalben vebal altındadır; ve Allah yaptığınız her şeyin tüm bilgisine sahiptir.

Mustafa İslamoğlu

Eğer seyahatteyseniz ve yazan birini de bulamamışsanız, bu durumda alınan bir rehin de yeterlidir. Birbirinize güveniyorsanız, kendisine güvenilen kimse, bu güvenin gereğini yerine getirsin ve Rabbi olan Allah'tan korksun: Artık şahit olduğunuz şeyi gizlemeyin; her kim onu gizlerse, işte onun kalbi günahkar olur: zira Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer siz bir sefer üzerinde iseniz ve bir yazıcı da bulamaz iseniz makbuz, rehinler kifâyet eder. Fakat bazınız bazınıza emin olursa kendisine emniyet olunan, emaneti ödesin. Ve rabbi olan Allah Teâlâ'dan korksun. Şahadeti de gizlemeyiniz. Onu kim gizlerse şüphe yok ki, onun kalbi günahkârdır. Ve Allah Teâlâ sizin yapacağınız şeylere alîmdir.

Ömer Öngüt

Eğer yolculukta olur da yazacak kimse bulamazsanız, alınan rehinler yeter. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin ve Rabbi olan Allah'tan korksun. Şâhitliği gizlemeyin. Onu gizleyenin kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı bilir.

Suat Yıldırım

Eğer yolculuk halinde iseniz ve kâtip bulamazsanız, o takdirde borç karşılığında rehin alırsınız. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse Rabbi olan Allah’tan korksun da üzerindeki emaneti ödesin! Bir de şahitliği, görüp bildiğinizi gizlemeyin! Bildiğini gizleyenin kalbi günahkâr olur. Allah her ne yaparsanız bilir.

Süleyman Ateş

Ve eğer seferde olur da yazacak birini bulamazsanız, alınan rehinler (yeter). Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini ödesin, Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahidliği gizlemeyin, onu gizleyenin kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı bilir.

Süleymaniye Vakfı

Yolculukta olur da yazacak birini bulamazsanız alınan rehinler yeterlidir. Biriniz diğerine güvenir (rehin almaz) ise kendine güvenilen kişi Rabbi olan Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınsın da borcunu ödesin. (Böyle bir duruma şahit olursanız) şahitliği gizlemeyin. Kim gizlerse kalbi günah içinde olur. Allah ne yaptığınızı bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yolculukta olur da yazacak birini bulamazsanız, yapılacak olan rehin almaktır. Biriniz diğerine güvenir (borcu yazmaz, rehin de almaz) ise, kendine güvenilen kişi, Sahibi olan Allah'tan çekinerek korunsun da güveni kötüye kullanmasın. Şahitliği gizlemeyin. Kim gizlerse kalbi iyilikten uzaklaşır. Yaptığınız her şeyi bilen Allah'tır.

Şaban Piriş

Eğer yolculukta iseniz bir katip de bulamazsanız, (borca karşılık) alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini ödesin. Şahitliği gizlemeyin, kim onu gizlerse, o mutlaka kalben günahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir.

Tefhim-ul Kuran

Eğer yolculukta iseniz ve kâtip de bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter) . Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da emanetini ödesin. Şahidliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık şüphesiz, onun kalbi günahkârdır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir.

Ümit Şimşek

Seferde olur da kâtip bulamazsanız, borç karşılığında rehin alırsınız. Eğer birbirinize güvenir de rehin almazsanız, kendisine güvenilen kimse, Rabbi olan Allah'tan korksun da emanetini ödesin. Şahitliği saklamayın. Onu saklayanın tâ kalbi günahkâr olur. Allah ise sizin yaptıklarınızı bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer yolculuk halinde olur da yazacak birini bulamazsanız, o takdirde, alınan rehinler yeter. Birbirinize güvenmişseniz, kendisine güvenilen kişi, emaneti ödesin; Rabb'i olan Allah'tan korksun. Tanıklığı gizlemeyin. Onu gizleyen, kalbi günaha batmış/kendi kalbine kötülük etmiş biridir. Allah, yapmakta olduklarınızı çok iyi bilmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər səfərdə olsanız və katib tapmasanız, borc yiyəsinə saxlanılması üçün girov verin. Əgər sizlərdən biri digərinə etibar edibsə, qoy etibar olunmuş kimsə ona verilmiş borcu qaytarsın və Rəbbi olan Allahdan qorxsun. Şahidliyi gizlətməyin. Kim onu gizlədirsə, şübhəsiz ki, qəlbi günahkardır. Allah nə etdiklərinizi bilir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səfərdə olub katib tapmasanız, girov saxlayın. Əgər bir-birinizə eʼtibar edirsinizsə, eʼtibar olunmuş şəxs əmanəti geri qaytarsın və Rəbbi olan Allahdan qorxsun! Şahidliyi (şahidi olduğunuz şeyi) gizlətməyin! Onu gizlədən şəxsin qəlbi günahkardır. Allah etdiyiniz əməlləri biləndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihr auf Reisen seid und keinen Schreiber findet, so soll ein Pfand genommen werden, das dieser treu verwahrt. Derjenige, dem ein Pfand anvertraut wurde, hat das ihm Anvertraute zurückzugeben und Gott, seinen Herrn, zu fürchten. Ihr sollt euch nicht weigern, Zeugnis abzulegen! Wer eine Zeugenaussage zurückhält, trägt Sünde im Herzen. Gott weiß alles, was ihr tut.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn ihr auf einer Reise seid und keinen Schreiber findet, dann sollen Pfänder in Empfang genommen werden. Und wenn dann einer von euch dem anderen (etwas) anvertraut, so soll derjenige, dem (es) anvertraut wurde, das ihm anvertraute Pfand (wieder) aushändigen, und er soll Allah, seinen Herrn, fürchten. Und verheimlicht kein Zeugnis. Wer es aber verheimlicht, dessen Herz ist gewiß sündhaft. Und Allah weiß über das, was ihr tut, Bescheid.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn ihr auf einer Reise seid und keinen Schreiber findet, dann soll ein Pfand in Empfang genommen werden. Und wenn einer von euch dem anderen (etwas) anvertraut, dann soll der, dem es anvertraut wurde, das ihm Anvertraute zurückgeben und Allah, seinen Herrn, fürchten. Und unterdrückt das Zeugnis nicht. Und wer es verbirgt, dessen Herz ist wahrlich mit Schuld befleckt. Und Allah ist dessen kundig, was ihr tut.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn ihr auf Reisen seid und keinen Schriftführer findet, dann nehmt ein Pfand! Und solltet ihr einander vertrauen, so soll derjenige, dem (die Schuld) anvertraut wurde, das ihm Anvertraute zurückgeben und Taqwa gemäß ALLAH gegenüber, seinem HERRN, handeln. Und verschweigt nicht das Zeugnis! Und wer es verschweigt, so ist dessen Herz gewiß voller Verfehlung. Und ALLAH ist über das, was ihr tut, allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if you are on a journey and cannot find a writer, then place a pledge in the creditor’s possession as a guarantee of good faith. And if the debtor considers the creditor a credible person then the creditor should prove himself trustworthy and return the pledge upon receiving the debt from the debtor, also expected to be trustworthy, and either of them should keep Allah in mind and revere Him. And do not conceal, destroy, suppress or refuse to provide evidence when summoned, and he who withholds testimony is indeed morally depraved with a soiled and sinful heart. And Allah is 'Alimun of all you do.

Abdul Haleem

If you are on a journey, and cannot find a scribe, something should be handed over as security, but if you decide to trust one another, then let the one who is trusted fulfil his trust; let him be mindful of God, his Lord. Do not conceal evidence: anyone who does so has a sinful heart, and God is fully aware of everything you do.

Abdullah Yusuf Ali

If ye are on a journey, and cannot find a scribe, a pledge with possession (may serve the purpose). And if one of you deposits a thing on trust with another, Let the trustee (Faithfully) discharge His trust, and let him fear his Lord. Conceal not evidence; for whoever conceals it,- His heart is tainted with sin. And Allah Knoweth all that ye do.

Abul A'la Maududi

And if you are on a journey and do not find a scribe to write the document then resort to taking pledges in hand. But if any of you trusts another, let him who is trusted, fulfil the trust and fear Allah, his Lord. And do not conceal what you have witnessed, for whoever conceals it, his heart is sinful. Allah has full knowledge of all that you do.

Aisha Bewley

If you are on a journey and cannot find a writer, something can be left as a security. If you leave things on trust with one another the one who is trusted must deliver up his trust and have taqwa of Allah his Lord. Do not conceal testimony. If someone does conceal it, his heart commits a crime. Allah knows what you do.

Al-Hilali & Khan

And if you are on a journey and cannot find a scribe, then let there be a pledge taken (mortgaging)[1]; then if one of you entrust the other, let the one who is entrusted discharge his trust (faithfully), and let him be afraid of Allâh, his Lord. And conceal not the evidence for he, who hides it, surely his heart is sinful. And Allâh is All-Knower of what you do.

Ali Quli Qarai

If you are on a journey and cannot find a writer, then a retained pledge [shall suffice]. And if one of you entrusts to another, let him who is trusted deliver his trust, and let him be wary of Allah, his Lord. And do not conceal testimony; anyone who conceals it, his heart will indeed be sinful. And Allah knows best what you do.

Amatul Rahman Omar

And if you be on a journey and do not find a scribe, then (let there be) a pledge with possession (of some article to secure your debt). If one of you entrusts something to another let him who is entrusted deliver his trust, and let him take Allâh, his Lord, as a shield. Do not conceal the evidence, for whoso conceals it, his heart is certainly sinful. Allâh is Well-Aware of all that you do.

Arthur John Arberry

And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand. But if one of you trusts another, let him who is trusted deliver his trust, and let him fear God his Lord. And do not conceal the testimony; whoso conceals it, his heart is sinful; and God has knowledge of the things you do.

Bijan Moeinian

If you are traveling, and you can not find someone to write down the transaction, ask for collateral. Once the debt is paid back, the collateral must immediately be returned. Say the whole truth once asked to serve as a witness. Only those who have a disease in their heart commit the sin of not revealing the whole truth. Do not forget that God knows what you are doing.

E. Henry Palmer

But if ye be upon a journey, and ye cannot find a scribe, then let a pledge be taken. But if one of you trust another, then let him who is trusted surrender his trust, and let him fear God his Lord, and conceal not testimony, for he who conceals it, verily, sinful is his heart: God knows what ye do.

Edip-Layth

If you are traveling or do not find a scribe, then a pledge of collateral. If you trust each other then let the one who was entrusted deliver his trust, and let him be conscientious of God, and do not hold back the testimony. Whoever holds it back, then he has sinned in his heart; God is aware of what you do.

George Sale

And if ye be on a journey, and find no writer, let pledges be taken: But if one of you trust the other, let him who is trusted return what he is trusted with, and fear God his Lord. And conceal not the testimony, for he who concealeth it, hath surely a wicked heart: God knoweth that which ye do.

Hamid S. Aziz

But if you are upon a journey, and you cannot find a scribe, then let a pledge be taken. But if one of you trust another, then let him who is trusted surrender his trust, and let him fear Allah his Lord, and conceal not testimony, for he who conceals it, verily, sinful is his heart: Allah is Aware of what you do.

Mahmoud Ghali

And in case you are on a journey and you do not find a writer, then (take) a pledge in hand. (i.e. to be paid) Yet in case some of you feel more secure with some others, (Literally: if some of you "trust" some "others") then let him who is given the deposit pay back his deposit and let him be pious to Allah his Lord. And do not keep back the testimony; and whoever keeps it back, then surely his heart is vicious; and Allah is Ever-Knowing of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

If ye be on a journey and cannot find a scribe, then a pledge in hand (shall suffice). And if one of you entrusteth to another let him who is trusted deliver up that which is entrusted to him (according to the pact between them) and let him observe his duty to Allah his Lord. Hide not testimony. He who hideth it, verily his heart is sinful. Allah is Aware of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

If you are on a journey and cannot find a scribe, pledge your goods (against the Loan); and if one trusts the other, then let him who is trusted deliver the thing entrusted, and have fear of God, his Lord. Do not suppress any evidence, for he who conceals evidence is sinful of heart; and God is aware of all you do.

Muhammad Asad

And if you are on a journey and cannot find a scribe, pledges [may be taken] in hand: but if you trust one another, then let him who is trusted fulfil his trust, and let him be conscious of God, his Sustainer. And do not conceal what you have witnessed - for, verily, he who conceals it is sinful at heart; and God has full knowledge of all that you do.

Mustafa Khattab

If you are on a journey and a scribe cannot be found, then a security can be taken. If you trust one another, then ˹there is no need for a security, but˺ the debtor should honour this trust ˹by repaying the debt˺—and let them fear Allah, their Lord. And do not conceal the testimony, for whoever conceals it, their hearts are indeed sinful. And Allah ˹fully˺ knows what you do.

Progressive Muslims

And if you are traveling or do not find a scribe, then a pledge of collateral. If you trust each other then let the one who was entrusted deliver his trust, and let him be aware of God, and do not hold back the testimony. And whoever holds it back, then he has sinned in his heart, and God is aware of what you do.

Sahih International

And if you are on a journey and cannot find a scribe, then a security deposit [should be] taken. And if one of you entrusts another, then let him who is entrusted discharge his trust [faithfully] and let him fear Allah, his Lord. And do not conceal testimony, for whoever conceals it - his heart is indeed sinful, and Allah is Knowing of what you do.

Sam Gerrans

And if you are on a journey, and find not a writer, then: a pledge in hand. But if one of you trusts another, then let him who is trusted discharge his trust, and let him be in prudent fear of God, his Lord. And conceal not the witness; and he who conceals it, his heart is sinful; and God knows what you do.

Shabbir Ahmed

If you are traveling and a scribe is not available, a collateral of some value may serve the purpose, or a bond shall be posted to guarantee repayment. If one is trusted in this manner, he shall return the collateral or the bond when due, and be mindful of Allah, his Lord. Do not withhold any testimony by concealing what you have witnessed. Anyone who withholds a testimony is noxious to his own sensitivity. Allah is Aware of all your actions.

Syed Vickar Ahamed

If you are on a journey, and cannot find a scribe, a pledge with possession (that may serve the purpose) and if one of you deposits a thing on trust with another, let the trustee (faithfully) discharge his trust, and let him fear his Lord. Do not conceal testimony; For whoever conceals it— His heart is stained with sin. And Allah Knows well (Aleem) all that you do.

Taqi Usmani

If you are on a journey, and find no scribe, then (you may have resort to holding something as) mortgage, taken into possession. However, if one of you trusts the other, then the one who has been trusted should fulfill his trust, and should fear Allah, his Lord. Do not conceal testimony. Whoever conceals it, his heart is surely, sinful. Allah is All-Aware of what you do.

The Monotheist Group

And if you are traveling or do not find a scribe, then a pledge of collateral. So, if you have entrusted each other in this manner, then let the one who was entrusted deliver his trust, and let him be aware of God his Lord. And do not hold back the testimony. And whoever holds it back, then he has sinned in his heart, and God is aware of what you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais si vous êtes en voyage et ne trouvez pas de scribe, un gage reçu suffit. Sʹil y a entre vous une confiance réciproque, que celui à qui on a confié quelque chose la restitue; et quʹil craigne Allah son Seigneur. Et ne cachez pas le témoignage: quiconque le cache a, certes, un cœur pécheur. Allah, de ce que vous faites, est Omniscient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger hûn rêwî bin û we tiştek deyn kir û we katibek jî nedît (ku binivîse, wê çaxê) gerewekê di şûna wî de radestî xwediyê deyn bikin. Êdî eger hûn li hev ewle bin (gerew ne pêwîst e). Vêca bila ew ê ku eminî pê hatiye kirin spareya li cem xwe bide (xwediyê wî) û bila ji Xwedayê ku Perwerdegarê wî ye bitirse (ku xiyanetê neke). Şahidiyê veneşêrin. Kî ku şahidiyê veşêre, bila bizane ku dilê wî gunehkar e. Xwedê bi karên ku hûn dikin zana ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als jullie op reis zijn en geen schrijver vinden, dan moet een onderpand genomen worden. Maar als jullie elkaar vertrouwen, dan moet hij in wie vertrouwen gesteld wordt het vertrouwen in hem beantwoorden en God zijn Heer vrezen. Jullie moeten het getuigenis niet achterhouden. Wie het achterhoudt diens hart is zondig. God weet wel wat jullie doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zijt gij echter op reis en vindt gij geen schrijver, neemt dan een onderpand. Vertrouwt echter de een den ander zonder dat, dan geve hij, wien het vertrouwd werd, het vertrouwde weder terug en hij vreeze God. Weiger geene getuigenis. Wie het verbergt, heeft een boos hart, en God weet wat gij doet.

Hollandaca — Siregar

En wanneer jullie op reis zijn, en jullie junnen geen schrijver vinden, dan kan een plechtige belofte met onderpand (hetzelfde doel dienen). En als jullie elkaar iets toevertrouwen, laat dan degene die iets toevertrouwd is, dit vertrouwen waard zijn en laat hem Allah zijn Heer vrezen. En verbergt geen bewijs. En wie het verbergt: voorwaar, zijn hart wordt zondig. En Allah is Alwetend over wat jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если вы будете в пути и не найдете писца (для записи долга, который дается на определенный срок), то (у получателя долга) берутся залоги (которые даются кредитору, как гарантия уплаты долга). А если один из вас доверяет другому, то (не будет греха, если долг не будет записан, и не будут приглашены свидетели и не будет залога и в таком случае долг остается на ответственности берущего в долг и) пусть возвращает тот, которому доверено, доверенное [то, что он взял в долг] и пусть остерегается (наказания) Аллаха, Господа своего (и поэтому пусть выполнит свои обязательства перед тем, кто дал ему в долг). А (если должник не признает своего долга, то вы свидетели) не скрывайте свидетельства (ни полностью и ни частично [уклоняясь назвать количество, качество]), а кто скроет его [свидетельство], то он – тот, у кого сердце грешно [вероломный грешник], а Аллах знает то, что вы делаете [Он знает все скрытое и явное и Он спросит вас за все ваши деяния]!

Rusça — Osmanov

Если вы окажетесь в поездке и не найдете писца, то надо брать залог. Если вы отдаете что-либо на хранение друг другу, то пусть тот, кому отдано, вернет отданное ему на хранение, и да убоится он Аллаха, Господа своего. Не отрекайтесь от данного свидетельства. А у тех, кто отречется, греховно сердце! Аллах ведает о том, что вы творите.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om ni befinner er på resa och ingen skrivare är till hands, kan ni ta emot pant (som säkerhet). Men om ni visar varandra förtroende (och inte kräver pant), skall den som fått förtroendet fullgöra sin skyldighet och frukta Gud, sin Herre. Undanhåll inte vad ni har bevittnat. Den som undanhåller vittnesmål syndar i sitt hjärta. Gud vet vad ni gör.