(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."

وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

ve lemmā berazū li cālūte ve cunūdihi ḳālū rabbenā efriğ ǎleynā Sabran ve ṧebbit eḳdāmenā ve nSurnā ǎlā l-ḳavmi l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāne zaman
2بَرَزُواberazūب ر زÇıktı/geldi/bayıldı/ileri gitti, yayınlandı, ortaya çıktı, belirgin/açık/aşikar hale geldi, belirgin/çıkıntılı hale geldi, ortaya koydu, üretmek/yayınlamak, açığa çıkardı, geride bırakmak/geçmek, bir şeyin ötesine geçmek, hoş/güzel görünüm ve zeka ile karakterize edilmiş bir adam, ağaçsız geniş arazi veya açık alankarşılaşsalar
3لِجَالُوتَli cālūteلجالوتCalut
4وَجُنُودِهِve cunūdihiج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].ve askerleriyle
5قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleşöyle dediler
6رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
7اَفْرِغْefriğف ر غBoş olmak, boşalmak, bir şeyi bitirmek, vazgeçmek, meşgul olmamak, diğer şeylerden uzak durmakdök
8عَلَيْنَاǎleynāüzerimize
9صَبْرًاSabranص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabır
10وَثَبِّتْve ṧebbitث ب تSağlam/kararlı/sabit/kurulu olmak, bir yerde kalmak, yapmakta sebat etmek, devam etmek/dayanmak. Güçlendirmek/sağlamlaştırmak/pekiştirmek. Kararlılık, istikrar, sağlam yerleşmiş. Sağlam bir şekilde sabit kalan, sağlam, kararlı. Teyit etmek/kurmak, kararlı. Teyit, kurma. Teyit etmek, bağlı tutmak, hapsetmek, kısıtlamak (örneğin bir işi yapmaktan). Bir şeyi doğru veya geçerli kılmak, bir şeyi zorunlu kılmak, kalıcılık, kesinlik, kurulu olma durumu.ve sağlam tut
11اَقْدَامَنَاeḳdāmenāق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.ayaklarımızı
12وَانْصُرْنَاve nSurnāن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakve bize yardım et
13عَلَىǎlākarşı
14الْقَوْمِl-ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtopluluğuna
15الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirler

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Câlût'la ordusuna karşı çıkınca da Rabbimiz dediler, sen bize sabırlar ver, ayaklarımızı diret, bizi kâfirlere üstün et.

Abdulkadir Gölpınarlı

Câlûtʼla ordusuna karşı çıkınca da Rabbimiz dediler, sen bize sabırlar ver, ayaklarımızı diret, bizi kâfirlere üstün et.

Adem Uğur

Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.

Ahmed Hulusi

Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında dua ettiler: "Rabbimiz dayanma kuvvesi ver, ayaklarımızı sabitle, kaydırma ve inkarcılar topluluğuna karşı bize kazanma gücü ver. "

Ahmet Tekin

Câlût’a, askerî erkânına ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman: 'Ey Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, savaş meydanında bize metanet ihsan eyle. Ordumuzun özgüvenini, cesaretini artır. Şerefimizi ve itibarımızı yücelt. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, kâfir bir kavme karşı da bize yardım et.' diye dua ettiler.

Ahmet Varol

Bunlar Calut'un ve askerlerinin karşısına çıktıklarında da: 'Ey Rabbimiz, bize bolca sabır ver, ayaklarımızı sağlam tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!' dediler.

Ali Bulaç

Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

Ali Fikri Yavuz

Talût’a bağlı bulunan müminler, Calût ve onun askerlerine karşı çarpışmak üzere çıktıkları zaman şöyle dua ettiler: “- Ey Rabbimiz, üzerimize bol bol sabır dök, ayaklarımıza kuvvet ve sebat ver ve bizi kâfirler kavmi üzerine muzaffer kıl.”

Ali Rıza Safa

Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, şöyle dediler: "Efendimiz! Üzerimize direnç yağdır, ayaklarımızı sağlamlaştır ve nankörlük eden topluma karşı bize yardım et!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.

Bekir Sadak

Calut ve ordusuna karsi ciktiklarinda, «Rabbimiz! Bize sabir ver, sebatimizi artir, inkar eden millete karsi bize yardim et» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar (o teslimiyet gösteren mü'minler) Câlût'a ve onun ordusuna karşı (savaşmak üzere) çıkınca (şöyle duada bulunup) dediler ki: «Rabbimiz ! Üzerimize sabır (güç ve kudretini) boşalt (tıpkı bolca yağan yağmur gibi). Ayaklarımızı (savaş alanında, düşman karşısında) sağlam ve sabit tut ve bize, İnkâr ve haksızlık içinde bulunan millete karşı yardım et!»

Diyanet İşleri

(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."

Diyanet İşleri (eski)

Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında, 'Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karşı bize yardım et' dediler.

Diyanet Vakfi

Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Yüreğimizi sabırla doldur; bize direnme gücü ver; kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: «Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: "Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluğuna karşı zafere ulaştır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve vaktaki Calut ve ordusuna karşı meydana çıktılar şöyle dediler "Ey bizleri yetişdiren rabbımız üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler kavmine karşı muzaffer buyur."

Erhan Aktaş

Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, Kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

Fizilal-il Kuran

Talut ve askerleri, Calut ve ordusu ile karşılaştıklarında; 'Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirlere karşı bize zafer nasip eyle' dediler.

Gültekin Onan

Onlar Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler kavmine karşı bize yardım et."

Hamdi Döndüren

Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde de şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit tut ve şu inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!”

Hasan Basri Çantay

Onlar (Taaluta itaat eden mü'minler), Calut ile askerlerine karşı çıkdıkları zaman (niyaz edib) dediler ki: "Ey Rabbimiz, üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver (er meydanından kaydırma). Bu kafirler güruhuna karşı bize yardım et".

Hasib Asutay

Calut ve askerlerinin karşısına çıktıklarında 'Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut ve kâfir topluluğa karşı bize yardım et' dediler.

Hayrat Neşriyat

(Tâlût ve ona itâat eden mü’minler) Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında ise şöyle dediler: 'Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebât ver ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!'

İbni Kesir

Calut ve askerlerine karşı çıktıkları zaman, dediler ki: Ey Rabbımız, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler güruhuna karşı muzaffer kıl.

Mehmet Okuyan

Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında, (Talut’un askerleri) “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımızı sabit tut! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” şeklinde dua etmişlerdi.

Muhammed Esed

Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.

Mustafa İslamoğlu

Onlar Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır boca et ve ayaklarımızı (hak üzre) sabit tut; ve kafirler güruhuna karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki Câlût ile askerlerine karşı meydana çıktılar, dediler ki: «Ey Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl ve bizlere o kâfirler gürûhu üzerine nusret ver.»

Ömer Öngüt

Câlut ve ordusuna karşı çıktıklarında: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımıza sebat ver! O kâfirler gürûhuna karşı bize yardım et!” dediler.

Suat Yıldırım

Talut’un beraberindeki müminler ise Câlut ile ordusuna karşı çıkınca dediler ki: "Ya Rabbenâ, üstümüze (gürül gürül) sabır yağdır, Ayaklarımıza sebat ver ve kâfir topluluğa karşı bizi muzaffer eyle!"

Süleyman Ateş

(Talut'un askerleri) Calut ve askerlerinin karşısına çıktıklarında şöyle dediler: "Rabbimiz, üzerimize sabır dök! ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et!"

Süleymaniye Vakfı

Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Rabbimiz! Sabrımızı /direnme gücümüzü artırdıkça artır! Ayaklarımızı sabit kıl! Kafirler toplumuna karşı bize yardım et!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Bize direnme gücü ver! Ayaklarımızı kaydırma! Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

Şaban Piriş

Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında: -Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: «Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.»

Ümit Şimşek

Câlût ve ordusuyla karşılaşınca da 'Rabbimiz,' dediler. 'Bize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver. Kâfirler güruhuna karşı bize yardım et.'

Yaşar Nuri Öztürk

Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle yakardılar: "Ey Rabb'imiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar Calut və əsgərləri ilə qarşılaşdıqları zaman dedilər: ″Ey Rəbbimiz, bizə bollu səbr və dizimizə (ayaqlarımıza) qüvvət ver! Bizə kafir qövm üzərində qələbə qazandır!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als sie auf Goliath und seine Kämpfer zumarschierten, beteten sie: ʺUnser Herr! Schenke uns viel Geduld und Mut, und hilf uns gegen das Volk der Ungläubigen!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und als sie gegen Galut und seine Heerscharen auf dem Plan erschienen, sagten sie: ʺUnser Herr, überschütte uns mit Standhaftigkeit, festige unsere Füße und verhilf uns zum Sieg über das ungläubige Volk!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als sie gegen Goliath und seine Heerscharen in den Kampf zogen, sagten sie: ʺUnser Herr, verleih uns reichlich Geduld und festige unsere Schritte und hilf uns gegen das Volk der Ungläubigen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als sie vor Dschalut und seinen Soldaten hervortraten, sagten sie: ʺUnser HERR! lasse Geduld uns überkommen, mache uns standhaft und gewähre uns den Sieg über die kufr-betreibenden Leute!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When they faced Jalut and his forces they prayed: "inspire us, O Allah, our Creator, to be justly confident and enduring and inspire our courage and help us make our steps firm, and bring victory and fortune to us so that we reduce those who deny You to ruin".

Abdul Haleem

And when they met Goliath and his warriors, they said, ‘Our Lord, pour patience on us, make us stand firm, and help us against the disbelievers,’

Abdullah Yusuf Ali

When they advanced to meet Goliath and his forces, they prayed: "Our Lord! Pour out constancy on us and make our steps firm: Help us against those that reject faith."

Abul A'la Maududi

And when they went forth against Goliath (Jalut) and his forces, they prayed: "Our Lord! Shower us with patience, and set our feet firm, and grant us victory over this unbelieving people."

Aisha Bewley

When they came out against Saul and his troops, they said, ‘Our Lord, pour down steadfastness upon us, and make our feet firm, and help us against this kafir people. ’

Al-Hilali & Khan

And when they advanced to meet Jâlût (Goliath) and his forces, they invoked: "Our Lord! Pour forth on us patience, and set firm our feet and make us victorious over the disbelieving people."

Ali Quli Qarai

So when they marched out for [encounter with] Goliath and his troops, they said, ‘Our Lord, pour patience upon us, make our feet steady, and assist us against the faithless lot. ’

Amatul Rahman Omar

And when they confronted Jâlût (-Goliath) and his forces they said, `Our Lord! grant us perseverance and keep our footholds firm and help us against the disbelieving people. '

Arthur John Arberry

So, when they went forth against Goliath and his hosts, they said, 'Our Lord, pour out upon us patience, and make firm our feet, and give us aid against the people of the unbelievers!'

Bijan Moeinian

When they faced the army of Goliath, they prayed: "Lord, pour down upon us patience and give us the strength and give us victory over the disbelievers. "

E. Henry Palmer

And when they went out against a Galut and his soldiery, they said, 'Lord, pour out patience over us, and make firm our steps, and help us against the misbelieving people!'

Edip-Layth

When they came forth to Goliath and his soldiers, they said, "Our Lord grant us patience, and make firm our foothold, and grant us victory over the ingrates."

George Sale

And when they went forth to battle against Jalut and his forces, they said, O Lord, pour on us patience, and confirm our feet, and help us against the unbelieving people.

Hamid S. Aziz

And when they went out against a Goliath and his forces, they prayed saying, "Lord, pour out on us endurance, make firm our steps, and help us against the faithless!"

Mahmoud Ghali

And as soon as they went forth against Jalût (Goliath)and his hosts, they said, "Our Lord, pour out upon us patience, and make firm our feet, and give us victory over the disbelieving people!"

Marmaduke Pickthall

And when they went into the field against Goliath and his hosts they said: Our Lord! Bestow on us endurance, make our foothold sure, and give us help against the disbelieving folk.

Mohamed Ahmed - Samira

And when they were facing Goliath and his hordes they prayed: "O Lord, give us endurance and steady our steps, and help us against the deniers of truth. "

Muhammad Asad

And when they came face to face with Goliath and his forces, they prayed: "O our Sustainer! Shower us with patience in adversity, and make firm our steps, and succour us against the people who deny the truth!"

Mustafa Khattab

When they advanced to face Goliath and his warriors, they prayed, "Our Lord! Shower us with perseverance, make our steps firm, and give us victory over the disbelieving people."

Progressive Muslims

And when they came forth to Goliath and his soldiers, they said: "Our Lord grant us patience, and make firm our foothold, and grant us victory over the disbelieving people. "

Sahih International

And when they went forth to [face] Goliath and his soldiers, they said, "Our Lord, pour upon us patience and plant firmly our feet and give us victory over the disbelieving people. "

Sam Gerrans

And when they emerged against Goliath and his forces, they said: “Our Lord: pour Thou out patience upon us, and make Thou firm our feet; and help Thou us against the people of the false claimers of guidance.”

Shabbir Ahmed

Thus praying to their Lord in full conviction in the Law of proactive steadfastness, they advanced toward the invading armies of Goliath.

Syed Vickar Ahamed

And when they advanced to meet Goliath and his forces, they prayed: "Our Lord! Grant us constancy and make our steps firm: Help us against those who reject faith. "

Taqi Usmani

And when they faced Jālūt and his troops, they said: "Our Lord, pour out endurance on us, make firm our feet and help us against the disbelieving people."

The Monotheist Group

And when they came forth to Goliath and his soldiers, they said: "Our Lord grant us patience, and make firm our foothold, and grant us victory over the disbelieving people."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema li qada şer derketin pêşberî Calût û leşkerên wî, gotin: “Xwedayê me! Sebrê li ser me birijîne, lingên me mikûm bike û li hemberî gelê kafir arîkariya me bike.”

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen zij optrokken tegen Djaloet en zijn troepen zeiden zij: ʺOnze Heer, verleen ons volharding, maak onze voeten stevig en help ons tegen de ongelovige mensen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen zij nu tot den strijd met Jalut en zijn leger optrokken, zeiden zij: O Heer! stort geduld over ons uit, sterk onzen voet en help ons tegen dit ongeloovige volk.

Hollandaca — Siregar

En toen wij optrokken tegen Djâlôet en zijn legers, zeiden zij: ʺOnze Heer, schenk ons geduld en maak onze voeten standvastig en sta ons bij tegen het ongelovige volk.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И после того, как они [Талут и его войско] показались перед Джалутом и его войсками, (и увидели серьезную опасность) то сказали: «(О,) Господь наш! Пролей на нас терпение [наполни наши души терпением] и укрепи наши стопы [дай нам стойкость] (чтобы не убегать от врага) и помоги нам против людей неверных (чтобы мы смогли победить их)!»

Rusça — Osmanov

Когда они соприкоснулись с Джалутом и его ратью, то воскликнули: ʺГосподи наш! Снизошли нам терпение, укрепи наши стопы и помоги нам против неверныхʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när de stod öga mot öga med Goliat och hans styrkor, bad de: ʺHerre! Ge oss kraft att hålla stånd och gör oss stadiga på foten och låt oss segra över dessa förnekare av sanningen!ʺ