Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَاءِ فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ فِي اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ وَاللّٰهُ مُحِيطٌ بِالْكَافِرِينَ
ev ke Sayyibin mine s-semāi fīhi Zulumātun ve raǎ'dun ve berḳun yec'ǎlūne eSābiǎhum fī āƶānihim mine S-Savāǐḳi Haƶera l-mevti ve(a)llahu muHīTun bi l-kāfirīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yahut da gökten boşana boşana yağan yağmura tutulmuşa benzerler; orada karanlıklar var, gök gürlemede, şimşek çakmada. Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Allah'sa inanmayanları çepçevre kaplamış, kavramıştır.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yahut da gökten boşana boşana yağan yağmura tutulmuşa benzerler; orada karanlıklar var, gök gürlemede, şimşek çakmada. Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Allahʼsa inanmayanları çepçevre kaplamış, kavramıştır.
Adem Uğur
Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve yıldırımlar bulunan yağmur(a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Ahmed Hulusi
Ya da semadan (gökyüzü - düşünsel boyuttan) inen yağmur (fikirler), zulmet (karanlığın bilinmezliği) gökgürültüsü (doğru - yanlış çatışması) ve şimşek (bir an için akla düşen hakikat bilgisi) içindedirler! Yıldırımlara, ölüm korkusu (hakikatin açığa çıkmasıyla benliklerinin yok olması) düşüncesiyle kulaklarını tıkarlar (hakikat bilgisine kendilerini kapatırlar). Allah, hakikati inkar edenlerin de varlığını meydana getiren Muhiyt'tir (ihata etmektedir).
Ahmet Tekin
Yahut münâfıklar, karanlıklar içinde, gök gürültüleri çıkararak, şimşekler çaktırarak yağan yağmura tutulanlar gibi, şüphe, nifak ve inkâr karanlıkları içinde, tehditler ve müjdelerle dolu Kur’ân âyetlerini getiren vahiy sağanağı ile karşılaşanlardır. Ölümden çekinerek gök gürlemeleri yüzünden parmaklarıyla kulaklarını tıkayan kimseler gibi, tehdit âyetlerini duymamak için kulaklarını tıkarlar. Halbuki Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri ilmiyle ve kudretiyle her taraftan abluka altına almıştır.
Ahmet Varol
Yahut bunlar karanlıklarla, gök gürültüsü ve şimşeklerle gelen şiddetli bir yağmura tutulmuş gibidirler. Ölümden sakınmak için yıldırımlara karşı parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Ali Bulaç
Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.
Ali Fikri Yavuz
Yahud onların hâli, gökten boşanan yağmura tutulmuşların hâli gibidir ki, o gökte (bulutlarda) yoğun karanlıklar var, bir gök gürültüsü, bir şimşek var. Yıldırımlardan ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah ilim ve kudreti ile kâfirleri kuşatandır. (Cenâb’ı Hak, Kur’an-ı Kerim karşısında bulunan kâfir ve münafıkların hâlini beyan etmek üzere, ikinci bir temsil yapmıştır. Böylece âyeti kerimede münâfıkların hâli, karanlık bir gecede gök gürültülü ve şimşekli bir yağmura tutulmuşların hâline benzetilmiştir. Şöyle ki: Yağmur, canlıların hayatına sebep olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim de kalblerin hayatına sebeptir. Kur’an-ı Kerimde küfrün anılışı yoğun karanlıklar gibidir. Kur’an-ı Kerimde kâfirleri azâb ve cehennem ile korkutmalar, gök gürültüsü gibidir. Kur’an-ı Kerim’in apaçık hidâyet delilleri ile cenneti anış da şimşek ve yıldırımlar gibidir. İşte, öyle bir şiddetli gecede yağmura tutulmuş olanların hâli, yâni gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımlar karşısında olanların takındıkları tavır gibi, münafıklar da küfür anılışını, cehennem ve cennet zikrini, kendilerini hakka meylettirmesin diye işitmemek için, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Onlarca bâtıl inançlarından hakka dönmek ölümdür. Halbuki Cenâb’ı Allah onları kudreti ile çevrelemiştir. Dışarı çıkıp kurtulamazlar.)
Ali Rıza Safa
Veya karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşekle yüklü gökten boşanan bir yağmura tutulmuş gibilerdir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Çünkü Allah, nankörlük edenleri Kuşatandır.
Bayraktar Bayraklı
Yahut onların durumu, gökten sağanak halinde boşalan, içinde yoğun karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan fırtınaya tutulmuş insana benzer. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Bekir Sadak
Bir kismi da, karanliklarda, gok gurlemeleri ve simsek arasinda gokten bosanan saganaga tutulup, yildirimlardan olmek korkusu ile parmaklarini kulaklarina tikayan kimseye benzer.
Celal Yıldırım
Veya gökten (sağnak halinde) boşanan, içinde karanlıklar, bir gürleme, bir şimşek bulunan şiddetli yağmura (tutulmuş şaşkın kimselerin perişan haline) benzerler ki yıldırımın (dehşetinden) ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah (in kudreti, ilmi ve hükümranlığı) kâfirleri (her tarafından) kuşatmıştır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Yahut onlar, karanlıklar içinde gökten boşanan gök gürültülü, şimşekli bir yağmura tutulmuş kimseler gibidirler. Yıldırımlar yüzünden ölümden korkarak parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Hâlbuki Allah inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır.
Diyanet İşleri
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Diyanet İşleri (eski)
Bir kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer.
Diyanet Vakfi
Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve şimşek bulunan yağmur(a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yahut bunların durumu karanlıklar, gürleme ve şimşekler içinde gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah kafirleri kuşatmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır
yahut semadan boşanan bir yağmur hali gibidir ki onda karanlıklar var, bir gürleme, bir şimşek var, yıldırımlardan ölüm korkusiyle parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar, ve Allah kafirleri kuşatmıştır
Erhan Aktaş
Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, Kafirleri her yönden kuşatmıştır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, kafirleri her yönden kuşatmıştır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri her yönden kuşatmıştır.
Fizilal-il Kuran
Ya da onların durumu koyu bulutlu, şimşekli ve gürültülü bir gökyüzünün yağmuruna tutulmuş, ölüm korkusu içinde yıldırımlara karşı parmakları ile kulaklarını tıkayan kimselere benzer. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.
Gültekin Onan
Ya da, karanlık, gökgürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. Tanrı kafirleri böyle kuşatmıştır (muhiytun).
Hamdi Döndüren
Yahut onların durumu; gökten, karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekle birlikte boşalan yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Öyle ki onlar, çakan şimşeklerin yol açtığı ölüm korkusuyla, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. İşte Allah, inkâr edenleri (böyle) çepeçevre kuşatmıştır.
Hasan Basri Çantay
Yahud (onların haali) gökden (bulutdan boşanan) yağmur (a tutulmuşun haali) gibidir ki onda (o yağmurda) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek çakışı vardır. Ölüm korkusiyle yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kafirleri çepçevre kuşatandır.
Hasib Asutay
Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. Yıldırımlardan dolayı ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.
Hayrat Neşriyat
Veya (onların misâli) gökten boşanan, (ve) kendisinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan bir yağmur(a tutulan kimselerin hâli) gibidir. Yıldırımlardan dolayı, ölümkorkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Hâlbuki Allah, kâfirleri (ilim ve kudretiyle)çepeçevre kuşatıcıdır.
İbni Kesir
Yahut gökten inen sağnağa tutulmuş gibilerdir ki; onda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.
Mehmet Okuyan
Veya (onların durumu) gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan sağanağa (tutulmuş kişilerin durumu) gibidir. Onlar (münafıklar), yıldırımlardan kaynaklanan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.
Muhammed Esed
Ya da (onların durumu) gökten zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli bir sağanağ(a benzer): Ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar, ama Allah hakikati inkar edenleri (kudreti ile) kuşatır.
Mustafa İslamoğlu
Ya da (durumları şu örneğe) benzer: Gökten inen bir sağanak (düşünün), onunla birlikte karanlıklar, gök gürlemesi, şimşek... Yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Zira Allah kafirleri çepeçevre kuşatandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Yahut (onların meseli) gökten şiddetle boşanan bir yağmur gibidir ki onda karanlıklar vardır, dehşetli bir gök gürültüsü, bir şimşek vardır. Ölüm korkusundan dolayı yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Teâlâ ise kâfirleri kuşatmıştır.
Ömer Öngüt
Yahut onların hali, gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve yıldırımlar bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Yıldırımdan ölme korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah o kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Suat Yıldırım
Yahut onların durumu gökten sağanak halinde boşanan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kâfirleri çepeçevre kuşatır.
Süleyman Ateş
Ya da (onlar), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek (ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuş) gibi(dirler). Yıldırım seslerinden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allah, inkarcıları tamamen kuşatmıştır.
Süleymaniye Vakfı
Ya da onlar, gökten boşanan yağmura tutulmuş kişi gibidirler. Orada karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Şiddetli gürültüden dolayı ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah o kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Karanlıkların her yanı kapladığı, göğün gürlediği ve şimşeklerin çaktığı bir yerde, bardaktan boşanırcasına yağmura tutulmuş bir kimseye de benzerler; şiddetli gürültüden ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. O kafirleri çevreleyen her şeyi bilen Allah'tır
Şaban Piriş
Yahut, onlar gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz Allah kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Tefhim-ul Kuran
Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler) le yüklü, gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Ama Allah kâfirleri çepeçevre kuşatıcıdır.
Ümit Şimşek
Yahut gökten boşanan karanlık, gökgürültülü ve şimşekli bir yağmura tutulmuş kimse gibidirler. Ölüm korkusuyla, yıldırımdan kulaklarını tıkarlar. Allah ise kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yahut gökten boşalan bir yağmur haline benzer ki onda karanlıklar var, bir gök gürlemesi var, bir şimşek var. Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhit'dir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Yaxud onların məsəli zülmət içində göy gurultusu və şimşəklə yağan leysana düşənlərin məsəlinə bənzəyir ki, ildırımdan ölmək qorxusu ilə barmaqlarını qulaqlarına tıxayırlar. Şübhəsiz ki, Allah kafirləri hər tərəfdən əhatəyə almışdır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Yaxud (o münafiqlər) qaranlıqlarda göy gurultusu və şimşəklə səmadan şiddətlə yağan yağışa düşmüş kimsələrə bənzərlər ki, ildırımın səsindən ölmək qorxusu ilə barmaqlarını qulaqlarına tıxayarlar. Halbuki Allah kafirləri (Öz elmi, qüdrəti ilə) ehtiva edəndir (Onun əlindən əsla qaçıb qurtara bilməzlər).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
wie Menschen, die von einem lebensgefährlichen Wolkenbruch durch Finsternis, Donner und Blitz heimgesucht werden. Sie stecken ihre Finger in die Ohren und meinen, sie retten sich so vor dem Tod. Gott umfaßt die Ungläubigen (mit Seinem Wissen und Seiner Macht).
Almanca — Der Edle Quran
Oder es ist wie ein Gewitterregen, der vom Himmel niedergeht, voller Finsternis, Donner und Blitz. Sie stecken sich die Finger in die Ohren vor den Donnerschlägen, um dem Tod zu entfliehen, doch Allah umfaßt die Ungläubigen.
Almanca — M. A. Rassoul
Oder (ihr Beispiel ist) gleich (jenen bei) einem Regenguß vom Himmel, voller Finsternisse, Donner und Blitz; sie stecken ihre Finger in ihre Ohren in Todesangst vor den Donnerschlägen. Und Allah hat die Ungläubigen in Seiner Gewalt.
Almanca — Muhammad Zaidan
Oder (sie ähneln manchen unter) einem Wolkenbruch aus dem Himmel, welcher von Finsternissen, Donner und Blitz begleitet wird. Sie stecken ihre Finger in ihre Ohren wegen der Donnerschläge aus Angst vor dem Tod – doch ALLAH ist umgebend den Kafir gegenüber.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Their example stands similitude exact of a people who are overshadowed with dark thunder cloud floating in the floor of the vault of heaven and sends forth thunder and lightning, terrifying and startling, and they think that by plugging their ears with their finger tips to make them impervious to sound they would avert death, but Allah besets and bounds those who deny Him on all sides.
Abdul Haleem
Or [like people who, under] a cloudburst from the sky, with its darkness, thunder, and lightning, put their fingers into their ears to keep out the thunderclaps for fear of death- God surrounds the disbelievers.
Abdullah Yusuf Ali
Or (another similitude) is that of a rain-laden cloud from the sky: In it are zones of darkness, and thunder and lightning: They press their fingers in their ears to keep out the stunning thunder-clap, the while they are in terror of death. But Allah is ever round the rejecters of Faith!
Abul A'la Maududi
Or they are like those who encounter a violent rainstorm from the sky, accompanied by pitch-dark clouds, thunder-claps and flashes of lightning: on hearing thunder-claps they thrust their fingers into their ears in fear of death. Allah encompasses these deniers of the Truth.
Aisha Bewley
Or that of a storm-cloud in the sky, full of darkness, thunder and lightning. They put their fingers in their ears against the thunderclaps, fearful of death. Allah encompasses the kafirun.
Al-Hilali & Khan
Or like a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder, and lightning. They thrust their fingers in their ears to keep out the stunning thunder-clap for fear of death. But Allâh ever encompasses the disbelievers (i.e. Allâh will gather them all together).
Ali Quli Qarai
Or that of a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder, and lightning: they put their fingers in their ears due to the thunderclaps, apprehensive of death; and Allah besieges the faithless.
Amatul Rahman Omar
Or (the case of some of the hypocrites is) like (the case of those who are hit by) heavy downpour from the clouds wherein there are different kinds of darkness, thunder and lightning. They plug their ears with their fingers against the thunder-claps fearing death. And Allâh encompasses the disbelievers (to punish them).
Arthur John Arberry
or as a cloudburst out of heaven in which is darkness, and thunder, and lightning -- they put their fingers in their ears against the thunderclaps, fearful of death; and God encompasses the unbelievers;
Bijan Moeinian
Their case may also be compared to the case of the people caught up in a frightening thunder storm. Whenever they see/ hear a thunder, their only reaction to overcome the fear of death is to put their fingers in their ears! Indeed unbelievers are overpowered by God.
E. Henry Palmer
Or like a storm-cloud from the sky, wherein is darkness and thunder and lightning; they put their fingers in their ears at the thunder-clap, for fear of death, for God encompasses the misbelievers.
Edip-Layth
Or like a storm from the sky, in it are darkness, thunder, and lightning. They place their fingers in their ears from stunning noises out of fear of death; and God is aware of the ingrates.
George Sale
Or like a stormy cloud from heaven, fraught with darkness, thunder, and lightning, they put their fingers in their ears, because of the noise of the thunder, for fear of death; God encompasseth the infidels:
Hamid S. Aziz
Or like a storm-cloud from the sky, wherein is darkness and thunder and lightning; they put their fingers in their ears at the thunder-clap, for fear of death, for Allah encompasses the disbelievers.
Mahmoud Ghali
Or as a cloudburst from the heaven in which are darknesses, and thunder, and lightning. They set their fingers in their ears against stunning (thunderbolts), wary of death, and Allah is Supremely Encompassing the disbelievers.
Marmaduke Pickthall
Or like a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder and the flash of lightning. They thrust their fingers in their ears by reason of the thunder-claps, for fear of death, Allah encompasseth the disbelievers (in His guidance, His omniscience and His omnipotence).
Mohamed Ahmed - Samira
Or like rain pouring from the sky which hides within it darkness, thunder and lightning. They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death. But God surrounds those who believe not from all sides.
Muhammad Asad
Or [the parable] of a violent cloudburst in the sky, with utter darkness, thunder and lightning: they put their fingers into their ears to keep out the peals of thunder, in terror of death; but God encompasses [with His might] all who deny the truth.
Mustafa Khattab
Or ˹those caught in˺ a rainstorm from the sky with darkness, thunder, and lightning. They press their fingers into their ears at the sound of every thunder-clap for fear of death. And Allah encompasses the disbelievers ˹by His might˺.
Progressive Muslims
Or like a cloud from the sky, in it is darkness and thunder and lightning. They place their fingers in their ears from the lightning strikes out of fear of death; and God is aware of the rejecters.
Sahih International
Or [it is] like a rainstorm from the sky within which is darkness, thunder and lightning. They put their fingers in their ears against the thunderclaps in dread of death. But Allah is encompassing of the disbelievers.
Sam Gerrans
Or like a thundercloud from the sky wherein is darkness, and thunder, and lightning: they put their fingers in their ears against the thunderbolts in fear of death; but God encompasses the false claimers of guidance.
Shabbir Ahmed
Or ponder a rainstorm from the sky in all darkness with thunder and lightning. They plug their ears with their fingers for fear of death. (But this will not make the storm disappear since denial is never a solution to any problems). And Allah encompasses the deniers of His Laws (Rejection cannot counter the Universal Laws. ((7:183), (29:54), (79:36), (82:16)).
Syed Vickar Ahamed
Or (another similitude) is that of a stormy rain cloud from the sky: In it are zones of darkness, and thunder and lightning. They press their fingers in their ears to keep out the stunning thunder, the while they are in terror of death. But Allah is all around those who reject Faith!
Taqi Usmani
Or (it is) like a rainstorm from the sky, bringing darkness, thunder and lightning; they thrust their fingers in their ears against the thunderclaps for fear of death, -and Allah encompasses the disbelievers.
The Monotheist Group
Or like a storm cloud from the sky, in it is darkness and thunder and lightning. They place their fingers in their ears from the thunder-claps for fear of death; and God is aware of the rejecters.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
(On peut encore les comparer à ces gens qui,) au moment où les nuées éclatent en pluies, chargées de ténèbres, de tonnerre et éclairs, se mettent les doigts dans les oreilles, terrorisés par le fracas de la foudre et craignant la mort; et Allah encercle de tous côtés les infidèles.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Yan jî halê wan mîna halê wan kesan e ku ew rastî tavebaranekê bên ku tê de tarîtî, gurmegurm û birûsk hene. Ew ji ber gurmîniya birûskan, ji tirsa mirinê tiliyên xwe dixin guhên xwe. Xwedê (bi zanîna xwe) dor li kafiran girtiye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Of als een wolkbreuk uit de hemel waarin duisternis, donder en bliksem is. Uit doodsangst steken zij voor de donderslagen hun vingers in de oren, maar God heeft de ongelovigen omsingeld.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Of zij zijn gelijk aan hen, die, wanneer een van regen zwangere wolk met donder en weêrlicht van den hemel nederdaalt, voor het gerol van den donder en omdat zij den dood vreezen, hunne ooren met hunne vingers dichtstoppen, terwijl God de ongeloovigen aan alle zijden aangrijpt.
Hollandaca — Siregar
Of als (de gelijkenis, met) een regenstorm uit de hemel met daarin duisternissen, donder en bliksem. Zij stoppen hun vingers in hun oren voor de donderslagen, uit doodsangst. En Allah omvat de ongelovigen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Или (же другая часть лицемеров, они по примеру) как (люди, которые шли по открытому пространству, и над ними оказалась) дождевая туча с неба. (Затем начался дождь и) в ней – (полнейший) мрак, гром и молния, они вкладывают свои пальцы в уши (испытывая страх) от ударов молнии, опасаясь смерти, а Аллах объемлет неверующих.
Rusça — Osmanov
Или же подобны они [оказавшимся под] дождевой тучей, что в небе. Несет она мрак, гром и молнию, они же в смертельном страхе, дабы не слышать грома, затыкают пальцами уши. Но Аллах объемлет [Своим могуществом] неверующих.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Eller vid (dem som råkar ut för) ett våldsamt oväder med regnmoln som förmörkar himlen, åska och blixtar. De sätter fingrarna i öronen för (att inte höra) åskans mullrande, i rädsla för döden - men Gud har uppsikt över dem som förnekar (Honom). -