De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا اَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَاِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا

ve ḳuli l-Haḳḳu min rabbikum fe men şā'e fe l yu'min ve men şā'e fe l yekfur innā eǎ'tednā li Z-Zālimīne nāran eHāTa bihim surādiḳuhā ve in yesteğīṧū yuğāṧū bi māin ke l-muhli yeşvī l-vucūhe bi'se ş-şerābu ve sā'et murtefeḳan

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقُلِve ḳuliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekbu gerçek
3مِنْmin-dendir
4رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbiniz-
5فَمَنْfe menartık kimse
6شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileyen
7فَلْيُؤْمِنْfe l yu'minا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninansın
8وَمَنْve menve kimse
9شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileyen
10فَلْيَكْفُرْfe l yekfurك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar etsin
11اِنَّٓاinnāçünkü biz
12اَعْتَدْنَاeǎ'tednāع ت دHazır olmak, hazırlanmak, el altında bulunmak, gelecek için bir şey tedarik etmek.hazırladık
13لِلظَّالِمِينَli Z-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlere
14نَارًاnāranن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakbir ateş
15اَحَاطَeHāTaح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.kuşatmıştır
16بِهِمْbihimonları
17سُرَادِقُهَاsurādiḳuhāس ر د قPerde, Çadır duvarı, Gölgelik, Sarayın önündeki büyük çadırçadırı
18وَاِنْve inve eğer
19يَسْتَغِيثُواyesteğīṧūغ و ثYardım etmek, kurtarmak, yardıma koşmak, imdat etmek, yardım istemek, yardıma çağırmak, feryat etmek, yağmur yağmakferyad edip yardım isteseler
20يُغَاثُواyuğāṧūغ و ثYardım etmek, kurtarmak, yardıma koşmak, imdat etmek, yardım istemek, yardıma çağırmak, feryat etmek, yağmur yağmakkendilerine yardım edilir
21بِمَاءٍbi māinم و هsu, yağmurbir su ile
22كَالْمُهْلِke l-muhliم ه لNazikçe ya da yumuşak davranmak, ağırdan almak, yalnız bırakmak veya gecikme ya da mühlet vermek.erimiş maden gibi
23يَشْوِيyeşvīش و يKızartmak/haşlamak/ızgara yapmak. Kafa derisi, baş derisi, vücudun uç kısımlarına kadar olan deri.haşlayan
24الْوُجُوهَl-vucūheو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.yüzleri
25بِئْسَbi'seب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıko ne kötü
26الشَّرَابُş-şerābuش ر بİçmek, yutmak, batmak, emmek. Shirbun - su porsiyonu, içme vakti. Shurbun - içme. Shaaribun - içen kişi. Sharaabun - içecek, meşrubat, porsiyon. Mashrabun - içme yeri. Ashraba (fiil 4) - içirmek, içmeye sebep olmak, işlemek. Ushribu fi-qalbihi - şu veya bu şeyin sevgisi kalbine işledi, kelime bu şekilde kullanılır çünkü sevgi, onu paylaşanı sarhoş eden alkol gibidir.bir içecektir
27وَسَاءَتْve sā'etس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekve ne kötü
28مُرْتَفَقًاmurtefeḳanر ف قFaydalı olmak, hizmet etmek, omuzlardan bağlamak, nazik davranmak, birlikte olmak, yardım etmek, şefkatli olmak. Rafiq - arkadaş, dost, yoldaş, meslektaş, nazik. Mirfaq - dirsek, yastık, kolay düzenleme, fayda/avantaj sağlanan veya kar edilen şey. Murtafaq - dinlenme yeri, yastık, rahat yer.ağırlanmadır

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve de ki: Kur'ân Rabbinizden hak ve gerçek olarak inmiştir, artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. Şüphe yok ki biz, zâlimlere öyle bir ateş hazırladık ki etrafındaki duvarlar, onları çepeçevre kuşatır, susayıp su istedikleri zaman irin gibi bir su sunulur onlara ve bu su, yüzlerini bile yakıp kavurur, ne de kötü bir sudur ve orası, ne de kötü dayanılacak, oturulacak yerdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve de ki: Kurʼân Rabbinizden hak ve gerçek olarak inmiştir, artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. Şüphe yok ki biz, zâlimlere öyle bir ateş hazırladık ki etrafındaki duvarlar, onları çepeçevre kuşatır, susayıp su istedikleri zaman irin gibi bir su sunulur onlara ve bu su, yüzlerini bile yakıp kavurur, ne de kötü bir sudur ve orası, ne de kötü dayanılacak, oturulacak yerdir.

Adem Uğur

Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!

Ahmed Hulusi

De ki: "Hak Rabbinizdendir! İsteyen iman etsin, isteyen inkar etsin!" Doğrusu biz, zalimler için dev dalgalar halinde öyle bir ateş hazırlamışız ki, onları her yönden kuşatmıştır! Eğer yardıma çağırsalar; erimiş maden benzeri, yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur! O ne kötü içecek, o ne kötü yaşam ortamı!

Ahmet Tekin

'Toplumda hakça bir düzen gerçekleştirecek olan hak kitap, Kur’ân Rabbiniz tarafından gelmiştir. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, kendi iradesi ve tercihi ile dileyen İslâm’a ve Kur’ân’a iman etsin. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, kendi iradesi ve tercihi ile dileyen bu hak dini inkâr etsin.' de. Biz inkâr ile isyan ile Kur’ân’ı hafife alan zâlimlere, duvarları, alevi, dumanı kendilerini saracak bir ateş hazırladık. Feryat edip yardım isteyecek olsalar, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile imdatlarına yetişilir. O ne kötü bir içecek ve orası ne kötü bir ağırlanma yeridir.

Ahmet Varol

De ki: 'Hak Rabbinizdendir. Artık isteyen inansın, isteyen inkar etsin.' Şüphesiz biz zalimlere duvarları kendilerini çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık. Yardım istediklerinde kendilerine erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile kendilerine yardımda bulunulur. O ne kötü bir içecektir! Orası ne kötü bir duraktır.

Ali Bulaç

Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasulüm), de ki: “- Kur’ân Rabbinizden gelen bir hakdır. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun. Çünkü biz, zalimler için böyle bir ateş hazırladık ki, onun kalın duvarları kendilerini kuşatmaktadır.” Onlar, susuzluktan imdad istedikçe, erimiş maden tortusu gibi kaynar su ile imdad edilirler ki, o, yüzleri kavurur. O ne fena içkidir ve o ateş de ne kötü konuklama yeridir!...

Ali Rıza Safa

De ki: "Gerçek, Efendinizdendir. Artık, isteyen inansın; isteyen inkar etsin!" Aslında, haksızlık yapanları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir suyla yardım edilir. Ne kötü bir içecektir; ne kötü bir dinlenme yeridir.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!"

Bekir Sadak

De ki: «Gercek Rabbinizdendir.» Dileyen inansin, dileyen inkar etsin. suphesiz zalimler icin, duvarlari cepecevre onlari icine alacak bir ates hazirlamisizdir. Onlar yardim istediklerinde, erimis maden gibi yuzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kotu bir icecek ve cehennem ne kotu bir duraktir!

Celal Yıldırım

De ki: Hak, Rabbindendir; artık isteyen imân etsin, isteyen inkâra sapsın. Şüphesiz ki biz, zâlimler için ihata duvarları (şeklinde) her taraftan kendilerini kuşatacak bir ateş hazırlamışızdır. Eğer (susuzluktan) sızlanıp yardım isterlerse onlara, (içerken) yüzleri kavuran erimiş katran gibi kalınca bir su verilir. Ne kötü içecektir o! Ve Cehennem de ne fena oturulacak yerdir!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve de ki: Gerçek, rabbinizden gelendir. Artık dileyen iman etsin dileyen inkâr etsin. Biz, zalimler için alevleri kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar buna,erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir barınak!

Diyanet İşleri

De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Gerçek Rabbinizdendir.' Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!

Diyanet Vakfi

Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve de ki: "O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları (duvarları) kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve de ki: o hak rabbınızdandır, artık dileyen iyman etsin, dileyen küfr, çünkü biz, zalimler için öyle bir ateş müheyya kılmışızdır ki sertakları kendilerini kuşatmaktadır ve eger istigase ederlerse erimiş cesed gibi bir su ile imdad edilirler, yüzleri civirir, o ne fena içki ve o ne fena kurultay!

Erhan Aktaş

De ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Biz, zalimler için duvar gibi onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

Fizilal-il Kuran

Onlara «Bu Kur'an, Allah tarafından gönderilmiş bir gerçektir, isteyen inansın, isteyen inkar etsin» de. O ateşe atılanlar «su, su» diye feryad ettiklerinde çığlıklarına karşılık kendilerine ergimiş metal gibi yüzleri kavuran bir sıvı sunulur. O ne fena bir içecek ve orası ne fena bir barınaktır.

Gültekin Onan

Ve de ki: "Hak rabbinizdendir; artık dileyen inansın, dileyen küfretsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

Hamdi Döndüren

De ki: “Bu gerçek Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin!” Biz zâlimlere öyle bir ateş hazırladık ki onun duvarları, kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. Eğer feryat edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! Ne kötü bir içecek ve ne kötü bir konaklama yeri!

Hasan Basri Çantay

De ki: "O (Kur'an) Rabbimizden (gelen bir) hakdır. Artık dileyen iman etsin, dileyen gavur olsun. Hakıykat biz, zaalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (etrafını saran) dıvar (lar) ı çepçevre kendilerini kuşatmış (kuşatacak) dır. Eğer onlar (susuzlukdan) feryad ve istimdad ederlerse (kaynamış ve) kalın bir mayi'a benzeyen, yüzleri kavuran bir su ile imdad olunacaklardır. O, ne fena içecekdir! (O ateş) ne kötü bir dayanakdır!

Hasib Asutay

Ve de ki: Hak, Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. (8) Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) yardım dileyecek olsalar, erimiş maden suyu gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü içecek ve ne de kötü dayanaktır. (8. Âyete inanıp inanmamak konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. Yoksa inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir.)

Hayrat Neşriyat

Ve (onlara bir tehdîd olarak) de ki: 'Hak Rabbinizdendir; artık dileyen böylece îmân etsin, dileyen de inkâr etsin!' Çünki biz, zâlimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki,(çadırın etrâfındaki) duvarı (gibi alevden perdeler) onları çepeçevre kuşatmıştır. Ve (onlar)yardım isterlerse, erimiş ma'den gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü içecektir! Ve (o Cehennem) ne kötü bir kalma yeridir!

İbni Kesir

De ki: Gerçek, Rabbınızdandır. İsteyen inansın, isteyen inkar etsin. Şüphesiz ki zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış bir ateş hazırlamışızdır. Onlar feryad edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. O, ne kötü içecek ve ne kötü duraktır.

Mehmet Okuyan

De ki: “Hak (gerçek), Rabbinizdendir.” Öyle ise dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin! Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (ateşten) duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yardım dileyecek olsalar, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir. Ne fena bir içecektir o ve ne kötü bir kalma yeridir orası!

Muhammed Esed

Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin". Gerçek şu ki, Biz, (sunduğumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar su istediklerinde ergimiş kurşunu andıran ve yüzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunç bir sudur o ve ne kötü bir duraktır orası!

Mustafa İslamoğlu

Ve de ki: "Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbimizdendir: Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin!" İşin gerçeği Biz, (nefislerine kıyan) o zalimler için kendilerini kat kat sarıp sarmalayacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar susayıp da su istediklerinde, suratlarını kavuran yanık yağ tortusu gibi bir su sunulur: ne berbat bir içecektir o ve ne fena bir makamdır orası...

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve de ki: «Hak Rabbinizdendir. Artık kim dilerse imân etsin ve kim dilerse inkâr eylesin.» Şüphe yok ki, Biz zalimler için bir ateş hazırlamışızdır. Onun perdeleri kendilerini kuşatmıştır. Ve eğer istimdatta bulunacak olurlarsa katran gibi bir su ile imdat olunurlar ki, yüzleri kavurur. O ne fena içki, ne fena rahat edilecek bir yer!

Ömer Öngüt

De ki: “Gerçek Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. Biz zâlimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, onun kalın duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan yardım istediklerinde, erimiş mâden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!”

Suat Yıldırım

De ki: "İşte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin." Şu da bir gerçektir ki Biz o zalimlere, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış olan müthiş bir ateş hazırladık. Eğer susuzluktan feryad edecek olurlarsa kendilerine erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. O ne fena bir içecektir ve cehennem ne fena bir barınaktır!

Süleyman Ateş

De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Çünkü biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur!

Süleymaniye Vakfı

De ki: Bu gerçek /Kur'an Rabbinizdendir. Artık (inanmayı) tercih eden inansın, (inanmamayı) tercih eden kafirlik etsin. Biz yanlışlara dalan kimseler için alevleri kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. (Susuzluktan) feryad ederlerse erimiş madene benzeyen ve yüzleri kavuran bir su ile imdatlarına yetişilir. Ne kötü içecektir o su, ne kötü bir dinlenme yeridir orası!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Bu doğrular Rabbinizdendir. İmanı tercih eden inanıp güvensin, görmezlikten gelmeyi tercih eden de kafir olsun. Yanlış yapanlar için perdesi kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse onlara, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. Ne kötü içecektir o; ne kötü yerdir orası!

Şaban Piriş

De ki: -Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O, ne kötü bir içecektir, ne kötü bir dayanaktır.

Tefhim-ul Kuran

Ve de ki: «Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen küfre sapsın. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

Ümit Şimşek

De ki: Hak, Rabbinizden gelendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Zalimler için Biz bir ateş hazırladık ki, duvarları onları çepeçevre kuşatmıştır. Su için feryat edecek olsalar, feryatlarına, erimiş maden gibi, yüzleri kavuran bir suyla cevap verilir. Ne kötü bir içecektir o! Ve yerleşilecek ne fena bir yerdir orası!

Yaşar Nuri Öztürk

Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı/duvarı/dumanı onları çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım dileseler, erimiş maden gibi yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur. O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak/dayanak!

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və de: ″Haqq Rəbbinizdəndir. Kim istəyir inansın, kim də istəyir inanmasın (kafir olsun). Biz zalımlar üçün elə bir atəş hazırlamışıq ki, onun pərdələri (dumanları) onları bürüyəcəkdir. (Cəhənnəmin qalın divarları zalımları əhatə edəcəkdir). Onlar imdad istədikdə onlara qətran (yaxud yaradan axan irin-qan) kimi üzlərini büryan edən bir su ilə kömək ediləcəkdir. O, nə pis içki, o (Cəhənnəm) necə də pis məskəndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺDas ist die Wahrheit von eurem Herrn. Wer glauben will, möge glauben, und wer ablehnen will, möge ablehnen.ʺ Wir haben für die Ungerechten eine Hölle bereitet, die sie dem Zelt gleich eingeschlossen hält. Wenn sie um Hilfe flehen, wird ihnen mit einem Wasser geholfen, das siedend heiß wie kochendes, trübes Öl ist und die Gesichter verbrennt. Einen schlimmeren Trunk und eine üblere Ruhestätte gibt es nicht.

Almanca — Der Edle Quran

Und sag: (Es ist) die Wahrheit von eurem Herrn. Wer nun will, der soll glauben, und wer will, der soll ungläubig sein. Gewiß, Wir haben den Ungerechten ein Feuer bereitet, dessen Zeltdecke sie umfangen hält. Und wenn sie um Hilfe rufen, wird ihnen mit Wasser wie geschmolzenem Erz geholfen, das die Gesichter versengt - ein schlimmes Getränk und ein böser Rastplatz!

Almanca — M. A. Rassoul

Und sprich: ʺEs ist die Wahrheit von eurem Herrn: darum laß den gläubig sein, der will, und den ungläubig sein, der will. Siehe, Wir haben für die Frevler ein Feuer bereitet, dessen Zeltdecke sie umschließen wird. Und wenn sie um Hilfe schreien, so wird ihnen mit Wasser gleich geschmolzenem Metall, das die Gesichter verbrennt, geholfen werden. Wie schrecklich ist der Trank, und wie schlimm ist die Raststätte!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sag: ʺDie Wahrheit ist von eurem HERRN. Wer will, der soll den Iman verinnerlichen, und wer will, der soll Kufr betreiben.ʺ WIR bereiteten für die Unrecht-Begehenden ein Feuer, dessen Rauch sie umzingelt. Und wenn sie um Hilfe rufen, wird Ihrem Hilferuf entsprochen mit Wasser wie das Geschmolzene, das die Gesichter schmort. Erbärmlich ist der Trank und verhängnisvoll ist der Ort zum Anlehnen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And say to them: "Allah's truth has come to guide us into all truth and he who wishes to acknowledge it with judgement and choice is free to do so and he who wishes to reject it is free to do so. We have prepared for the wrongful of actions a fire whose scorching and merciless flames beset them on all sides as if it were a bed having an arched canopy and covered sides. As often as they cry for help they are given a draught of boiling water like molten brass or molten lead scalding the faces; evil indeed is the drink and evil is the society!

Abdul Haleem

Say, ‘Now the truth has come from your Lord: let those who wish to believe in it do so, and let those who wish to reject it do so.’ We have prepared a Fire for the wrongdoers that will envelop them from all sides. If they call for relief, they will be relieved with water like molten metal, scalding their faces. What a terrible drink! What a painful resting place!

Abdullah Yusuf Ali

Say, "The truth is from your Lord": Let him who will believe, and let him who will, reject (it): for the wrong-doers We have prepared a Fire whose (smoke and flames), like the walls and roof of a tent, will hem them in: if they implore relief they will be granted water like melted brass, that will scald their faces, how dreadful the drink! How uncomfortable a couch to recline on!

Abul A'la Maududi

And proclaim: "This is the Truth from your Lord. Now let him who will, believe; and let him who will, disbelieve. We have prepared a Fire for the wrong-doers whose billowing folds encompass them. If they ask for water, they will be served with a drink like dregs of oil that will scald their faces. How dreadful a drink, and how evil an abode!

Aisha Bewley

Say: ‘It is the truth from your Lord; so let whoever wishes have iman and whoever wishes be kafir. ’ We have prepared for the wrongdoers a Fire whose billowing walls of smoke will hem them in. If they call for help, they will be helped with water like seething molten brass, frying their faces. What a noxious drink! What an evil repose!

Al-Hilali & Khan

And say: "The truth is from your Lord." Then whosoever wills, let him believe; and whosoever wills, let him disbelieve. Verily, We have prepared for the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers.), a Fire whose walls will be surrounding them (disbelievers in the Oneness of Allâh). And if they ask for help (relief, water), they will be granted water like boiling oil, that will scald their faces. Terrible is the drink, and an evil Murtafaq (dwelling, resting place.)!

Ali Quli Qarai

And say, ‘[This is] the truth from your Lord: let anyone who wishes believe it, and let anyone who wishes disbelieve it. ’ Indeed We have prepared for the wrongdoers a Fire whose curtains will surround them [on all sides]. If they cry out for help, they will be helped with a water like molten copper which will scald the faces. What an evil drink, and how ill a resting place!

Amatul Rahman Omar

And say, `It is the truth from your Lord, therefore let him who wishes (it) believe (in it) and let him who wishes (otherwise) disbelieve (in it). ' (But let everyone remember,) We have prepared for the unjust a fire whose (flaming) enclosure will surround (and fumes envelope) them. If they cry for water, they shall be helped with water (boiling) like molten lead, which will scald their faces. How dreadful the drink and how dismal is (the Fire as) a resting place!

Arthur John Arberry

Say: 'The truth is from your Lord; so let whosoever will believe, and let whosoever will disbelieve. ' Surely We have prepared for the evildoers a fire, whose pavilion encompasses them; if they call for succour, they will be succoured with water like molten copper, that shall scald their faces -- how evil a potion, and how evil a resting-place!

Bijan Moeinian

Say: "The truth is revealed to you by your Lord; let those who believe in Him follow it and those who disbelieve, disregard it. The disbelievers will be surrounded by the Fire that God has prepared for them. If these unjust people beg for relief, they will receive none but a boiling oil thrown at their faces. What a terrible thing to drink; what a terrible place to end up in."

E. Henry Palmer

But say, 'The truth is from your Lord, so let him who will, believe; and let him who will, disbelieve. ' Verily, we have prepared for the evildoers a fire, sheets of which shall encompass them; and if they cry for help, they shall be helped with water like molten brass, which shall roast their faces: - an ill drink and an evil couch!

Edip-Layth

Say, "The truth is from your Lord, whoever desires may acknowledge, and whoever desires may reject." We have prepared for the wicked a fire whose walls will be surrounding them. If they cry out, they are given a liquid like boiling oil which burns their faces. What a miserable place!

George Sale

And say, the truth is from your Lord; wherefore let him who will, believe, and let him who will, be incredulous. We have surely prepared for the unjust hell fire, the flame and smoke whereof shall surround them like a pavilion: And if they beg relief, they shall be relieved with water like molten brass, which shall scald their faces; O how miserable a portion, and how unhappy a couch!

Hamid S. Aziz

Restrain thyself with those who call upon their Lord morning and evening, desiring His countenance (or nearness and intimacy), and let not your eyes be turned from them, desiring the adornment (and pomp) of the life of this world; and obey not him whose heart We have made heedless of Our remembrance, and who follows his own lusts (prejudices, fantasies, superstitions), and whose affair has been abandoned.

Mahmoud Ghali

And say, "The Truth is from your Lord; so whoever decides, then let him believe, and whoever decides, then let him disbelieve. " Surely We have readied for the unjust a Fire whose canopy encompasses them; and in case they call for succor, they will be succored with water like molten metal that will scald their faces. Miserable is the drink, and odious is it (as) a resting place!

Marmaduke Pickthall

Say: (It is) the truth from the Lord of you (all). Then whosoever will, let him believe, and whosoever will, let him disbelieve. Lo! We have prepared for disbelievers Fire. Its tent encloseth them. If they ask for showers, they will be showered with water like to molten lead which burneth the faces. Calamitous the drink and ill the resting-place!

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "The truth is from your Lord: So believe if you like, or do not believe if you will. " We have prepared for the sinners a fire which will envelope them in its tent. If they ask for water they will be helped to liquid like molten brass that would scald their mouths. How evil the drink, and evil the resting-place!

Muhammad Asad

And say: "The truth [has now come] from your Sustainer: let, then, him who wills, believe in it, and let him who wills, reject it. " Verily, for all who sin against themselves [by rejecting Our truth] We have readied a fire whose billowing folds will encompass them from all sides; and if they beg for water, they will be given water [hot] like molten lead, which will scald their faces: how dreadful a drink, and how evil a place to rest!

Mustafa Khattab

And say, ˹O Prophet,˺ "˹This is˺ the truth from your Lord. Whoever wills let them believe, and whoever wills let them disbelieve." Surely We have prepared for the wrongdoers a Fire whose walls will ˹completely˺ surround them. When they cry for aid, they will be aided with water like molten metal, which will burn ˹their˺ faces. What a horrible drink! And what a terrible place to rest!

Progressive Muslims

And Say: "The truth is from your Lord, so let whomever desires believe, and whomever desires reject. " We have prepared for the wicked a Fire whose walls will be surrounding them. And if they cry out, they are given a water like boiling oil which burns their faces. What a miserable place!

Sahih International

And say, "The truth is from your Lord, so whoever wills - let him believe; and whoever wills - let him disbelieve. " Indeed, We have prepared for the wrongdoers a fire whose walls will surround them. And if they call for relief, they will be relieved with water like murky oil, which scalds [their] faces. Wretched is the drink, and evil is the resting place.

Sam Gerrans

And say thou: “The truth is from your Lord; then whoso wills, let him believe; and whoso wills, let him deny.” We have prepared for the wrongdoers a Fire, its walls encompassing them; and if they seek succour, they will be given succour by water like molten brass burning the faces — evil the drink, and evil the resting-place.

Shabbir Ahmed

Proclaim, "This is the Truth from your Lord. Whoever accepts it, let him accept it, and whoever rejects it, let him reject it." Verily, for all those who wrong their own "Self" We have readied billowing folds of fire to surround them. When they beg for water, they will be given their burning hot deeds that backfire on their faces, a drink of distress they gave others. (9:34-35). How dreadful a drink, and how terrible a resting place!

Syed Vickar Ahamed

And say: "The Truth is from your Lord:" Then let him who will, believe (in it), and let him who will, reject (it): Verily, for the wrongdoers We have prepared a Fire whose (smoke and flames), like the walls and roof of a tent, will close them in: And if they beg for relief they will be given water like molten brass, that will burn their faces. How dreadful is the drink! And how uncomfortable a couch to lie on!

Taqi Usmani

And say, "The truth is from your Lord. Now, whoever so wills may believe and whoever so wills may deny." Surely, We have prepared for the unjust a fire, whose tent will envelop them. And if they will beg for help, they shall be helped with water like oily dregs that will scald the faces. Vile is the drink, and evil is the Fire as a resting-place.

The Monotheist Group

And say: "The truth is from your Lord, so let whoever desires believe, and whoever desires reject." We have prepared for the wicked a Fire whose walls will be surrounding them. And if they cry out, they are given a water like boiling oil which burns their faces. What a dreadful drink and what a miserable place!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et dis: ʺLa vérité émane de votre Seigneurʺ. Quiconque le veut, quʹil croie, quiconque le veut quʹil mécroieʺ. Nous avons préparé pour les injustes un Feu dont les flammes les cernent. Et sʹils implorent à boire on les abreuvera dʹune eau comme du métal fondu brûlant les visages. Quelle mauvaise boisson et quelle détestable demeure!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Heq ji cem Xwedayê we ye. Nexwe; kî bixwaze bila bawer bike, kî jî bixwaze bila mandele bike. Bêguman me ji sitemkaran re dojeheke wisa amade kiriye ku sûrên wê hawirdor li wan girtiye. Eger ew avê bixwazin, aveke mîna hesinê helandî dê bi hawara wan ve bê ku ser û çavan dibirêje. Ew çi pîs vexwarin e û ew çi pîsecih e ji bo mayînê!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zeg: ʺDe waarheid komt van jouw Heer vandaan.ʺ Wie het wil, die moet dan geloven en wie het wil, die moet maar ongelovig zijn. Wij hebben voor de onrechtplegers een vuur klaargemaakt dat hen van alle kanten omhult. En als zij om hulp vragen worden zij geholpen met water als gesmolten metaal dat de gezichten roostert. Dat is pas een slechte drank en het is een slechte rustplaats!

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zeg: De waarheid is van uwen Heer; laat dus ieder, naar hij wil, gelooven of ongeloovig zijn. Waarlijk, wij hebben den onrechtvaardige het hellevuur bereid, waarvan de rook en de vlam hem als eene tent zullen omringen. En als zij hulp verlangen, zal men hun water geven, gloeiend als gesmolten metaal, waardoor hunne aangezichten zullen verbrand worden. Welk eene ellendige vergelding, en welk een onzalig verblijf!

Hollandaca — Siregar

En zeg: ʺDe Waarheid is van jullie Heer: dus wie wil, laat hem geloven; en wie wil, laat hem ongelovig zijn.ʺ Voorwaar, Wij hebben voor de onrechtplegers het vuur voorbereid, waarvan de rook hen als een tent omhult. En als zij hulp (tegen dorst) vragen worden zij geholpen met water als gesmolten koper dat hun gezichten roostert. De slechtste drank en de shebtste verblijfplaats!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И скажи (этим беспечным): «Истина – от вашего Господа: кто хочет, пусть верует, а кто хочет, пусть станет неверным (но этим он навредит только себе)». Поистине, Мы приготовили притеснителям [неверующим] огонь, стены которого окружат их. А если они воззовут о помощи, им помогут водой, подобной расплавленному металлу, которая опаляет лица. Как ужасно это питье, и как плох (Ад) как прибежище!

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺИстина [, с которой я пришел к вам], - от вашего Господа. Кто хочет, пусть верует, а кто [не] хочет, пусть не веруетʺ. Воистину, Мы уготовили для грешников адский огонь, который покроет их [, словно] шатер. Если же они будут взывать о помощи, принесут им воды, подобной расплавленному металлу, которая обжигает лицо. Мерзкий напиток и скверное убежище!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺSanningen från er Herre (framstår nu klar och tydlig); låt därför den tro som vill tro, och låt den förneka tron som vill förneka den.ʺ För de orättfärdiga har Vi en Eld i beredskap (vars flammor) skall omsluta dem liksom tältduken (omsluter invånarna i ett tält); och om de ber att få (stilla sin törst) skall de få dricka vatten hett som smält koppar, som bränner deras ansikten. Vilken djävulsk dryck! Vilken jämmerlig viloplats!