Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

اِنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اِنَّا لَا نُضِيعُ اَجْرَ مَنْ اَحْسَنَ عَمَلًا

inne (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti innā lā nuDīǔ ecra men eHsene ǎmelen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandılar
4وَعَمِلُواve ǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve yaptılar
5الصَّالِحَاتِS-SāliHātiص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
6اِنَّاinnāelbette biz
7لَاasla
8نُضِيعُnuDīǔض ي عYok oldu, hiçe gitti, geçti gitti, kayboldu, yalnız kaldı, ihmal edildi, düşüncesiz davrandı, mahvoldu, israf edildi.zayi etmeyiz
9اَجْرَecraا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karecrini
10مَنْmenkimsenin
11اَحْسَنَeHseneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel yapan
12عَمَلًاǎmelenع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatişi

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnanan ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Şüphe yok ki biz, iyi işlerde bulunanların, güzel hareket edenlerin ecrini zâyi etmeyiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnanan ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Şüphe yok ki biz, iyi işlerde bulunanların, güzel hareket edenlerin ecrini zâyi etmeyiz.

Adem Uğur

İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki (Allah ismiyle işaret edilenin Esma özellikleriyle zahir oluşuna, Ahad - Samed oluşuna) iman edip imanın gereği olan düzgün çalışmalar yapanlar var ya; doğrusu iyi çalışmalarının karşılığını asla boşa çıkarmayız!

Ahmet Tekin

İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerin, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapmakta sebat eden müslüman idarecilerin, askerî erkânın ve müslümanların amellerinin mükâfatını zâyi etmeyeceğiz.

Ahmet Varol

İman edip salih ameller işleyenlere gelince, biz iyi amel edenin ecrini zayi etmeyiz.

Ali Bulaç

Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten iman edip sâlih âmeller işleyenlere gelince: Şüphe yok ki, biz, öyle güzel bir âmel işleyenin mükâfatını zayi etmeyiz.

Ali Rıza Safa

Aslında, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar; kuşkusuz, güzel edimler yapanları ödülsüz bırakmayız.

Bayraktar Bayraklı

İman edip de iyi davranışlarda bulunanlar bilmelidirler ki biz, güzel iş yapanların ödülünü vermemezliketmeyiz.

Bekir Sadak

(30-31) Iyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Dogrusu, inanip yararli is yapanlara, iste onlara, iclerinden irmaklar akan Adn cennetleri vardir. Orada altin bilezikler takinirlar, ince ve kalin ipekliden yesil elbiseler giyerek tahtlari uzerinde otururlar. Ne guzel bir mukafat ve ne guzel yaslanacak yer! *

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki, imân edip güzel f yararlı amellerde bulunanlar var ya,^ doğrusu biz güzel-yararlı amellerde! bulunanların ecrini (mükâfatını) boşa çıkarmayız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar bilmelidirler ki, biz güzel iş yapanların ecrini asla zâyi etmeyiz.

Diyanet İşleri

Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

Diyanet İşleri (eski)

(30-31) İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!

Diyanet Vakfi

İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar var ya, şüphe yok ki biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip iyi iyi amel işleyenlerin, şüphesiz ki, Biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma iyman edip salih salih ameller işliyenler, şüphe yok ki biz öyle güzel amel işliyenin ecrini zayi' etmeyiz

Erhan Aktaş

Gerçek şu ki; iman edip salihatı yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçek şu ki; iman edip salihatı yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki; iman edip salihatı yapanlara gelince; Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

Fizilal-il Kuran

İman edip iyi ameller işleyenlere gelince, biz iyilik yapanları kesinlikle ödülsüz bırakmayız.

Gültekin Onan

Şüphesiz inanıp salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

Hamdi Döndüren

İnananlara ve iyi işler yapanlara gelince; Biz elbette güzel iş yapanın ecrini zayi etmeyiz.

Hasan Basri Çantay

İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlarla gelince:) Biz, şübhe yok ki, iyi amel ve hareket edenin mükafatını zaayi etmeyiz.

Hasib Asutay

İman edip salih amel işleyen müminlere gelince, şüphesiz biz, o güzel işleri yapanların ecrini zayi etmeyiz.

Hayrat Neşriyat

Îmân edip sâlih ameller işleyenlere gelince, şübhesiz ki biz, amelce güzel olanın mükâfâtını zâyi' etmeyiz.

İbni Kesir

Muhakkak ki iman edip, salih amel işleyenlere gelince; muhakkak ki Biz; iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.

Mehmet Okuyan

İman edip iyi işler yapanlar (bilmelidir ki), biz güzel iş yapanların ödülünü boşa çıkarmayacağız.

Muhammed Esed

(Ama) imana erip de dürüst ve erdemli davrananlara gelince: iyi ve güzel olanı yapmakta sebat gösterenlerin emeğini elbette zayi etmeyiz:

Mustafa İslamoğlu

Ne ki, iman eden ve (o imana uygun) değerler üreten kimselere gelince: Şu kesin ki Biz, güzel bir eylem ortaya koyanın emeğini asla zayi etmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok, o kimseler ki, imân ettiler ve sâlih sâlih amellerde bulundular. Biz elbette (öyle) güzel amel işleyenlerin mükâfaatını zâyi etmeyiz.

Ömer Öngüt

İman edip de sâlih amel işleyenlere gelince, biz elbette güzel amel işleyenlerin mükâfatını boşa çıkarmayız.

Suat Yıldırım

İman edip güzel ve yararlı işler yapanlara gelince, şu bir gerçek ki Biz güzel iş yapanların işlerini asla zayi etmeyiz.

Süleyman Ateş

Onlar ki inandılar ve iyi işler yaptılar; elbette biz işi güzel yapanın ecrini zayi etmeyiz.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince, biz güzel işler yapanların ödülünü zayi etmeyiz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar bilsinler ki biz, güzel işler yapanların ödülünü eksiltmeyiz.

Şaban Piriş

İman edip, doğruları yapanlar, elbette biz, iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

Ümit Şimşek

İman eden ve güzel işler yapanlara gelince, şurası muhakkak ki, Biz, güzel işler yapanların ödülünü zayi etmeyiz.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik ameller sergileyenlere gelince, kuşkusuz ki biz, güzel iş yapanların ödülünü yitirmeyeceğiz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İman gətirib yaxşı əməllər edənlərə gəlincə, Biz yaxşı işlər görənlərin mükafatını puç etmərik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İman gətirib yaxşı əməllər edənlərə gəldikdə isə Biz (o cür) yaxşı işlər görənlərin mükafatını zay etmərik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Gläubigen, die gute Werke verrichten, sind sich dessen gewiß, daß Wir den Lohn derer, die gute Werke tun, nicht vergeuden.

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die glauben und rechtschaffene Werke tun - gewiß, Wir lassen den Lohn derer nicht verlorengehen, die die besten Taten begehen.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, die da glauben und gute Werke tun wahrlich, Wir lassen den Lohn derjenigen, die gute Werke tun, nicht verloren gehen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, diejenigen, die den Iman verinnerlichten und gottgefällig Gutes taten, gewiß, WIR lassen die Belohnung dessen, der Gutes tat, auf keinen Fall verloren gehen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Indeed those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues and their deeds with wisdom and piety are the recipients of Allah's mercy and divine reward. We never annul, cancel or render unprofitable the due return accruing from a good deed imprinted with wisdom and piety.

Abdul Haleem

As for those who believe and do good deeds- We do not let the reward of anyone who does a good deed go to waste-

Abdullah Yusuf Ali

As to those who believe and work righteousness, verily We shall not suffer to perish the reward of any who do a (single) righteous deed.

Abul A'la Maududi

As for those who believe and do good We shall not cause their reward to be lost.

Aisha Bewley

But as for those who have iman and do right actions, We will not let the wage of good-doers go to waste.

Al-Hilali & Khan

Verily as for those who believed and did righteous deeds, certainly We shall not make the reward of anyone who does his (righteous) deeds in the most perfect manner to be lost.

Ali Quli Qarai

As for those who have faith and do righteous deeds —indeed We do not waste the reward of those who are good in deeds.

Amatul Rahman Omar

But those who believe and do deeds of righteousness (should know that) We surely do not suffer the reward of those who do good deeds to be lost.

Arthur John Arberry

Surely those who believe, and do deeds of righteousness -- surely We leave not to waste the wage of him who does good works;

Bijan Moeinian

As for those who believe and do nothing but good, I will not let go waste their reward.

E. Henry Palmer

Verily, those who believe and act aright,- verily, we will not waste the hire of him who does good works.

Edip-Layth

Those who acknowledge and promote reforms, We do not waste the reward of those who have done well.

George Sale

As to those who believe, and do good works, we will not suffer the reward of him who shall work righteousness to perish:

Hamid S. Aziz

But say, "The truth is from your Lord, so let him who will, believe; and let him who will, disbelieve. " Verily, We have prepared for the evildoers a Fire, sheets of which shall encompass them; and if they cry for help, they shall be helped with water like molten lead which roasts their faces - how dreadful a drink and how ill a couch!

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have believed and done deeds of righteousness, surely We do not waste the reward of him who does fair deeds.

Marmaduke Pickthall

Lo! as for those who believe and do good works - Lo! We suffer not the reward of one whose work is goodly to be lost.

Mohamed Ahmed - Samira

But surely We do not let the reward of those who believe and do the right to go waste.

Muhammad Asad

[But, ] behold, as for those who attain to faith and do righteous deeds-verily, We do not fail to requite any who persevere in doing good:

Mustafa Khattab

As for those who believe and do good, We certainly never deny the reward of those who are best in deeds.

Progressive Muslims

Those who believe and do good works, We do not waste the reward of those who have done well.

Sahih International

Indeed, those who have believed and done righteous deeds - indeed, We will not allow to be lost the reward of any who did well in deeds.

Sam Gerrans

Those who heed warning and do righteous deeds: We cause not to be lost the reward of one who does good works;

Shabbir Ahmed

But, behold, as for those who attain belief and do works that help others, verily, We never fail to reward such benefactors of humanity.

Syed Vickar Ahamed

Surely, for those who believe and work righteousness, certainly, We shall not let the reward die for any who do (even) a (single) righteous deed.

Taqi Usmani

As for those who believe and do righteous deeds,-of course, We do not waste the reward of those who are good in deeds.

The Monotheist Group

Those who believe and do good works, We do not waste the reward of those who have done good work.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui croient et font de bonnes œuvres... vraiment Nous ne laissons pas perdre la récompense de celui qui fait le bien.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die geloven en de deugdelijke daden doen? Wij zullen het loon van hen die goed werk doen niet verloren laten gaan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat hen betreft, die gelooven en goede werken doen, wij zullen de belooning van degenen, die rechtvaardigheid oefenen, niet doen verloren gaan.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die geloven en goede werken verrichten: voorwaar, Wij zullen de beloning van wie een goed werk verricht niet verloren doen gaan.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые уверовали и творили праведные деяния, – Мы не погубим награды тех, кто совершал добрые деяния.

Rusça — Osmanov

[Что же касается] тех, которые уверовали и вершили праведные дела, то ведь Мы не оставляем без вознаграждения тех, кто содеял благо.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men dem som tror och lever ett rättskaffens liv skall Vi inte låta gå miste om lönen för det goda och rätta de gör;