Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ اَجَلًا لَا رَيْبَ فِيهِ فَاَبَى الظَّالِمُونَ اِلَّا كُفُورًا

e ve lem yerav enne (a)llahe elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe ḳādirun ǎlā en yeḣluḳa miṧlehum ve ceǎle lehum ecelen lā raybe fīhi fe ebā Z-Zālimūne illā kufūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَوَلَمْe ve lem
2يَرَوْاyeravر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmediler mi ki?
3اَنَّenneşüphesiz
4اللّٰهَ(a)llaheAllah
5الَّذِيelleƶī
6خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yaratan
7السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
8وَالْاَرْضَve l-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
9قَادِرٌḳādirunق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışkadirdir
10عَلٰٓىǎlā
11اَنْen
12يَخْلُقَyeḣluḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yaratmağa da
13مِثْلَهُمْmiṧlehumم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.kendilerinin benzerini
14وَجَعَلَve ceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve koymuştur
15لَهُمْlehumkendileri için
16اَجَلًاecelenا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesibir süre
17لَاyoktur
18رَيْبَraybeر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekşüphe
19فِيهِfīhionda
20فَاَبَىfe ebāا ب يGönüllü olarak reddetmek/kaçınmak/sakınmak, geri durdu/çekindi, katılmamak/reddetmek/hoşlanmamak/onaylamamak/nefret etmek, uyumsuz/uzlaşmaz/dirençli.ama yapmazlar
21الظَّالِمُونَZ-Zālimūneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler
22اِلَّاillābaşka bir şey
23كُفُورًاkufūranك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkardan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Görmüyorlar mı ki Allah, öyle bir mabut ki hiç şüphesiz gökleri ve yeryüzünü yaratmıştır, onların benzerini de yaratmaya gücü yeter ve onlar için bir müddet tâyin etmiştir ki şüphe yok bunda. Fakat zulmedenler, kabûl etmezler de ancak küfre kapılırlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Görmüyorlar mı ki Allah, öyle bir mabut ki hiç şüphesiz gökleri ve yeryüzünü yaratmıştır, onların benzerini de yaratmaya gücü yeter ve onlar için bir müddet tâyin etmiştir ki şüphe yok bunda. Fakat zulmedenler, kabûl etmezler de ancak küfre kapılırlar.

Adem Uğur

Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

Ahmed Hulusi

Görmediler mi ki, semaları ve arzı yaratmış olan Allah, kendilerinin BENZERİNİ de yaratmaya Kaadir'dir! Onlar için, kendisinde şüphe olmayan bir ömür takdir etmiştir. Zalimler sadece hakikati örtücü olarak yaklaştılar.

Ahmet Tekin

Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’ın kendilerinin benzerini de yaratmaya kadir olduğunu düşünmediler mi? Allah onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama âsiler, kâfirler, zâlimler, inkârda, küfürde, nankörlükte ısrar ettiler.

Ahmet Varol

Görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini de yaratmaya güç yetirebilir? Onlar için üzerinde şüphe olmayan bir ecel belirledi. Ancak zalimler küfürde ayak direttiler.

Ali Bulaç

Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler.

Ali Fikri Yavuz

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah, o insanlar için, bir de ecel (ölüm vakti) tayin buyurdu ki, onda hiç şüphe yok. Fakat zalimler, hakkı kabulden yüz çevirdiler; ancak küfrü seçtiler.

Ali Rıza Safa

Gökleri ve yeryüzünü yaratan Allah'ın, onların benzerini de yaratmaya gücünün yeteceğini zaten görmüyorlar mı? Onlar için, hakkında kuşku olmayan bir süre belirlemiştir. Haksızlık yapanlar, yine de yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Düşünmezler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini de yaratmaya gücü yeter. Allah onlara şüphe götürmeyen bir süre belirledi. Öyleyken, haksızlık yapanlar inkarcılıktan vazgeçmezler.

Bekir Sadak

Gokleri ve yeri yaratan Allah'in, onlarin benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir oldugunu gormezler mi?» Onlar icin suphe goturmeyen bir sure tayin etmistir. yleyken, zalimler, inkarcilikta hala direnirler.

Celal Yıldırım

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kudretli bulunduğunu görmezler mi ? Allah onlar için belirli bir süre koymuştur ki, bunda hiç şüphe yoktur. Buna rağmen, zâlimler küfür! ve nankörlükte direnip dururlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerlerini de yeniden yaratmaya kādirdir! Allah onlar için bir vade takdir etti, bunda kuşku yoktur. Ama zalimler inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

Diyanet İşleri

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.

Diyanet İşleri (eski)

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.

Diyanet Vakfi

Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Kendileri için şüphe edilmeyen bir vade tayin etmiştir. Fakat zalimlerin gavurluktan başkasına baktıkları yok!

Elmalılı Hamdi Yazır

Gökleri ve Yeri yaratmış olan Allahın kendilerinin mislini yaratmağa kadir olduğunu görmedilerde mi? Kendileri için de bir ecel ta'yin etmiş onda hiç şüphe yok? Fakat zalimlerin gavurluktan başkasına baktıkları yok

Erhan Aktaş

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, tıpkı bunlar gibi, yeni yaratmalara da gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Kendileri için bir gün sona ereceği kesin olan bir süre tayin etmiştir. Zalimlerin yaptıkları Küfr'den başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, tıpkı bunlar gibi, yeni yaratmalara da gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Kendileri için bir gün sona ereceği kesin olan bir süre tayin etmiştir. Zalimlerin yaptıkları Küfr'den başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, tıpkı bunlar gibi, yeni yaratmalara da gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Kendileri için bir gün sona ereceği kesin olan bir süre tayin etmiştir. Zalimlerin yaptıkları nankörlükten başka bir şey değildir.

Fizilal-il Kuran

Onlar gökleri ve yeri yoktan vareden Allah'ın kendi benzerlerini bir kez daha yaratmaya gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Üstelik Allah onlar için bir gün sona ereceği kuşkusuz olan sınırlı bir yaşama süresi belirledi. Buna rağmen bu zalimler kâfirlikte direndiler.

Gültekin Onan

Görmüyorlar mı, gökleri ve yeri yaratan Tanrı, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir ecel kılmıştır. Zulmedenler ise ancak küfürde ayak direttiler.

Hamdi Döndüren

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendileri gibilerini yaratmaya gücü yettiğini görmüyorlar mı? Allah onlar için bir süre koymuştur ki, bunda hiçbir şüphe yoktur. Böyle iken yine de zâlimler inkârcılıktan başkasına razı olmuyorlar.

Hasan Basri Çantay

Onlar gözleri ve yeri yaratan Allahın kendileri gibilerini de yaratmıya kaadir olduğunu görmediler mi? (Allah) onlar için bir ecel ta'yin etdi ki onda hiç şübhe yokdur. Böyle iken zaalimler ancak gavurlukda ayak dayamışdır.

Hasib Asutay

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini de yaratmaya gücü yeteceğini görmediler mi? (Allah) onlar için, kendisinde hiçbir şüphe olmayan bir süre koymuştur. Fakat zalimler inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

Hayrat Neşriyat

Görmediler mi ki, şübhesiz gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da hakkıyla gücü yetendir. Kendileri için bir ecel ta'yîn etti ki, onda hiç şübhe yoktur. Fakat zâlimler, inkârdan başka bir şeyi kabûl etmediler.

İbni Kesir

Görmezler mi ki; gökleri ve yeri yaratmış olan Allah; onların benzerlerini de yaratmaya Kadir'dir. Onlar için şüphe olmayan bir ecel kılmıştır Buna rağmen zalimler küfürden başka bir şeyde diretmediler.

Mehmet Okuyan

Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın onları (mahşerde) benzer şekilde yaratmaya ve kendileri için şüphe duyulamayacak bir süre tayin etmeye gücünün yeteceğini hiç mi düşünmediler? Zalimler, sadece inkârcılar olarak yüz çevirdiler.

Muhammed Esed

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onları kendi eşkalleri üzere yeniden yaratacak güce sahip olduğunu ve onları yeniden diriltmek için, sonu geleceğinden şüphe olmayan bir süre belirlemiş bulunduğunu kavrayamıyorlar mı? Ama şu var ki, zalimler küfürden başka her şeye karşı çekimser davranırlar!

Mustafa İslamoğlu

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onları kendi suretleri üzere yeniden yaratacak gücü sahip olduğunu, yine onlar için bir gün sona ereceğinde hiçbir kuşku bulunmayan sınırlı bir süre takdir etmiş bulunduğunu nasıl görmezler? Fakat şu da var ki, zalimler, zirvesine ulaştıkları nankörlükten başka her (iyi) şeyden yüz çevirirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar görmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah Teâlâ, elbette ki onların mislini yaratmaya da kâdirdir ve onlar için bir ecel de tayin etmiştir ki, onda bir şüphe yoktur. Öyle iken zalimler, ancak küfürde ısrar eder durur, başkasından çekinmiş bulunurlar.

Ömer Öngüt

Görmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerlerini yaratmaya da kâdirdir. Onlar için şüphe olmayan bir ecel kılmıştır. Buna rağmen zâlimler küfürden başka bir şeyde diretmediler.

Suat Yıldırım

Görüp düşünmüyorlar mı ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya elbette kadirdir?O, kendileri için asla, şüphe götürmeyecek bir vâde belirlemiştir. Ama zalimlerin işleri güçleri inkârdan ibaret!

Süleyman Ateş

Görmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmağa da kadirdir? Kendileri için, bir süre koymuştur, onda hiç şüphe yoktur. Ama zalimler inkardan başka bir şey yapmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin dengini yaratmaya da gücünün yettiğini hiç düşünmediler mi? Hem onlar için, geleceğinde şüphe olmayan bir ecel de belirlemiştir. Yanlışlara dalan bu kimseler (zalimler), kafirlik dışında her şeye direnç gösterir!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar hiç görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendileri gibi insanları yaratmanın ölçüsünü koymuş ve şüpheye yer olmayacak şekilde onlara ecel belirlemiştir. Yanlışlar içindeki bu kimseler (zalimler), nankörlük dışında her şeye direnirler.

Şaban Piriş

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hiç şüphesiz bir ecel tayin etmeye gücünün yettiğini görmüyorlar mı? Buna rağmen zalimler yine de küfürde direnmektedirler.

Tefhim-ul Kuran

Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için de kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkârda ayak direttiler.

Ümit Şimşek

Onlar görmüyor mu ki, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın gücü, onların benzerini yaratmaya da yeter? Allah, onlar için de geleceğinde kuşku olmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler yine inkârdan geri durmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Görmediler mi ki, o, gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini yaratmaya da Kaadir'dir. Onlar için bir süre belirlemiştir, bunda kuşku yok. Ama zalimler, inkardan başka bir şeyde direnmiyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər onlar görmürlər ki, göyləri və yeri yaradan Allah onlar kimisini də yaratmağa qadirdir? Allah onlar üçün elə bir əcəl müəyyən etmişdir ki, ona heç bir şəkk-şübhə yoxdur. Zalımlar isə küfrdən başqa bir şey qəbul etmədilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər onlar (öləndən sonra bir daha diriləcəklərini inkar edənlər bu böyüklükdə) göyləri və yeri (yoxdan) yaradan Allahın (bu kiçiklikdə) onlar kimisini (yenidən, eynilə) yaratmağa qadir olduğunu görmürlərmi?! Allah onlar üçün bir əcəl (ölüm, yaxud əzaba düçar olma vaxtı) müəyyən etdi ki, ona heç bir şəkk-şübhə yoxdur. Zalımlar (belə bir vəziyyətdə də) ancaq öz küfrlərində israr edib dururlar (küfrdən başqa bir şeyə razı olmurlar).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sehen sie denn nicht ein, daß Gott, Der Himmel und Erde erschuf, ein ähnliches Menschengeschlecht schaffen kann? Er hat ihnen eine bestimmte Frist gesetzt bis zum Jüngsten Tag, der außer Zweifel steht. Doch die Ungerechten wollen nichts anderes tun als trotzig leugnen.

Almanca — M. A. Rassoul

Haben sie nicht gesehen, daß Allah, Der die Himmel und die Erde erschuf, imstande ist, ihresgleichen zu schaffen? Und Er hat eine Frist für sie bestimmt, über die kein Zweifel herrscht. Allein die Frevler verwerfen alles, nur nicht den Unglauben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Haben sie etwa nicht gesehen, daß ALLAH, Der die Himmel und die Erde erschuf, im Stande ist, ihresgleichen zu schaffen?! Und ER setzte für sie eine Frist, über die es keinen Zweifel gibt. Doch die Unrecht-Begehenden lehnten alles außer dem äußersten Kufr ab.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do they not perceive by visual tokens and by their minds' eyes that Allah Who created the heavens and the earth is Omnipotent enough to recreate the like thereof and restore the dead to life and create them anew! It is He Who determined their span of life which He decreed to end at a certain and undoubted point of time, yet the infidels refuse to acknowledge the truth and choose to sink under the vexations of their minds.

Abdul Haleem

Do they not see that God, who created the heavens and earth, can create the likes of them [anew]? He has ordained a time for them- there is no doubt about that- but the evildoers refuse everything except disbelief.

Abdullah Yusuf Ali

See they not that Allah, Who created the heavens and the earth, has power to create the like of them (anew)? Only He has decreed a term appointed, of which there is no doubt. But the unjust refuse (to receive it) except with ingratitude.

Abul A'la Maududi

Have they not perceived that Allah, Who has created the heavens and the earth, has the power to create the like of them? He has fixed a term for them about which there is no doubt. And yet the wrong-doers obstinately persist in unbelief.

Aisha Bewley

Do they not see that Allah, Who created the heavens and earth, has the power to create the like of them, and has appointed fixed terms for them of which there is no doubt? But the wrongdoers still spurn anything but kufr.

Al-Hilali & Khan

See they not that Allâh, Who created the heavens and the earth, is Able to create the like of them. And He has decreed for them an appointed term, whereof there is no doubt. But the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers) refuse (the truth - the Message of Islâmic Monotheism, and accept nothing) but disbelief.

Ali Quli Qarai

Do they not see that Allah, who created the heavens and the earth, is able to create the like of them? He has appointed for them a term, in which there is no doubt; yet the wrongdoers are only intent on ingratitude.

Amatul Rahman Omar

Have they not seen that Allâh, Who created the heavens and the earth, has the power to create their like? And He has appointed for them a term, no doubt about it. Yet the unjust would reject everything except (following in the way of) disbelief.

Arthur John Arberry

Have they not seen that God, who created the heavens and earth, is powerful to create the like of them? He has appointed for them a term, no doubt of it; yet the unbelievers refuse all but unbelief.

Bijan Moeinian

Can they really not understand that the same God Who has created the heavens and the earth, is Capable of re-creating them? God has granted them a lifelong time (to change themselves), yet they insist upon disbelieving.

E. Henry Palmer

Could they not see that God who created the heavens and the earth is able to create the like of them, and to set for them an appointed time; there is no doubt therein, yet the wrong-doers refuse to accept it, save ungratefully!

Edip-Layth

Did they not see that God who has created the heavens and the earth is able to create their like? He has made an appointed time for them in which there is no doubt. But the wicked refuse anything except rejection.

George Sale

Do they not perceive that God, who created the heavens and the earth, is able to create other bodies, like their present? And He hath appointed them a limited term; there is no doubt thereof: But the ungodly reject the truth, merely out of unbelief.

Hamid S. Aziz

Could they not see that Allah who created the heavens and the earth is able to create the like of them, and to set for them an appointed time; there is no doubt therein? Yet the wrong-doers refuse to accept it, save ungratefully!

Mahmoud Ghali

And have they not seen that Allah, Who created the heavens and the earth is Ever-Determiner over creating the like of them? And He has appointed (Literally: made) for them a term; there is no suspicion about it; yet the unjust (among them) refuse (all) except constant disbelief.

Marmaduke Pickthall

Have they not seen that Allah Who created the heavens and the earth is Able to create the like of them, and hath appointed for them an end whereof there is no doubt? But the wrong-doers refuse aught save disbelief.

Mohamed Ahmed - Samira

Do they not perceive that God, who created the heavens and the earth, has the power to create the like of them? There is no doubt that. He has fixed a term for them. Even then the wicked disdain everything but unbelief.

Muhammad Asad

Are they, then, not aware that God, who has created the heavens and the earth, has the power to create them anew in their own likeness, having, beyond any doubt, set a term for their resurrection? However, all [such] evildoers are unwilling to accept anything but blasphemy!

Mustafa Khattab

Have they not realized that Allah, Who created the heavens and the earth, can ˹easily˺ re-create them? He has ˹already˺ set for them a time, about which there is no doubt. But the wrongdoers persist in denial.

Progressive Muslims

Did they not see that God who has created the heavens and the Earth is able to create their like And He has made an appointed time for them in which there is no doubt. But the wicked refuse anything except rejection.

Sahih International

Do they not see that Allah, who created the heavens and earth, is [the one] Able to create the likes of them? And He has appointed for them a term, about which there is no doubt. But the wrongdoers refuse [anything] except disbelief.

Sam Gerrans

Have they not considered that God, who created the heavens and the earth, has power to create the like of them? And He has made for them a term whereof there is no doubt; but the wrongdoers refuse save denial.

Shabbir Ahmed

Do they not realize that Allah Who created the heavens and the earth, is Able to create them anew in their own likeness again? He has appointed an irrevocable time to end the worldly life (and of Resurrection). Only those remain submerged in the darkness of ignorance who are bent upon doing wrong to their own "Self" (and thus remain ungrateful for the Benevolent Guidance).

Syed Vickar Ahamed

Do they not see that Allah, Who created the heavens and the earth, has power to create (others) like them (again)? And only He has ordered a set time; Of this, there is no doubt. But the unjust refuse (to accept) even a little and that with thanklessness!

Taqi Usmani

Have they not seen that Allah who has created the heavens and the earth has the power to create them as they were? He has appointed a time for them in which there is no doubt. Still, the wrongdoers refused to do anything but reject.

The Monotheist Group

Did they not see that God who has created the heavens and the earth is able to create their like? And He has made an appointed time for them in which there is no doubt. But the wicked refuse anything except rejection.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹont-ils pas vu quʹAllah qui a créé les cieux et la terre est capable de créer leurs pareils? Il leur a fixé un terme, sur lequel il nʹy a aucun doute, mais les injustes sʹobstinent dans leur mécréance.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma ew nabînin; ew Xwedayê ku erd û asîman afirandine, ew dikare wekî van wan jî biafirîne? Xwedê ji bo wan civanek daniye ku tê de hîç guman tune ye. Lê belê van zaliman ji mandelkirinê pê ve tiştekî din qebûl nekiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hebben zij dan niet gezien dat God die de hemelen en de aarde geschapen heeft de macht heeft iets te scheppen wat aan hen gelijk is? En Hij heeft voor hen een termijn gesteld waaraan geen twijfel is, maar de onrechtplegers willen alleen maar ongelovig zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zien zij niet, dat God, die de hemelen en de aarde schiep, in staat is andere lichamen te vormen, gelijk aan de hunne? En hij heeft hen een beperkten tijd bepaald: dit is ontwijfelbaar; maar de goddeloozen verwerpen de waarheid alleen uit ongeloof.

Hollandaca — Siregar

Zien zij niet in dat Allah, Degene Die de hemelen en de aarde schiep, bij machte is het daarmee vergelijkbare te scheppen? En dat Hij een tijdstip heeft vastgesteld voor hen, zonder dat daarover twijfel bestaat? Maar de onrechtvaardigen weigeren het, behalve in ongeloof.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве они не видели [не задумывались над тем], что Аллах, Который создал небеса и землю, в состоянии создать подобных им (после того, как они истлеют)? И установил Он им [многобожникам] срок (их смерти и наказания), относительно которого нет сомнения [оно непременно случится]? Но беззаконники [неверующие] отвергают все, кроме неверия.

Rusça — Osmanov

Неужели они не ведают, что Аллах, который сотворил небеса и землю, может сотворить подобных им, что Он, вне сомнения, установил им срок [воскресения]? Но грешники отвергают все, кроме неверия.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Inser inte (dessa människor) att Gud, som har skapat himlarna och jorden, har makt att skapa dem på nytt sådana de var? Och Han har utsatt en frist för (vad som skall ske med) dem; detta är ställt utom allt tvivel. Men de orättfärdiga vägrar envist att upphöra att förneka sanningen.