Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

وَاِنْ كَادُوا لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ الَّذِي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ لِتَفْتَرِيَ عَلَيْنَا غَيْرَهُ وَاِذًا لَاتَّخَذُوكَ خَلِيلًا

ve in kādū le yeftinūneke ǎni elleƶī evHaynā ileyke li tefteriye ǎleynā ğayrahu ve iƶen lātteḣaƶūke ḣalīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inve eğer
2كَادُواkādūك و دneredeyse, az daha (?)az daha onlar
3لَيَفْتِنُونَكَle yeftinūnekeف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.seni kandıracaklardı
4عَنِǎni
5الَّذِيelleƶī
6اَوْحَيْنَٓاevHaynāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyettiğimizden
7اِلَيْكَileykesana
8لِتَفْتَرِيَli tefteriyeف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.iftira atman için
9عَلَيْنَاǎleynāüstümüze
10غَيْرَهُğayrahuغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.ondan başkasını
11وَاِذًاve iƶenişte o zaman
12لَاتَّخَذُوكَlātteḣaƶūkeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekseni edinirlerdi
13خَلِيلًاḣalīlenخ ل لZayıflamak, azalmak/eksilmek/yok olmak, yoksul olmak, ihtiyaç veya gereksinim içinde olmak, bir şeyi delmek/delmek/şişe geçirmek, çıkarmak/aktarmak/kaydırmak, kalıntıları ayıklamak veya çıkarmak, bir şeyin aralıklarına yerleştirmek, bozmak veya ekşimek, şarabı sirkeye dönüştürmek, gerçek ve samimi bir arkadaş olmak, bir görevi yerine getirmekte başarısız olmak, ihmal etmek/atlama veya yarım bırakmak, uzak durmak, kötü meyve vermek, girmek/nüfuz etmek veya geçmek, kesintiye uğratmak veya müdahale etmek, sallantılı/gevşek/hatalı/kusurlu olmak, düzensiz/karışık/sağlam olmamak, mizaçta bozuk veya düzensiz olmak, halhal veya halhal çiftiyle donatmak, eski ve yıpranmış olmak, ölmek ve boşluk/açıklık bırakmak, alışkanlık/gelenek sahibi olmak, gerçek ve samimi sevgi/dostluk/aşk göstermek, kusurlu/eksik/yetersiz olmak, bir şeyi başka bir şey için bırakmak.dost

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, sana vahyettiğimizden başka şeyler düzüp bize iftirâ etmen için az kaldı ki seni bile fitneye düşüreceklerdi ve o vakit seni dost edineceklerdi işte.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, sana vahyettiğimizden başka şeyler düzüp bize iftirâ etmen için az kaldı ki seni bile fitneye düşüreceklerdi ve o vakit seni dost edineceklerdi işte.

Adem Uğur

Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

Ahmed Hulusi

Neredeyse seni bile, sana vahyettiğimizin gayrını bizim aleyhimize uydurasın diye, fitneye düşüreceklerdi! (Başarsalardı) işte o takdirde seni dost edinirlerdi!

Ahmet Tekin

Seni sana vahyettiklerimizden ayırarak, vahyimizin dışında, bizim adımıza, gelişigüzel şeyler uydurman konusunda az kalsın büyük bir sıkıntıya sokacaklardı. Bunu başarabilselerdi, kesinlikle seni dost edineceklerdi.

Ahmet Varol

Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira etmen için seni fitneye düşürecek ve o zaman seni dost edineceklerdi.

Ali Bulaç

Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

Ali Fikri Yavuz

Az kalsın seni bile, sana vahy ettiğimizden başkasını bize iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. (Bu âyet-i kerime, Sakîf kabilesinin, Hz. Peygamber efendimizden din hükümlerini kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirmesini istemeleri üzerine nâzil olmuştur.)

Ali Rıza Safa

Oysa onlar, sana bildirdiğimizden başkasını uydurup, Bize yakıştırman için, neredeyse seni ayartacaklardı. İşte o zaman, seni dost kabul edeceklerdi.

Bayraktar Bayraklı

Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.

Bekir Sadak

Seni, sana vahyettigimizden ayirip baska bir seyi Bize karsi uydurman icin ugrasirlar. O zaman seni dost edinirler.

Celal Yıldırım

Neredeyse onlar sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için seni bile fitneye düşürecek ve o takdirde seni samimi bir dost edineceklerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O putperestler, sana vahyettiklerimizden başka şeyleri yalan yere bize yamayasın diye neredeyse seni ayartıp ondan saptıracaklar, işte o zaman seni kendilerine dost sayacaklardı.

Diyanet İşleri

Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.

Diyanet Vakfi

Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Az daha seni bile, sana vahyettiğimizden gayrısını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni halil ittihaz edeceklerdi

Erhan Aktaş

Onlar, fitneyle neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. O zaman seni halil edinirlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, fitneyle neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. O zaman seni halil edinirlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, fitneyle neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. O zaman seni halil edinirlerdi.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, müşrikler az kalsın seni, indirdiğimiz vahiyden ayırıp adımıza başka sözler uydurmanı sağlıyorlardı, eğer bunu başarabilselerdi, seni dost edineceklerdi.

Gültekin Onan

Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman içir seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

Hamdi Döndüren

Müşrikler sana baskı yapıp, neredeyse seni, sana vahy ettiğimizden ayırarak, ondan başkasını üstümüze atman için seni kandıracaklar! Bu takdirde seni elbette dost edinirlerdi!

Hasan Basri Çantay

(Akıllarınca) onlar sana vahy etdiğimzden başkasını uydurub bize (atf ve) iftira edesin diye seni bile hemen hemen fitneye düşürecekler, o takdirde seni (candan) dost edineceklerdi.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Onlar, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi, yalan yere bize isnat etmen umuduyla, neredeyse seni, vahyettiğimiz şeyden saptıracaklardı. Seni, ancak o zaman dost edineceklerdi.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Neredeyse (o müşrikler) seni dahi, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftirâ edesin diye, gerçekten fitneye düşüreceklerdi ve(sen onlara uysaydın) o takdirde seni dost edineceklerdi.

İbni Kesir

Onlar; sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için, seni fitneye düşürmeye çalışırlar. O zaman, seni dost edineceklerdi.

Mehmet Okuyan

(Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur’an’dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

Muhammed Esed

O (Yolunu şaşırmış) kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz (gerçeklerden) uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi!

Mustafa İslamoğlu

İşte o (tipler) eğer ellerinden gelse, sana vahyettiğimizin dışında Bizim adımıza birtakım şeyler tedarik edesin diye, seni dahi baştan çıkararak tuzağa düşürmeye kalkışırlar; seni de ancak bunu başarabildikleri zaman dost edinirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlar az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden başkasını Bize iftira edesin diye seni fitneye düşüreceklerdi. O zaman seni elbette dost edineceklerdi.

Ömer Öngüt

Neredeyse onlar sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için akıllarınca seni bile fitneye düşürecek ve o takdirde seni samimi bir dost edineceklerdi.

Suat Yıldırım

Az kalsın, seni bile sana vahyettiğimizden başka bir şeyi uydurup, Bize mal etmen için akılları sıra kandıracak ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi.

Süleyman Ateş

Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Az kalsın, sana vahyettiğimizden başkasını bize mal etmen için, seni ondan uzaklaştırıp başını yakacaklardı. O zaman seni kesinlikle dost edinirlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.

Şaban Piriş

-Sana vahyettiğimizden başka bir şeyi bizim hakkımızda uydurarak neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

Tefhim-ul Kuran

Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman da seni dost edineceklerdi.

Ümit Şimşek

Sana vahyettiğimizden başka birşeyi Bize yakıştırman için, akıllarınca seni fitneye düşürecekler ve o zaman seni dost edineceklerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Müşriklər səni, sənə vəhy etdiyimizdən az qala döndərəcəkdilər ki, Qurandan başqa bir şeyi Bizə aid edəsən. Belə olduğu halda onlar səni özlərinə dost tutacaqdılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum! Qurʼandan) qeyri bir şeyi yalandan Bizə istinad edəsən (iftira yaxasan) deyə, (müşriklər) səni hardasa o sənə vəhy etdiyimizdən sapdıracaqdılar. Belə olacağı təqdirdə, səni, sözsüz ki, özlərinə dost tutacaqdırlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen haben sich angestrengt, dich von dem offenbarten Buch abzulenken, damit du durch Verkennung der Wahrheit ein anderes Zeichen verlangst. Wenn du es getan hättest, hätten sie dich für ihren Gefährten gehalten.

Almanca — Der Edle Quran

Beinahe hätten sie dich fürwahr verfuhrt (und) von dem (abgebracht), was Wir dir (als Offenbarung) eingegeben haben, damit du gegen Uns etwas anderes ersinnst, und dann hätten sie dich wahrlich zum Freund genommen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie hätten dich beinahe in schwere Bedrängnis um dessentwillen gebracht, was Wir dir offenbarten, damit du etwas anderes über Uns erdichten mögest; und dann hätten sie dich gewiß zu ihrem Freund erklärt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und beinahe hätten sie dich durch Fitna von dem abgebracht, was WIR dir als Wahy zuteil werden ließen, damit du in Unserem Namen anderes erdichtest. Und (hättest du es getan), dann hätten sie dich sicherlich als engen Freund genommen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They -the infidels- tried their best to tempt you O Muhammad and incite you to make some concessions. They thought they almost seduced you into a course of action totally undivine.

Abdul Haleem

[Prophet], the disbelievers tried to tempt you away from what We revealed to you, so that you would invent some other revelation and attribute it to Us and then they would have taken you as a friend.

Abdullah Yusuf Ali

And their purpose was to tempt thee away from that which We had revealed unto thee, to substitute in our name something quite different; (in that case), behold! they would certainly have made thee (their) friend!

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), they had all but tempted you away from what We have revealed to you that you may invent something else in Our Name. Had you done so, they would have taken you as their trusted friend.

Aisha Bewley

They were very near to enticing you away from some of what We have revealed to you, hoping that you would invent something against Us. Then they would have taken you as their intimate.

Al-Hilali & Khan

Verily, they were about to tempt you away from that which We have revealed (the Qur’ân) unto you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), to fabricate something other than it against Us, and then they would certainly have taken you a Khalîl (an intimate friend)!

Ali Quli Qarai

They were about to beguile you from what Allah has revealed to you so that you may fabricate against Us something other than that, whereat they would have befriended you.

Amatul Rahman Omar

And they had spared nothing in causing you (the severest) affliction with the purpose to turn you away from the revelations given to you, that you might forge in Our name something different from that which We have revealed to you. In that case they would surely have taken you for a special friend.

Arthur John Arberry

Indeed they were near to seducing thee from that We revealed to thee, that thou mightest forge against Us another, and then they would surely have taken thee as a friend;

Bijan Moeinian

They almost succeeded in convincing you to walk away from My Revelations and falsify them in order to gain their friendship.

E. Henry Palmer

They had well-nigh beguiled thee from what we inspired thee with, that thou shouldst forge against us something else, and then they would have taken thee for a friend;

Edip-Layth

They nearly diverted you from what We inspired to you so that you would fabricate something different against Us, and then they would have taken you as a friend!

George Sale

It wanted little but the unbelievers had tempted thee to swerve from the instructions which We had revealed unto thee, that thou shouldest devise concerning Us a different thing; and then would they have taken thee for their friend:

Hamid S. Aziz

They strove hard to beguile you from what We inspired you with, that you should invent against Us something else, and then they would have taken you for a friend;

Mahmoud Ghali

And decidedly they were indeed almost about to tempt you (The Prophet) from (that) which We have revealed to you, that you might fabricate against Us another, and lo, they would have indeed taken you to themselves a (close) fellow.

Marmaduke Pickthall

And they indeed strove hard to beguile thee (Muhammad) away from that wherewith We have inspired thee, that thou shouldst invent other than it against Us; and then would they have accepted thee as a friend.

Mohamed Ahmed - Samira

They had almost led you away from what has been revealed to you, that you may invent things about Us besides those revealed, when they would have taken you as friend.

Muhammad Asad

AND,. behold, they [who have gone astray] endeavour to tempt thee away from all [the truth] with which We have inspired thee, [O Prophet,] with a view to making thee invent something else in Our name - in which case they would surely have made thee their friend!

Mustafa Khattab

They definitely ˹thought they˺ were about to lure you away from what We have revealed to you ˹O Prophet˺, hoping that you would attribute something else to Us falsely—and then they would have certainly taken you as a close friend.[1]

Progressive Muslims

And they nearly diverted you from what We inspired to you so that you would fabricate something different against Us, and then they would have taken you as a friend!

Sahih International

And indeed, they were about to tempt you away from that which We revealed to you in order to [make] you invent about Us something else; and then they would have taken you as a friend.

Sam Gerrans

And they had almost seduced thee away from that We revealed to thee, that thou invent about Us other than it — and then would they have taken thee as a friend.

Shabbir Ahmed

And, behold, they endeavor to tempt you away (O Prophet) from what We reveal to you (and make compromises in return for accepting you as the King of Arabia and a Prophet) if you invented something of their liking (like authorizing the worship of their false deities or taking back the equality of humans) in Our Name. (17:46).

Syed Vickar Ahamed

Verily, their purpose was to tempt you away from what We had revealed to you, (and) to replace in it (the Quran) something quite different against Us: And then, they would certainly have made you a close friend!

Taqi Usmani

(O Prophet,) Surely, they were about to lure you away from what We have revealed to you, so that you forge something else against Us, and in that case they would have certainly made you a bosom friend.

The Monotheist Group

And they nearly diverted you from what We inspired to you so that you would fabricate something different against Us, and then they would have taken you as a friend!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils ont failli te détourner de ce que Nous tʹavions révélé, (dans lʹespoir) quʹà la place de ceci, tu inventes quelque chose dʹautre et (lʹimputes) à Nous. Et alors, ils tʹauraient pris pour ami intime.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Bi rastî hindik mabû ku muşrik berê te ji wê peyxama ku me ji bo te hinartî vegerînin, da ku tu ji bilî wê li ser navê me ji cem xwe tiştekî lê bînî, wê çaxê teqez dê wan tu ji xwe re bikira dost (û ew ê ji te qayîl bibûna).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En bijna hadden zij jou weggelokt van wat Wij aan jou geopenbaard hebben, zodat jij over Ons iets anders zou verzinnen; dan hadden zij jou tot vriend genomen.

Hollandaca — Siregar

En zij hadden jou je bijna doen afwenden van wat Wij aan jou geopenbaard hadden, zodat jij iets anders over Ons verzonnen had; dan hadden zij jou zeker als boezemvriend genomen!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [многобожники] были близки к тому, чтобы соблазнить [отклонить] тебя (о, Пророк) от того, что Мы внушили тебе [от некоторых повелений и запретов], чтобы ты измыслил на Нас другое. И тогда [если бы ты сделал это] они взяли бы тебя своим (близким) другом.

Rusça — Osmanov

Они чуть было не отклонили тебя от того, что Мы дали тебе в откровении, желая возвести на Нас измышления, отличные от него (т. е. откровения). И уж тогда ты стал бы им другом.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DE (SOM sätter gudar vid Guds sida) försökte fresta dig (Muhammad) att lägga åt sidan det som Vi har uppenbarat för dig och (locka dig att) sätta samman något annat som du kunde tillskriva Oss. (Om du hade gjort detta) skulle de helt säkert ha tagit emot dig som en kär vän!