Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhalde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.

فَاِذَا جَاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَا اُو۬لِي بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا

fe iƶā cā'e veǎ'du ūlāhumā beǎṧnā ǎleykum ǐbāden lenā ūlī be'sin şedīdin fe cāsū ḣilāle d-diyāri ve kāne veǎ'den mef'ǔlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِذَاfe iƶāne zaman ki
2جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
3وَعْدُveǎ'duو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)zamanı
4اُو۫لٰيهُمَاūlāhumāا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçbirincisinin
5بَعَثْنَاbeǎṧnāب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekgönderdik
6عَلَيْكُمْǎleykumüzerinize
7عِبَادًاǐbādenع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarımızı
8لَنَاlenābizim
9اُو۬لِيūlīا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıççok güçlü
10بَأْسٍbe'sinب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkçok güçlü
11شَدِيدٍşedīdinش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çok güçlü
12فَجَاسُواfe cāsūج و سAramak veya peşine düşmek, gidip gelmek (gelip gitmek), üzerine basmak, girmek, birisinin ortasına gelmek.(sizi) araştırdılar
13خِلَالَḣilāleخ ل لZayıflamak, azalmak/eksilmek/yok olmak, yoksul olmak, ihtiyaç veya gereksinim içinde olmak, bir şeyi delmek/delmek/şişe geçirmek, çıkarmak/aktarmak/kaydırmak, kalıntıları ayıklamak veya çıkarmak, bir şeyin aralıklarına yerleştirmek, bozmak veya ekşimek, şarabı sirkeye dönüştürmek, gerçek ve samimi bir arkadaş olmak, bir görevi yerine getirmekte başarısız olmak, ihmal etmek/atlama veya yarım bırakmak, uzak durmak, kötü meyve vermek, girmek/nüfuz etmek veya geçmek, kesintiye uğratmak veya müdahale etmek, sallantılı/gevşek/hatalı/kusurlu olmak, düzensiz/karışık/sağlam olmamak, mizaçta bozuk veya düzensiz olmak, halhal veya halhal çiftiyle donatmak, eski ve yıpranmış olmak, ölmek ve boşluk/açıklık bırakmak, alışkanlık/gelenek sahibi olmak, gerçek ve samimi sevgi/dostluk/aşk göstermek, kusurlu/eksik/yetersiz olmak, bir şeyi başka bir şey için bırakmak.aralarına girip
14الدِّيَارِd-diyāriد و رDönmek, devretmek, dolaşmakevlerin
15وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidi
16وَعْدًاveǎ'denو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bir va'd
17مَفْعُولًاmef'ǔlenف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapılması gereken

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O iki taşkınlıktan birincisinin mukadder zamânı gelince size, azâp etmede çetin, kuvvetli kullarımızı gönderdik de yurdunuzun tâ içine girip sizi araştırdılar ve bu, yerine getirilen bir vaatti.

Abdulkadir Gölpınarlı

O iki taşkınlıktan birincisinin mukadder zamânı gelince size, azâp etmede çetin, kuvvetli kullarımızı gönderdik de yurdunuzun tâ içine girip sizi araştırdılar ve bu, yerine getirilen bir vaatti.

Adem Uğur

Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.

Ahmed Hulusi

O ikisinden ilkinin zamanı geldiğinde, güçlü kullarımızı üzerinize getirdik. . . (Onlar) yurtların aralarına girip araştırdılar. . . (Bu) yerine getirilmiş bir vaat idi.

Ahmet Tekin

'Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar evlerin aralarında dolaşarak sizi aradılar, araştırdılar. İlk uyarı, vakti gelince böylece yerine getirilmiş oldu.'

Ahmet Varol

Nitekim bu ikiden birincisinin vakti gelince üzerinize pek zorlu kullarımızı gönderdik ve onlar evlerin aralarına kadar girip (sizi) araştırdılar. Bu yerine gelecek bir vaaddi.

Ali Bulaç

Nitekim o ikiden ilk vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

Ali Fikri Yavuz

Onlardan birinci fesadınızın ceza vakti gelince kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı üzerinize musallat ettik de (onlar sizi yakalayıp öldürmek veya esir etmek için) evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu, yapılması kesinleşmiş bir vaad idi.

Ali Rıza Safa

Sonunda, birincisinin zamanı geldiğinde, kaba güç kullanan kullarımızı üzerinize gönderdik. Öyle ki, evlerinizin aralarına değin girip araştırdılar. Yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

Bayraktar Bayraklı

Birincisinin vakti geldiği zaman, pek güçlü olan kullarımızı üzerinize saldık ve evlerin arasında dolaştılar. Bu yerine gelmiş bir vaad idi.

Bekir Sadak

«Bu ikiden birincisinin vakti gelince, uzerinize pek guclu olan kullarimizi salacagiz. Onlar memleketlerinizde her koseyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.»

Celal Yıldırım

Onlardan birincisinin va'desi ( = mukadder vakti) gelince üzerinize çok güçlü (savaşçı) kullarımızı gönderdik, yurtları(nızın) arasına kadar sokulup (her tarafı didik didik edip) araştırdılar. Bu, yerine getirilmiş bir va'd idi ki (gerçekleşti).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bu iki fesattan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşıp köşe bucak her tarafı aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.

Diyanet İşleri

Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhalde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.

Diyanet İşleri (eski)

'Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.'

Diyanet Vakfi

Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birincisinin vakti gelince, üzerinize milkimiz güçlü, savaşçı bir takım kullar göndereceğiz; onlar evlerin aralarına girip araştıracaklar; ve bu gerçekleşmiş bir va'd oldu.

Elmalılı Hamdi Yazır

İmdi birincisinin va'desi geldiği vakıt üzerinize milkiniz, şiddetli harb ehli bir takım kullar göndereceğiz de onlar ta evlerin aralarına girib araştıracaklar, ve bu fı'le çıkarılmış bir va'd oldu

Erhan Aktaş

Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.

Fizilal-il Kuran

Birinci kargaşaya ilişkin ilahi cezanın vadesi gelince üzerinize son derece atılgan ve acımasız kullarımızı saldık. Bunlar evlerinizin köşe bucaklarını arayarak sizi yakalamaya giriştiler. Bu, Allah'ın yerine gelmesi kaçınılmaz bir sözü idi.

Gültekin Onan

Nitekim o ikiden ilk vaad geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

Hamdi Döndüren

“Bunlardan ilk fesadın (ceza) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı göndermiştik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak, (sizi) araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaat idi!”

Hasan Basri Çantay

İşte o ikiden birinci (fesadlarının ceza) va'de (si) gelince (muhaarebede) çok çetin bir kuvvete malik olan kullarımızı üzerinize musallat kıldık da onlar evlerin aralarına kadar girib (sizi) araşdırdılar. (Bu), yerine getirilmiş bir va'd idi.

Hasib Asutay

Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güç ve şiddet sahibi kullarımızı gönderdik. (Onlar) evlerin(izin) arasına sızdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir va'd idi. (2) (2. Yahudiler birinci fesatta Zekeriyya (a.s.)'ı öldürdüler. Allah da onların üzerine ordusu ile Calut'u gönderdi. Bunlar Yahudileri öldürdüler, çocuklarını esir ettiler ve Beyt-i Makdis'i yıktılar.)

Hayrat Neşriyat

(Onlara dedik ki:) 'Artık, o ikisinden birincisinin va'desi geldiği (ve baştan çıktığınız) zaman, üzerinize şiddetli (kendileri de isyankâr), harb ehli bizim (mahlûkumuz)olan birtakım kullar gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu (zilletemahkûmiyetiniz) ise, yerine getirilmiş bir va'd idi.'

İbni Kesir

O ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize çok güçlü olan kullarımızı saldık. Onlar, memleketin her köşesini kontrollarına aldılar. Bu, yerine gelmiş bir vaad idi.

Mehmet Okuyan

Bunlardan ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı salmıştık da evlerin aralarını bile köşe bucak aramışlardı. Bu, yerine getirilmiş bir vaatti.

Muhammed Esed

Bu yüzden bunlardan ilki hakkında yapılan ön uyarı(nın günü) gelip çattığında kavgada çok çetin kullarımızdan saldık üzerinize, öyle ki bunlar ülkede kıyı bucak girmedik yer bırakmadılar; ve ön uyarının gereği böylece bütünüyle yerine gelmiş oldu.

Mustafa İslamoğlu

İşte bu iki uyarıdan birincisinin vakti geldiğinde, sizin üzerinize şu Bizim (belalı) kullardan saldırı gücü çok yüksek olanları musallat ettik; öyle ki, bunlar köşe bucak her yeri arayıp taradılar: zira bu, sadece (böyle yapanlar için) konulmuş bir yasanın uygulanmasıydı.

Ömer Nasuhi Bilmen

İmdi o ikiden (iki fesattan) birini vadesi (vakt-i cezası) gelince üzerinize Bizim çok şiddetli kuvvet sahibi olan kullarımızdan göndereceğiz. Artık evlerin aralarını bile araştıracaklardır. Bu, bir yerine getirilmiş hükümden ibaret bulunmuştur.

Ömer Öngüt

Birinci bozgunculuğunuzun ceza vakti gelince üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketin her köşesini kontrollerine alacaklar, evlerin aralarına girip sizi araştıracaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.

Suat Yıldırım

Onlardan birincisinin vâdesi gelince, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ettik de onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

Süleyman Ateş

Birincisinin zamanı gelince üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik, evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi.

Süleymaniye Vakfı

Birincisinin vakti gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık, onlar da yurtlarınızı didik didik ettiler. Bu, gerçekleşmiş bir sözdür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birincisinin sonu gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık; evlerin içine kadar girdiler. Bu söz, yerine getirildi.

Şaban Piriş

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize çok şiddetli savaşçı kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa ele geçirdiler. Bu, gerçekleşmiş bir hüküm idi.

Tefhim-ul Kuran

Nitekim o ikiden ilk vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

Ümit Şimşek

Bunlardan birincisinin vadesi dolduğunda, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı saldık da onlar evlerinizin aralarına kadar girdiler. Bu, yerine getirilecek bir vaad idi.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İki fəsaddan birincisinin vaxtı gəldiyi zaman üstünüzə qüvvətli qullarımızı göndərdik. Onlar yurdunuzda gəzib dolaşıb sizi axtarırdılar. Bu, yerinə yetirilmiş bir vəd idi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlardan (o fitnə-fəsadın) birincisinin (cəza) vaxtı gələndə üstünüzə çox güclü qullarımızı (Büxtünəssəri, yaxud Calutu orduları ilə birlikdə) göndərdik. Onlar (sizi öldürmək, əsir almaq və qarət etmək üçün) evlərinizin arasında gəzib dolaşırdılar (sizi təʼqib edirdilər). Bu vəʼd artıq yerinə yetirildi. (Siz Zəkəriyyanı öldürdünüz, onlar da sizi qətl edib, əsir alıb, yurdunuzu xaraba qoydular).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als der Zeitpunkt der ersten Strafe kam, schickten Wir zu euch einige Unserer mächtigen Diener, denen Wir Macht über euch verliehen. Sie zogen durch das ganze Land, um euch zu erschlagen. Das war eine verheißene Strafe, die in der Tat erfolgte.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn nun das Versprechen vom ersten der beiden (Male) eintrifft, schicken Wir gegen euch Diener von Uns, die eine starke Gewalt besitzen. Sie dringen zwischen den Wohnstätten hindurch ein, und das ist ein Versprechen, das sicher ausgeführt wird.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn nun die Zeit für die erste der beiden Verheißungen in Erfüllung kam, da sandten Wir gegen euch Diener von Uns, die mit gewaltiger Kriegsmacht begabt waren; und sie drangen in das Wohngebiet ein, und so wurde die Verheißung erfüllt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn die Zeit (für die Bestrafung) des Ersten beider Male kommt, werden WIR zu euch Unsere Diener schicken, die äußerst harte Kämpfer sind, so werden sie die Wohnstätten durchstöbern. Und dies ist ein zu erfüllendes Versprechen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When in due time the first occasion came to pass We humbled your arrogance by wedding you to a calamity. We sent against you servants of Ours invested with merciless power and martial daring who penetrated deep in the land and made their way right through your homes, and there the mission was accomplished and the promise fulfilled*.

Abdul Haleem

When the first of these warnings was fulfilled, We sent against you servants of Ours with great force, and they ravaged your homes. That warning was fulfilled,

Abdullah Yusuf Ali

When the first of the warnings came to pass, We sent against you Our servants given to terrible warfare: They entered the very inmost parts of your homes; and it was a warning (completely) fulfilled.

Abul A'la Maududi

So, when the occasion for the first of the transgressions arrived, We raised against you some of Our creatures who were full of might, and they ran over the whole of your land. This was a promise that was bound to be fulfilled.

Aisha Bewley

When the promised first time came, We sent against you slaves of Ours possessing great force, and they ransacked your houses, rampaging right through them. It was a promise which was fulfilled.

Al-Hilali & Khan

So, when the promise came for the first of the two, We sent against you slaves of Ours given to terrible warfare. They entered the very innermost parts of your homes. And it was a promise (completely) fulfilled.

Ali Quli Qarai

So when the first occasion of the two [prophecies] came, We aroused against you Our servants possessing great might, and they ransacked [your] habitations, and the promise was bound to be fulfilled.

Amatul Rahman Omar

So when (in 588 B. C. the time for) the first of the two warnings came, We roused against you, (O Children of Israel! some of) Our servants possessed of great valour and might in warfare, and they penetrated into the innermost recesses of your country and habitations. Indeed, it was a warning (about the punishment) of Allâh bound to be carried out.

Arthur John Arberry

So, when the promise of the first of these came to pass, We sent against you servants of Ours, men of great might, and they went through the habitations, and it was a promise performed.

Bijan Moeinian

When My first warning was materialized, I subjected you to the power of a nation of My servants who utterly destroyed your country; a warning that had to be materialized.

E. Henry Palmer

And when the threat for the first (sin) of the two came, we sent over them servants of ours, endued with violence, and they searched inside your houses; and it was an accomplished threat.

Edip-Layth

So, when the promise of the first one comes to pass, We would send against you servants of Ours who are very powerful, thus they managed to breach your very homes, and this was a promise which has come to pass.

George Sale

And when the punishment threatened for the first of those transgressions came to be executed, We sent against you our servants, indued with exceeding strength in war, and they searched the inner apartments of your houses; and the prediction became accomplished.

Hamid S. Aziz

And when the first of the two came, We sent against you Our servants given to great violence. They entered the inner most parts of your homes; and it was a fulfiled warning.

Mahmoud Ghali

Then, when the promise of the first of the two came, We cause to rise against you bondmen of Ours endowed with strict violence, and so they went (ravaging) amidst (your) residences; and it was a promise performed.

Marmaduke Pickthall

So when the time for the first of the two came, We roused against you slaves of Ours of great might who ravaged (your) country, and it was a threat performed.

Mohamed Ahmed - Samira

So, when the time of the first prediction came, We sent against you Our creatures full of martial might, who ransacked your cities; and the prediction was fulfilled.

Muhammad Asad

Hence, when the prediction of the first of those two [periods of iniquity] came true, We sent against you some of Our bondmen of terrible prowess in war, and they wrought havoc throughout the land: and so the prediction was fulfilled.

Mustafa Khattab

When the first of the two warnings would come to pass, We would send against you some of Our servants of great might, who would ravage your homes. This would be a warning fulfilled.

Progressive Muslims

So, when the promise of the first one comes to pass, We would send against you servants of Ours who are very powerful, thus they managed to breach your very homes, and this was a promise which has come to pass.

Sahih International

So when the [time of] promise came for the first of them, We sent against you servants of Ours - those of great military might, and they probed [even] into the homes, and it was a promise fulfilled.

Sam Gerrans

Then when the promise came of the first of the two, We raised up against you servants of Ours of severe might who conducted a search within the homes; and it was a promise fulfilled.

Shabbir Ahmed

When the first of the warnings came to pass, We sent against you Our servants of great might (armies of Nimrod Nebuchadnezzar, the King of Babylon) who ravaged your country as a warning fulfilled (and took you to Babylon as slaves in 586 B. C.).

Syed Vickar Ahamed

So when the first of the warnings came true, We sent against you (Children of Israel) Our servants (the Babylonians, who were) used to ruthless warfare: They entered the deepest parts of your homes; And it was a warning (totally) fulfilled.

Taqi Usmani

So, when came the time appointed for the first of the two, We dispatched against you some servants belonging to us having strong aggressive power, who combed through the houses; and it was a promise, bound to be fulfilled.

The Monotheist Group

So, when the promise of the first one comes to pass, We would send against you servants of Ours who are very powerful, thus they managed to breach your very homes, and this was a promise which has come to pass.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsque vint lʹaccomplissement de la première de ces deux (prédictions,) Nous envoyâmes contre vous certains de Nos serviteurs doués dʹune force terrible, qui pénétrèrent à lʹintérieur des demeures. Et la prédiction fut accomplie.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca dema çaxê cezadana cara pêşî hat, Me hinek bendeyên xwe yên xwedanhêz û dijwar bi ser wan de şand, vêca ew bi xerabkarî ketin nav welatê we (da ku we bikujin û we dîl bigirin). Ev sozeke misogerbûyî bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer de aanzegging van de eerste van beide uitkomt, dan zenden Wij tot jullie dienaren van Ons, mensen die hevig geweld uitoefenen. Zij dringen dan in de woningen door. Het is een aanzegging die wordt uitgevoerd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen de straf, voor de eerste dezer zonden bedreigd, tot uitvoering kwam, vaardigden wij onze dienaren, met buitengewone oorlogskracht begiftigd, tegen u af; zij drongen in de binnenste vertrekken uwer huizen door, en de voorzegging werd vervuld.

Hollandaca — Siregar

En toen (de vervulling) van de eerste van de twee beloften kwam, stuurden Wij jullie dienaren van Ons, bezitters van verschrikkelijke macht, die daarop de huizen binnendirongen: het was een vervulde belofte.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Когда настала пора первого бесчинства, Мы послали против вас Наших могущественных рабов, которые прошлись по всем краям, и [Наше] обещание было исполнено.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När detta skedde första gången, sände Vi några av Våra tjänare mot er, starka och djärva krigare, och de förföljde er in i era bostäder (för att döda er alla till sista man). Så uppfylldes Guds löfte.