Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ اِلَّا بِالَّتِي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۖ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لًا

ve lā teḳrabū māle l-yetīmi illā bi(e)lletī hiye eHsenu Hattā yebluğa eşuddehu ve evfū bi l-ǎhdi inne l-ǎhde kāne mes'ūlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve asla
2تَقْرَبُواteḳrabūق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yaklaşmayın
3مَالَmāleم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.malına
4الْيَتِيمِl-yetīmiي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmakyetimin
5اِلَّاillādışında
6بِالَّتِيbi(e)lletī
7هِيَhiyeo
8اَحْسَنُeHsenuح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.en güzel tarz
9حَتّٰىHattākadar
10يَبْلُغَyebluğaب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişinceye
11اَشُدَّهُۖeşuddehuش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.ergenlik çağına
12وَاَوْفُواve evfūو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.ve yerine getirin
13بِالْعَهْدِbi l-ǎhdiع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.ahdi
14اِنَّinneçünkü
15الْعَهْدَl-ǎhdeع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.ahd'den
16كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
17مَسْؤُ۫لًاmes'ūlenس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksorumludur

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ergenlik çağına erişinceye dek yetîmin malına yaklaşmayın, ancak çok güzel bir tarzda o malı idare edebilirsiniz ve ahitlerinizde durun, şüphe yok ki ahitlerden sorumlusunuz siz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ergenlik çağına erişinceye dek yetîmin malına yaklaşmayın, ancak çok güzel bir tarzda o malı idare edebilirsiniz ve ahitlerinizde durun, şüphe yok ki ahitlerden sorumlusunuz siz.

Adem Uğur

Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.

Ahmed Hulusi

Büluğ çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şekilde olanı (yönetme amacı) hariç, yetimin malına yaklaşmayın. Söz verdiğinizde tutun! Muhakkak ki söz veren sözünden sorumludur!

Ahmet Tekin

Kendisi reşid oluncaya-onsekiz yaşını dolduruncaya kadar, iyi niyetle değerlendirmelerin dışında yetimin malına yaklaşmayın. Sözlerinizi taahhütlerinizi eksiksiz-kusursuz yerine getirin. Sözler ve taahhütler mesuliyeti gerektirir.

Ahmet Varol

Erginlik çağına erişinceye kadar, en güzel bir şekil dışında yetimin malına yaklaşmayın. Sözü de yerine getirin. Çünkü verilen sözden sorulacaktır.

Ali Bulaç

Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

Ali Fikri Yavuz

Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne (yaşına) erişinceye kadar en güzel şekilde (malını koruyup çoğaltmak için) yaklaşabilirsiniz. Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin, çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur.

Ali Rıza Safa

Yetimin malına, kendisi erginlik çağına erişinceye dek, güzel bir amaç dışında yaklaşmayın. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verdiğiniz sözden sorumlusunuz.

Bayraktar Bayraklı

Yetimin malına, kendisi ergenlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek niyeti dışında sakın yaklaşmayınız! Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Bekir Sadak

Yetimin malina ergin caga ulasana kadar en guzel seklin disinda yaklasmayin. Ahdi de yerine getirin, dogrusu verilen ahidde sorumluluk vardir.

Celal Yıldırım

Yetim malına da —rüşde erinceye kadar— en güzel ve uygun şeklin dışında yaklaşmayın. Verilen sözü, yapılan sözleşmeyi yerine getirin. Çünkü verilen söz ve yapılan sözleşmede mutlaka sorumluluk vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rüşdüne erinceye kadar yetimin malına, onun yararına olmadıkça el sürmeyin. Ahde vefa gösterin; çünkü ahid sorumluluk doğurur.

Diyanet İşleri

Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

Diyanet İşleri (eski)

Yetimin malına ergin çağa ulaşana kadar en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin, doğrusu verilen ahidde sorumluluk vardır.

Diyanet Vakfi

Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erişinceye kadar en güzel şekilde yaklaşma başka; verdiğiniz sözü yerine getirin; çünkü verilen sözde muhakkak bir sorumluluk vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yetim malına da yaklaşmayın ancak rüşdüne irinciye kadar en güzel olan suretle başka, ahdi de yerine getirin, çünkü ahidden mes'uliyyet muhakkak bulunuyor

Erhan Aktaş

Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

En iyi şekilde olmadıkça, olgunluk çağına erişinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın. Ve verdiğiniz sözleri yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.

Fizilal-il Kuran

Erginlik çağına erişinceye kadar yetimin malına sadece niyetlerin en güzeli ile yaklaşınız. Verdiğiniz sözleşmeyi tutunuz. Çünkü verdiğiniz sözlerden sorguya çekileceksiniz.

Gültekin Onan

Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

Hamdi Döndüren

Yetimin malına, rüşd çağına ulaşıncaya kadar, en güzel olanın dışında yaklaşmayın! Bir de, verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

Hasan Basri Çantay

Yetimin, erginlik çağına erişinceye kadar, malına yaklaşmayın. Meğer ki bu, en iyi bir suretle ola. Bir de ahdi yerine getirin. Çünkü ahid (den cayanlar) sorumludur.

Hasib Asutay

Rüştüne erinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

Hayrat Neşriyat

Ve rüşdüne erinceye kadar yetîmin malına, en güzel bir şekilde (onu muhâfaza maksadıyla) olması müstesnâ, yaklaşmayın! Verilen sözü de yerine getirin! Çünki verilen sözde bir mes’ûliyet vardır.

İbni Kesir

Erginlik çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şeklin dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahdi yerine getirin. Muhakkak ki ahid, mes'uliyettir.

Mehmet Okuyan

Yetimin malına, yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olanın dışında sakın yaklaşmayın! Verdiğiniz sözü de yerine getirin! Şüphesiz ki verilen söz sorumluluğu gerektirir.

Muhammed Esed

Yetimin malına, kendisi erginlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek amacı dışında sakın yaklaşmayın. Verdiğiniz her sözü yerine getirin, çünkü verdiğiniz sözden (Hesap Günü'nde) mutlaka sorguya çekileceksiniz!

Mustafa İslamoğlu

Yetimin malına da, -kendisi (ergenlik çağına erinceye kadar) yapacağınız en uygun ve olumlu tasarruflar dışında- yaklaşmayın. Yine, verdiğiniz her (meşru) söze sadık kalın! Şüphesiz söz veren herkes bundan dolayı hesaba çekilecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yetimin malına sinn-i rüşte yetişinceye kadar yaklaşmayınız, meğer ki güzel bir veçhile olsun. Ve ahde vefa ediniz, şüphe yok ki ahdden dolayı mes'uliyet vardır.

Ömer Öngüt

Rüşdüne erinceye kadar yetimin malına, en güzel bir niyet taşımaksızın yaklaşmayın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluğu gerektirir.

Suat Yıldırım

Büluğ çağına ermeyen yetimin malına, en güzel tarzdan başka bir şekilde yaklaşmayın. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluk gerektirir.

Süleyman Ateş

Yetimin malına yaklaşmayın, ancak erginlik çağına erişinceye kadar en güzel bir tarzda (onun malını kullanıp geliştirebilirsiniz). Ahdi de yerine getirin, çünkü ahd'den sorulacaktır.

Süleymaniye Vakfı

Ergin hale gelinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın, onun için en yararlı bir yolla olursa başka. Bir de verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluk doğurur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Güçlü haline ulaşıncaya kadar yetimin malına el sürmeyin; daha iyi bir sebeple olursa başka. Bir de verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluk doğurur.

Şaban Piriş

Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel tarzda olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın. Sözleşmeye de bağlı kalın. Çünkü söz vermek sorumluluktur.

Tefhim-ul Kuran

Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

Ümit Şimşek

Rüştüne erinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın-daha güzel bir şekilde olursa o müstesna. Verilen sözü yerine getirin; çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yetim həddi-büluğa çatana qədər, – xeyirxahlıq (qoruyub saxlamaq və artırmaq məqsədilə istifadə etmək) istisna olmaqla, – onun malına yaxınlaşmayın! Əhdə vəfa edin. Çünki hər kəs əhd barəsində sorğu-sual olunacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yaxşı niyyət istisna olmaqla, yetimin malına həddi-büluğa çatana qədər yaxın düşməyin. (Bu mala ancaq onu qorumaq, artırıb çoxaltmaq və yetimin öz xeyrinə istifadə etmək məqsədilə əl vurmaq olar). Əhdə vəfa edin. Çünki (insan) əhd barəsində (qiyamət günü) cavabdehdir. (İnsan verdiyi əhdi yerinə yetirib-yetirmədiyi haqda sorğu-suala tutulacaqdır).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr sollt das Vermögen der Waise nicht antasten, außer es auf die beste Art zu verwalten, bis sie volljährig ist. Ihr sollt die Vereinbarung einhalten, denn ihr habt euch vor Gott zu verantworten.

Almanca — Der Edle Quran

Und nähert euch nicht dem Besitz des Waisenkindes, außer auf die beste Art, bis es seine Vollreife erlangt hat. Und erfüllt die (eingegangene) Verpflichtung. Gewiß, nach der (Erfüllung der) Verpflichtung wird gefragt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und tastet nicht das Gut der Waise an, es sei denn zu (ihrem) Besten, bis sie die Reife erreicht hat. Und haltet die Verpflichtung ein; denn über die Verpflichtung muß Rechenschaft abgelegt werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nähert euch nicht dem Vermögen des Waisenkindes, es sei denn auf die bessere Art, (solange) bis es mündig wird. Und erfüllt eure Abmachungen! Gewiß, die Abmachung wird verantwortet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor should you encroach upon the property of the orphan, unless it be with the motive principle of improving, advancing or raising it to be a better quality or condition, until he reaches maturity and be able to take charge of it. Fulfill the solemn promise if you should make one and keep the vow and meet your engagements and obligations. A vow is great responsibility and those who break it shall have much to answer for in Day of Judgement.

Abdul Haleem

Do not go near the orphan’s property, except with the best [intentions], until he reaches the age of maturity. Honour your pledges: you will be questioned about your pledges.

Abdullah Yusuf Ali

Come not nigh to the orphan's property except to improve it, until he attains the age of full strength; and fulfil (every) engagement, for (every) engagement will be enquired into (on the Day of Reckoning).

Abul A'la Maududi

(x) And do not even go near the property of the orphan - except that it be in the best manner - till he attains his maturity. (xi) And fulfil the covenant, for you will be called to account regarding the covenant.

Aisha Bewley

Do not go near the property of orphans before they reach maturity, except in a good way. Fulfil your contracts. Contracts will be asked about.

Al-Hilali & Khan

And come not near to the orphan’s property except to improve it, until he attains the age of full strength. And fulfil (every) covenant. Verily, the covenant, will be questioned about.

Ali Quli Qarai

Do not approach the orphan’s property except in the best manner until he comes of age. And fulfill the covenants; indeed all covenants are accountable.

Amatul Rahman Omar

And go not near (to utilize) the property of an orphan, except in the fairest manner and intention (in favour of the orphan) until he attains his (age of) full strength, (when the property is to be returned to him,) and fulfill (your) agreements, (for every) agreement is certainly questioned about and has to be accounted for.

Arthur John Arberry

And do not approach the property of the orphan save in the fairest manner, until he is of age. And fulfil the covenant; surely the covenant shall be questioned of.

Bijan Moeinian

You shall not even approach to the orphan’s property except for their own sake (such as managing their investment) till they reach the age of maturity. You shall fulfill your pledges. You will be held responsible for them.

E. Henry Palmer

And draw not near to the wealth of the orphan, save to improve it, until he reaches the age of puberty, and fulfil your compacts; verily, a compact is ever enquired of.

Edip-Layth

Do not go near the orphan's money, except for what is best, until he reaches maturity. Fulfill your oath, for the oath brings responsibility.

George Sale

And meddle not with the substance of the orphan, unless it be to improve it, until he attain his age of strength: And perform your covenant; for the performance of your covenant shall be inquired into hereafter.

Hamid S. Aziz

And draw not near to the wealth of the orphan, save to improve it, until he reaches the age of puberty, and fulfil your covenants (or agreements, contracts etc. ). Verily, every covenant will be inquired into (on the Day of Judgment).

Mahmoud Ghali

And do not draw near the wealth of the orphan except in the fairest (manner) until he reaches full age; and fulfil the covenant. Surely the covenant will be questioned of.

Marmaduke Pickthall

Come not near the wealth of the orphan save with that which is better till he come to strength; and keep the covenant. Lo! of the covenant it will be asked.

Mohamed Ahmed - Samira

And do not touch the property of the orphans except for bettering it, until they come of age; and fulfil the promise made: You will surely be questioned about the promise.

Muhammad Asad

And do not touch the substance of an orphan, save to improve it, before he comes of age. And be true to every promise - for, verily, [on Judgment Day] you will be called to account for every promise which you have made!

Mustafa Khattab

Do not come near the wealth of the orphan—unless intending to enhance it—until they attain maturity. Honour ˹your˺ pledges, for you will surely be accountable for them.

Progressive Muslims

And do not come near the orphan's money, except for that which is best, until he reaches maturity. And fulfill your oath, for the oath brings responsibility.

Sahih International

And do not approach the property of an orphan, except in the way that is best, until he reaches maturity. And fulfill [every] commitment. Indeed, the commitment is ever [that about which one will be] questioned.

Sam Gerrans

And approach not the property of the fatherless save with what is better before he reaches maturity. And fulfil the covenant; the covenant is to be questioned.

Shabbir Ahmed

Go not near the wealth of the orphan, except for his or her own good, until they come of age. (Then let them make their own decisions). This is a covenant that you must fulfill. Surely, you will be questioned about all your covenants.

Syed Vickar Ahamed

And do not come near to the orphan's property except to make it better, until he attains the age of full strength; And fulfill (every) promise (and commitment), verily, (every) act will be questioned (on the Day of Judgment).

Taqi Usmani

Do not go near the property of an orphan, except in a manner that is good, until he comes to his maturity. And fulfill the covenant. Surely, the covenant shall be asked about (on the Day of Reckoning).

The Monotheist Group

And do not come near the money of the orphan, except for that which is best, until he reaches his independence. And fulfill the pledge, for the pledge brings great responsibility.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heta sêwî balix nebin û aqil negirin, ji bilî niyeteke baş (ku malê wî biparêze) xwe nêzîkî malê wî mekin. Wê peymana ku hûn didin jî bînin cih. Bêguman peymana ku were dayîn, berpirsiyê pêwîst dike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jullie mogen niet aan het bezit van de wees komen, tenzij dat op de beste manier gebeurt, totdat hij volgroeid is. En komt de verbintenis na. Over de verbintenis wordt verantwoording afgelegd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En bemoei u niet met het vermogen van den wees, behalve om het te vermeerderen, tot hij zijn ouderdom van sterkte heeft bereikt, en kom uw verbond na; want de vervulling van uw verbond zal u hier namaals worden toegerekend.

Hollandaca — Siregar

En benadert niet het bezit van de wees, behalve op de betere manier, totdat bij volwassen is: en komt de belofte na. Voorwaar, over de belofte worden jullie (op de Dag der Opstanding) ondervraagd

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не приближайтесь к имуществу сироты, иначе как (только) с тем, что лучше, пока он не достигнет (умственной и физической) зрелости. И верно исполняйте договор [свои обязательства, как перед Аллахом, так и друг перед другом [[Но только такие обязательства, которые не противоречат Книге Аллах и Сунне Его посланника.]]]: ведь поистине, о договоре, будет спрошено [Аллах Всевышний спросит о договоре в День Суда, и если человек исполнил свой договор, то Аллах вознаградит его, а если он нарушил, то Аллах накажет его].

Rusça — Osmanov

Не тратьте имущества сироты, кроме как во благо, [и берегите его] до того времени, пока он не достигнет совершеннолетия. Будьте верны обещанию, ибо за обещание требуют ответа.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Rör inte den faderlöses egendom - annat än för att föröka den - innan han nått myndig ålder. Och håll vad ni lovar; ni kommer att ställas till svars för (era) löften.