(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَبِيرًا وَاَنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا

inne hāƶā l-ḳurāne yehdī li lletī hiye eḳvemu ve yubeşşiru l-mu'minīne (e)lleƶīne yeǎ'melūne S-SāliHāti enne lehum ecran kebīran / ve enne (e)lleƶīne lā yu'minūne bi l-āḣirati eǎ'tednā lehum ǎƶāben elīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinnegerçekten
2هٰذَاhāƶābu
3الْقُرْاٰنَl-ḳurāneق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneKur'an
4يَهْدِيyehdīه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yola iletir
5لِلَّتِيli lletīki
6هِيَhiyeo
7اَقْوَمُeḳvemuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhen doğru olana
8وَيُبَشِّرُve yubeşşiruب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşve müjdeler
9الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlere
10الَّذِينَ(e)lleƶīne
11يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapan
12الصَّالِحَاتِS-SāliHātiص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
13اَنَّenneşüphesiz
14لَهُمْlehumkendileri için vardır
15اَجْرًاecranا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karbir ecir
16كَبِيرًاkebīranك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük
1وَاَنَّve enneve şüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
3لَا
4يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan(lara)
5بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımAhirete
6اَعْتَدْنَاeǎ'tednāع ت دHazır olmak, hazırlanmak, el altında bulunmak, gelecek için bir şey tedarik etmek.hazırlamışızdır
7لَهُمْlehumonlara
8عَذَابًاǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
9اَلِيمًاelīmenا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Âhirete inanmayanlara gelince: Onlara elemli bir azap hazırladık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Âhirete inanmayanlara gelince: Onlara elemli bir azap hazırladık.

Adem Uğur

Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap hazırlamışızdır.

Ahmed Hulusi

Sonsuz gelecek yaşamları olduğuna iman etmeyenlere de, kendileri için acı azap hazırladığımızı (müjdeler).

Ahmet Tekin

Âhirete, ebedî yurda inanmayacak olanlara da can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladık.

Ahmet Varol

Ahirete inanmayanlar için de acıklı bir azap hazırladığımızı (bildirir).

Ali Bulaç

Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de acı bir azab hazırlamışızdır.

Ali Fikri Yavuz

Ahirete iman etmiyenlere de, acıklı bir azab hazırladığımızı haber verir.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, sonsuz yaşama inanmayanlar için de acı bir ceza hazırladık.

Bayraktar Bayraklı

- Şüphesiz bu Kur'an, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

Bekir Sadak

(9-10) Dogrusu bu Kuran en dogru yola goturur ve yararli is yapan muminlere buyuk ecir oldugunu, ahirete inanmayanlara can yakici bir azap hazirladigimizi mujdeler. *

Celal Yıldırım

Âhiret'e inanmayanlara elem verici bir azabı hazırladığımızı bildirir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Âhirete inanmayanlara gelince, onlar için de ağır bir azap hazırladık.

Diyanet İşleri

(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

Diyanet İşleri (eski)

(9-10) Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan müminlere büyük ecir olduğunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.

Diyanet Vakfi

Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap hazırlamışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azab hazırlamışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırlamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ahırete inanmıyanlara dahi elim bir azab hazırlamışızdır

Erhan Aktaş

Ahirete iman etmeyenlere can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.

Fizilal-il Kuran

Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için acıklı bir azap hazırladığımızı bildirir.

Gültekin Onan

Ve şüphesiz ahirete inanmayanlar için de acı bir azab hazırlamışızdır.

Hamdi Döndüren

Ahirete inanmayanlara ise can yakıcı bir azap hazırladığımızı (bildirir).

Hasan Basri Çantay

Ahirete iman etmezler (e gelince:) onlar için de şübhesiz pek acıklı bir azab hazırladığımızı (bildirir).

Hasib Asutay

Ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırlamışızdır.

Hayrat Neşriyat

Hem âhirete îmân etmeyenlere, kendileri için hakikaten (pek) elemli bir azab hazırladığımızı (haber verir)!

İbni Kesir

Ahirete inanmayanlar; onlar için elem verici bir azab hazırladık.

Mehmet Okuyan

Ahirete inanmayanlar için ise elem verici bir azap hazırlamışızdır.

Muhammed Esed

ve ahirete inanmayanlara da kendileri için çok can yakıcı bir azap hazırladığımızı (haber vermektedir).

Mustafa İslamoğlu

ve ahirette (yaptıklarından hesap vereceğine) inanmayan kimseler için, dehşet bir azap hazırladığımızı da...

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o kimseler ki, ahirete imân etmezler, muhakkak ki onlar için de pek acıklı bir azap hazırlamışızdır.

Ömer Öngüt

Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de acıklı bir azap hazırladık.

Suat Yıldırım

Âhirete inanmayanlara ise gayet acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

Süleyman Ateş

Ahirete inanmayanlara da acı bir azab hazırlamışızdır.

Süleymaniye Vakfı

(Onlara) ahirete inanmayanlar için acıklı bir azap hazırladığımızı da müjdeler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ahirete inancı kesin olmayanlara da acıklı bir azap hazırlamışızdır.

Şaban Piriş

Ahirete inanmayanlara ise, onlara da acı veren bir azap hazırlamış olduğumuzu müjdeler.

Tefhim-ul Kuran

Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Ümit Şimşek

Âhirete inanmayanlar için ise acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ahirete inanmayanlar var ya, onlar için biz korkunç bir azap hazırlamışızdır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Axirətə iman gətirməyənlər üçün isə ağrılı-acılı bir əzab hazırlamışıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Axirətə inanmayanlar üçün isə şiddətli bir əzab hazırlamışıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Für die Ungläubigen aber, die nicht an das Jenseits glauben, haben Wir qualvolle Strafe bereitet.

Almanca — Der Edle Quran

und daß Wir denjenigen, die an das Jenseits nicht glauben, schmerzhafte Strafe bereitet haben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir haben denen, die nicht an das Jenseits glauben, eine schmerzliche Strafe bereitet.

Almanca — Muhammad Zaidan

und daß WIR denjenigen, die keinen Iman an das Jenseits verinnerlichen, eine qualvolle Peinigung vorbereitet haben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

As it announces an ominous destiny to those who deny the Day of Judgement that they must expect the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

warns that We have prepared an agonizing punishment for those who do not believe in the world to come.

Abdullah Yusuf Ali

And to those who believe not in the Hereafter, (it announceth) that We have prepared for them a Penalty Grievous (indeed).

Abul A'la Maududi

and warns those who do not believe in the Hereafter that We have prepared for them a grievous chastisement.

Aisha Bewley

But as for those who do not have iman in the Next World, We have prepared for them a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

And that those who believe not in the Hereafter, for them We have prepared a painful torment (Hell).

Ali Quli Qarai

As for those who do not believe in the Hereafter, We have prepared a painful punishment for them.

Amatul Rahman Omar

And (also warns) that We have grievous punishment in store for those who do not believe in the Hereafter.

Arthur John Arberry

and that those who do not believe in the world to come -- we have prepared for them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

As for those who do not believe in the Hereafter, Qur’an warns them that I have prepared for them a sever punishment.

E. Henry Palmer

and that for those who believe not in the hereafter, we have prepared a mighty woe.

Edip-Layth

For those who do not acknowledge the Hereafter, We have prepared for them a painful retribution.

George Sale

and that for those who believe not in the life to come, We have prepared a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

And that for those who believe not in the Hereafter, We have prepared a mighty doom.

Mahmoud Ghali

And (gives the tidings) that that the ones who do not believe in the Hereafter, We have readied for them a painful torment.

Marmaduke Pickthall

And that those who believe not in the Hereafter, for them We have prepared a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

As for those who do not believe in the Hereafter, We have prepared a painful punishment.

Muhammad Asad

and [it announces, too,] that We have readied grievous suffering for those who will not believe in the life to come.

Mustafa Khattab

And ˹it warns˺ those who do not believe in the Hereafter ˹that˺ We have prepared for them a painful punishment.

Progressive Muslims

And for those who do not believe in the Hereafter, We have prepared for them a painful retribution.

Sahih International

And that those who do not believe in the Hereafter - We have prepared for them a painful punishment.

Sam Gerrans

And that those who believe not in the Hereafter: — We have prepared for them a painful punishment.

Shabbir Ahmed

And that for those who disbelieve in the life to come, We have readied grievous suffering.

Syed Vickar Ahamed

And to those who do not believe in the Hereafter, (it warns) that for them We have prepared a painful penalty (of Hell).

Taqi Usmani

and that We have prepared a painful punishment for those who do not believe in the Hereafter.

The Monotheist Group

And for those who do not believe in the Hereafter, We have prepared for them a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et à ceux qui ne croient pas en lʹau-delà, que Nous leur avons préparé un châtiment douloureux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku bi axiretê bawerî nayînin, me ji bo wan ezabekî dijwar amade kiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en dat Wij voor hen die niet geloven in het hiernamaals een pijnlijke bestraffing hebben klaargemaakt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Want hun, die niet in het volgende leven gelooven, hebben wij eene gestrenge straf bereid.

Hollandaca — Siregar

En voor degenen die niet in het Hiernamaals geloven, voor hen hebben Wij een pijnlijke bestraffing voorbereid.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

А тем, которые не веруют в будущую жизнь, [возвещаем] о том, что Мы приготовили им мучительное наказание.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och (den varnar) för det plågsamma straff som Vi har i beredskap för dem som avvisar tron på livet efter döden.