← Sureler

Mushaf — 283. Sayfa

‹
/ 604
›
17. İsra Suresi

Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.

عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يَرْحَمَكُمْ وَاِنْ عُدْتُمْ عُدْنَا وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ حَصِيرًا

ǎsā rabbukum en yerHamekum ve in ǔdtum ǔdnā ve ceǎlnā cehenneme li l-kāfirīne HaSīran

(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَبِيرًا وَاَنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا

inne hāƶā l-ḳurāne yehdī li lletī hiye eḳvemu ve yubeşşiru l-mu'minīne (e)lleƶīne yeǎ'melūne S-SāliHāti enne lehum ecran kebīran / ve enne (e)lleƶīne lā yu'minūne bi l-āḣirati eǎ'tednā lehum ǎƶāben elīmen

İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.

وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءَهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا

ve yed'ǔ l-insānu bi ş-şerri duǎā'ehu bi l-ḣayri ve kāne l-insānu ǎcūlen

Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.

وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْنَا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْصِيلًا

ve ceǎlnā l-leyle ve n-nehāra āyeteyni fe meHavnā āyete l-leyli ve ceǎlnā āyete n-nehāri mubSiraten li tebteğū feDlen min rabbikum ve li teǎ'lemū ǎdede s-sinīne ve l-Hisābe ve kulle şey'in feSSalnāhu tefSīlen

Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا

ve kulle insānin elzemnāhu Tāirahu fī ǔnuḳihi ve nuḣricu lehu yevme l-ḳiyāmeti kitāben yelḳāhu menşūran

"Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir.

اِقْرَأْ كِتَابَكَ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

iḳra' kitābeke kefā bi nefsike l-yevme ǎleyke Hasīben

Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا

meni htedā fe innemā yehtedī li nefsihi ve men Delle fe innemā yeDillu ǎleyhā ve lā teziru vāziratun vizra uḣrā ve mā kunnā muǎƶƶibīne Hattā neb'ǎṧe rasūlen

Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.

وَاِذَٓا اَرَدْنَٓا اَنْ نُهْلِكَ قَرْيَةً اَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا الْقَوْلُ فَدَمَّرْنَاهَا تَدْمِيرًا

ve iƶā eradnā en nuhlike ḳaryeten emernā mutrafīhā fe feseḳū fīhā fe Haḳḳa ǎleyhā l-ḳavlu fe demmernāhā tedmīran

Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِنْ بَعْدِ نُوحٍ وَكَفٰى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا بَصِيرًا

ve kem ehleknā mine l-ḳurūni min beǎ'di nūHin ve kefā bi rabbike bi ƶunūbi ǐbādihi ḣabīran beSīran