Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

وَاِذَا بَدَّلْنَا اٰيَةً مَكَانَ اٰيَةٍ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوا اِنَّمَٓا اَنْتَ مُفْتَرٍ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

ve iƶā beddelnā āyeten mekāne āyetin ve(a)llahu eǎ'lemu bimā yunezzilu ḳālū innemā ente mufterin bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2بَدَّلْنَاbeddelnāب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.değiştirdiğimiz
3اٰيَةًāyetenا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ayeti
4مَكَانَmekāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyerine
5اٰيَةٍāyetinا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ayet
6وَاللّٰهُve(a)llahuve Allah
7اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilirken
8بِمَاbimāne
9يُنَزِّلُyunezziluن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdiğini
10قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
11اِنَّمَٓاinnemāşüphesiz
12اَنْتَentesen
13مُفْتَرٍmufterinف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.iftira ediyorsun
14بَلْbelhayır
15اَكْثَرُهُمْekṧeruhumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.onların çokları
16لَا
17يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmiyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir âyeti, başka bir âyetin yerine koyup hükmünü değiştirdik mi, Allah neyi indireceğini daha iyi bildiği halde, sen derler, ancak bir iftirâcısın; halbuki onların çoğu bilmez.

Adem Uğur

Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.

Ahmed Hulusi

Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimizde, "Sen yalnızca bir iftiracısın!" dediler. Allah neyi inzal ettiğini daha iyi bilir! Bilakis, onların çoğunluğu bilmezler.

Ahmet Tekin

Biz geçmiş kitaplardaki bir âyetin yerine Kur’ân ile başka bir âyeti getirdiğimiz zaman, -ki Allah neyi indireceğini iyi bilir- : 'Bu Kur’ân’ı sen uyduruyor, Allah’a iftira ediyorsun' derler. Kesinlikle hayır. Onların çoğu ilimden yoksun insanlar, neshin-geçmiş kutsal kitapları yürürlükten kaldırmanın hikmetini bilemezler.

Ahmet Varol

Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimizde -ki Allah ne indirdiğini pek iyi bilir-: 'Sen ancak bir iftiracısın' derler. Hayır; onların çoğu bilmiyor.

Ali Bulaç

Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- "Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Ali Fikri Yavuz

Biz, bir âyetin yerine, bir âyeti değiştirip getirdiğimiz zaman (önceki âyetin hükmünü kaldırdığımız vakit) Allah ne indirdiğini pek iyi bilmişken, kâfirler dediler ki: “- Sen, ancak bir iftiracısın.” Hayır, onların çoğu Kur’ân’ın hakikatını ve hüküm değiştirmenin faydasını bilmezler.

Ali Rıza Safa

Bir kanıtı değiştirerek yerine başka bir kanıt getirdiğimizde, Allah, ne indirdiğini bilmesine karşın, "Yalnızca uyduruyorsun!" derler. Hayır, onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

Biz bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman onlar şöyle derler: "Sen sadece düpedüz bir iftiracısın."HalbukiAllah ne indirdiğini en iyi bilendir, onların çoğu bilmiyorlar.

Bekir Sadak

Bir ayetin yerini baska bir ayetle degistirdigimizde, ki Allah ne indirdigini gayet iyi bilir onlar, «Sen sadece uyduruyorsun» derler. Hayir, oyle degildir, ama onlarin cogu bunu bilmezler.

Celal Yıldırım

Biz bir âyeti başka bir âyetin yerine koyup değiştirdiğimizde —ki Allah indireceğini daha iyi bilir— onlar, sen ancak uyduruyorsun, derler. Hayır, onların çoğu (hakikati) bilmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilir- “Sen sadece uyduruyorsun” dediler. Öyle değil, fakat onların çoğu bilmezler.

Diyanet İşleri

Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Diyanet İşleri (eski)

Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimizde, ki Allah ne indirdiğini gayet iyi bilir onlar, 'Sen sadece uyduruyorsun' derler. Hayır, öyle değildir, ama onların çoğu bunu bilmezler.

Diyanet Vakfi

Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- «Sen ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: «Sen, ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir ayeti bir ayetin yerine bedel yaptığımız zaman Allah indirdiğini ve indireceğini en iyi bilirken o şeytan dostları: "Sen yalnızca bir iftiracısın!" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir ayeti bir ayetin yerine bedel yaptığımız vakıt Allah indirdiğine ve indireceğine a'lem iken o Şeytan yaranı: "Sen sırf bir müfterisin" dediler, hayır onların çoğu bilmezler

Erhan Aktaş

Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken, sen kesinlikle uyduruyorsun." derler. Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken, sen kesinlikle uyduruyorsun." derler. Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken, sen kesinlikle uyduruyorsun." derler. Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyorlar.

Fizilal-il Kuran

Biz herhangi bir ayeti başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman kâfirler sana «Sen bunu yalandan uyduruyorsun» derler. Oysa Allah kullarına ne mesaj indireceğini herkesden iyi bilir. Aslında onların çoğu gerçeği bilmiyorlar.

Gültekin Onan

Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, Tanrı neyi indirdiğini daha iyi bilir... "Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır onların çoğu bilmezler.

Hamdi Döndüren

Biz bir âyetin yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman, -Allah ne indirdiğini en iyi bilirken- onlar, “Sen iftira ediyorsun!” derler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

Hasan Basri Çantay

Biz bir ayeti diğer bir ayetin yerine (bunu nesh ederek) getirdiğimiz vakit — ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilendir — dediler ki: "Sen ancak bir iftiracısın". Hayır, onların pek çoğu bilmezler.

Hasib Asutay

Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini daha iyi bilir.- (33) 'Sen yalnız bir iftiracısın ' dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. (33. Rivayet edildiğine göre şiddet ifade eden bir âyet gelince, kâfirler, 'Muhammet bugün emrettiğini yarın yasaklayarak ashabı ile alay ediyor' diyorlardı. Ayet bunun üzerine inmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Bir âyetin yerine (onun hükmünü kaldıran) başka bir âyet getirdiğimiz zaman, ki Allah ne indirdiğini daha iyi bilendir, (kâfirler:) 'Sen ancak bir iftirâcısın!' derler. Hayır! Onların çoğu bilmiyorlar.

İbni Kesir

Biz, bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman; Allah ne indirdiğini gayet iyi bilirken, onlar: Sen sadece uyduruyorsun, derler. Hayır onların çoğu bunu bilmezler.

Mehmet Okuyan

Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti değiştirdiğimiz zaman –ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilendir– “Sen ancak bir iftiracısın!” dediler. Hayır; onların çoğu (gerçeği) bilmezler.

Muhammed Esed

Biz bir ayetin yerine bir başka ayeti getirdiğimizde -ki Allah adım adım ne indirdiğini bütünüyle bilmektedir- (hakkı inkar edenler), "Sen sadece uyduruyorsun!" derler. Oysa onların çoğu bilmeyen, anlamayan kimselerdir!

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz bir ayeti diğeriyle değiştirdiğimizde, -ki Allah neyi ne zaman indireceğini pekala bilir- "Sen sadece ve sadece uydurduklarını söyleyen birisin!" derler; aksine onların çoğu (lafının nereye vardığını) bilmeyen kimselerdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz bir âyeti bir âyetin yerine tebdîl edince, Allah ise indirdiğine pek ziyâde alîmdir. Dediler ki: «Sen şüphesiz bir iftiracısın.» Hayır. Onların ekserisi bilmezler.

Ömer Öngüt

Allah ne indireceğini pek iyi bildiği halde, biz bir âyeti başka bir âyetin yerine getirdiğimiz zaman: “Sen ancak iftiracısın. ” derler. Hayır! Onların çoğu bilmezler.

Suat Yıldırım

Biz bir âyetin yerine onun hükmünü neshedecek başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah göndereceği âyetleri pek iyi bilmektedir- onlar: "Sen iftiracının tekisin!" dediler. Hayır, hiç de öyle değil! Onların çoğu işin gerçeğini bilmiyorlar.

Süleyman Ateş

Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman, -Allah ne indirdiğini bilirken- "Sen (Allah'a) iftira ediyorsun (bu sözleri kendin uydurup Allah'ın üstüne atıyorsun)" derler. Hayır, onların çokları bilmiyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimizde -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- "Sen sadece iftiracısın." derler. Aslında onların çoğu bilmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, neyi indireceğini çok iyi bildiği halde, bir ayetin yerine başka bir ayeti koyduğumuzda sana şöyle dediler: "Sen sadece iftiracısın." Yok, onların pek çoğu bunu bilmezler.

Şaban Piriş

Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman -ki Allah ne indirdiğini çok iyi bilir- şöyle derler: "sen ancak uyduruyorsun." Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilmektedir- «Sen yalnızca iftira edicisin» dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Ümit Şimşek

Biz bir âyetin yerine başka bir âyet getirdiğimizde-ki Allah peyderpey indirdiklerini çok iyi bilir-onlar 'Sen iftiracının birisin' derler. Onların çoğu, işin aslını bilmiyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz bir ayeti, bir başka ayetin yerine koyduğumuzda -ki Allah neyi indirmekte olduğunu daha iyi bilir- şöyle derler: "Sen düpedüz bir iftiracısın." Hayır, öyle değil. Bunların çokları bilmiyorlar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Biz bir ayəni başqa bir ayə ilə əvəz etdikdə onlar: “Sən ancaq bir iftiraçısan!”– deyirlər. Halbuki Allah nə nazil etdiyini daha yaxşı bilir. Xeyr! Onların çoxu bunu bilmir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir dir ein Zeichen geben, das die Zeichen von Gesandten vor dir ersetzt - Gott weiß wohl, was Er offenbart - sagen die Ungläubigen: ʺDu bist ein Lügner!ʺ Doch die meisten von ihnen sind unwissend.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn Wir einen Vers anstelle eines (anderen) Verses austauschen - und Allah weiß sehr wohl, was Er offenbart -, sagen sie: ʺDu ersinnst nur Lügen.ʺ Aber nein! Die meisten von ihnen wissen nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn Wir einen Vers an Stelle eines anderen bringen - und Allah weiß am besten, was Er offenbart -, sagen sie: ʺDu bist nur ein Erdichter.ʺ Nein, aber die meisten von ihnen wissen es nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn WIReine Aya anstelle einer anderen Aya austauschen - und ALLAH weiß besser, was ER hinabsendet - sagen sie: ʺDu bist doch nur ein Erdichter!ʺ Nein, sondern die meisten von ihnen wissen es nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If We happen to exchange a revelation which has already served its purpose for another revelation appropriate for the new circumstance, and Allah knows exactly what to reveal and when, they -the infidels- accuse your O Muhammad of forgery. Indeed, most of them do not know the facts nor do they reflect.

Abdul Haleem

When We substitute one revelation for another- and God knows best what He reveals- they say, ‘You are just making it up,’ but most of them have no knowledge.

Abdullah Yusuf Ali

When We substitute one revelation for another,- and Allah knows best what He reveals (in stages),- they say, "Thou art but a forger": but most of them understand not.

Abul A'la Maududi

Whenever We replace one verse by another verse - and Allah knows what He should reveal - they are wont to say: "You are nothing but a fabricator (who has invented the Qur'an)." The fact is that most of them are ignorant of the Truth.

Aisha Bewley

If we replace one ayat with another one – and Allah knows best what He is sending down – they say, ‘You are just inventing this!’ No indeed! Most of them have no knowledge.

Al-Hilali & Khan

And when We change a Verse (of the Qur’ân,) in place of another - and Allâh knows best what He sends down - they (the disbelievers) say: "You (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) are but a Muftari! (forger, liar)." Nay, but most of them know not.

Ali Quli Qarai

When We change a sign with another in its place —and Allah knows best what He sends down— they say, ‘You are just a fabricator. ’ Rather most of them do not know.

Amatul Rahman Omar

And Allâh knows very well the need of what He reveals, yet when We replace a revelation with another revelation they say (to you), `You are only a fabricator (of lies). ' The truth is, however, that most of them know nothing.

Arthur John Arberry

And when We exchange a verse in the place of another verse and God knows very well what He is sending down -- they say, 'Thou art a mere forger!' Nay, but the most of them have no knowledge.

Bijan Moeinian

God knows what He is revealing to you. Yet when a subject is being elaborated in different chapters [or when an issue (such as the prohibition of drinking alcoholic beverages) is being scrutinized, ] the disbelievers say: "You have made this one up!" The fact of the matter is, they simply do not get it.

E. Henry Palmer

And whenever we change one verse for another, - God knows best what He sends down. They say, 'Thou art but a forger!' - Nay, most of them do not know.

Edip-Layth

If We exchange a sign in place of another sign; and God is more aware of what He is revealing; they say, "You are making this up!" Alas, most of them do not know.

George Sale

When We substitute in the Koran an abrogating verse in lieu of a verse abrogated, -- and God best knoweth the fitness of that which He revealeth, -- the infidels say, thou art only a forger of these verses: But the greater part of them know not truth from falsehood.

Hamid S. Aziz

And whenever We change one revelation for another - Allah knows best what He reveals (sends down) - They say, "You are but inventing!"- Nay, most of them know not.

Mahmoud Ghali

And when We substitute a verse (Literally; a sign "ayat) in the place of (another) verse-and Allah best knows what He is sending down-they say, "Surely you are only a fabricator!" No indeed, (but) most of them do not know.

Marmaduke Pickthall

And when We put a revelation in place of (another) revelation, - and Allah knoweth best what He revealeth - they say: Lo! thou art but inventing. Most of them know not.

Mohamed Ahmed - Samira

When We replace a message with another -- and God knows best what He reveals -- they say: "You have made it up;" yet most of them do not know.

Muhammad Asad

And now that We replace one message by another -since God is fully aware of what He bestows from on high, step by step - they [who deny the truth] are wont to say, "Thou but inventest it!" Nay, but most of them do not understand it!

Mustafa Khattab

When We replace a verse with another[1]—and Allah knows best what He reveals—they say, "You ˹Muḥammad˺ are just a fabricator." In fact, most of them do not know.

Progressive Muslims

And if We exchange a verse in place of another verse; and God is more aware of what He is revealing; they Say: "You are making this up!" Alas, most of them do not know.

Sahih International

And when We substitute a verse in place of a verse - and Allah is most knowing of what He sends down - they say, "You, [O Muúammad], are but an inventor [of lies]. " But most of them do not know.

Sam Gerrans

And when We change by a proof the place of a proof; and God best knows what He sends down. They say: “Thou art but inventing.” The truth is, most of them know not.

Shabbir Ahmed

And now that We replace one Message by another, for Allah is fully Aware of what He reveals in stages, some people say, "You are an inventor. " (But, human civilization has evolved sufficiently to be given the perfect Divine System. This Qur'an will remain a watcher over previous Scriptures (5:48)). But most of them do not know this fact.

Syed Vickar Ahamed

When We replace one verse for another— And Allah knows best what He reveals (in stages)— They (the disbelievers) say, "You are only a forger:" But most of them do not understand.

Taqi Usmani

Whenever We replace a verse with another verse - and Allah knows well what He reveals - they say, "You are but a forger." The fact rather is that most of them are ignorant.

The Monotheist Group

And if We exchange a revelation in place of another revelation; and God is more aware of what He is revealing; they say: "You are making this up!" Alas, most of them do not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand Nous remplaçons un verset par un autre - et Allah sait mieux ce quʹIl fait descendre - ils disent: ʺTu nʹes quʹun menteurʺ. Mais la plupart dʹentre eux ne savent pas.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer Wij een teken vervangen (door het) in de plaats van een ander teken (te geven) -- God weet het best wat Hij neerzendt -- dan zeggen zij: ʺJij verzint maar wat.ʺ Integendeel, maar de meesten van hen weten het niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien wij in dezen Koran een vers door een ander vervangen (en God weet het beste wat hij openbaart), dan zeggen de ongeloovigen: Gij alleen hebt deze verzen uitgedacht; maar de meesten hunner weten de waarheid van de leugen niet te onderscheiden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда Мы заменяем (в Коране) один аят другим (отменяя чтение или положение первого), – а (ведь) Аллах лучше знает, что Он ниспосылает [Он знает в чем больше блага для Его рабов], – они [неверующие] говорят: «Ты (о, Мухаммад) – лишь (лживый) выдумщик (который измышляет то, чего Аллах не сказал)!» Нет [совсем не так, как они утверждают], (и) большинство их не знает (ни о своем Господе, ни о Его Законе, ни о Его решениях)!

Rusça — Osmanov

Когда Мы заменяем один аят другим - Аллах лучше знает то, что Он ниспосылает, - [неверные] говорят [Мухаммаду]: ʺВоистину, ты - выдумщикʺ. Да, большинство неверных не знает [истины].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när Vi låter ett budskap ersättas av ett (annat) - Gud är väl medveten om vad Han uppenbarar, steg för steg - säger de: ʺDetta har du (själv) satt samman!ʺ Nej, de flesta av dem vet inte (vad de talar om)!