Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهِ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

lā temuddenne ǎyneyke ilā mā metteǎ'nā bihi ezvācen minhum ve lā teHzen ǎleyhim ve ḣfiD cenāHake li l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَا
2تَمُدَّنَّtemuddenneم د دçekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemekdikme
3عَيْنَيْكَǎyneykeع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.gözlerini
4اِلٰىilā
5مَا
6مَتَّعْنَاmetteǎ'nāم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.verdiğimiz dünyalığa
7بِهِbihionunla
8اَزْوَاجًاezvācenز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocabazı çiftlere
9مِنْهُمْminhumonlardan
10وَلَاve lāve
11تَحْزَنْteHzenح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülme
12عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
13وَاخْفِضْve ḣfiDخ ف ضAlçaltmak, çöktürmek, aşağılamak, üstesinden gelmek, kolay/sakin/nazik olmak, sakin/kolay ve bereketli bir yaşam sürmek, ses tonu yumuşak veya nazik olmakve indir
14جَنَاحَكَcenāHakeج ن حYan, eğilmek, meyletmek, bükülmek, çömelmek.kanadını
15لِلْمُؤْمِنِينَli l-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlere

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara verdiğimiz mala, evlâda göz dikme, onlar için tasalanıp gam yeme, inananlara karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevâzı ol.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara verdiğimiz mala, evlâda göz dikme, onlar için tasalanıp gam yeme, inananlara karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevâzı ol.

Adem Uğur

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.

Ahmed Hulusi

Hakikati inkar edenlerden bir kısmına verdiğimiz geçici dünya nimet ve zevklerine sakın gözünü takma! Sana gereken değeri vermiyorlar diye üzülme. . . İman edenlere kol kanat ger!

Ahmet Tekin

Sakın, kâfirlerden birkaç çiftini, bir takımını faydalandırdığımız dünya malına tamah etme, göz dikme. İman etmiyorlar diye üzülme. Mü’minlere kolkanat ger.

Ahmet Varol

Onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözlerini dikme, onlara karşı üzülme ve (şefkat) kanatlarını mü'minlerin üzerlerine ger.

Ali Bulaç

Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger.

Ali Fikri Yavuz

Sakın o kâfirlerden bir takımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) gözlerini uzatıp rağbetle bakma; ve onların iman etmeyişlerine üzülme de müminlere kanadını indir, (onlara tevazu göster, kendilerini himayene al).

Ali Rıza Safa

Onlardan bir bölümünü geçindirdiğimiz şeylere gözünü dikme ve onlar için kaygılanma; inananlar için de kanatlarını indir.

Bayraktar Bayraklı

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya nimetine göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol!

Bekir Sadak

Kafirler icinde bazi kimselere verdigimiz kat kat servete gozunu dikme; onlara uzulme; inananlari kanatlarin altina al.

Celal Yıldırım

Kâfirlerden bir kısmına —birbirine emsal sayılacak ölçüde— verdiğimiz servete gözlerini dikme, onların imân etmemesine karşı üzülme ; bir de (tevazu) kanadını mü'minlere indir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sakın ola ki, onlardan bazı gruplara verdiğimiz geçici dünya nimetine göz dikmeyesin! Onlardan yana üzülme, müminlere karşı da alçakgönüllü ol!

Diyanet İşleri

Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

Diyanet İşleri (eski)

Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.

Diyanet Vakfi

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadını indir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sakın o kafirlerden bir takımlarını zevkıyap ettiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da mü'minlere kanadını indir

Erhan Aktaş

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. Sen, Mü'minlere kol kanat ger.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. Sen, mü'minlere kol kanat ger.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. Sen, mü'minlere kol kanat ger.

Fizilal-il Kuran

Erkek, kadın bazı kâfirlere verdiğimiz kimi dünya nimetlerine göz dikme ve (iman etmiyorlar diye) onlar için üzülme, mü'minlere karşı alçak gönüllülük kanatlarını indir.

Gültekin Onan

Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, inançlılar için de (şefkat) kanatlarını ger.

Hamdi Döndüren

O halde onlardan bazı kimselere verdiğimiz dünyalığa gözünü dikme ve onlar için de üzülme! Ancak, inananlara şefkat kanatlarını indir.

Hasan Basri Çantay

Sakın (o kafirlerden) bir takımlarını faidelendirdiğimiz şeylere (servete ve saireye) iki gözünü dikib uzatma. Onların karşısında tasalanma. Mü'minler için de (şefekat kanadını indir.

Hasib Asutay

Sakın onlardan kimi sınıfları yararlandırdığım şeylere gözlerini dikme, onlara üzülme ve müminlere (şefkat) kanadını indir.

Hayrat Neşriyat

Sakın onlardan (o kâfirlerden) birtakım sınıfları faydalandırdığımız şeylere (mal ve servete) gözlerini dikme! Hem (îmân etmiyorlar diye) onlara üzülme ve mü’minlere(tevâzû') kanadını indir!

İbni Kesir

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz geçimliğe gözlerini dikme ve onlara üzülme. İnananlara kanat ger.

Mehmet Okuyan

Sakın onlardan bazı çiftlere verdiğimiz şeye (tattırdığımız dünyalığa) gözlerini dikme! Onlardan dolayı üzülme ve müminlere kanadını indir (alçak gönüllü ol)!

Muhammed Esed

(O halde, hakkı inkar eden) birtakım kimselere verdiğimiz dünyevi zenginliklerden yana gözünü çevirme. Ve (seni umursamıyorlar diye) onlar için üzülme; fakat müminlere kol kanat ger,

Mustafa İslamoğlu

(Öyleyse) onlardan kimilerine verdiğimiz geçici lezzetlere iltifat etme! Üstelik onlar için üzülme de... Ancak mü'minlere kol kanat ger.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sakın onlardan bazı sınıfları faidelendirmiş olduğumuz şeylere iki gözünü uzatma ve onlara karşı mahzun olma ve mü'minler için kanatlarını indir.

Ömer Öngüt

Onlardan bazı sınıflara geçici olarak faydalanmaları için verdiğimiz şeylere sakın gözünü dikme. Onlara üzülme. Müminlere tevazu kanatlarını ger.

Suat Yıldırım

Sakın o kâfirlerden bir kısmına geçici bir zevk olarak verdiğimiz dünya nimetlerine göz dikme!Onların iman etmemelerinden ötürü üzülme ve müminlere kol kanat ger, onları şefkatle koru.

Süleyman Ateş

Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).

Süleymaniye Vakfı

Onların bazı kesimlerini yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme,, onlara verilenlerden dolayı da üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ger.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan kimine verdiğimiz kat kat nimetlere gözlerini dikme ve onlara karşı üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ol.

Şaban Piriş

Onlardan bir kısmını faydalandırdığımız şeylere sakın gözünü dikme! Onlar için üzülme, müminler için şefkat kanatlarını indir!

Tefhim-ul Kuran

Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger.

Ümit Şimşek

Onlardan üç beş tanesini nasiplendirdiğimiz şeye gözünü dikme ve onlar için tasalanma. Yalnız sen mü'minlere kanat ger.

Yaşar Nuri Öztürk

Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların bəzi təbəqələrinə verdiyimiz fani dünya malına gözünü dikmə, onlara görə kədərlənmə, möminlərlə yumşaq davran

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Kafirlərin) bəʼzi zümrələrinə verdiyimizə (fani dünya malına) rəğbət gözü ilə baxma (və ya gözünü dikmə, çünki bunların arxasınca küfr edənləri dəhşətli bir əzab gözləyir), onlardan (onlar iman gətirmədiklərindən) ötrü kədərlənmə (yaxud onlara verdiyimiz sərvətə görə qəmgin olma, axirətdə səni daha böyük neʼmətlər gözləyir), möʼminləri qanadın altına al (iman gətirənlərə qarşı təvazökar olub yumşaq davran və onları himayə et!)

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Blick nicht verlangend zu den Genüssen, die Wir manchen gewährt haben, denn sie sind nichts gegen die Huld, die Wir dir erwiesen haben, und sei nicht betrübt über die Trotzigen! Sei sanft und langmütig mit den Gläubigen!

Almanca — Der Edle Quran

Richte ja nicht deine Augen auf das, was Wir manchen von ihnen paarweise als Nießbrauch gewähren. Und sei nicht traurig über sie. Und senke deinen Flügel für die Gläubigen,

Almanca — M. A. Rassoul

Und laß deine Augen nicht auf das abschweifen, was Wir manchen von ihnen zu kurzer Nutznießung verliehen haben, und sei auch nicht traurig ihretwegen; und senke deinen Flügel auf die Gläubigen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do not direct your sight wistfully O Muhammad at the advantages We gave to some of the unbelievers among the various sects nor grieve at heart for their disobedience to Allah, and be soft in temper and disposition to those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues and take them under your wing.

Abdul Haleem

Do not look longingly at the good things We have given some to enjoy. Do not grieve over the [disbelievers], but lower your wings over the believers

Abdullah Yusuf Ali

Strain not thine eyes. (Wistfully) at what We have bestowed on certain classes of them, nor grieve over them: but lower thy wing (in gentleness) to the believers.

Abul A'la Maududi

Do not even cast your eyes towards the worldly goods We have granted to different kinds of people, nor grieve over the state they are in, but turn your loving attention to the believers instead,

Aisha Bewley

Do not direct your eyes longingly to what We have given certain of them to enjoy. Do not feel sad concerning them. And take the muminun under your wing.

Al-Hilali & Khan

Look not with your eyes ambitiously at what We have bestowed on certain classes of them (the disbelievers), nor grieve over them. And lower your wings for the believers (be courteous to the fellow-believers).

Ali Quli Qarai

Do not extend your glance toward what We have provided to certain groups of them, and do not grieve for them, and lower your wing to the faithful,

Amatul Rahman Omar

Extend not your eyes desirously towards the fleeting enjoyments We have bestowed on some classes (of people) among them, nor grieve over (this destruction of) them and be kind and gentle to the believers,

Arthur John Arberry

Stretch not thine eyes to that We have given pairs of them to enjoy; and do not sorrow for them, and lower thy wing unto the believers,

Bijan Moeinian

Do not wonder why they (disbelievers) are blessed with the worldly wealth nor become sad for their (deplorable mental) condition. Just pay your attention to the believers.

E. Henry Palmer

Let not thine eyes strain after what we have allowed a few pairs of them to enjoy, nor grieve for them; but lower thy wing to the believers,

Edip-Layth

So do not linger with your eyes on what We have bestowed upon some couples from them, do not grieve for them, and lower your wing for those who acknowledge.

George Sale

Cast not thine eyes on the good things which We have bestowed on several of the unbelievers, so as to covet the same; neither be thou grieved on their account. Behave thyself with meekness towards the true believers;

Hamid S. Aziz

Let not your eyes strain after what We have allowed certain classes among them to enjoy, nor grieve for them; but lower your wing (in tenderness) to the believers,

Mahmoud Ghali

Do not definitely extend forth your eyes to what We have given pairs of them to enjoy; and be not grieved for them, and lower your wing to the believers.

Marmaduke Pickthall

Strain not thine eyes toward that which We cause some wedded pairs among them to enjoin, and be not grieved on their account, and lower thy wing (in tenderness) for the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

So covet not things We have bestowed on a portion of them to enjoy, and do not grieve for them, and protect those who believe;

Muhammad Asad

[so] turn, not thine eyes [longingly] towards the worldly benefits which We have granted unto some of those [that deny the truth]. And neither grieve over those [who refuse to heed thee], but spread the wings of thy tenderness over the believers,

Mustafa Khattab

Do not let your eyes crave the ˹fleeting˺ pleasures We have provided for some of the disbelievers, nor grieve for them. And be gracious to the believers.

Progressive Muslims

So do not linger with your eyes on what We have bestowed upon some couples from them, and do not grieve for them, and lower your wing for the believers.

Sahih International

Do not extend your eyes toward that by which We have given enjoyment to [certain] categories of the disbelievers, and do not grieve over them. And lower your wing to the believers

Sam Gerrans

Extend thou not thine eyes towards what enjoyment We have granted categories of them, and grieve thou not over them (but lower thou thy wing to the believers,

Shabbir Ahmed

So do not even look at the worldly possessions that We have given to different people (among the deniers) and grieve not that their luxuries keep them from seeing the Truth. But lower your wing of kindness to the believers. (15:94).

Syed Vickar Ahamed

Do not (longingly) look with your eyes at what We have gifted some of their groups, and do not feel sad for them: But lower your arm (in respect and kindness) to the believers.

Taqi Usmani

Never stretch your eyes towards what We have given to groups of them to enjoy, and do not grieve for them, and be kind to believers in humbleness,

The Monotheist Group

Do not linger with your eyes on what We have bestowed upon some couples from them, and do not grieve for them, and lower your wing for the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne regarde surtout pas avec envie les choses dont Nous avons donné jouissance temporaire à certains couples dʹentre eux, ne tʹafflige pas à leur sujet et abaisse ton aile pour les croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Zinhar, tu çavên xwe bernede wî malê ku ji bo feydeyeke demî me daye hin kesan, li ser wan xemgîn nebe û ji bo bawermendan perên xwe nizm bike, xwe ji bo wan bişikîne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Kijk niet met uitpuilende ogen naar wat Wij sommigen van hen als vruchtgebruik gegeven hebben en maak je niet bedroefd over hen en wees ontvankelijk voor de gelovigen.

Hollandaca — Siregar

Kijk niet verlangend uit naar de genietingen die Wij aan een groep van hen (de ongelovigen) hebben gegeven. En treur niet over hen, en wees nederig tegenover de gelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не простирай своих глаз на то, чем Мы наделили некоторых из них [из многобожников] – (ведь это лишь красоты земной жизни, которые Мы им дали, чтобы испытать их этим). И не печалься за них [от того, что они неверующие] и преклони крыло твое [будь смиренным] перед верующими.

Rusça — Osmanov

Не устремляй [алчных] взоров к благам [земным], которые Мы предоставили некоторым неверным, не горюй о них, будь терпимым и смиренным с верующими

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Se inte (med avund) på de ögonblick av jordisk lycka som Vi skänker några av dessa (förnekare) och sörj inte över deras (otro), men visa hänsyn mot de troende och ge dem din kärleksfulla omtanke;