(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

الٓرٰ۠ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلٰى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ اَللّٰهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَوَيْلٌ لِلْكَافِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

Elif, Lâm, Râ kitābun enzelnāhu ileyke li tuḣrice n-nāse mine Z-Zulumāti ilā n-nūri bi iƶni rabbihim ilā SirāTi l-ǎzīzi l-Hamīdi / (a)llahi elleƶī lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve veylun li l-kāfirīne min ǎƶābin şedīdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1الٓرٰ۠Elif, Lâm, RâElif Lam Ra
2كِتَابٌkitābunك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet(Bu), Kitaptır
3اَنْزَلْنَاهُenzelnāhuن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdiğimiz
4اِلَيْكَileykesana
5لِتُخْرِجَli tuḣriceخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkarman için
6النَّاسَn-nāseن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanları
7مِنَmine-dan
8الظُّلُمَاتِZ-Zulumātiظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakkaranlıklar-
9اِلَىilā
10النُّورِn-nūriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakaydınlığa
11بِاِذْنِbi iƶniا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizniyle
12رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
13اِلٰىilā
14صِرَاطِSirāTiص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yoluna
15الْعَزِيزِl-ǎzīziع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertAziz
16الْحَمِيدِl-Hamīdiح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.ve övgüye layık olanın
1اَللّٰهِ(a)llahiAllah
2الَّذِيelleƶīki
3لَهُlehuO'nundur
4مَاne varsa
5فِي
6السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
7وَمَاve māve ne varsa
8فِي
9الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerde
10وَوَيْلٌve veylunvay haline
11لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretşu kafirlerin
12مِنْmindolayı
13عَذَابٍǎƶābinع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabdan
14شَدِيدٍşedīdinش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir Allah'tır ki onundur göklerde ne varsa ve yeryüzünde ne varsa. Vay kâfirlere çetin azaptan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir Allahʼtır ki onundur göklerde ne varsa ve yeryüzünde ne varsa. Vay kâfirlere çetin azaptan.

Adem Uğur

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

Ahmed Hulusi

(Aziyz ve Hamiyd olan O) Allah ki, semalar ve arzda ne varsa O'nun içindir (El Esma ül Hüsna'sıyla işaret edilen özelliklerinin seyri için). . . O hakikat bilgisini inkar edenlere yazıklar olsun, kendilerini bekleyen şiddetli azap dolayısıyla!

Ahmet Tekin

Göklerdekiler ve yerdekilerin tamamının tasarrufuna sahip olan Allah’ın yoluna çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli bir azaptan dolayı kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin vay haline!

Ahmet Varol

Göklerde ve yerde olanların hepsi kendine ait olan Allah'ın (yoluna). Şiddetli bir azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

Ali Bulaç

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay inkar edenlere.

Ali Fikri Yavuz

Öyle bir Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Başlarına gelecek şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline!...

Ali Rıza Safa

Öyle Allah'tır ki, göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Yaman bir cezadan dolayı, nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allah'ın yoluna. Şiddetli azaptan dolayı kafirlerin vay haline!

Bekir Sadak

(1-2) Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'in izniyle, insanlari karanliklardan aydinliga, guclu ve ovulmege layik, goklerde ve yerde olanlarin sahibi Allah'in yoluna cikarman icin, sana indirdigimiz Kitaptir. Ugrayacaklari cetin azabdan dolayi vay kafirlerin haline!

Celal Yıldırım

(O övülmeğe lâyık olan) Allah ki, göktekiler de, yerde olanlar da O'nundur. Çok şiddetli azabından da vay o kâfirlere !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Şiddetli azaptan dolayı inkârcıların vay haline!

Diyanet İşleri

(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

Diyanet İşleri (eski)

(1-2) Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeğe layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır. Uğrayacakları çetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline!

Diyanet Vakfi

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O Allah'ın (yolu) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O Allah' in (yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur; şiddetli bir azaptan dolayı vay kafirlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

O Allahın ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onun, şiddetli bir azabdan da veyl kafirlere

Erhan Aktaş

Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin vay haline!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin vay haline!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline!

Fizilal-il Kuran

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Uğrayacakları ağır azaptan ötürü vaygele kâfirlerin başına!

Gültekin Onan

O Tanrı ki göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay kafirlere.

Hamdi Döndüren

O Allah ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İnkârcıların şiddetli azaptan dolayı vay haline!

Hasan Basri Çantay

O (yegane gaalib, hamde layık) Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. (Uğrayacakları) çetin azabdan dolayı vay kafirlere (kafirlerin başına geleceklere)!..

Hasib Asutay

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Çetin bir azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

Hayrat Neşriyat

O Allah(’ın yoluna) ki, göklerde ne var, yerde ne varsa O’nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay hâline o kâfirlerin!

İbni Kesir

O Allah ki; göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlere.

Mehmet Okuyan

Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!

Muhammed Esed

O Allah(ın yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. Kendilerini bekleyen o çok zorlu azaptan ötürü, hakkı inkar edenlerin vay haline!

Mustafa İslamoğlu

O Allah ki, göklerde ve yerde olan her şey kendisine aittir. (Kendilerini bekleyen) şiddetli cezadan dolayı vay o kafirlerin haline!

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah'ın (yoluna) ki, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hep O'nundur. Ve şiddetli bir azaptan dolayı vay kâfirlere!

Ömer Öngüt

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay o kâfirlerin hâline!

Suat Yıldırım

(1-3) Elif, Lâm, Râ. Bu, Rab’lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, azîz ve hamîd (üstün kudret sahibi ve her işi övgüye lâyık olan) Allah’ın yoluna, göklerde ve yerdeki her şeyin sahibinin yoluna insanları çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o çetin azaptan ötürü vay o inkârcıların hallerine! Vay onlara ki, âhirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı âhirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler.

Süleyman Ateş

O Allah ki, göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Çetin azabdan dolayı vay şu kafirlerin haline!

Süleymaniye Vakfı

Göklerde ne var ve yerde ne varsa kendisine ait olan Allah'ın yoluna… Çetin bir azaptan dolayı kafirlerin vay haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın yoluna çıkarman için. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onundur. Kafirlerin, suçlarıyla bağlantılı azaptan çekecekleri var.

Şaban Piriş

Göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'tır. Uğrayacakları şiddetli azabdan dolayı vay kafirlere!

Tefhim-ul Kuran

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay küfre sapanlara.

Ümit Şimşek

O Allah ki, göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Çarpılacakları şiddetli azap yüzünden yazıklar olsun o kâfirlere!

Yaşar Nuri Öztürk

O Allah'a ki yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Hüsran haberi şiddetli bir azaptan, o küfre batmışlara...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O Allahın ki, göylərdə və yerdə nə varsa, Onundur. Giriftar olacaqları şiddətli əzabdan dolayı vay kafirlərin halına!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elə bir Allah ki, göylərdə və yerdə nə varsa, hamısı Onundur. Düçar olacaqları şiddətli əzabdan ötrü vay kafirlərin halına!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott hat alles, was es in den Himmeln und auf Erden gibt, geschaffen. Wehe den Ungläubigen! Auf sie wartet eine qualvolle Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

(den Weg) Allahs, Dessen ist, was in den Himmeln und was auf der Erde. Und wehe den Ungläubigen vor einer strengen Strafe!

Almanca — M. A. Rassoul

Allahs ist, was in den Himmeln und was auf der Erde ist. Und wehe den Ungläubigen wegen der schrecklichen Strafe!

Almanca — Muhammad Zaidan

ALLAH, Desjenigen, Dem alles gehört, was in den Himmeln und auf Erden ist. Und Untergang sei den Kafir wegen einer qualvollen Peinigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah, to Whom belong the whole and all in all in the heavens and on earth; woe betide the infidels who deny Him. They shall pass through nature to eternal suffering.

Abdul Haleem

God, to whom everything in the heavens and earth belongs. How terrible will be the torment of those who ignore [Him],

Abdullah Yusuf Ali

Of Allah, to Whom do belong all things in the heavens and on earth! But alas for the Unbelievers for a terrible penalty (their Unfaith will bring them)!-

Abul A'la Maududi

(to the Way of) Allah to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. Woe be to those who reject the Truth for a severe chastisement,

Aisha Bewley

Allah is He to Whom everything in the heavens and everything in the earth belongs. Woe to the kuffar because of a terrible punishment –

Al-Hilali & Khan

Allâh to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth! And woe unto the disbelievers from a severe torment.

Ali Quli Qarai

—Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the faithless for a severe punishment

Amatul Rahman Omar

(To the path of) Allâh, to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And woe to the disbelievers for a dreadful punishment (that will befall them)!

Arthur John Arberry

God, to whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And woe to the unbelievers for a terrible chastisement,

Bijan Moeinian

God is the owner of everything which exist in the heavens and in the earth. How terrible is God’s punishment being reserved for the disbelievers

E. Henry Palmer

God is He whose is whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Alas for the misbelievers, for their torment is keen!

Edip-Layth

God, to whom belongs all that is in the heavens, and all that is in the earth. Woe to the ingrates from a painful retribution.

George Sale

God is He unto whom belongeth whatsoever is in heaven and on earth: And woe be to the infidels, because a grievous punishment waiteth them;

Hamid S. Aziz

Allah is He unto Whom belongs whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Alas for the disbelievers, for a terrible doom;

Mahmoud Ghali

Allah, Who has whatever is in the heavens and whatever is in the earth. And woe to the disbelievers for a strict torment!

Marmaduke Pickthall

Allah, unto Whom belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. and woe unto the disbelievers from an awful doom;

Mohamed Ahmed - Samira

God, to whom belongs all there is in the heavens and the earth. Woe to the unbelievers for the terrible punishment (that awaits).

Muhammad Asad

to God, unto whom all that is in the heavens and all that is on earth belongs. But woe unto those who deny the truth: for suffering severe

Mustafa Khattab

Allah, to Whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the disbelievers because of a severe torment!

Progressive Muslims

God, to whom belongs all that is in the heavens, and all that is in the Earth. And woe to the rejecters from a painful retribution.

Sahih International

Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the disbelievers from a severe punishment

Sam Gerrans

Of God, to whom belongs what is in the heavens and what is in the earth; and woe to the false claimers of guidance from a severe punishment!

Shabbir Ahmed

Allah to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. (His Commands must govern your social order as they govern the Universe). Therefore, those who reject His Guidance, incur an awful retribution.

Syed Vickar Ahamed

Allah, to Whom belong all things in the heavens and on earth! But grief to the disbelievers for a terrible Penalty (for their lack of Faith)—

Taqi Usmani

Allah, the One to whom belongs what is in the heavens and what is in the earth. Woe be to the disbelievers because of a severe punishment,

The Monotheist Group

God, to whom belong all that is in the heavens and the earth. And woe to the rejecters from a severe retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Allah, à qui appartient tout ce qui est dans les cieux et sur la terre. Et malheur aux mécréants, pour un dur châtiment (quʹils subiront).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew Xwedayê ku ya li erd û asîmanan heye her jê re ye. Ji ber ezabekî dijwar û giran wax li kafiran be!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God, van wie is wat er in de hemelen en wat er op de aarde is. En wee de ongelovigen wegens een strenge bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij is God, wien alles toebehoort wat in den hemel en op de aarde is, en wee over de ongeloovigen; want eene gestrenge straf wacht hen.

Hollandaca — Siregar

Allah is Degene aan Wie wat er in de hemelen en op de aarde is behoort. En wee de ongelovigen, een harde bestraffing (zal hen treffen).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Аллаха, которому принадлежит (все) то, что в небесах и что на земле. И горе [сильное наказание] (будет) неверующим от мучительного наказания,

Rusça — Osmanov

Аллаха, которому принадлежит то, что на небесах и на земле. Да будет горе от сурового наказания неверным,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

till Gud som är Herre över allt det som himlarna rymmer och det som jorden bär. Dömda är de som förnekar sanningen! (De hotas av) ett strängt straff,