Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

فَلَمَّا جَهَّزَهُمْ بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ السِّقَايَةَ فِي رَحْلِ اَخِيهِ ثُمَّ اَذَّنَ مُؤَذِّنٌ اَيَّتُهَا الْعِيرُ اِنَّكُمْ لَسَارِقُونَ

fe lemmā cehhezehum bi cehāzihim ceǎle s-siḳāyete fī raHli eḣīhi ṧumme eƶƶene mu'eƶƶinun eyyetuhā l-ǐyru innekum le sāriḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2جَهَّزَهُمْcehhezehumج ه زDonatmak, teçhiz etmek, tedarik etmek veya sağlamak, hazırlamak, sevk etmek, acele edip tamamlamak, döşemekhazırlatırken
3بِجَهَازِهِمْbi cehāzihimج ه زDonatmak, teçhiz etmek, tedarik etmek veya sağlamak, hazırlamak, sevk etmek, acele edip tamamlamak, döşemekonların yüklerini
4جَعَلَceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakkoydu
5السِّقَايَةَs-siḳāyeteس ق يSu vermek, sulamak, içirmek, susuzluğu gidermek, sulama yapmak, suvarmaksu tasını
6فِيiçine
7رَحْلِraHliر ح لAyrılmak, heybe, deveye semer vurdu, deveye bağladı, binmek, sürdü, paketlemek, kervan, taşınmak/seyahat etmek/yolculuk yapmakyükünün
8اَخِيهِeḣīhiا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşinin
9ثُمَّṧummesonra, ayrıca
10اَذَّنَeƶƶeneا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretseslendi
11مُؤَذِّنٌmu'eƶƶinunا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretbir tellal
12اَيَّتُهَاeyyetuhāey siz
13الْعِيرُl-ǐyruع ي رBaşıboş dolaşmak, ileri geri gitmek. İrun - kervan, mısır taşıyan deve kervanı.kervan
14اِنَّكُمْinnekumşüphesiz siz
15لَسَارِقُونَle sāriḳūneس ر قÇalmak, hırsızlık yapmak, aşırmak, yürütmekhırsızsınız

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların yüklerini hazırlayınca şerbet içtiği bardağı kardeşinin yükünün içine koydurdu, sonra da ey kafile, siz hırsızsınız diye bir münâdîye nidâ ettirdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onların yüklerini hazırlayınca şerbet içtiği bardağı kardeşinin yükünün içine koydurdu, sonra da ey kafile, siz hırsızsınız diye bir münâdîye nidâ ettirdi.

Adem Uğur

(Yusuf) onların yükünü hazırladığı zaman maşrabayı kardeşinin yükü içine koydu! (Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz hırsızsınız! diye seslendi.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) onların erzaklarını yüklettikten sonra bir su içme kabını kardeşinin yükü içine koydurttu. . . Sonra bir haberci ve adamları arkalarından koşup: "Ey kervan halkı. . . Siz hırsızsınız!" diye bağırdı.

Ahmet Tekin

Yûsuf, onların yüklerini, denklerini hazırlarken altın su tasını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir tellal: 'Hey kervancılar, siz hırsızsınız' diye bağırdı.

Ahmet Varol

Onların yüklerini hazırladığında su kabını (öz) kardeşinin yüküne koydu. Sonra bir çağırıcı: 'Ey kafile! Siz şüphesiz hırsızsınız' diye seslendi.

Ali Bulaç

Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız."

Ali Fikri Yavuz

Yûsuf, kardeşlerinin zahire yüklerini hazırlayınca, su tasını kardeşinin (Bünyamin’in) yükü içine koydu. Sonra (kâfile yola koyulduktan sonra arkalarından) bir münadî şöyle çağırdı: “- Ey kafile, durun! Muhakkak siz hırsızlarsınız.”

Ali Rıza Safa

Ardından, onların yüklerini hazırlatırken, su kupasını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra, bir duyurucu seslendi: "Ey kervancılar; bu hırsızlığı, kesinlikle siz yaptınız!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken değerli bir kaseyi, öz kardeşinin yüküne koydu. Sonra da arkadan biri,"Ey kafile, siz mutlaka hırsızlarsınız!" diye bağırdı.

Bekir Sadak

Yusuf onlarin yuklerini yukletirken, bir su kabini kardesinin yukune koydurdu. Sonra bir munadi soyle bagirdi: «Ey kervancilar, siz hirsizsiniz!»

Celal Yıldırım

Yûsuf, onların yüklerini donatıp hazırlarken, su kabını öz kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağrıcı şöyle seslendi: «Ey kafile ! Sizler elbette hırsızlarsınızdır.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf, onlara yüklerini hazırlattığı zaman (saraya ait bir) su kabının kardeşinin yükü içine koydurdu. Sonra bir görevli, “Ey kafile! Siz kesinlikle hırsızsınız!” diye bağırdı.

Diyanet İşleri

Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

Diyanet İşleri (eski)

Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi şöyle bağırdı: 'Ey kervancılar, siz hırsızsınız!'

Diyanet Vakfi

(Yusuf) onların yükünü hazırladığı zaman maşrabayı kardeşinin yükü içine koydu! (Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz hırsızsınız! diye seslendi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra onların bütün hazırlıklarını görünce, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir tellal şöyle bağırdı: «Hey kervan! Siz hırsızsınız, hırsız!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra onların bütün hazırlıklarını yaptığı vakit, su kabını kardeşinin yükü içine koydu, sonra da bir çağırıcı: "Ey kafile, siz kesinlikle hırsızlık yapmışsınız!" diye seslendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra onları bütün hazırlıkları ile techiz ettiği vakıt su kabını kardeşinin yükü içine koydu, sonra da bir münadi bağırdı: ey karban siz her halde hırsızlık etmişsiniz

Erhan Aktaş

Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.

Fizilal-il Kuran

Yusuf, kardeşlerinin zahire yüklerini hazırlatırken, ölçü kabı olarak kullanılan su tasını öz kardeşinin yüküne koydurdu. Arkasından bir görevli: «Ey yolcular kafilesi, sizler hırsızsınız» diye seslendi.

Gültekin Onan

Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız."

Hamdi Döndüren

Yusuf, onların yüklerini hazırlayınca, kardeşinin yükü arasına (altın) su kabını koydu. (Onlar kentten çıkınca) arkalarından bir haberci şöyle seslendi: “Ey kafile! (Durun!) Siz hırsızsınız!”

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (Yuusuf) onların (zahire) yüklerini hazırladı. Su kabını öz kardeşinin yükü içine koydu! Sonra bir münadi (arkalarından) şöyle bağırdı: "Ey kaafile (durun), siz seksiz şübhesiz hırsızlarsınız"!.

Hasib Asutay

(Yusuf) onların yüklerini hazırlatınca su tasını (öz) kardeşinin yükünün içine koydu! Sonra bir tellal, 'Ey kafile (durun)! Gerçekten siz hırsızsınız' diye seslendi.

Hayrat Neşriyat

Sonunda (Yûsuf) onların yüklerini hazırlayınca, su kabını kardeşinin(Bünyâmin’in) yüküne koydu; sonra bir tellâl (arkalarından): 'Ey kafile! Doğrusu siz gerçekten hırsız kimselersiniz!' diye seslendi.

İbni Kesir

Onların yüklerini yüklettiğinde su kabını öz kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi: Ey kafile; siz gerçekten hırsızlarsınız, diye bağırdı.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) onların yükünü hazırlattığında bir su kabını kardeşinin yükünün içine koymuştu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir seslenici: “Ey kervan! Siz hırsızsınız!” diye seslenmişti.

Muhammed Esed

Ve (sonra) onların yüklerini yükletirken (Kral'ın) su kabını (küçük) kardeşinin denkleri arasına koydurttu. Ve (böylece onlar, bundan habersiz, şehirden ayrılırken) bir çığırtkan: "Ey kervancılar!" diye bağırdı, "Meğer ne hırsızlarmışsınız siz!"

Mustafa İslamoğlu

En sonunda, yüklerinin yüklenme işlemi tamamlanınca, su kabını öz kardeşinin denkleri arasına koydurttu. Ardından bir görevli "Siz ey kervancılar! Evet, kesinlikle siz yapmış olmalısınız (bu) hırsızlığı!" diye bağırdı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki onların yüklerini hazırlattı, su kabını kardeşinin yükü içine koydu. Sonra bir nidâ eden nidâ etti: «Ey kafile (halkı), şüphe yok ki, siz hırsızlarsınız.»

Ömer Öngüt

Onların yüklerini yükletirken bir su kabını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir münâdî: “Ey kafile! Durun! Siz hırsızsınız!” diye seslendi.

Suat Yıldırım

Onların yüklerini hazırlatırken, su kabını, öz kardeşinin yükünün içine koydurdu. Kervan hareket edince de Yusuf’un görevlilerinden biri: "Ey kafile! Durun, siz hırsızlık yapmışsınız!" diye nida etti.

Süleyman Ateş

Onların yüklerini hazırlatırken su tasını (öz) kardeşinin yükünün içine koydu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir ünleyici şöyle seslendi: "Ey kervan, siz hırsızlarsınız!"

Süleymaniye Vakfı

Yusuf, onların yol hazırlıklarını yaptırdığında su tasını kardeşinin yükünün içine koydu. Daha sonra bir tellal yüksek sesle: "Ey kervancılar! Siz, hırsızsınız hırsız!" diye bağırdı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların mallarını yüklettikten sonra su tasını öz kardeşinin yükü arasına koydu. Daha sonra bir tellal yüksek sesle bağırdı: "Kervancılar! Siz hırsızsınız."

Şaban Piriş

Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir çağırıcı: -Ey kafile, siz hırsızsınız! diye bağırdı.

Tefhim-ul Kuran

Onların erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: «Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız.»

Ümit Şimşek

Erzaklarını hazırlattığında, kardeşinin yükü içine Yusuf bir tas koydurttu, sonra bir tellâl 'Ey kafile, siz hırsızsınız' diye seslendi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf, kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydu. Sonra bir ünleyici şöyle haykırdı: "Ey kafile, siz herhalde hırsızlık ettiniz!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yusuf onları azuqə ilə təmin edərkən qardaşının yükünün içinə bir piyalə qoydu. Sonra bir carçı qışqırıb dedi: “Ey karvan əhli! Siz oğrusunuz!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusif) onların yüklərini hazırlatdığı vaxt qardaşının yükünün içinə bir su qabı (piyalə) qoydu. (Karvan yola düşdükdən) sonra (arxalarınca) bir carçı: ″Ey karvan əhli! Siz, həqiqətən, oğrusunuz!″ – deyə haray çəkdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er sie mit den Zuteilungen versorgt hatte, ließ er den Trinkbecher in das Gepäck seines Bruders stecken. Ein Rufer meldete: ʺHalt, ihr Kamelreiter! Ihr seid Diebe!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als er sie nun mit ihrem Bedarf ausgestattet hatte, steckte er das Trinkgefäß in das Gepäck seines Bruders. Hierauf rief ein Rufer aus: ʺIhr (da, von der) Karawane, ihr seid fürwahr Diebe.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Als er sie dann mit ihrem Bedarf ausgerüstet hatte, steckte er den Trinkbecher (des Königs) in die Satteltaschen seines Bruders. Dann gab ein Ausrufer bekannt: ʺO ihr Kamelführer, ihr seid wahrhaftig Diebe.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nachdem er ihnen ihre Bedarfsgüter zur Verfügung gestellt hatte, steckte er den Trinkbecher in die Satteltasche seines Bruders. Dann rief ein Ausrufer aus: ʺIhr von der Karawane! Ihr seid zweifelsohne Diebe.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When he was supplying them with their requirement of corn, the attendants, who were instructed earlier, put the king's cup in his brother Benjamin's saddle-bag. As all of them started to journey homeward, an announcer declared larceny; he said: "O you travellers, you are thieves."

Abdul Haleem

and, once he had given them their provisions, he placed the drinking-cup in his brother’s pack. A man called out, ‘People of the caravan! You are thieves!’

Abdullah Yusuf Ali

At length when he had furnished them forth with provisions (suitable) for them, he put the drinking cup into his brother's saddle-bag. Then shouted out a crier: "O ye (in) the caravan! behold! ye are thieves, without doubt!"

Abul A'la Maududi

Then, while Joseph was having their provisions loaded, he put his drinking-cup in his brother's saddlebag. And then a herald cried: "Travellers, you are thieves."

Aisha Bewley

Then when he had supplied them with their needs, he put the goblet in his brother’s bag. A herald called out, ‘Caravan! You are thieves!’

Al-Hilali & Khan

So when he had furnished them forth with their provisions, he put the (golden) bowl in his brother’s bag. Then a crier cried: "O you (in) the caravan! Surely, you are thieves!"

Ali Quli Qarai

When he had furnished them with their provision, he put the drinking-cup into his brother’s saddlebag. Then a herald shouted: ‘O [men of the] caravan! You are indeed thieves!’

Amatul Rahman Omar

When he had provided them with their provision (to set on a return journey), someone put a drinking cup in the saddle-bag of his brother (Benjamin). Then (it so happened that) a crier called, `O (men of) the caravan carrying the corn, you are most surely thieves.'

Arthur John Arberry

Then, when he had equipped them with their equipment, he put his drinking-cup into the saddlebag of his brother. Then a herald proclaimed, 'Ho, cameleers, you are robbers!'

Bijan Moeinian

When Joseph provided them with their provision, he slid his cup inside his brother’s bag. Then one of his workers accused them of the theft.

E. Henry Palmer

And when he had equipped them with their equipment he placed the drinking cup in his brother's pack; then a crier cried out, 'O ye caravan! verily, ye are thieves!'

Edip-Layth

When he furnished them with their provisions, he placed the measuring bowl in his brother's bag. Then a caller cried out: "O you in the caravan, you are thieves!"

George Sale

And when he had furnished them with their provisions, he put his cup in his brother Benjamin's sack. Then a cryer cried after them saying, O company of travellers, ye are surely thieves.

Hamid S. Aziz

And when they entered into the presence of Joseph, he took his brother to stay with him, and said, "Verily, I, even I, am your brother, so sorrow not for their doings (past, present and future). "

Mahmoud Ghali

Then as soon as he equipped them with their equipment, he placed (Literally: made) the drinking- cup in the saddlebag of his brother. Thereafter a crier announced, (Literally: an announcer announced) "O you (of) the caravan, surely you are indeed thieves!."

Marmaduke Pickthall

And when he provided them with their provision, he put the drinking-cup in his brother's saddlebag, and then a crier cried: O camel-riders! Lo! ye are surely thieves!

Mohamed Ahmed - Samira

When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag. Then a crier announced: "O men of the caravan, you are thieves."

Muhammad Asad

And [later, ] when he had provided them with their provisions, he placed the [King's] drinking-cup in his brother's camel-pack. And [as they were leaving the city,] a herald called out: "O you people of the caravan! Verily, you are thieves!

Mustafa Khattab

When Joseph had provided them with supplies, he slipped the royal cup into his brother’s bag. Then a herald cried, "O people of the caravan! You must be thieves!"

Progressive Muslims

So when he furnished them with their provisions, he placed the measuring bowl in his brothers bag, then a caller cried out: "O you in the caravan, you are thieves!"

Sahih International

So when he had furnished them with their supplies, he put the [gold measuring] bowl into the bag of his brother. Then an announcer called out, "O caravan, indeed you are thieves."

Sam Gerrans

And when he had furnished them with their provisions, he put the drinking-cup into the saddlebag of his brother. Then a crier cried: “O you of the caravan: you are thieves!”

Shabbir Ahmed

As the camels were loading, one of the brothers hid the drinking-cup in Benjamin's saddlebag (12:77), (12:83), (12:89). Then a caller cried, "O Camel-riders! You are thieves!" (The Qur'an here corrects the statement in Genesis that it was Joseph who placed the cup in their pack).

Syed Vickar Ahamed

At the end, after he gave them the provisions (suitable) for them, he put the drinking cup into his brother’s saddle-bag. Then (one of) the announcers shouted: "O you (in) the Caravan! Surely! Without doubt, you are thieves!"

Taqi Usmani

Later, when he equipped them with their provisions, he placed the bowl in the camel-pack of his brother. Then, an announcer shouted out, "O people of the caravan, you are thieves."

The Monotheist Group

So when he furnished them with their provisions, he placed the measuring bowl in the saddlebag of his brother, then a caller cried out: "O you in the caravan, you are thieves!"

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Yûsuf ) gava barên wan dagirtin û amade kirin, tasa xwe ya avê xiste nav barê birayên xwe! Piştî (karwanî hereket kir) bangdêrekî gazî kir û got: Gelî karwaniyan! (Rawestin) bi rastî we dizî kiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar toen hij hen van hun proviand voorzien had, deed hij de drinkbeker in de reiszak van zijn broer. Daarop riep een omroeper uit: ʺHé, jullie van de karavaan, jullie zijn dieven.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij hen van hunne levensmiddelen had voorzien, legde hij zijn beker in den zak van zijn broeder Benjamin. En een uitroeper riep hen achterna, zeggende: O gezelschap van reizigers! waarlijk gij zijt dieven.

Hollandaca — Siregar

Toen hij ben van proviand voorzien had, stopte Yôesoef zijn drinkbeker in de proviandzak van zijn broeder. Toen riep een oproeper: ʺO jullie van de karavaan! Voorwaar, jullie zijn zeker dieven!ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А после того, как (Йусуф) снарядил их снаряжением [снабдил их продовольствием], то поместил чашу в поклаже своего брата [приказал своим помощникам подложить чашу для питья во вьюки Бенйамина], а потом возвестил возвеститель: «О караван! Вы ведь, однозначно, воры!»

Rusça — Osmanov

Когда [Йусуф] распорядился снабдить их зерном, он наказал положить чашу в тюк своего брата [Вениамина], а после этого глашатай провозгласил: ʺО [люди] каравана! Вы, воистину, - ворыʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När (Josef) såg till att de fick sin proviant (för återfärden) lade han (kungens) dryckesbägare i sin broders packficka. Och (när de var på väg ut ur staden hejdades de av) en utropare som ropade till dem: ʺNi där i karavanen! Ni har gjort er skyldiga till stöld!ʺ