Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."

وَلَمَّا جَهَّزَهُمْ بِجَهَازِهِمْ قَالَ ائْتُونِي بِاَخٍ لَكُمْ مِنْ اَبِيكُمْ اَلَا تَرَوْنَ اَنِّٓي اُو۫فِي الْكَيْلَ وَاَنَا۬ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ

ve lemmā cehhezehum bi cehāzihim ḳāle 'tūnī bi eḣin lekum min ebīkum elā teravne ennī ūfī l-keyle ve enā ḣayru l-munzilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāve ne zaman ki
2جَهَّزَهُمْcehhezehumج ه زDonatmak, teçhiz etmek, tedarik etmek veya sağlamak, hazırlamak, sevk etmek, acele edip tamamlamak, döşemekyükletti
3بِجَهَازِهِمْbi cehāzihimج ه زDonatmak, teçhiz etmek, tedarik etmek veya sağlamak, hazırlamak, sevk etmek, acele edip tamamlamak, döşemekonların yüklerini
4قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
5ائْتُونِي'tūnīا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbana getirin
6بِاَخٍbi eḣinا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşinizi
7لَكُمْlekumsizin
8مِنْmin-dan (olan)
9اَبِيكُمْebīkumا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabanız-
10اَلَاelā
11تَرَوْنَteravneر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmüyor musunuz?
12اَنِّٓيennīben
13اُو۫فِيūfīو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.tam yapıyorum
14الْكَيْلَl-keyleك ي لÖlçmek, tartmak, karşılaştırmak.ölçüyü
15وَاَنَا۬ve enāve ben
16خَيْرُḣayruخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.en iyisiyim
17الْمُنْزِلِينَl-munzilīneن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.konukseverlerin

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yüklerini hazırlayınca onlara, aynı babadan olma bir kardeşinizi getirin bana dedi, görmüyor musunuz, ben ölçeği tamam ölçmedeyim ve konuk ağırlayanların da en hayırlısıyım.

Adem Uğur

(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Sizin bababir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) onların yüklerini yüklettikten sonra dedi ki: "Bana, (bir dahaki erzak almaya gelişinizde) üvey kardeşinizi (Yusuf'un öz, gelenlerin ise üvey kardeşi olan Bünyamin) getirin. . . Görüyorsunuz, ben hakkınızı tam veriyorum ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım. "

Ahmet Tekin

Onlara vereceğini verip, yüklerini, denklerini hazırlayınca: 'Baba bir kardeşinizi de buraya, bana getirin. Benim ölçeği tam doldurduğumu görmüyor musunuz? Ben misafirperverlerin en iyisiyim.' dedi.

Ahmet Varol

Onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: 'Babanızdan olan kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz; ben ölçüyü tam tutuyorum ve ben misafir ağırlayanların en hayırlısıyım.

Ali Bulaç

Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım."

Ali Fikri Yavuz

Yûsuf onların bütün zahire yüklerini hazırlayınca şöyle dedi: “- Bana, baba bir erkek kardeşiniz (bünyamin’i) de getirin. Görmüyor musunuz (onun hissesiyle beraber) size tam ölçek veriyorum. Ben konuklayanların hayırlısıyım.

Ali Rıza Safa

Yüklerini hazırlayınca, şöyle dedi: "Babanızdan olan kardeşinizi getirin. Ölçüyü tam yaptığımı görmüyor musunuz? Ben, konukseverlerin en iyisiyim!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Sizin baba-bir kardeşinizi de bana getiriniz. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim."

Bekir Sadak

Onlarin yuklerini hazirlatinca soyle dedi: «Baba bir kardesinizi bana getirin. Sizlere olcuyu bol tuttugumu ve benim misafir konuklayanlarin en iyisi oldugumu gormuyor musunuz?»

Celal Yıldırım

Yûsuf onların yüklerini hazırlatıp iyice teçhîz etti ve, «Bana babanızdan olan bir kardeşinizi de getirin,» dedi; «görüyorsunuz ya, ben ölçeği tastamam ölçüyorum ve ben konukseverlerin hayırlısıyım!»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yüklerini hazırlayınca, “Sizin baba-bir kardeşinizi de bana getirin” dedi, “Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben iyi bir ev sahibiyim.

Diyanet İşleri

Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."

Diyanet İşleri (eski)

Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: 'Baba bir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafir konuklayanların en iyisi olduğumu görmüyor musunuz?'

Diyanet Vakfi

(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: «Sizin bababir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne zaman ki onların bütün hazırlıklarını tamamladı, o zaman dedi ki: «Babanızdan olan öbür kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ya, ben ölçeği tam ölçüyorum ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onların bütün hazırlıklarını tamamladığında dedi ki: "Bana sizin baba bir kardeşinizi getirin! Görüyorsunuz ya, ben ölçeği tam ölçüyorum ve ben konukseverlerin en yaranışıyım!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve vakta ki onları bütün hazırlıkları ile techiz etti, dedi: bana sizin babanızından olan bir kardeşi getirin, görüyorsunuz a ben ölçeği tam ölçüyorum ve ben müsafirperverlerin en yararlısıyım

Erhan Aktaş

Yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ki ihtiyacınızı fazlasıyla veriyorum ve ben iyi bir misafirperverim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ki ihtiyacınızı fazlasıyla veriyorum ve ben iyi bir misafirperverim." dedi

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ki ihtiyacınızı fazlasıyla veriyorum ve ben iyi bir misafirperverim." dedi

Fizilal-il Kuran

Yusuf, kardeşlerinin zahire yüklerini hazırlatınca onlara dedi ki; «Babadan kardeşinizi bana getiriniz. Görüyorsunuz ya, zahirenizi tastamam ölçerek veriyorum ve konukseverlerin de en iyisiyim.»

Gültekin Onan

Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım."

Hamdi Döndüren

Yusuf, onların yüklerini hazırlayınca şöyle dedi: “(Bir sonraki gelişinizde) bana, baba bir kardeşinizi de getirin. Size ölçüyü bol tuttuğumu ve benim konuk ağırlayanların en iyisi olduğumu anlamış olmalısınız!”

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (Yuusuf) onların (zahire) yüklerini hazırladı. Dedi ki: "Bana baba bir erkek kardeşinizi de getirin. Görmüyor musunuz (size) tam ölçek veriyorum. Ben müsafirperverlerin hayırlısıyım".

Hasib Asutay

(Yusuf) onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: 'Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben konukseverlerin en iyisiyim.

Hayrat Neşriyat

Sonunda (Yûsuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: 'Bana, babanızdan bir, erkek kardeşinizi (Bünyâmin’i) de getirin! Görmüyor musunuz, doğrusu ben ölçeği (adam başına) tam olarak veriyorum ve (kardeşinizin payını da vermekle) ben misâfirperverlerin en hayırlısıyım.'

İbni Kesir

Onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: Bana baba bir kardeşinizi getirin. Görmüyormusunuz ki ben, ölçüyü tam ölçüyorum ve ben, konukseverlerin en iyisiyim.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) yüklerini hazırlatınca (onlara) şöyle demişti: “(Bir dahaki sefer) baba bir kardeşinizi (Bünyamin’i) de bana getirin! Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim.

Muhammed Esed

Ve onların yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "(Bir dahaki gelişinizde) o bababir kardeşinizi de getirin bana. Görmüyor musunuz, tartıyı tam tuttum ve (size karşı) son derece iyi bir konukseverlik gösterdim.

Mustafa İslamoğlu

Ve onların yükleri yükletilince; "(Gelecek sefer) bana bir kardeşinizi de birlikte getirin!" dedi (ve ekledi): "Görmüyor musunuz ki ben size tam ölçek verdim; çünkü konukseverliğim dillere destandır!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onların yüklerini hazırlayıp tanzim edince dedi ki: «Bana siz baba bir kardeşinizi getiriniz. Görmüyor musunuz ki, ben ölçeği tamam ölçüyorum ve ben misafir kabul edenlerin hayırlısıyım.»

Ömer Öngüt

Yüklerini hazırlayınca dedi ki: “Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafirperverlerin en hayırlısı olduğumu görmüyor musunuz?”

Suat Yıldırım

(59-60) Yusuf onların zahîre yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Siz, baba bir kardeşinizi de yanıma getirin, gördüğünüz gibi ben size tam ölçek veriyorum ve ben dışardan gelen misafirleri ağırlamaya, başka herkesten fazla özen göstermekteyim. Eğer onu getirmezseniz, o zaman, ne bir ölçek olsun zahire bekleyin, ne de yanıma yaklaşın!"

Süleyman Ateş

(Yusuf) Onların (zahire) yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin, görüyorsunuz ya ben, ölçüyü tam yapıyorum ve ben konukseverlerin en iyisiyim!"

Süleymaniye Vakfı

Yusuf (kardeşlerinin) yol hazırlıklarını yaptırdığında dedi ki: "Bir dahaki sefere bana, baba-bir erkek kardeşinizi de getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam yapıyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf onların mallarını yüklettikten sonra dedi ki "Bir dahaki sefere babanızdan olan bir erkek kardeşinizi daha getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam yapıyorum. Bir de ben konuklarımı iyi ağırlarım.

Şaban Piriş

Onların yüklerini hazırlatınca: -Bababir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim konukseverlerin en iyisi olduğumu görmüyor musunuz? dedi.

Tefhim-ul Kuran

Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: «Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin de en hayırlısıyım.»

Ümit Şimşek

Erzaklarını hazırlayınca, Yusuf onlara dedi ki: 'Bir dahaki sefere baba-bir kardeşinizi de getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tastamam veriyorum ve misafir ağırlayanların hayırlısıyım.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların yüklerini hazırlatıp bağlatınca şöyle konuştu: "Sizin, aynı babadan bir kardeşiniz var, onu bana getirin. Görüyorsunuz, ben ölçüyü titizlikle yerine getiriyorum. Ben, konukseverlerin de en hayırlısıyım."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yusuf onların ərzaq yüklərini hazırlayarkən dedi: “Atabir qardaşınızı yanıma gətirin! Məgər görmürsünüzmü ki, mən ölçüyə tam riayət edirəm və mən qonaqpərvərlərin ən yaxşısıyam?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusif) onların (ərzaq) yüklərini hazırlayıb dedi: ″Atabir qardaşınızı yanıma gətirin. Məgər mənim ölçüdə düz və qonaqpərvərlərin ən yaxşısı olduğumu görmürsünüz?!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Als er sie mit ihrer Zuteilung versorgte, sagte er ihnen: ʺBringt mir das nächste Mal euren Bruder väterlicherseits mit! Seht ihr nicht, daß ich gerecht das Maß fülle und die Gäste bestens bewirte?

Almanca — M. A. Rassoul

Und als er sie mit ihrem Bedarf ausgerüstet hatte, da sprach er: ʺBringt mir euren Bruder von eures Vaters Seite. Seht ihr nicht, daß ich volles Maß gebe und daß ich der beste Gastgeber bin?

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nachdem er ihnen ihre Bedarfsgüter zur Verfügung stellte, sagte er: ʺBringt mir euren Halbbruder väterlicherseits! Seht ihr nicht, daß ich doch vollständige Zumessung erteile, und daß ich der beste Gastgeber bin?

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He supplied them with their requirement of corn; he talked with them acting as if he did not know they had a half brother he said to them: "So, you have a brother through your father. Bring him to me; do you not see that I dispense the measure to the full and that I afford welcome and extend the most generous hospitality to guests and visitors!."

Abdul Haleem

and once he had given them their provisions, he said, ‘Bring me the brother [you left with] your father! Have you not seen me giving generous measure and being the best of hosts?

Abdullah Yusuf Ali

And when he had furnished them forth with provisions (suitable) for them, he said: "Bring unto me a brother ye have, of the same father as yourselves, (but a different mother): see ye not that I pay out full measure, and that I do provide the best hospitality?

Abul A'la Maududi

And when he had prepared for them their provisions, Joseph said: "Bring to me your other brother from your father. Do you not see that I give full measure and am most hospitable?

Aisha Bewley

Then, having supplied their needs, he said to them, ‘Bring me your brother, your father’s youngest son. Do you not see that I dispense full measure and am the most hospitable of hosts?

Al-Hilali & Khan

And when he had furnished them with their provisions (according to their need), he said: "Bring me a brother of yours from your father (he meant Benjamin). See you not that I give full measure, and that I am the best of the hosts?

Ali Quli Qarai

When he had furnished them with their provision, he said, ‘Bring me a brother that you have through your father. Do you not see that I give the full measure and that I am the best of hosts?

Amatul Rahman Omar

When he had provided them with their provision he said, `(When you come next) bring me your brother from your father's side. Do you not see that I give full measure (of corn) and I am the best of hosts?

Arthur John Arberry

When he had equipped them with their equipment be said, 'Bring me a certain brother of yours from your father. Do you not see that I fill up the measure, and am the best of hosts?

Bijan Moeinian

Joseph gave them what they wanted and said: "Next time, bring your brother (that you claim you have) so that I see him (and be sure that you have not invented him to get more food. ) Do you not see that I am a gracious host and just in distributing the food?"

E. Henry Palmer

And when he had equipped them with their equipment he said, 'Bring me a brother that ye have from your father; do ye not see that I give good measure, and that I am the best of entertainers?

Edip-Layth

So, when he furnished them with their provisions, he said, "Bring me a step-brother of yours who is from your father. Do you not see that I give full measure of grain and that I am the best of hosts?"

George Sale

And when he had furnished them with their provisions, he said, bring unto me your brother, the son of your father: Do ye not see that I give full measure, and that I am the most hospitable receiver of guests?

Hamid S. Aziz

And his brethren came to Joseph, and they presented themselves unto him and he knew them, but they recognised him not.

Mahmoud Ghali

And as soon as he equipped them with their equipment, he said, "Come up with (i. e., Bring him) a brother of yours from your father. Do you not see that I fill up the measure, and I am the most charitable of hosts?

Marmaduke Pickthall

And when he provided them with their provision he said: Bring unto me a brother of yours from your father. See ye not that I fill up the measure and I am the best of hosts?

Mohamed Ahmed - Samira

When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you. Have you not seen that I have given full measure, and that I am the best of hosts?

Muhammad Asad

And when he had provided them with their provisions, he said: "[When you come here next,] bring unto me that brother of yours from your father's side. Do you not see that I have given [you] full measure and have been the best of hosts?

Mustafa Khattab

When he had provided them with their supplies, he demanded, "Bring me your brother on your father’s side.[1] Do you not see that I give full measure and I am the best of hosts?

Progressive Muslims

So, when he furnished them with their provisions, he said: "Bring me a step-brother of yours who is from your father. Do you not see that I give full measure of grain and that I am the best of hosts"

Sahih International

And when he had furnished them with their supplies, he said, "Bring me a brother of yours from your father. Do not you see that I give full measure and that I am the best of accommodators?

Sam Gerrans

And when he had furnished them with their provisions, he said: “Bring me a brother of yours from your father; see you not that I give full measure, and that I am the best of hosts?

Shabbir Ahmed

And when he had given them suitable provisions, he said, "Next time bring to me that brother of yours from your father's side. Now you have seen that I am just and hospitable."

Syed Vickar Ahamed

And when he had given them the supplies for them, he said: "Bring to me a brother that you have from the same father as yourselves, (but a different mother): Do you not see that I give out full measure and that I give the best hospitality (for you)?

Taqi Usmani

When he equipped them with their provisions, he said, "Bring to me your other brother from your father’s side. Do you not see that I give full measure, and I extend the best hospitality?

The Monotheist Group

So,when he furnished them with their provisions, he said: "Bring me a brother of yours who is from your father. Do you not see that I give full measure of grain and that I am the best of hosts?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand il leur eut fourni leur provision, il dit: ʺAmenez-moi un frère que vous avez de votre père. Ne voyez-vous pas que je donne la pleine mesure et que je suis le meilleur des hôtes?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema Yûsuf barê wan dagirt, (ji wan re) got: Eger hûn careke din bên birayê xwe yê ji bavê jî ji min re bînin, ma hûn nabînin ku ez pîvanê tam tije dikim û ez çêtirîn mêvanhewîn im.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen hij hen van hun proviand voorzien had zei hij: ʺBrengt een broer van jullie van vaderskant mee. Zien jullie niet dat ik een vol rantsoen geef en dat ik de beste ben van hen die een onderkomen geven?

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij hen van hunne levensmiddelen had voorzien, zeide hij: Breng uwen broeder tot mij, den zoon van uwen vader. Ziet gij niet dat ik de volle maat geef en dat ik mijne gasten gul ontvang?

Hollandaca — Siregar

En toen hij hen had voorzien van proviand, zei hij: ʺBrengt mij jullie broeder van jullie vaders kant (Benyamin). Zien jullie niet dat ik de volle maat geef, en dat ik de beste van de gastheren ben?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда же он [Йусуф] снарядил их снаряжением [нагрузил каждому верблюда], сказал: «Приведите [[Йусуф настаивал на том, чтобы к нему прибыл оставшийся дома брат, зная о том, что это сильно опечалит его отца Йакуба, так как это было повелено Йусуфу Аллахом Всевышним, чтобы оно послужило как дополнительное испытание для Йакуба, чтобы увеличить ему вознаграждение.]] мне брата вашего от отца (Биньямина). Разве вы не видите, что я полностью даю меру [даю товар сполна и не обвешиваю) и я – лучший из принимающих [встречающих гостей]?

Rusça — Osmanov

Когда [Йусуф] снабдил их припасами, он сказал им: ʺПривезите [в следующий раз] вашего брата по отцу. Разве вы не убедились, что я доверху наполняю меру и что я - щедрейший из людей?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när han hade försett dem med (spannmål och) proviant för återfärden, sade han: ʺTag med er (på er nästa resa) er halvbroder på er faders sida (som jag vill träffa)! Har jag inte vägt upp (åt er) med fulla mått? Har jag inte visat stor gästfrihet?