(Derken) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf'u tanımıyorlardı.

وَجَاءَ اِخْوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُوا عَلَيْهِ فَعَرَفَهُمْ وَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ

ve cā'e iḣvetu yūsufe fe deḣalū ǎleyhi fe ǎrafehum ve hum lehu munkirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَاءَve cā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve geldiler
2اِخْوَةُiḣvetuا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşleri
3يُوسُفَyūsufeيوسفYusuf'un
4فَدَخَلُواfe deḣalūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirdiler
5عَلَيْهِǎleyhionun yanına
6فَعَرَفَهُمْfe ǎrafehumع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıo onları tanıdı
7وَهُمْve humfakat onlar
8لَهُlehuonu
9مُنْكِرُونَmunkirūneن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamaktanımıyorlardı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yûsuf'un kardeşleri gelip hûzuruna girdiler; Yûsuf, onları tanıdı, fakat onlar, Yûsuf'u tanıyamadılar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yûsufʼun kardeşleri gelip hûzuruna girdiler; Yûsuf, onları tanıdı, fakat onlar, Yûsufʼu tanıyamadılar.

Adem Uğur

Yusufun kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onları tanıdı, onlar onu tanımıyorlardı.

Ahmed Hulusi

(Nihayet) Yusuf'un kardeşleri geldi. . . Onun yanına girdiler. . . Onlar Yusuf'u tanımadıkları halde Yusuf, onları tanıdı.

Ahmet Tekin

Bir gün, Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler. Onun huzuruna girdiler. Yûsuf onları görür görmez tanıdı. Oysa onlar, Yûsuf’u tanıyamamışlardı.

Ahmet Varol

Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Onlar onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı.

Ali Bulaç

(Kuraklık başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı.

Ali Fikri Yavuz

Bir de Yûsuf’un kardeşleri gelip karşısına çıktılar. Yûsuf hemen onları tanıdı. Halbuki, onlar Yûsuf’u tanımıyorlardı. (Zahire almak için Mısır’a gelmişlerdi).

Ali Rıza Safa

Ve Yusuf'un kardeşleri geldiler; Onun yanına girdiler. Onları, hemen tanıdı; oysa onlar, Onu tanımadılar.

Bayraktar Bayraklı

Yusuf'un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler. Yusuf onları tanıdı, ama onlar onu tanımıyorlardı.

Bekir Sadak

Yusuf'un kardesleri gelip yanina girdiler. Kendisini tanimadiklari halde o onlari tanidi.

Celal Yıldırım

Yûsuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler; Yûsuf onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf’un kardeşleri (tahıl almak üzere) gelip huzuruna girdiler. Kardeşleri onu tanımadıkları halde Yûsuf onları tanımıştı.

Diyanet İşleri

(Derken) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf'u tanımıyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Kendisini tanımadıkları halde o onları tanıdı.

Diyanet Vakfi

Yusuf'un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onları tanıdı, onlar onu tanımıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Bir gün) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve onun yanına girdiler. O, onları görür görmez tanıdı, oysa onlar onu tanıyamamışlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birden Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler; gelip yanına girdiler; hemen onları tanıdı, onlar ise onu tanımıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Yusüfün biraderleri çıkageldiler, geldiler yanına girdiler, derhal onları tanıdı, onlar ise onu tanımıyorlardı

Erhan Aktaş

Nihayet Yusuf'un kardeşleri geldi ve onun huzuruna çıktılar. Yusuf onları hemen tanıdı. Ama onlar onu tanıyamadılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet Yusuf'un kardeşleri geldi ve onun huzuruna çıktılar. Yusuf onları hemen tanıdı. Ama onlar onu tanıyamadılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet Yusuf'un kardeşleri geldi ve onun huzuruna çıktılar. Yusuf onları hemen tanıdı. Ama onlar onu tanıyamadılar.

Fizilal-il Kuran

Bir gün Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Yusuf onları hemen tanıdı, fakat onlar onu tanımamışlardı.

Gültekin Onan

(Kuraklık başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, o onları hemen tanıdı; fakat onlar onu tanımadılar (münkirun).

Hamdi Döndüren

(Bir süre sonra) Yusuf’un kardeşleri (Mısır’a) gelip, onun huzuruna çıktılar. Onlar Yusuf’u tanımadıkları halde, Yusuf onları tanımıştı.

Hasan Basri Çantay

Yuusufun kardeşleri gelib onun huzuruna girdiler. (Yuusuf) onları tanıdı, onlar ise kendisini tanımıyorlardı.

Hasib Asutay

(Yıllar sonra) Yusuf'un kardeşleri geldiler onun yanına girdiler. (Yusuf) onları hemen tanıdı. Onlar ise onu tanımıyorlardı.

Hayrat Neşriyat

Derken, (o kıtlık yıllarında) Yûsuf’un kardeşleri de gelip onun huzûruna girdiler;(Yûsuf) derhâl onları tanıdı; hâlbuki onlar onu (o mevki'de) tanıyabilecek kimseler değillerdi.

İbni Kesir

Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Onları tanıdı, ama onlar kendisini tanımıyorlardı.

Mehmet Okuyan

Yusuf’un kardeşleri gelip huzuruna girmişlerdi. (Yusuf) onları tanımış, onlar ise onu tanımamışlardı.

Muhammed Esed

(Yıllar sonra) Yusuf'un kardeşleri (Mısır'a) geldiler ve o'nun huzuruna çıktılar; o hemen tanıdı onları; ama berikiler o'nu tanımadılar.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet Yusuf'un kardeşleri (tahıl yardımından pay almak için Mısır'a) geldiler ve onun huzuruna çıktılar. O onları derhal tanıdı, fakat onlar onu tanıyamadılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Yusuf'un kardeşleri geldi, hemen O'nun huzuruna girdiler. Derhal onları tanıdı. Onlar ise O'nu inkar ediciler idiler.

Ömer Öngüt

Yusuf'un kardeşleri geldiler, onun huzuruna girdiler. O onları tanıdı, fakat onlar onu tanıyamadılar.

Suat Yıldırım

Gün geldi, Yusuf’un kardeşleri Mısır’a gelip onun huzuruna çıktılar. O onları tanıdı, ama öbürleri onu tanıyamadılar.

Süleyman Ateş

Yusuf'un kardeşleri geldiler, onun yanına girdiler, o onları tanıdı; fakat onlar onu tanımıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

(Sonra bir gün) Yusuf'un kardeşleri geldi ve onun huzuruna çıktılar. Yusuf onları hemen tanıdı; ama onlar Yusuf'u tanımıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf'un kardeşleri gelmişti, huzuruna çıktılar. Yusuf onları tanıdı ama onlar onu tanıyamıyorlardı.

Şaban Piriş

Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Onu tanımadılar; Yusuf, onları tanıdı.

Tefhim-ul Kuran

(Kuraklık başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onlar onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı.

Ümit Şimşek

Derken Yusuf'un kardeşleri geldiler. Yanına girdiklerinde Yusuf onları hemen tanıdı; onlar ise kendisini tanımamıştı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler; Yusuf'un yanına girdiler, o onları tanıdı. Ama onlar onu tanıyamıyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yusufun qardaşları Misirə gəlib onun yanına daxil oldular. Yusuf onları tanıdı, onlar isə onu tanımadılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Misirə ərzaq üçün yollanan) Yusifin qardaşları gəlib onun hüzuruna daxil oldular. Onlar (Yusifi) tanımadıqları halda, (Yusif) onları dərhal tanıdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und die Brüder Josephs kamen und traten zu ihm. Er erkannte sie, sie ihn aber nicht.

Almanca — Der Edle Quran

Und da kamen Yusufs Brüder und traten bei ihm ein. Er erkannte sie, während sie ihn nicht erkannten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und es kamen die Brüder Yusufs und traten zu ihm ein; er erkannte sie, sie aber erkannten ihn nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann kamen die Brüder von Yusuf und traten zu ihm ein. Er erkannte sie, während sie jedoch ihn nicht erkannten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They went to the man in charge of the granaries -Yusuf- who knew them while they failed to recognize him.

Abdul Haleem

Joseph’s brothers came and presented themselves before him. He recognized them- though they did not recognize him-

Abdullah Yusuf Ali

Then came Joseph's brethren: they entered his presence, and he knew them, but they knew him not.

Abul A'la Maududi

And Joseph's brothers came to Egypt and presented themselves before him. He recognized them, but they did not know him.

Aisha Bewley

The brothers of Yusuf came into his presence and he knew them but they did not know him.

Al-Hilali & Khan

And Yûsuf’s (Joseph) brethren came and they entered unto him, and he recognized them, but they recognized him not.

Ali Quli Qarai

[After some years] the brothers of Joseph came and entered his presence. He recognized them, but they did not recognize him.

Amatul Rahman Omar

And (in the years of famine) Joseph's brothers came (from Kin`ân to Egypt) and they presented themselves to him. But though he knew them they recognized him not.

Arthur John Arberry

And the brethren of Joseph came, and entered unto him, and he knew them, but they knew him not.

Bijan Moeinian

Joseph’s brothers (like the other people who were caught by the draught) came to Joseph (asking for food for their tribe. ) He recognized them but they did not.

E. Henry Palmer

And his brethren came to Joseph, and they entered in unto him and he knew them, but they recognised not him.

Edip-Layth

Joseph's brothers came and entered upon him, and he recognized them, but they did not recognize him.

George Sale

Moreover Joseph's brethren came, and went in unto him; and he knew them, but they knew not him.

Hamid S. Aziz

Surely the reward of the Hereafter is better for those who believe and fears (ward off evil or are constant in righteousness).

Mahmoud Ghali

And Yûsuf's brothers came. Then they entered to him, and so he recognized them, and they were denying him. (Or: not knowing him)

Marmaduke Pickthall

And Joseph's brethren came and presented themselves before him, and he knew them but they knew him not.

Mohamed Ahmed - Samira

The brothers of Joseph came (to Egypt) and visited him. He recognised them, though they did not recognise him.

Muhammad Asad

AND [after some years, ] Joseph's brothers came [to Egypt] and presented themselves before him: and he knew them [at once], whereas they did not recognize him.

Mustafa Khattab

And Joseph’s brothers came and entered his presence. He recognized them but they were unaware of who he really was.

Progressive Muslims

And Joseph's brothers came and entered upon him, and he recognized them, but they did not recognize him.

Sahih International

And the brothers of Joseph came [seeking food], and they entered upon him; and he recognized them, but he was to them unknown.

Sam Gerrans

And the brothers of Joseph came, and entered upon him; and he knew them, but he was to them unknown.

Shabbir Ahmed

(And after some years) Joseph's brothers came and presented themselves before him. Joseph recognized them, but they did not. (They came from Canaan to buy grain as places around Egypt started suffering the drought).

Syed Vickar Ahamed

And Yusuf (Joseph)’s brothers came: They entered his presence, and he knew them but they did not know him.

Taqi Usmani

And came the brothers of Yūsuf and appeared before him. He recognized them, while they did not recognize him.

The Monotheist Group

Andthe brothers of Joseph came and entered upon him, and he recognized them, but they did not recognize him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et les frères de Joseph vinrent et entrèrent auprès de lui. Il les reconnut, mais eux ne le reconnurent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birayên Yûsuf hatin û çûne balê, vêca wî ew nas kirin. Lê belê wan ew nas nedikir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de broers van Joesoef kwamen en gingen bij hem binnen en hij herkende hen, maar zij herkenden hem niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Vervolgens kwamen Jozefs broederen en wendden zich tot hem, en hij herkende hen, doch zij herkenden hem niet.

Hollandaca — Siregar

En de broeders van Yôesoef kwamen en zij traden bij hem binnen. Toen herkende hij hen, terwijl zij hem niet herkenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пришли [[Из-за засухи в соседних с Египтом странах начался голод. Люди отправлялись в Египет, зная о том, что там имеются запасы продовольствия. Туда же отправил Йакуб своих сыновей за продовольствием, но оставил при себе родного брата Йусуфа Биньямина, не желая расставаться с ним. Когда братья прибыли в Египет, то сразу же отправились к министру [Йусуфу].]] братья Йусуфа и вошли к нему, и он [Йусуф] узнал их, а они его не узнали [[После того, как правитель Египта возложил на Йусуфа дела страны, люди почувствовали мягкое к ним отношение со стороны Йусуфа. Йусуф непрестанно призывал людей к тому, чтобы они признали Аллаха и приняли Его Слово. Многие люди уверовали в Аллаха и полюбили Его пророка. После того, как началась засуха, она достигла и страны Ханаан. Пророк Йакуб отправил своих сыновей за продовольствием. Весть о справедливости и доброте Йусуфа распространилась далеко за пределами Египта. Йакуб сказал сыновьям: «О, сыны мои! До меня дошла весть о том, что правитель Египта праведный человек. Идите к нему, передайте ему от меня пожелание мира и познакомьтесь с ним». И они поехали к нему и пришли к нему. Он узнал их, а они его не узнали. Он спросил их: «Откуда вы прибыли?» Они ответили: «Из земли Ханаана. Наш отец – старый человек и его зовут Йакуб. Он передал вам пожелание мира». Услышав это, Йусуф заплакал. Йусуф сказал: «А может быть вы являетесь разведчиками и высматриваете незащищенные места нашей страны». Братья сказали: «Нет, клянемся Аллахом, нет. Мы в действительности прибыли из Ханаана и мы сейчас находимся в затруднительном положении. Наш отец повелел нам приехать к вам, так как до него дошла весть о вас, как о хорошем человеке». Йусуф спросил их: «А сколько вас детей?» Они ответили: «Одиннадцать, а раньше было двенадцать, но одного брата съел волк». Он сказал им: «Чтобы убедиться в вашей правдивости привезите того брата, который остался дома». (От ибн Аббаса, тафсир «Заад аль-масиир»)]].

Rusça — Osmanov

И [вот однажды] братья Йусуфа прибыли [в Египет] и пришли к нему. Он узнал их, а они его не узнали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(EN DAG efter många år) kom Josefs bröder (till Egypten) och de fick företräde hos honom. Han kände (genast) igen dem, men för dem var han en främling.