(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

فَلَمَّا جَاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ مَنْضُودٍ مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِمِينَ بِبَعِيدٍ

fe lemmā cā'e emrunā ceǎlnā ǎāliyehā sāfilehā ve emTarnā ǎleyhā Hicāraten min siccīlin menDūdin / musevvemeten ǐnde rabbike ve mā hiye mine Z-Zālimīne bi beǐydin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
3اَمْرُنَاemrunāا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrimiz
4جَعَلْنَاceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakçevirdik
5عَالِيَهَاǎāliyehāع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmaküstünü
6سَافِلَهَاsāfilehāس ف لAlçak olmak, aşağı olmak, aşağıya inmek, aşağıda bulunmak, düşmek, alçalmak, bayağılaşmakaltına
7وَاَمْطَرْنَاve emTarnāم ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti.ve yağdırdık
8عَلَيْهَاǎleyhāüzerine
9حِجَارَةًHicāratenح ج رMahrum bırakmak, sertleştirmek, gizlemek, direnmek, yasaklamak, engellemek, önlemek, (bir yere) erişimi yasaklamak. Bir kişi veya şeyden alıkoymak/engellemek/men etmek/esirgemek/kısıtlamak, yasaklamak/yasak koymak/ketlemek/yasaklamak, bir şeyin sınırını çizmek veya kapamak, deve veya hayvanın gözü etrafına yanık bir işaret koymak, kuşatmak, bir şeyi bir kişi için yasak veya izin verilmez kılmak, cesaret bulmak veya cesaretlendirilmek, boğazını keserek kesmek. hajar - bir kaya/taş veya kaya kütlesi.taşlar
10مِنْmin
11سِجِّيلٍsiccīlinس ج لKaydetmek, yazmak, tescil etmek, sicile geçirmek, not almak, deftere yazmak, rapor tutmak, belgelemek, teybe almakbalçıktan pişirilmiş
12مَنْضُودٍmenDūdinن ض دÜst üste yığmak, düzenli bir şekilde sıralamak.birbirini izleyen
1مُسَوَّمَةًmusevvemetenس و مPazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmekişaretlenmiş (taşlar)
2عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katından
3رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
4وَمَاve māve değildir
5هِيَhiyebunlar
6مِنَmine-den
7الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler-
8بِبَعِيدٍbi beǐydinب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak

Tüm mealler

Meal seçin (77 / 77 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sanki damgalanmıştı Rabbinin indinde de azâp için hazırlanmıştı o taşlar ve onlar, şimdi de zâlimlerden uzak değil.

Adem Uğur

(O taşlar:) Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zalimlerden uzak değildir.

Ahmed Hulusi

Rabbinin indinde işaretlenmiş (taşlar). . . Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Ahmet Tekin

Bu taşlar Rabbin katında damgalanmıştır. Atılan taşların hiçbiri baskı, zulüm ve işkence yapan, ahlâken çürümüş olan zâlimlerin uzağına düşmemiş, boşa gitmemiştir, tepelerinden de eksik olmayacaktır.

Ahmet Varol

Rabbin katından işaretlenmiş (taşlar). Bunlar, zalimlerden uzak değildir. [10]

Ali Bulaç

Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Ali Fikri Yavuz

Ki onlar, Rabbinin katında (hükmünde) azab için damgalanmışlardı. Bu taşlar, senin ümmetinin zalimlerinden de uzak değildir. (Onların da başına yağar.)

Ali Rıza Safa

Efendinin katında hazırlanmıştı. Bunlar, haksızlık yapanlardan uzak değildir.

Bayraktar Bayraklı

O taşlar Rabbin katında işaretlenerek yağdırılmıştır. Onlar zalimlerden uzak değildir.

Bekir Sadak

(82-83) Buyrugumuz gelince oralarin altini ustune getirdik; uzerine Rabbinin katindan, isaretli olarak yigin yigin sert tas yagdirdik. Bunlar zalimlerden hicbir zaman uzak olmayacaktir.*

Celal Yıldırım

Buyruğumuz gelince (ülkenin) üstünü altına getirdik; birbiri üzerine konulmuş pişmiş balçık (gibi) taşlar yağdırdık ki bu taşlar Allah yanında belirlenmişti ve zâlimlerden de asla uzak değildi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(82-83) Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde, rabbin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Böyle cezalar zalimlerin başından hiç eksik olmaz.

Diyanet İşleri

(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Diyanet İşleri (eski)

(82-83) Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

Diyanet Vakfi

(O taşlar:) Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zalimlerden uzak değildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbin katında damgalanmıştı ve bunlar zalimlerden uzak değildir!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki rabbının ındinde damgalanmışlar, ve bunlar zalimlerden baid değildir

Erhan Aktaş

Bu taşlar, Rabb'inin katında işaretlenmiştir. Bunlar, zalimlerden uzak değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu taşlar, Rabb'inin katında işaretlenmiştir. Bunlar, zalimlerden uzak değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu taşlar, Rabb'inin katında işaretlenmiştir. Bunlar, zalimlerden uzak değildir.

Fizilal-il Kuran

Bunlar Rabbinin katında dökülüp damgalanmış taşlardı. Bu tür bir azap, zalimlerin uzağında değildir.

Gültekin Onan

Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Hamdi Döndüren

Rabbinin huzurunda işaretlenmiş (taşlar). Bu durum, zâlimlerden uzak değildir!

Hasan Basri Çantay

(82-83) Vaktaki (azab) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.

Hasib Asutay

Rabbinin katında işaretlenmiş olarak (23) (O taşlar), zalimlerden (24) uzak değildir. (23. Her taşın kime isabet edeceği üzerine yazılmıştı.) (24. Mekke müşriklerinden.)

Hayrat Neşriyat

(Ki bu taşlar) Rabbinin katında (her taşın kime isâbet edeceği dahi belli olarak)damgalanmıştır. Hem o (taşlar), zâlimlerden uzak değildir!

İbni Kesir

Ki bu taşlar, Rabbının katında işaretlenmiştir. Bunlar zalimlerden hiç bir zaman uzak olmayacaktır.

Mehmet Okuyan

(Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.

Muhammed Esed

O taşlar ki, (günaha gömülüp gitmiş böyle toplumları tepelemek için) Rabbinin katında hazırlanmış, işaretlenmiştir. O taşlar ki, zalimlerin başından hiç eksik olmaz!

Mustafa İslamoğlu

Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş (taşlar)... O taşlar ki, zalimlerin başlarından hiç de uzak değildi.

Ömer Nasuhi Bilmen

(O taşlar) Rabbin indinde nişanlanmış idi, ve o, zalimlerden uzak değildir.

Ömer Öngüt

Rabbinin katında damgalanmış taşlar. Bu felâket taşları zâlimlerden uzak değildir.

Suat Yıldırım

(82-83) Azap emrimiz gelince o ülkenin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin nezdinde damgalanmış taşlar yağdırdık. Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir.

Süleyman Ateş

Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlar). O, zalimlerden uzak değildir.

Süleymaniye Vakfı

Rabbinin katında işaretlenmiş taşları yağdırdık. Orası, yanlış yapan bu kimselerden (Mekke halkından) uzak değildir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinin katında belirlenmiş taşları yığdık. Onlar (Lut kavminin yaşadığı yer), yanlış yapan bu kimselerden (Mekke'den) uzak değildir.

Şaban Piriş

(82-83) Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.

Tefhim-ul Kuran

Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Ümit Şimşek

O taşlar Rabbinin katında işaretlenmişti. Böyle bir azap zalimlerden hiçbir zaman uzak değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbin katında damgalanmış taşlar. Zalimlerden çok uzak değildir bu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O daşlara Rəbbinin yanında işarə qoyulmuşdur. Onlar zalımlardan da uzaq deyildir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara Rəbbinin dərgahında əlamət qoyulmuş (hər daş kimə dəyəcəkdisə, üstünə adı yazılmışdı). (Ya Rəsulum!) O (daşlar sənin ümmətin içərisində olan) zalımlardan də uzaq deyildir! (Əgər şirkdən və küfrdən tövbə edib əl çəkməsələr, onların da başına yağar).

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Die Steine waren von Gott gekennzeichnet und auf sie gerichtet. Sie gehen an den Ungerechten nicht vorbei.

Almanca — Der Edle Quran

bei deinem Herrn gekennzeichnete (Steine). Und sie liegt den Ungerechten nicht fern.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A punishment especially prepared in heaven's realm and it is not far from the wrongful of actions whom it marks for its own.

Abdul Haleem

marked from your Lord. It is not far from the evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

Marked as from thy Lord: Nor are they ever far from those who do wrong!

Abul A'la Maududi

marked from your Lord. Nor is the punishment far off from the wrong-doers.

Aisha Bewley

piled on top of one another in layers, each one earmarked by your Lord. And they are never far from the wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

Marked from your Lord; and they are not ever far from the Zâlimûn (polytheists, evil-doers).

Ali Quli Qarai

marked with your Lord [for the profligate], never far from the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

Ear-marked (for them) by (the decree of) your Lord. And this (sort of punishment) is not far from the unjust people (of the opponents of the Prophet).

Arthur John Arberry

marked with thy Lord, and never far from the evildoers.

Bijan Moeinian

Each stone was already destined to hit a given person. May the disbelievers [listen to this story and] realize that they [are not immune and that they] may be soon subjected to such a punishment.

E. Henry Palmer

marked, from thy Lord, and these are not so far from the unjust!

Edip-Layth

Marked from your Lord, and they are never far from the wicked.

George Sale

and being marked, from thy Lord; and they are not far distant from those who act unjustly.

Hamid S. Aziz

And when Our commandment came, We overthrew (their town), making their high parts into low parts (turned them upside down). And We rained down upon them stones and baked clay one after another,

Mahmoud Ghali

Marked from the Providence of your Lord, and in no way is it far from the unjust (ones).

Marmaduke Pickthall

Marked with fire in the providence of thy Lord (for the destruction of the wicked). And they are never far from the wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

Impressed with (the signs) of your Lord. And such (punishment) is not far for the (other) transgressers.

Muhammad Asad

marked out in thy Sustainer's sight [for the punishment of such as are lost in sin]. And these [blows of God-willed doom] are never far from evildoers

Mustafa Khattab

marked by your Lord ˹O Prophet˺. And these stones are not far from the ˹pagan˺ wrongdoers!

Progressive Muslims

Marked from your Lord, and they are never far from the wicked.

Sahih International

Marked from your Lord. And Allah 's punishment is not from the wrongdoers [very] far.

Sam Gerrans

Marked in the sight of thy Lord. And it is not far from the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

The stones were marked arrows from your Lord. His Requital is never far from those who displace the right conduct with wrong.

Syed Vickar Ahamed

As if marked from your Lord, they (the stones and their cities) are not at all far apart: From those who do wrong!

Taqi Usmani

marked from your Lord. And it is not far from the transgressors.

The Monotheist Group

Marked from your Lord, and they are never far from the wicked.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ew kevir) ji cem Xwedayê te ve nîşankirî bûn û ew ji sitemkaran ne dûr in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die bij jouw Heer gemerkt zijn en die niet ver van de onrechtplegers weg zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij waren door uwen Heer gemerkt; en zij zijn niet ver verwijderd van hen die onrechtvaardig handelen.

Hollandaca — Siregar

Gekenmerkt bij jouw Heer. En deze (bestraffing) is voor de onrechtplegers niet ver.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(и которые были) помеченными у твоего Господа [это были не обычные камни]. И они [такие же камни] не далеки от беззаконников [от неверующих] (которые не признают посланником тебя, о Мухаммад)!

Rusça — Osmanov

меченные по воле Господа твоего. И такой [карающий ливень] в скором времени постигнет и [мекканских] нечестивцев.