Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَاَنْ لَمْ يَلْبَثُوا اِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ قَدْ خَسِرَ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِلِقَاءِ اللّٰهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ

ve yevme yeHşuruhum ke en lem yelbeṧū illā sāǎten mine n-nehāri yeteǎārafūne beynehum ḳad ḣasira (e)lleƶīne keƶƶebū bi liḳā'i (a)llahi ve mā kānū muhtedīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَوْمَve yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gün
2يَحْشُرُهُمْyeHşuruhumح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).onları toplayacağımız
3كَاَنْke ensanki gibi
4لَمْlem
5يَلْبَثُواyelbeṧūل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.kalmamışlar
6اِلَّاillābile
7سَاعَةًsāǎtenس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmakbir anı kadar
8مِنَmine-den
9النَّهَارِn-nehāriن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)gündüz-
10يَتَعَارَفُونَyeteǎārafūneع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıtanışırlar
11بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinkendi aralarında
12قَدْḳadmuhakkak
13خَسِرَḣasiraخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.zarara uğramışlardır
14الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
15كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan(lar)
16بِلِقَاءِbi liḳā'iل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.kavuşmayı
17اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
18وَمَاve māve
19كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
20مُهْتَدِينَmuhtedīneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yola girmeyenler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O gün onları tapısında öyle bir toplar ki kendilerini, dünyâda sanki bir günün bir saati kadar eğlenmişler sanırlar. Aralarında tanışırlar, birbirlerini tanırlar. Allah'a kavuşacaklarını inkâr edenler, şüphe yok ki zarara uğrarlar ve doğru yolu da bulamazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

O gün onları tapısında öyle bir toplar ki kendilerini, dünyâda sanki bir günün bir saati kadar eğlenmişler sanırlar. Aralarında tanışırlar, birbirlerini tanırlar. Allahʼa kavuşacaklarını inkâr edenler, şüphe yok ki zarara uğrarlar ve doğru yolu da bulamazlar.

Adem Uğur

Allah'ın onları, sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacağı gün aralarında birbirleriyle tanışırlar. Allah'ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Zira onlar doğru yola gitmemişlerdi.

Ahmed Hulusi

Onları haşredeceği süreçte, sanki (dünya yaşamında) günün bir saatinden fazla yaşamayıp bu arada tanışmışlarcasınadır. . . Allah'a likayı (hakikatleri olan Esma'nın farkındalığına ermeyi) yalanlamış olanlar, gerçekten hüsrana uğramıştır. . . (Onlar) hidayete elverişli değillerdi.

Ahmet Tekin

Allah’ın onları mahşerde toplayacağı gün, sıkıntının şiddetinden, sanki gündüzün bir kısmında, birbirleriyle tanışacak kadar bir süre dünyada birlikte yaşadıklarını hatırlarlar. Allah’ın huzurunda hesaba çekilmeyi ve cezayı yalanlayanlar hüsrana uğramışlardır. Doğru yola girmeye istekli de değillerdi.

Ahmet Varol

Onları bir araya toplayacağımız gün dünyada sanki gündüzün bir anı kadar bile kalmadıklarını sanarak kendi aralarında tanışırlar. [2]Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlamış ve doğru yola girmemiş olanlar zarara uğramışlardır.

Ali Bulaç

Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi.

Ali Fikri Yavuz

Sanki (dünyada ve kabirlerinde) gündüzün bir saatinden başka durmamışlar gibi, Allah hepsini mahşere sevkedeceği gün, aralarında tanışacaklardır. Allah’ın huzuruna çıkacaklarını inkâr edip de hidayet yolunu tutmamış olanlar, muhakkak en büyük ziyana uğramışlardır.

Ali Rıza Safa

Ve onları topladığımız gün, günün bir saati; ancak birbirleriyle tanışacak denli kalmış gibilerdir. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar yitime uğramışlardır; doğru yola da erişemezler.

Bayraktar Bayraklı

Onları huzuruna toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler;birbirleriyle tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmayanlar, hüsrana uğramışlardır.

Bekir Sadak

Onlari toplayacagi kiyamet gunu, sanki gunduz, birbirleriyle sadece tanisacaklari bir saat kadar kalmis gibidirler. Allah'in karsisina cikmayi yalan sayanlar kaybetmislerdir.

Celal Yıldırım

Onları diriltip biraraya getirerek toplayacağı gün, gündüzden ancak bir saat (ân) kadar eğleşmiş gibidirler; kendi aralarında birbirlerini (rahatlıkla) tanırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar cidden zarara uğramışlardır. (Zaten onlar) doğru yolu da (hiçbir zaman) tutmuş değillerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah onları mahşerde topladığı vakit, sanki (dünyada) sadece günün bir saatinde, aralarında tanışacak kadar kısa bir süre kaldıklarını sanacaklardır. (İşte o vakit) Allah’ın huzuruna çıkarılacakları uyarısını asılsız sayanlar ve doğru yolda yaşamamış olanlar hüsrana uğramış olacaklar.

Diyanet İşleri

Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

Diyanet İşleri (eski)

Onları toplayacağı kıyamet günü, sanki gündüz, birbirleriyle sadece tanışacakları bir saat kadar kalmış gibidirler. Allah'ın karşısına çıkmayı yalan sayanlar kaybetmişlerdir.

Diyanet Vakfi

Allah’ın onları, sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacağı gün aralarında birbirleriyle tanışırlar. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Zira onlar doğru yola gitmemişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah'ın onları haşredip toplayacağı günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalmışlar da aralarında tanışmışlar gibi olacak. Allah'ın huzuruna çıkacaklarına inanmamış ve doğru yolu tutmamış olanlar hiç şüphesiz en büyük ziyana uğramış olacaklar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sanki gündüzün bir saatinden fazla kalmamışlar gibi hepsini mahşere sevkedeceği gün aralarında tanışacaklar! Allah'ın huzuruna çıkacaklarını yalanlayıp da doğru yolu tutmamış olanlar şüphesiz zarara uğramış olacaklar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sanki gündüzün bir saatinden başka durmamışlar gibi hepsini mahşere sevkedeceği gün beyinlerinde tanışacaklar, Allahın karşısına çıkacaklarını tekzib edib de doğru yolu tutmamış olanlar hakıkat husrana düşmüş bulunacaklar

Erhan Aktaş

Onları toplayacağımız gün; dünyada, ancak birbirleri ile tanışabilecekleri kadar kısa olan, gündüzün bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp, doğru yola yönelmemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları toplayacağımız gün; dünyada, ancak birbirleri ile tanışabilecekleri kadar kısa olan, gündüzün bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp, doğru yola yönelmemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları toplayacağımız gün; dünyada, ancak birbirleri ile tanışabilecekleri kadar kısa olan, gündüzün bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp, doğru yola yönelmemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.

Fizilal-il Kuran

Allah insanları biraraya topladığı gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kalmışlar ve bu süreyi birbirleri ile tanışmak için harcamışlar gibidirler. Allah ile karşılaşacaklarını yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır, onlar doğru yolu bulamamışlardır.

Gültekin Onan

Gündüzün bir satinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Tanrı'ya kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi.

Hamdi Döndüren

Allah’ın onları bir araya toplayacağı gün, sanki onlar sadece gündüzün, görüşüp tanıştıkları bir saati kadar dünyada kaldıklarını sanırlar. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayıp, doğru yolu tutmamış olanlar, en büyük ziyana uğramışlardır.

Hasan Basri Çantay

O gün (kıyamet günü, Allah) hepsini bir araya toplayacak. Sanki onlar gündüzün bir saatinden başka (bir müddet) eğlenmemişlerdir. Birbirini tanıyacaklardır. Allahın karşılarına çıkacaklarını yalan sayıb da doğru yolu tutmamış bulunanlar muhakkak en büyük zarara uğramışdır.

Hasib Asutay

(Allah'ın) onları, sanki günün bir saatinden başka (20) kalmamışlar gibi yeniden diriltip toplayacağı gün, aralarında birbiriyle tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır ve onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi. (20. Dünyada veya kabirde.)

Hayrat Neşriyat

(Allah’ın) onları (mahşerde) toplayacağı gün, sanki (onlar dünyada) gündüzün bir saatinden başka kalmamış gibidirler; aralarında birbirlerini tanıyacaklardır. Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar muhakkak hüsrâna uğramış ve hidâyete eren kimselerden olmamışlardır.

İbni Kesir

O gün, onları sanki dünyada gündüzün sadece bir saat kalmışlar gibi toplayınca; birbirlerini tanırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramışlardır. Zaten onlar, hidayete ermişler de değillerdi.

Mehmet Okuyan

(Allah) o gün onları, (dünyada) sanki günün ancak aralarında birbirleriyle tanışabilecekleri bir saati kadar kalmış gibi toplayacaktır. Allah ile karşılaşmayı yalanlayıp doğru yola gelmemiş olanlar elbette zarara uğramışlardır.

Muhammed Esed

Ve o Gün Allah onları (huzuruna) topladığı zaman (onlara öyle gelecek ki yeryüzünde) sanki sadece tanışmalarına yetecek kadar (kısa bir süre), sadece gündüzün bir saati kadar kalmışlar; (vaktiyle) Allah'ın huzuruna çıkarılacakları uyarısını yalanlayan ve (bu yüzden) doğru yolu tutmaktan geri duranlar (o Gün) bütün bütün yanılmış, kaybetmiş olacaklar.

Mustafa İslamoğlu

Ve o Gün gelip de Allah onları bir araya topladığı zaman, onlara (dünyada) sanki birbirleriyle tanışmalarına yetecek kadar, yalnızca gündüzün bir saatinde kalmışlar (gibi gelecek); doğrusu, Allah'ın huzuruna çıkarılacakları gerçeğine yalan gözüyle bakan ve doğru yola yönelmemekte ısrarcı davranan kimseler (o gün) hepten kaybetmiş olacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

O gün ki onları (mahşere) toplayacaktır. Sanki (dünyada) gündüzün bir saat kadar kalmış gibi olacaklardır. Birbirlerini tanıyacaklardır. Allah Teâlâ'ya çıkacaklarını yalan sayanlar, muhakkak ki hüsrâna uğramışlardır. Ve doğru yola ermiş olmamışlardır.

Ömer Öngüt

Onları diriltip bir araya getirerek toplayacağı gün, sanki dünyada gündüz bir saat kalmış gibi olurlar. Kendi aralarında birbirlerini tanırlar. Allah'ın karşısına çıkmayı yalanlayanlar en büyük ziyana uğramışlardır. Zaten onlar doğru yolu bulamamışlardı.

Suat Yıldırım

Kıyamet günü Allah hepsini bir araya toplayacak. Dünyada, gündüzün ancak bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. O şekilde ki sadece birbirlerini görünce tanıyacakları kadar yaşadıklarını sanacaklar. Allah’a kavuşmayı yalan sayıp da doğru yolu tutmamış olanlar, en büyük kayba uğramışlardır.

Süleyman Ateş

Onları bir araya toplayacağı gün, sanki onlar sadece gündüzün, görüşüp, tanıştıkları bir sa'ati kadar dünyada kalmış olurlar. Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayıp, yola gelmemiş olanlar, en büyük ziyana uğramışlardır.

Süleymaniye Vakfı

Onları bir araya toplayacağı gün sanki dünyada sadece, gündüz vakti tanışmayla geçen kısa bir süre kadar kalmış gibi olurlar. Allah'ın huzuruna varma konusunda yalana sarılanlar kaybetmişlerdir. Onlar yola gelmiş değillerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları bir araya toplayacağı gün sanki gündüzün, tanışmayla geçen bir saati dışında dünyada bulunmamış gibi olurlar. Allah ile karşılaşmayı yalan sayanlar kaybedeceklerdir. Onlar yola gelmiş değillerdir.

Şaban Piriş

Onları toplayacağı gün, sanki gündüz birbirleriyle tanışacakları bir zaman kadar kalmış gibidirler. Allah ile karşılaşmayı yalanlayıp doğru yolda olmayanlar kaybetmişlerdir.

Tefhim-ul Kuran

Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş de değildi.

Ümit Şimşek

Allah onları huzurunda topladığı gün, dünyada sanki gündüzün az bir vakti kadar kalmış gibidirler ve birbirlerini tanımaktadırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayıp da doğru yolu bulamayanlar ise hüsrana düşmüşlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları huzuruna toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler; aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmamış bulunanlar, hüsrana uğramışlardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah onları bir yerə toplayacağı gün, sanki dünyada və yaxud qəbirdə gündüzün ancaq bir saatını qalmışlar kimi, bir-birlərini tanıyacaqlar. Allahla qarşılaşacaqlarını yalan sayanlar mütləq ziyana uğrayacaqlar. Onlar doğru yola yönələn deyillər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah müşrikləri) gündüz bir saat belə (dünyada) olmamışlar kimi, bir yerə toplayacağı gün (qiyamət günü) onlar bir-birini tanıyacaqlar. Allahla qarşılaşacaqlarını yalan hesab edənlər, sözsüz ki, ziyana uğrayacaqlar. Onlar heç doğru yolda da deyildilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Am Jüngsten Tag wird Er sie versammeln, und es wird ihnen so vorkommen, als hätten sie auf Erden nur eine Stunde des Tages gelebt, in der sie einander erkannt haben. Verloren werden jene sein, die geleugnet haben, daß sie Uns im Jenseits begegnen werden. Rechtgeleitet waren sie nicht im geringsten.

Almanca — Der Edle Quran

Und an dem Tag, da Er sie versammeltʹ, wird (ihnen) sein, als ob sie nur eine Stunde vom Tag verweilt hätten, und sie erkennen einander wieder. Verloren sind dann diejenigen, die die Begegnung mit Allah für Lüge erklärten und nicht rechtgeleitet waren.

Almanca — M. A. Rassoul

Und an dem Tage, an dem Er sie (vor Sich) versammelt, (kommt es ihnen so vor,) als hätten sie (seit ihrem Tod) nur eine Stunde an einem Tage (im Grabe) verweilt. Sie werden einander erkennen. Verloren wahrlich haben jene, die die Begegnung mit Allah leugneten und nicht rechtgeleitet waren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und an dem Tag, an dem ER sie versammelt - als hätten sie (im Diesseits) nur eine Stunde des Tages verbracht, erkennen sie sich gegenseitig. Bereits verloren haben diejenigen, die die Begegnung mit ALLAH leugneten, und (sie) waren nicht rechtgeleitet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

On the Day He throngs them before Him for judgement, they shall bring back to the mind their life below appearing to them, then, as though it had lasted for no more than one hour of the time of daylight, and they shall recognize each other by the distinctive features, the appearance and the character. There and then shall the losers be those who denied Resurrection and the audience of Allah, who were misdirected in action and thought and had the wrong purpose and intention.

Abdul Haleem

On the Day He gathers them together, it will be as if they have stayed [in the world] no longer than a single hour, and they will recognize one another. Those who denied the meeting with God will be the losers, for they did not follow the right guidance.

Abdullah Yusuf Ali

One day He will gather them together: (It will be) as if they had tarried but an hour of a day: they will recognise each other: assuredly those will be lost who denied the meeting with Allah and refused to receive true guidance.

Abul A'la Maududi

(But today they are oblivious of everything except enjoyment of worldly life.) And on the Day when He will muster all men together, they will feel as though they had been in the world no more than an hour of the day to get acquainted with one another. (It will then become evident that) those who called the lie to meeting with Allah were utter losers and were not rightly-directed.

Aisha Bewley

On the day We gather them together – when it will seem if they had tarried no more than an hour of a single day – they will recognise one another. Those who denied the meeting with Allah will have lost. They were not guided.

Al-Hilali & Khan

And on the Day when He shall gather (resurrect) them together, (it will be) as if they had not stayed (in the life of this world and graves) but an hour of a day. They will recognise each other. Ruined indeed will be those who denied the Meeting with Allâh, and were not guided.

Ali Quli Qarai

On the day He will gather them [it will be] as if they had not remained [in the world] except for an hour of the day getting acquainted with one another. They are certainly losers who deny the encounter with Allah, and they are not guided.

Amatul Rahman Omar

And on the day when He shall gather them all together (they will feel) as if they had not lived (in this world) but for a fraction of a day. They will recognise (the repentance of) one another. Losers, indeed, were those who denied the (truth of the) meeting with Allâh and would not receive (true) guidance.

Arthur John Arberry

And the day He shall muster them, as if they had not tarried but an hour of the day, mutually recognizing one another; lost will be those who cried lies to the encounter with God, and were not guided.

Bijan Moeinian

The Day that people are raised, they will have the feeling that they lived on earth for only a few hours in order to become acquainted with each other. The disbelievers among them (who did not believe in their meeting with the Lord) will then realize how much of a looser they have been for not earning the guidance.

E. Henry Palmer

And on the day when we will gather them together it will be as though they had not tarried save an hour of the day, they shall know each other. Lost are those who called the meeting with God a lie, and were not guided!

Edip-Layth

The day We gather them, it will be as if they have slept for only a moment of a day. They will get to know one another. Losers are those who denied meeting God, and they were not guided.

George Sale

On a certain day He will gather them together, as though they had not tarried above an hour of a day: They shall know one another. Then shall they perish who have denied the meeting of God; and were not rightly directed.

Hamid S. Aziz

Verily, Allah wrongs not man in aught, but men do wrong themselves.

Mahmoud Ghali

And the Day He will muster them (it will be) as if they had not lingered except an hour of the daytime, getting (mutually) acquainted; already lost are the ones who cried lies to the meeting with Allah, and in no way are they rightly guided. !

Marmaduke Pickthall

And on the day when He shall gather them together, (when it will seem) as though they had tarried but an hour of the day, recognising one another, those will verily have perished who denied the meeting with Allah and were not guided.

Mohamed Ahmed - Samira

The day He will gather them together it will appear to them that they had lived (in the world) but an hour of a day to make each other's acquaintance. Verily those who deny the meeting with God will be lost, and not find the way.

Muhammad Asad

And on the Day when He shall gather them [unto Himself, it will seem to them] as if they had not tarried [on earth] longer than an hour of a day, knowing one another; [and] lost indeed will be they who [in their lifetime] considered it a lie that they were destined to meet God, and [thus] failed to find the right' way.

Mustafa Khattab

On the Day He will gather them, it will be as if they had not stayed ˹in the world˺ except for an hour of a day,[1] ˹as though they were only˺ getting to know one another. Lost indeed will be those who denied the meeting with Allah, and were not ˹rightly˺ guided!

Progressive Muslims

And the Day He gathers them, it will be as if they have slept for only an hour of a day. They will get to know one another. Losers are those who denied meeting God, and they were not guided.

Sahih International

And on the Day when He will gather them, [it will be] as if they had not remained [in the world] but an hour of the day, [and] they will know each other. Those will have lost who denied the meeting with Allah and were not guided

Sam Gerrans

And the day He gathers them will be as if they had tarried only an hour of the day: they will recognise one another; those will have lost who denied the meeting with God and were not guided.

Shabbir Ahmed

On the Day when He will gather them, they will think as if they lived in this world for one hour of the day. Others will think it was a day or a few days (20:103-104). They will recognize one another as they did yesterday. Lost are those who used to deny that they were destined to meet Allah, face His Law of Requital, and thus remained unguided.

Syed Vickar Ahamed

And on the Day, when He will gather them together: (It will be) as if they had not stayed except by an hour of a day: They will recognize each other: Surely, those will be lost who denied the meeting with Allah and refused to receive Guidance.

Taqi Usmani

The Day when He will gather them (in the next life,) they will feel as if they had not stayed (in the world) any longer than a fraction of a day. They will recognize each other. Losers, indeed, are those who deny that they will ever face Allah; they are not on the right path.

The Monotheist Group

And the Day He gathers them, it will be as if they had stayed but an hour of a day. They will get to know one another. Losers will be those who have denied meeting God, and they have not been guided.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et le jour où Il les rassemblera, ce sera comme sʹils nʹétaient restés (dans leur tombeau) quʹune heure du jour et ils se reconnaîtront mutuellement. Perdants seront alors ceux qui auront traité de mensonge la rencontre dʹAllah, et ils nʹauront pas été bien guidés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Roja Xwedê wan li hev kom dike, her wekî ew ji saeteke rojê pê ve li dinyayê nemabin hev nas dikin. Bêguman ew ên ku bi çûna ber destê Xwedê bawerî neanîne xesar kirine û ew rasterê nebûne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En op de dag dat Hij hen verzamelt, is het alsof het voor hen maar een uur van de dag geduurd heeft, terwijl zij elkaar herkennen. Zij die de ontmoeting met God loochenden zijn verloren; zij volgden het goede pad niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op zekeren dag zal hij hen allen verzamelen, als waren zij niet langer gebleven dan één uur van een dag; zij zullen elkander kennen. Dan zullen zij vergaan, die de ontmoeting met God hebben geloochend, en niet op den rechten weg werden geleid.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) de Dag waarop Hij hen bijeenbrengt, (dan is het voor hen) alsof zij niet langer (op aarde) hebben vertoefd dan één moment van de dag. Zij kennen elkaar (op die Dag). Voorzeker, zij die de ontmoeting met Allah loochenen, zullen verlies lijden en zij waren geen rechtgeleiden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И в тот день [в День Суда], (когда) Он [Аллах] соберет их [многобожников], (то они) как будто бы и не пробыли (в земной жизни) и одного часа, (и) они будут узнавать друг друга (как узнавали в земной жизни). Уже потерпели убыток те, которые посчитали за ложь встречу с Аллахом [не верили в День Суда], и не были они идущими (верным) путем!

Rusça — Osmanov

В тот день, когда Аллах соберет многобожников [и им будет казаться], что они не пробыли [в мире] и одного дневного часа, они узнают друг друга. Потерпят убыток те, которые отрицали, что предстанут перед Аллахом, ибо они не были на прямом пути.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Den dag Han skall samla dem åter, (kommer det att förefalla dem) som om deras (liv på jorden) inte hade varat mer än en timme av en dag; (och) de kommer att känna igen varandra. Förlorarna är de som ansåg att mötet med Gud var en lögn och som avvisade (Guds) vägledning.