ب ر ه ن (BRHN) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Kanıt/delil.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (8)

Bu kök Kur'an boyunca 8 kez, 3 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

بُرْهَانَكُمْ4 kez

Bakara 2:111بُرْهَانَكُمْburhānekumdelilinizi

وَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ اِلَّا مَنْ كَانَ هُودًا اَوْ نَصَارٰى تِلْكَ اَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

ve ḳālū len yedḣule l-cennete illā men kāne hūden ev neSārā tilke emāniyyuhum ḳul hātū burhānekum in kuntum Sādiḳīne

Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin."

Enbiya 21:24بُرْهَانَكُمْburhānekumdelilinizi

اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ اٰلِهَةً قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ هٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلِي بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ فَهُمْ مُعْرِضُونَ

emi tteḣaƶū min dūnihi āliheten ḳul hātū burhānekum hāƶā ƶikru men meǐye ve ƶikru men ḳablī bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne l-Haḳḳa fe hum muǎ'riDūne

Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."

Neml 27:64بُرْهَانَكُمْburhānekumdelilinizi

اَمَّنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

e mmen yebdeu l-ḣalḳa ṧumme yuǐyduhu ve men yerzuḳukum mine s-semāi ve l-erDi e ilāhun meǎ (a)llahi ḳul hātū burhānekum in kuntum Sādiḳīne

Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin."

Kasas 28:75بُرْهَانَكُمْburhānekumdelilinizi

وَنَزَعْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ فَعَلِمُوا اَنَّ الْحَقَّ لِلّٰهِ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ

ve nezeǎ'nā min kulli ummetin şehīden fe ḳulnā hātū burhānekum fe ǎlimū enne l-Haḳḳa li (a)llahi ve Delle ǎnhum mā kānū yefterūne

Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.

بُرْهَانٌ3 kez

Nisa 4:174بُرْهَانٌburhānunbir delil

يَاأَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ نُورًا مُبِينًا

yā eyyuhā n-nāsu ḳad cā'ekum burhānun min rabbikum ve enzelnā ileykum nūran mubīnen

Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.

Yusuf 12:24بُرْهَانَburhānedoğruyu gösteren delilini

وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا اَنْ رَاٰ بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ

ve leḳad hemmet bihi ve hemme bihā levlā en raā burhāne rabbihi ke ƶālike li neSrife ǎnhu s-sū'e ve l-feHşā'e innehu min ǐbādinā l-muḣleSīne

Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

Mü'minun 23:117بُرْهَانَburhānehiçbir delil

وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَاِنَّمَا حِسَابُهُ عِنْدَ رَبِّهِ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ

ve men yed'u meǎ (a)llahi ilāhen āḣara lā burhāne lehu bihi fe innemā Hisābuhu ǐnde rabbihi innehu lā yufliHu l-kāfirūne

Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kafirler asla kurtuluşa eremezler.

بُرْهَانَانِ1 kez

Kasas 28:32بُرْهَانَانِburhānāniiki delildir

اُسْلُكْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ وَاضْمُمْ اِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ

usluk yedeke fī ceybike teḣruc beyDā'e min ğayri sū'in ve Dmum ileyke cenāHake mine r-rahbi fe ƶānike burhānāni min rabbike ilā fir'ǎvne ve meleihi innehum kānū ḳavmen fāsiḳīne

"Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."