← Sureler

Mushaf — 383. Sayfa

‹
/ 604
›
27. Neml Suresi

Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin."

اَمَّنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

e mmen yebdeu l-ḣalḳa ṧumme yuǐyduhu ve men yerzuḳukum mine s-semāi ve l-erDi e ilāhun meǎ (a)llahi ḳul hātū burhānekum in kuntum Sādiḳīne

De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."

قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ

ḳul lā yeǎ'lemu men fī s-semāvāti ve l-erDi l-ğaybe illā (a)llahu ve mā yeş'ǔrūne eyyāne yub'ǎṧūne

Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.

بَلِ ادَّارَكَ عِلْمُهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ۠ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْهَا بَلْ هُمْ مِنْهَا عَمُونَ

beli ddārake ǐlmuhum fī l-āḣirati bel hum fī şekkin minhā bel hum minhā ǎmūne

İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?"

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne keferū e iƶā kunnā turāben ve ābā'unā e innā le muḣracūne

"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

لَقَدْ وُعِدْنَا هٰذَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاطِيرُ الْاَوَّلِينَ

le ḳad vuǐdnā hāƶā neHnu ve ābā'unā min ḳablu in hāƶā illā esāTīru l-evvelīne

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

قُلْ سِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمِينَ

ḳul sīrū fī l-erDi fe nZurū keyfe kāne ǎāḳibetu l-mucrimīne

Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.

وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُنْ فِي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ

ve lā teHzen ǎleyhim ve lā tekun fī Deyḳin mimmā yemkurūne

Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

ve yeḳūlūne metā hāƶā l-veǎ'du in kuntum Sādiḳīne

De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."

قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ رَدِفَ لَكُمْ بَعْضُ الَّذِي تَسْتَعْجِلُونَ

ḳul ǎsā en yekūne radife lekum beǎ'Du elleƶī testeǎ'cilūne

Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ

ve inne rabbeke le ƶū feDlin ǎlā n-nāsi ve lākinne ekṧerahum lā yeşkurūne

Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

ve inne rabbeke le yeǎ'lemu mā tukinnu Sudūruhum ve mā yuǎ'linūne

Gökte ve yerde gaib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

وَمَا مِنْ غَائِبَةٍ فِي السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ

ve mā min ğāibetin fī s-semāi ve l-erDi illā fī kitābin mubīnin

Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَقُصُّ عَلٰى بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اَكْثَرَ الَّذِي هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

inne hāƶā l-ḳurāne yeḳuSSu ǎlā benī isrāīle ekṧera elleƶī hum fīhi yeḣtelifūne