Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا مَا لَكُمْ اِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اثَّاقَلْتُمْ اِلَى الْاَرْضِ اَرَضِيتُمْ بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا مِنَ الْاٰخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا قَلِيلٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū mā lekum iƶā ḳīle lekumu nfirū fī sebīli (a)llahi ṧṧāḳaltum ilā l-erDi e raDītum bi l-Hayāti d-dunyā mine l-āḣirati fe mā metāǔ l-Hayāti d-dunyā fī l-āḣirati illā ḳalīlun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4مَاne oldu ki?
5لَكُمْlekumsize
6اِذَاiƶāzaman
7قِيلَḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledendiği
8لَكُمُlekumusize
9انْفِرُواnfirūن ف رSavaştan kaçmak, herhangi bir işten çekilmek (savaştan olduğu gibi), yürümek, vahşileşmek, huysuzlaşmak.savaşa çıkın
10فِي
11سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
12اللّٰهِ(a)llahiAllah
13اثَّاقَلْتُمْṧṧāḳaltumث ق لAğır/ağırlık olmak, yavaş/donuk/hantal olmak, zor/çetin/üzücü olmak. Thaqalaan (thaqalan'ın ikili hali) - iki büyük ve ağır şey, iki ordu. Athqaal (thiql'in çoğulu) - yük. Thaqiil (çoğulu thiqaal) - ağır. Mithqaal - ağırlık, terazi ağırlığı. Tathaaqal - donuk/hantal olmak. Thaqala - ağırlaşmak, baskı yapmak, ağır basmak. Mathqalatun - yüklü, ağır yüklü, bir anneyi çocuğundan mahrum bırakmanın herhangi bir sebebi. Iththaqala (tathaaqala için) - ağır bir şekilde aşağı doğru eğilmek, ağır bir şekilde aşağı meyletmek.çakılıp kaldınız
14اِلَىilā
15الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyere
16اَرَضِيتُمْe raDītumر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.razı mı oldunuz?
17بِالْحَيٰوةِbi l-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatına
18الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
19مِنَminekarşılık
20الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahirete
21فَمَاfe māama
22مَتَاعُmetāǔم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.geçimi
23الْحَيٰوةِl-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatının
24الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
25فِيgöre
26الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahirete
27اِلَّاillāpek
28قَلِيلٌḳalīlunق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.azdır

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın dendiği zaman olduğunuz yerde mıhlanıp kaldınız. Âhireti bıraktınız da dünyâ yaşayışına mı râzı oldunuz? Fakat dünyâ hayatının faydası, âhirete nispetle pek azdır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın dendiği zaman olduğunuz yerde mıhlanıp kaldınız. Âhireti bıraktınız da dünyâ yaşayışına mı râzı oldunuz? Fakat dünyâ hayatının faydası, âhirete nispetle pek azdır.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Size ne oldu ki: "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiğinde ağırlaşıp arza çakıldınız! Sonsuz gelecek yaşam karşılığında dünya hayatına mı razı oldunuz? (Oysa) dünya hayatının nimetleri gelecek yaşamdakilere göre, hiç mesabesindedir!

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, nerde kaldı müslümanlığınız! Niçin Allah’ın emrinden uzak durarak : 'Allah yolunda, İslâm uğrunda koşarak seferber olun' denilince yerinizde yurdunuzda çakılıp kaldınız, ağırlaştınız. Yoksa âhiretten, ebedî yurttan vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevki, âhiret hayatının, ebedî yurttaki hayatın yanında lafı edilmeyecek bir değerdedir.'

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Size ne oldu ki 'Allah yolunda savaşa çıkın' denildiği zaman yere çakılıp kaldınız. Ahiretin yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimliği ahirete göre çok azdır.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, size: “- Allah yolunda topluca savaşa çıkın, seferber olun.” dendiği zaman, yere ve meskenlerinize meyledip ağırlaştınız? Yoksa âhiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat âhiretin yanında, dünya hayatının zevk ve faydası pek az bir şeydir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Size ne oldu da "Allah'ın yolunda eyleme geçin!" denildiğinde, yere çakılıp kaldınız. Sonsuz yaşamı bırakarak, dünya yaşamıyla mı yetiniyorsunuz? Oysa dünya yaşamının geçimliği, sonsuz yaşamın yanında çok azdır.

Bayraktar Bayraklı

Ey insanlar, size ne oldu ki"Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" denildiği zaman olduğunuz yere çakılıp kalıyorsunuz? Ahiret yerinedünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının malı ahiretin yanında pek azdır.

Bekir Sadak

Ey inananlar! Size ne oldu ki, «Allah yolunda, savasa cikin» dendigi zaman yere cokup kaldiniz? Oysa dunya hayatinin gecimi ahirete gore pek az bir seydir.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda seferber olun !» denildiği zaman (bulunduğunuz) yerde ağırlaşıp kalıyorsunuz ?! Yoksa Âhiretten (yüzçevirip) Dünya hayatına mı razı oldunuz ? Dünya hayatının yarar ve geçimliği Âhiret'e oranla pek azdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda seferber olun” denilince yerinize çakılıp kaldınız; yoksa âhiretten vazgeçip de dünya hayatıyla yetinmeye razı mı oldunuz? Halbuki dünya hayatının sağladığı fayda âhiretinkine göre pek azdır.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! Size ne oldu ki, 'Allah yolunda, savaşa çıkın' dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda savaşa çıkın!» denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda cihada çıkın.» denilince olduğunuz yere yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, size ne oldu ki, size: "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiğinde yerinize yığılıp kaldınız? Yoksa ahiretten geçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının zevki ahiretin yanında pek az bir şeydir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Ne oldu ki size Allah yolunda seferber olun denilince yerinize yığıldınız kaldınız yoksa Ahıretten geçib Dünya hayata razı mı oldunuz? Fakat o Dünya hayatın zevkı Ahıretin yanında ancak pek az bir şey

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun denildiği zaman, işi ağırdan aldınız! Yoksa hiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih ettiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun denildiği zaman, işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun denildiği zaman, dünya nimetlerini tercih ederek işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.

Fizilal-il Kuran

Ey mü'minler, size ne oldu da «Allah yolunda savaşa çıkınız» dendiğinde yere çakıldınız. Yoksa dünya hayatını ahirete tercih mi ettiniz? Oysa dünya hayatının hazzı, ahiretin hazzı yanında pek azdır.

Gültekin Onan

Ey inananlar, ne oldu ki size Tanrı yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda savaşa çıkın!” denildiğinde, yere (çakılıp) kaldınız? Yoksa ahirete karşılık, dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının yararı ahirete göre pek azdır.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, ne oldunuz ki size: "Allah yolunda elbirlik gazaye çıkın" denildiği zaman yere (mıhlanıb) ağırlaşdınız? Ahiretden (vaz geçib yalınız) dünya hayaatına mı raazi oldunuz? Fakat bu dünya hayaatının faidesi ahiretin yanında pek azdır.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, 'Allah yolunda savaşa çıkın' denildiği zaman yere çakılıp kaldınız. Yoksa âhireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının faydası âhiretin yanında pek azdır.

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Size ne oldu ki: 'Allah yolunda seferber olun!' denildiği zaman(olduğunuz) yere ağırlaştınız (çakılıp kaldınız)! Âhiretten (vazgeçip) dünya hayâtına mı râzı oldunuz? Fakat (iyi bilin ki) dünya hayâtının menfaati, âhiretin yanında ancak pek azdır.

İbni Kesir

Ey iman edenler; size ne oldu ki: Allah yolunda elbirliği ile savaşa çıkın, denildiği zaman, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahireti bırakıp da dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimi ahiretin yanında pek azdır.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Size ne oldu ki “Allah yolunda savaşa çıkın!” dendiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz! Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz! Dünya hayatının geçimliği (yararı) ahirete göre azdır.

Muhammed Esed

Siz ey imana erişenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın" diye çağrıldığınız zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Sonraki hayatı(n iyiliklerini) gözden çıkarıp bu dünyadaki hayat(ın rahatlıklarıy)la mı kendinize doyum sağlama peşindesiniz? Fakat bu dünyadaki hayatın verdiği haz ve doyum sonraki hayatın vereceği yanında değersiz bir şeyden başka nedir ki!

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Size ne oluyor da "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiğinde yere çakılıp kalıyorsunuz? Öte dünyadan vazgeçip bu dünya hayatıyla mı tatmin oldunuz? Ama unutmayın ki, bu dünya hayatının sefası öte dünyaya kıyasla pek değersizdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân edenler! Sizin için ne var ki, size, «Allah yolunda seferber olunuz,» denildiği zaman yere yığıldınız kaldınız. Yoksa ahirete bedel dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki, dünya hayatının metaı, ahiretin yanında pek az bir şeyden başka değildir.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Size ne oldu ki: “Allah yolunda elbirlik gazâya çıkın!” denilince yere mıhlanıp ağırlaştınız. Yoksa âhireti bırakıp da dünya hayatına mı râzı oldunuz? Fakat bu dünya hayatının kârı, âhiretin yanında pek az bir şeydir.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda seferber olunuz!" emri verilince bulunduğunuz yere yığılıp kaldınız?Yoksa âhiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz?Ama iyi bilin ki dünya hayatının zevki, âhiretin yanında pek az bir şeydir!

Süleyman Ateş

Ey inananlar, size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? ahirettense dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının geçimi, ahiretin yanında pek azdır.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın." denince olduğunuz yerde çakılıp kaldınız? Yoksa ahiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının menfaati ahiret hayatının yanında çok azdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Neyiniz var ki "Allah yolunda sefere(savaşa) çıkın." denince yere çakılıp kaldınız? Ahiret değil de dünya hayatı mı hoşunuza gidiyor? Dünya hayatının menfaatleri ahirettekinin yanında pek azdır.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Size ne oluyor da 'Allah yolunda savaşa çıkın!' dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre çok az bir şeydir.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz) de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp da) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, 'Allah yolunda seferber olun' dendiğinde yerinize yapışıp kaldınız? Yoksa âhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat âhiretin yanında dünya menfaati pek az birşeydir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Size ne oldu ki, "Allah yolunda seferber olun" denilince yere çakılıp kaldınız. Ahiretten vazgeçip iğreti hayata mı razı oldunuz? O iğeti hayatın nimeti ahiret yanında pek azdır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Sizə nə olub ki, “Allah yolunda döyüşə çıxın!”– deyildikdə yerinizdə qaxılıb qalırsınız? Olmaya, axirətdən daha çox dünya həyatından razısınız? Halbuki dünya həyatının keçici zövqü axirətlə müqayisədə çox dəyərsiz bir şeydir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Sizə nə oldu ki, ″Allah yolunda döyüşə çıxın!″ – deyildikdə yerə yapışıb qaldınız. Yoxsa axirətdən vaz keçib dünya həyatına razı oldunuz? Halbuki dünya malı axirət yanında (axirətlə müqayisədə) yalnız cüzʼi bir şeydir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Warum zögert ihr und laßt den Kopf hängen, wenn euch gesagt wird: ʺRückt aus zum Kampf für Gottes Sache!ʺ Seid ihr mit dem Leben auf Erden anstatt mit dem Leben im Jenseits zufrieden? Der Genuß des Lebens auf Erden verglichen mit dem des Jenseits ist bei weitem geringer.

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, was ist mit euch, daß, wenn zu euch gesagt wird: ʺRückt aus auf Allahs Weg!ʺ, ihr euch schwer zur Erde sinken laßt? Seid ihr mit dem diesseitigen Leben mehr zufrieden als mit dem Jenseits? Aber der Genuß des diesseitigen Lebens wird im Jenseits nur gering (erscheinen).

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt!Weshalb, wenn euch gesagt wird: ʺBrecht auf fi-sabilillahʺ, werdet ihr träge an der Stelle haftend?! Seid ihr etwa zufrieden mit dem diesseitigen Leben anstelle des Jenseits?! Die Freuden und Gebrauchsgüter des diesseitigen Lebens sind neben dem Jenseits sicherlich unbedeutend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam: what ails you that you are indisposed to action! When you are told to strive in the cause of Allah you cling heavily to the ground! Have you come to be worldly - minded and content with life here afore that Hereafter! But how little are the material and the immaterial things that minister to enjoyment and content here as compared with Hereafter.

Abdul Haleem

Believers, why, when it is said to you, ‘Go and fight in God’s way,’ do you feel weighed down to the ground? Do you prefer this world to the life to come? How small the enjoyment of this world is, compared with the life to come!

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! what is the matter with you, that, when ye are asked to go forth in the cause of Allah, ye cling heavily to the earth? Do ye prefer the life of this world to the Hereafter? But little is the comfort of this life, as compared with the Hereafter.

Abul A'la Maududi

[9:38] Believers! What is amiss with you that when it is said to you: "March forth in the cause of Allah," you cling heavily to the earth? Do you prefer the worldly life to the Hereafter? Know well that all the enjoyment of this world, in comparison with the Hereafter, is trivial.

Aisha Bewley

You who have iman! what is the matter with you that when you are told, ‘Go out and fight in the way of Allah,’ you sink down heavily to the earth? Are you happier with this world than the Next World? Yet the enjoyment of this world is very small compared to that of the Next World.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! What is the matter with you, that when you are asked to march forth in the Cause of Allâh (i.e. Jihâd) you cling heavily to the earth? Are you pleased with the life of this world rather than the Hereafter? But little is the enjoyment of the life of this world as compared to the Hereafter.[1]

Ali Quli Qarai

O you who have faith! What is the matter with you that when you are told: ‘Go forth in the way of Allah, ’ you sink heavily to the ground? Are you pleased with the life of this world instead of the Hereafter? But the wares of the life of this world compared with the Hereafter are but insignificant.

Amatul Rahman Omar

O you the (so called) believers! what (excuse) have you that when it is said to you to go forth for the cause of Allâh (to Tabûk) you incline heavily towards the earth. Would you be contented with the present life in preference to the Hereafter? (If it is so then remember that) the provision of this present life, as compared with the Hereafter, is but little.

Arthur John Arberry

O believers, what is amiss with you, that when it is said to you, 'Go forth in the way of God,' you sink down heavily to the ground? Are you so content with this present life, rather than the world to come? Yet the enjoyment of this present life, compared with the world to come, is a little thing.

Bijan Moeinian

O’ believers, what happened to you that, when [in preparation for the campaign of Tabuk] you were asked to march forth for the cause of God, you became heavily attached to the earth? Does it mean that you prefer this earthly life to the life of the Hereafter? If this is the case, rest assured that all the pleasures of the world is nothing compared to that of Hereafter.

E. Henry Palmer

O ye who believe! what ailed you when ye were told to march forth in God's way, that ye sank down heavily upon the earth? were ye content with the life of this world instead of the next? but the provision of this world's life is but a little to the next.

Edip-Layth

O you who acknowledge, what is wrong with you when you are told: "March forth in the cause of God," you become heavy on earth. Have you become content with this worldly life over the Hereafter? The enjoyment of this worldly life compared to the Hereafter is nothing.

George Sale

O true believers, what ailed you, that, when it was said unto you, go forth to fight for the religion of God, ye inclined heavily towards the earth? Do ye prefer the present life to that which is to come? But the provision of this life, in respect of that which is to come, is but slender.

Hamid S. Aziz

O you who believe! What ailed you when you were told to march forth in Allah's way, that you were bowed down to the ground with heaviness? Were you content with the life of this world instead of the Hereafter? But the comforts of the life of this world is but a little compared to the Hereafter.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, how is it with you, (that) when it is said to you, "March out in the way of Allah, " you sink down heavily to the earth? Are you satisfied with the present life, (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) rather than with the Hereafter? Yet in no way is the enjoyment of the present life, in the Hereafter anything except a little thing..

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! What aileth you that when it is said unto you: Go forth in the way of Allah, ye are bowed down to the ground with heaviness. Take ye pleasure in the life of the world rather than in the Hereafter? The comfort of the life of the world is but little in the Hereafter.

Mohamed Ahmed - Samira

What has happened to you, O believers, that when you are asked to set out in the cause of God your feet begin to drag? Do you find the life of the world so pleasing that you forget the life to come? Yet the profit of the life of this world is but meagre as compared to the life to come.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! What is amiss with you that, when you are called upon, "Go forth to war in God's cause," you cling heavily to the earth? Would you content yourselves with [the comforts of] this worldly life in preference to [the good of] the life to come? But the enjoyment of life in this world is but a paltry thing when compared with the life to come!

Mustafa Khattab

O believers! What is the matter with you that when you are asked to march forth in the cause of Allah, you cling firmly to ˹your˺ land?[1] Do you prefer the life of this world over the Hereafter? The enjoyment of this worldly life is insignificant compared to that of the Hereafter.

Progressive Muslims

O you who believe, what is wrong with you when you are told: "March forth in the cause of God," you become heavy on Earth. Have you become content with this worldly life over the Hereafter The enjoyment of this worldly life compared to the Hereafter is nothing.

Sahih International

O you who have believed, what is [the matter] with you that, when you are told to go forth in the cause of Allah, you adhere heavily to the earth? Are you satisfied with the life of this world rather than the Hereafter? But what is the enjoyment of worldly life compared to the Hereafter except a [very] little.

Sam Gerrans

O you who heed warning: what ails you that when it is said to you: “Go forth in the cause of God,” you cling to the earth? Are you content with the life of this world over the Hereafter? But the enjoyment of the life of this world in the Hereafter is only small.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! What is amiss with you that, when called upon, "Go forth in the Cause of Allah," you cling heavily to the ground? Do you choose pleasure in the life of this world rather than in the life to come? The enjoyment of this life is but a paltry thing compared to the Hereafter.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! What is the matter with you, that, when you are asked to go out in the Cause of Allah, you stay on (tied) tightly to the earth? Do you prefer the life of this world to the Hereafter? But the comfort of this life is very small, compared with (the comfort of) the Hereafter.

Taqi Usmani

O you who believe, what is wrong with you that when it is said to you, "Come out in the way of Allah," you turn heavy (and cling) to the ground. Have you become happy with the worldly life instead of the Hereafter? So, (remember that) the enjoyment of the worldly life is but trivial in (comparison with) the Hereafter.

The Monotheist Group

O you who believe, what is wrong with you when you are told: "Mobilize in the cause of God," you become heavy on the earth. Have you become content with this worldly life over the Hereafter? The enjoyment of this worldly life compared to the Hereafter is nothing.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O vous qui croyez! Quʹavez-vous? Lorsque lʹon vous a dit: ʺElancez-vous dans le sentier dʹAllahʺ vous vous êtes appesantis sur la terre. La vie présente vous agrée-t-elle plus que lʹau-delà? - Or, la jouissance de la vie présente ne sera que peu de chose, comparée à lʹau-delà!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî yên ku bawerî anîne! Ma çi li we qewimîbû, dema ji we re hate gotin: Hûn hemû di riya Xwedê de derkevin cîhadê. We xwe berda erdê (û hûn derneketin cîhadê). Erê ma we jiyana axretê bi jiyana dinyayê da. Vêca (bizanin) xweşiya jiyana dinyayê li ber ya axretê kêm û bêqîmet e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Wat is er met jullie, wanneer tot jullie gezegd wordt: ʺRukt uit op Gods wegʺ, dat jullie dan bezwaard ter aarde zijgen. Bevalt het tegenwoordige leven jullie dan meer dan het hiernamaals? Maar het genot van het tegenwoordige leven is in verhouding tot het hiernamaals maar gering.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven, wat is er met jullie dat wanneer er tot jullie wordt gezegd: ʺRukt uit op de Weg van Allah, ʺjullie bezwaard op de grond zakken? Hebben jullie dan meer behagen aan het wereldse leven dan aan het Hiernamaals? En de genieting van het wereldse leven is slechts kort in vergelijking tot het Hiernamaals.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Почему, когда говорится вам: «Выступайте [выходите] на пути Аллаха (чтобы сражаться с вашими врагами)», вы припадаете к земле [ленитесь и привязываетесь к своим жилищам]? Неужели вы стали довольными земной жизнью больше чем Вечной? Ведь удел жизни ближней [преходящие блага этого мира] в (сравнении) с Вечной жизнью [с благами Рая] ничтожен.

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Что с вами? Когда вас призывают: ʺВыступайте [на борьбу] за дело Аллахаʺ, - вы словно прирастаете к земле. Неужели вы предпочитаете жизнь в этом мире жизни в мире будущем? Ведь наслаждение жизнью в этом мире по сравнению с будущим ничтожно.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

TROENDE! Hur är det fatt med er? När ni kallas att kämpa för Guds sak klamrar ni er fast vid det jordiska; är ni så intagna av vad denna världen (kan erbjuda) att ni (glömmer) evigheten? Detta liv ger er bara torftiga fröjder jämfört med den eviga glädjen.