(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

فَاِذَا جَاءَتِ الطَّامَّةُ الْكُبْرٰى يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰى

fe iƶā cā'eti T-Tāmmetu l-kubrā / yevme yeteƶekkeru l-insānu mā seǎā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِذَاfe iƶāzaman
2جَاءَتِcā'etiج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiği
3الطَّامَّةُT-Tāmmetuط م مÖrtmek, taşmak, bunaltmak, yutmak, ağzına kadar doldurmak. Taammatun - felaket, bunaltıcı olay.herşeyi bastıran o felaket
4الْكُبْرٰىl-kubrāك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecio gün
2يَتَذَكَّرُyeteƶekkeruذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekhatırlar
3الْاِنْسَانُl-insānuا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.insan
4مَاneye
5سَعٰىseǎāس ع يÇalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmekçalıştığını

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken o pek büyük felâket gelip çatınca.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken o pek büyük felâket gelip çatınca.

Adem Uğur

Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit,

Ahmed Hulusi

Et Tammet'ül Kübra (karşı konulmaz olay - ölüm tadılıp yeni yaşam) başladığında.

Ahmet Tekin

Her şeyi alt üst eden o büyük felâket, sur sesi geldiği vakit hesap verme zamanıdır.

Ahmet Varol

Ancak o en büyük belâ geldiği zaman,

Ali Bulaç

Ancak o, 'her şeyi batırıp gömen büyük felaket' (kıyamet) geldiği zaman.

Ali Fikri Yavuz

Fakat o büyük felâket (kıyamet) geldiği vakit,

Ali Rıza Safa

Sonunda, büyük yıkım geldiğinde.

Bayraktar Bayraklı

- O en büyük felaket geldiğinde, o gün insan, neyin uğruna çalıştığını hatırlayacaktır.

Bekir Sadak

(34-35) Guc yetirilemeyen en buyuk baskin geldigi zaman, o gun, insan ne ugurda calistigini anlar.

Celal Yıldırım

O güç getirilemiyecek büyük (Kıyamet) felâketi geldiği zaman ;

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O büyük felâket (kıyamet) geldiğinde;

Diyanet İşleri

(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

Diyanet İşleri (eski)

(34-35) Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Diyanet Vakfi

(34-36) Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit, insan dünyada iken ne için çalıştığını hatırlar. Cehennem de gören her kişiye açıklığı ile gösterilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat o en büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman,

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat geldiği vakıt o "tamme-i kübra"

Erhan Aktaş

Fakat o en büyük olay gerçekleştiği zaman.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat o en büyük olay gerçekleştiği zaman.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat o en büyük olay gerçekleştiği zaman.

Fizilal-il Kuran

Her şeyi bastıran o büyük felaket geldiği zaman.

Gültekin Onan

Ancak o, 'her şeyi batırıp gömen büyük felaket' (kıyamet) geldiği zaman.

Hamdi Döndüren

Her şeyi bastıran o en büyük felâket geldiği zaman,

Hasan Basri Çantay

Fakat o (bütün belalardan üstün) en büyük bela geldiği zaman,

Hasib Asutay

Her şeyi alt üst eden o büyük felaket geldiği zaman,

Hayrat Neşriyat

(34-35) Fakat o en büyük felâket (kıyâmet) geldiği zaman! O gün insan, (hayâtı boyunca) neye koşmakta olduğunu iyice anlar.

İbni Kesir

Fakat o en büyük bela geldiği zaman;

Mehmet Okuyan

O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.

Muhammed Esed

Ve böylece, büyük, sarsıcı (yeniden dirilme) olayı gelip çattığında,

Mustafa İslamoğlu

O muazzam olay gerçekleştiği zaman;

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık o vakit ki, pek büyük bir âfet zuhûra gelir.

Ömer Öngüt

Her şeyi altüst eden o en büyük felâket geldiği zaman.

Suat Yıldırım

Fakat her şeyi bastıran o felaket geldiği zaman,

Süleyman Ateş

Herşeyi bastıran o büyük felaket geldiği zaman,

Süleymaniye Vakfı

En büyük dolup taşma /mahşer günü geldiğinde,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O en büyük toplantının vakti gelince,

Şaban Piriş

En büyük baskın geldiği zaman,

Tefhim-ul Kuran

Ancak o, 'her şeyi batırıp gömen büyük felâket (kıyamet)' geldiği zaman.

Ümit Şimşek

O büyük felâket gelip çattığında,

Yaşar Nuri Öztürk

O güç yetmez büyük felaket geldiğinde,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ən böyük fəlakətin gəldiyi zaman –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O böyük bəla (qiyamət) gələndə,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn die größte Heimsuchung eintritt,

Almanca — Der Edle Quran

Wenn dann der größte, überwältigende Umsturz kommt,

Almanca — M. A. Rassoul

Doch wenn das größte Unheil kommt

Almanca — Muhammad Zaidan

Wenn dann die große Katastrophe kommt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then when the calamitous eventful event comes to pass.

Abdul Haleem

When the great overwhelming event arrives

Abdullah Yusuf Ali

Therefore, when there comes the great, overwhelming (Event),-

Abul A'la Maududi

But when the great calamity will come about

Aisha Bewley

When the Great Calamity comes:

Al-Hilali & Khan

But when there comes the greatest catastrophe (i.e. the Day of Recompense) -

Ali Quli Qarai

When the Greatest Catastrophe befalls,

Amatul Rahman Omar

Behold! when that great calamity comes to pass,

Arthur John Arberry

Then, when the Great Catastrophe comes

Bijan Moeinian

Now be mindful of the day that the great disaster that has to come.

E. Henry Palmer

And when the great predominant calamity shall come,

Edip-Layth

Then, when the great blow comes.

George Sale

When the prevailing, the great day shall come,

Hamid S. Aziz

But when the great overwhelming calamity comes;

Mahmoud Ghali

So when the Greatest Catastrophe comes,

Marmaduke Pickthall

But when the great disaster cometh,

Mohamed Ahmed - Samira

When the great calamity comes,

Muhammad Asad

AND SO, when the great overwhelming event [of, resurrection] comes to pass –

Mustafa Khattab

But, when the Supreme Disaster[1] comes to pass—

Progressive Muslims

Then, when the great blow comes.

Sahih International

But when there comes the greatest Overwhelming Calamity -

Sam Gerrans

Then, when the Greatest Calamity comes:

Shabbir Ahmed

And so, when there comes the Great Event,

Syed Vickar Ahamed

Therefore, when the great and fearful (event) comes!

Taqi Usmani

So when the Greatest Havoc will take place

The Monotheist Group

Then, when the great blow comes.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis quand viendra le grand cataclysme,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca gava ew karesata (qiyameta) mezintirîn hat…

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als de voorname, de groote dag zal komen.

Hollandaca — Siregar

Wanneer dan de overweldigende gebeurtenis plaatsvindt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда придет Величайшее бедствие [второе дуновение в Рог], –

Rusça — Osmanov

А когда придет величайшее бедствие,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH när den Dag kommer då allt omstörtas,