Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.

قَوَارِيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا

ḳavārīra min fiDDetin ḳadderūhā teḳdīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَوَارِيرَḳavārīraق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.billurlar ki
2مِنْmin-ten
3فِضَّةٍfiDDetinف ض ضKırmak/delmek/yok etmek, ayırmak/dağıtmak/saçmak/dağıtmak, parçalamak, gümüş, geniş/bol/büyük/cömert yapmak, dağınık haldeki az sayıda insan, felaket/talihsizlikgümüş-
4قَدَّرُوهَاḳadderūhāق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışonları takdir etmişlerdir
5تَقْدِيرًاteḳdīranق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışistedikleri ölçüde

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öylesine sırça ki incecik gümüşten ve hepsini de içecekleri miktara, susuzluklarına göre ölçmüşlerdir âdetâ.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öylesine sırça ki incecik gümüşten ve hepsini de içecekleri miktara, susuzluklarına göre ölçmüşlerdir âdetâ.

Adem Uğur

Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir.

Ahmed Hulusi

Miktarlarını kendilerinin takdir ettiği gümüşten billur kadehlerdir!

Ahmet Tekin

Tasavvur ettikleri biçimde ve büyüklükte, hayal ettikleri dolulukta, gümüşten sırça taslar, billur kâseler dolaştırılır.

Ahmet Varol

Gümüşten kaseler ki ölçülerini (hizmetçiler) belirlemişlerdir.

Ali Bulaç

Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tesbit etmişlerdir.

Ali Fikri Yavuz

Gümüşten billûrlar ki, (ehli cennet) onları türlü türlü biçime koymuşlardır.

Ali Rıza Safa

Gümüşten yapılmış şeffaf kadehler; diledikleri ölçüde belirlemişlerdir.

Bayraktar Bayraklı

- Çevrelerinde gümüşten kaplar ve kristal kaseler dolaştırılacaktır. Sanki gümüşten yapılmış kristaller. Onları kendi arzularına göre belirleyeceklerdir.

Bekir Sadak

Billurlari gumus gibi parlaktir, onlari olcup olcup dagitirlar.

Celal Yıldırım

Gümüşten (işlemeli) billurları belli ölçülere göre takdîr etmişlerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(15-16) Her birinin etrafında gümüş kaplar, billûr kadehler, gümüş beyazlığında şeffaf kupalar dolaştırılır; ölçülerini de isteklerine göre belirlerler.

Diyanet İşleri

Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.

Diyanet Vakfi

(15-16) Yanlarında, gümüş kaplar ve billûr kâselerle, gümüş beyazlığında (billûr gibi) şeffaf kupalarla dolaşılır ki, sâkiler bunu (cennet şarabını) ölçüsünce tayin ve takdir ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

gümüşten billurlar (ki hizmetçiler) onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gümüşten billurlar, onları türlü türlü biçime koymuşlardır

Erhan Aktaş

Miktarını kendilerinin belirledikleri gümüşten billur kadehler,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Miktarını kendilerinin belirledikleri gümüşten billur kadehler,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Miktarını kendilerinin belirledikleri gümüşten billur kadehler,

Fizilal-il Kuran

Bu gümüşten saydam kadehlerin büyüklükleri ihtiyaçlarına göre belirlenmiştir.

Gültekin Onan

Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tesbit etmişlerdir.

Hamdi Döndüren

Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir.

Hasan Basri Çantay

(Evet) gümüşden (yaratılmış) billurlar ki mıkdarını (sakıyler) ta'yin etmişlerdir.

Hasib Asutay

Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) biçip belirlemişlerdir. (6) (6. İbn Abbas'tan rivâyet edildiğine göre cennetlerdeki nimetlerle dünyadakiler arasında isimlerinden başka bir benzerlik yoktur.)

Hayrat Neşriyat

Gümüşten billûrlar ki, onları belli şekillere göre (Cennet ehli kendileri) takdîr etmiştir.

İbni Kesir

Billurları gümüş gibi parlaktır. Mikdarını onlar takdir etmiştir.

Mehmet Okuyan

Miktarını kendilerinin belirleyeceği o billur kupalar da gümüştendir.

Muhammed Esed

-kristal benzeri, (ama) gümüşten- ve hacimlerini yalnız kendileri tesbit edecek.

Mustafa İslamoğlu

öyle gümüşi billurlar ki, onların hacmini tamamen kendileri takdir edecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Gümüşten billûrlardır, onları muayyen miktarlarda takdir etmişlerdir.

Ömer Öngüt

Billurları gümüş gibi parlaktır. Onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

Suat Yıldırım

(15-16) Etraflarında hizmet edenler gümüş kaplar, billur kâseler, gümüşî parlaklıkta billur kupalarla dolaşır, onlara ikram ederler. Cennetlikler içeceklerini kendi iştahları ölçüsünce tayin ederler.

Süleyman Ateş

Öyle gümüş kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir (istedikleri kadar içki alırlar).

Süleymaniye Vakfı

ölçülerini kendilerinin belirlediği gümüşten billurlaşmış testiler....

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Her biri, gümüşten billurlaştırılmıştır. İçecekleri miktarı kendileri belirlerler.

Şaban Piriş

Gümüşten yapılmış billurlar.. Miktarlarını kendileri belirler.

Tefhim-ul Kuran

Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tesbit etmişlerdir.

Ümit Şimşek

Gümüşten kadehler ki, iştahlarına göre doldurulmuştur.

Yaşar Nuri Öztürk

Gümüşten kupalar ki, tam diledikleri ölçüde belirlemişlerdir onları.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Gümüşdən olan elə büllur qədəhlər ki, xidmətçilər onları cənnətdəkilərin içmək istədikləri həcmdə hazırlamışlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Gümüşdən olan (çox şəffaf olduğu üçün bayırından içərisi görünən) elə billur (qədəhlərlə) ki, (xidmətçilər) onları (sahiblərinə) münasib ölçüdə etmişlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

durchsichtige Tassen aus Silber, genau nach Maß.

Almanca — Der Edle Quran

Gläser aus Silber, die sie im rechten Maß bemessen.

Almanca — M. A. Rassoul

doch Gläser aus Silber, und sie werden ihren Umfang nach Maß bemessen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gläserne aus Silber, die sie richtig schätzten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Vessels of translucent silver, like to the glorious sun’s transparent beams, whose extent has been prescribed to satisfy individual needs.

Abdul Haleem

and gleaming silver goblets according to their fancy,

Abdullah Yusuf Ali

Crystal-clear, made of silver: they will determine the measure thereof (according to their wishes).

Abul A'la Maududi

goblets bright as crystal but made of silver, filled to exact measure.

Aisha Bewley

crystalline silver – they have measured them very exactly.

Al-Hilali & Khan

Crystal-clear, made of silver. They will determine the measure thereof (according to their wishes).

Ali Quli Qarai

—crystal of silver— [from] which they dispense in a precise measure.

Amatul Rahman Omar

(Looking) crystal clear (but made) of silver, made in special mold determined (by the agents of the Lord of judgment and measure).

Arthur John Arberry

crystal of silver that they have measured -- very exactly.

Bijan Moeinian

Their silver made transparent cups are filled as much as they wish.

E. Henry Palmer

flagons of silver which they shall mete out!

Edip-Layth

Crystal laced with silver, measured accordingly.

George Sale

The bottles shall be bottles of silver shining like glass; they shall determine the measure thereof by their wish.

Hamid S. Aziz

(Transparent as) glass but made of silver; they will determine the measure thereof.

Mahmoud Ghali

Crystals of silver that they have determined its (measure), an exact determination.

Marmaduke Pickthall

(Bright as) glass but (made) of silver, which they (themselves) have measured to the measure (of their deeds).

Mohamed Ahmed - Samira

And crystal clear bottles of silver, of which they will determine the measure themselves.

Muhammad Asad

crystal-like, [but] of silver - the measure whereof they alone will determine.

Mustafa Khattab

crystalline silver, filled precisely as desired.

Progressive Muslims

Crystal laced with silver, measured accordingly.

Sahih International

Clear glasses [made] from silver of which they have determined the measure.

Sam Gerrans

Crystal of silver, that they determined exactly.

Shabbir Ahmed

Silver trays shining as crystal - all this design they have determined (with their good deeds).

Syed Vickar Ahamed

Crystal-clear, made of silver: They will determine the amount in there (according to their wishes).

Taqi Usmani

-crystals (as shining as if made) of silver, measured by those (who filled them) with due measure.

The Monotheist Group

Crystal laced with silver, measured accordingly.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

en cristal dʹargent, dont le contenu a été savamment dosé.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Şûşeyên ji zîv, wan bi pîvan dadigirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

van zilverwit kristal, die zij precies vol hebben geschonken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De flesschen zullen flesschen van zilver zijn (blinkend als glas); zij zullen de maat daarvan bepalen.

Hollandaca — Siregar

Kristalhelder, van zilver gemaakt, die naar wens schenken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

хрусталя (сделанного) из серебра, которые измерены (точной) мерой [в них содержится ровно столько напитка, сколько желает обитатель Рая].

Rusça — Osmanov

хрусталя серебряного, [блистающего] совершенством.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

som (om de hade varit) av kristall (fastän de är) av silver; och de bestämmer (själva) hur mycket (som skall sättas för dem).