Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

muttekiīne fīhā ǎlā l-erāiki lā yeravne fīhā şemsen ve lā zemherīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مُتَّكِـِٔينَmuttekiīneو ك اUzanmakyaslanırlar
2فِيهَاfīhāorada
3عَلَىǎlāüzerinde
4الْاَرَٓائِكِl-erāikiا ر كDevelerin belirli bir ağaç türünde (Alif-Ra-Alif-Kaf) beslenmeleri/yemeleri veya develerin o tür ağaçlar arasında kalması, devam etmesi; ısrar etmek veya sebat etmek; birini bir şeyi yapmaya zorlamak veya mecbur bırakmak; veya onu buna bağlı tutmak; develerin kaldığı veya devam ettiği, uzandığı bitki örtüsü.divanlar
5لَا
6يَرَوْنَyeravneر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmezler
7فِيهَاfīhāorada
8شَمْسًاşemsenش م سGüneş ışığıyla parlak olmak, görkemli olmak, güneşli olmak. Shams - güneş.(yakıcı) güneş
9وَلَاve lāve ne de
10زَمْهَرِيرًاzemherīranز م ه رDişleri göstererek somurtkan/kasvetli bir bakışla sırıtmak, şiddetli/acı veren soğuk, dişleri gösterecek şekilde gülmek, yoğun parlak, kızgın.dondurucu soğuk

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yaslanırlar orada tahtlara, orada ne güneş görürler, ne zemheri.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yaslanırlar orada tahtlara, orada ne güneş görürler, ne zemheri.

Adem Uğur

Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

Ahmed Hulusi

Onda koltuklar üzerine yaslanırlar. . . Orada ne güneş (sıcağı) görürler ve ne de zemherir (dondurucu soğuğu). (Bedensel duyular yoktur o yaşam boyutunda anlamına. A. H. )

Ahmet Tekin

Cennet’te işlemeli, süslü, tahtlara yaslanırlar. Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de, şiddetli soğuk hissederler.

Ahmet Varol

Orada koltuklara dayanırlar. Ne (yakıcı) güneş ne de dondurucu soğuk görürler.

Ali Bulaç

Orada tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.

Ali Fikri Yavuz

Orada koltuklar üzerine dayanmış bir haldedirler. Orada ne bir güneş (rahatsızlığı) görürler, ne de soğuk...

Ali Rıza Safa

Divanlara uzanırlar. Ne güneş ne de dondurucu soğuk görmezler.

Bayraktar Bayraklı

Orada koltuklara yaslanacaklar ve ne sıcak ne de soğuk göreceklerdir.

Bekir Sadak

N/A

Celal Yıldırım

Orada tahtlara ve kanepelere yaslanırlar, orada ne güneş, ne de dondurucu bir soğuk görürler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı güneş görürler orada ne de dondurucu soğuk.

Diyanet İşleri

Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.

Diyanet İşleri (eski)

Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.

Diyanet Vakfi

Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Orada koltuklar üzerine yaslanmışlardır. Orada ne güneş görürler, ne de şiddetli soğuk;

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada erikeler üzerine dayanmışlardır ne Güneş görürler onlarda ne de zemherir

Erhan Aktaş

Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada, ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.

Fizilal-il Kuran

Koltuklara kurulurlar. Orada ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.

Gültekin Onan

Orada tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.

Hamdi Döndüren

Orada divanlar üzerinde yastıklara yaslanırlar, orada ne yakıcı güneş görürler ne de dondurucu bir soğuk.

Hasan Basri Çantay

(Oraya girin) hepiniz, içinde tahtlar üzerine yaslama (bahtiyarlar) olarak, orada ne bir güneş, ne de bir zemheri görmeyerek,

Hasib Asutay

Orada koltuklara yaslanmış olarak. Orada ne bir sıcak görürler, ne de dondurucu bir soğuk.

Hayrat Neşriyat

Orada tahtlar üzerinde oturup yaslanan kimseler olarak! Orada ne bir güneş (sıcağı), ne de bir zemherir (soğuğu) görürler!

İbni Kesir

Orada tahtlara yaslanırlar, ne yakıcı sıcak ne de dondurucu soğuk görmezler.

Mehmet Okuyan

Orada koltuklara kurulmuş olacaklar. Orada yakıcı sıcak da dondurucu soğuk da görmeyeceklerdir.

Muhammed Esed

Orada sedirlere uzanacaklar ve ne (yakıcı bir) güneş, ne de şiddetli bir soğuk görmeyecekler,

Mustafa İslamoğlu

Orada divanlara sere serpe uzanacaklar; ne sıcağa ne soğuğa maruz kalacaklar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Orada tahtlar üzerine yaslanırlar, orada ne bir güneş ve ne de bir şiddetli soğuk görürler.

Ömer Öngüt

Orada koltuklara yaslanırlar. Ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

Suat Yıldırım

Koltuklarında diledikleri gibi dinlenir, orada ne güneş sıcağı görürler, ne de dondurucu soğuklara uğrarlar.

Süleyman Ateş

Orada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk.

Süleymaniye Vakfı

Orada koltuklara kurulmuş halde olacaklar; yakıcı bir sıcak da dondurucu bir soğuk da görmeyeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada koltuklara kurulurlar; güneşin yakan sıcaklığını da dondurucu soğuğu da görmezler.

Şaban Piriş

Orada tahtlarına kurulmuşlar, ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.

Tefhim-ul Kuran

Orada, tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Onlar, orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.

Ümit Şimşek

Orada koltuklara kurulmuşlardır; ne güneş sıcağı görürler orada, ne zemherir soğuğu.

Yaşar Nuri Öztürk

Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne bir güneş görürler orada ne de kavurucu bir soğuk...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada taxtlar üzərində mütəkkələrə dirsəklənəcək və orada nə günəş, nə də şaxta görməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar orada (o cənnətlərdə) taxtlara söykənəcək, orada nə günəş (qızmar isti), nə də sərt soyuq görəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dort werden sie behaglich angelehnt auf Liegen sitzen und weder heiße Sonne noch eisige Kälte spüren.

Almanca — Der Edle Quran

worin sie sich auf überdachten Liegen lehnen, und worin sie weder (heiße) Sonne noch bittere Kälte wahrnehmen werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Darin lehnen sie auf erhöhten Sitzen, (und) sie werden dort weder Sonnenhitze noch Eiseskälte erleben.

Almanca — Muhammad Zaidan

angelehnt darin auf Liegen. Sie sehen darin weder Sonne noch Mond .

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Reclining on thrones, they do not suffer the heat of the sun nor experience the bitter thrust of the cold, only the divine warmth to which they aspire.

Abdul Haleem

They will sit on couches, feeling neither scorching heat nor biting cold,

Abdullah Yusuf Ali

Reclining in the (Garden) on raised thrones, they will see there neither the sun's (excessive heat) nor (the moon's) excessive cold.

Abul A'la Maududi

There they will recline on elevated couches and will be subjected neither to the burning heat of the sun nor to bitter cold.

Aisha Bewley

Reclining in it on couches, they will experience there neither burning sun nor bitter cold.

Al-Hilali & Khan

Reclining therein on raised thrones, they will see there neither the excessive heat of the sun, nor the excessive bitter cold, (as in Paradise there is no sun and no moon).

Ali Quli Qarai

reclining therein on couches. They will find in it neither any [scorching] sun, nor any [biting] cold.

Amatul Rahman Omar

(They shall be) reclining on raised couches. They shall experience therein neither excessive heat of the sun nor intense cold.

Arthur John Arberry

therein they shall recline upon couches, therein they shall see neither sun nor bitter cold;

Bijan Moeinian

Wherein they relax and not suffer neither the hot days under the sun nor the cold nights under the moon.

E. Henry Palmer

reclining therein upon couches they shall neither see therein sun nor piercing cold;

Edip-Layth

They are reclining in it on raised couches, they do not have in it excessive sun nor bitter cold.

George Sale

Therein shall they repose themselves on couches; they shall see therein neither sun nor moon;

Hamid S. Aziz

Reclining therein on raised couches, they shall find therein neither the severe heat of the sun nor intense cold.

Mahmoud Ghali

Reclining therein upon couches, therein they will see neither sun nor bitter cold;

Marmaduke Pickthall

Reclining therein upon couches, they will find there neither (heat of) a sun nor bitter cold.

Mohamed Ahmed - Samira

Where they will recline on couches feeling neither heat of the sun nor intense cold.

Muhammad Asad

In that [garden] they will on couches recline, and will know therein neither [burning] sun nor cold severe,

Mustafa Khattab

There they will be reclining on ˹canopied˺ couches, never seeing scorching heat or bitter cold.[1]

Progressive Muslims

They are reclining in it on raised couches, they do not have in it excessive sun nor bitter cold.

Sahih International

[They will be] reclining therein on adorned couches. They will not see therein any [burning] sun or [freezing] cold.

Sam Gerrans

Reclining therein upon couches; they will see therein neither sun nor biting cold;

Shabbir Ahmed

Relaxing therein on beautiful furnishings, they neither find a hot sun nor chill.

Syed Vickar Ahamed

Reclining in the (Garden) on raised couches (thrones), they will see there neither the sun’s (extreme heat) nor the moon’s (extreme cold).

Taqi Usmani

wherein they will be reclining on couches, feeling neither heat of the sun nor intense cold.

The Monotheist Group

They are reclining in it on raised couches, they do not have in it excessive sun nor bitter cold.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ils y seront accoudés sur des divans, nʹy voyant ni soleil ni froid glacial.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di cenetê de li ser textan paldayî ne, tê de, ne germê dibînin ne jî sermayê.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Daarin liggen zij achterovergeleund op ligbanken terwijl zij er geen zon en geen kou zien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarin zullen zij op zetels rusten; zij zullen daar zon noch maan zien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Возлежа) облокотившись там на (разукрашенных) ложах, не увидят они там ни солнца [жары], ни стужи.

Rusça — Osmanov

Они будут возлежать на ложах, не зная ни зноя, ни мороза.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

I denna (lustgård) skall de vila på divaner, stödda (på mjuka kuddar), och där skall de varken utsättas för solens (hetta) eller för köld;