Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.
مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا
muttekiīne fīhā ǎlā l-erāiki lā yeravne fīhā şemsen ve lā zemherīran
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yaslanırlar orada tahtlara, orada ne güneş görürler, ne zemheri.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yaslanırlar orada tahtlara, orada ne güneş görürler, ne zemheri.
Adem Uğur
Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
Ahmed Hulusi
Onda koltuklar üzerine yaslanırlar. . . Orada ne güneş (sıcağı) görürler ve ne de zemherir (dondurucu soğuğu). (Bedensel duyular yoktur o yaşam boyutunda anlamına. A. H. )
Ahmet Tekin
Cennet’te işlemeli, süslü, tahtlara yaslanırlar. Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de, şiddetli soğuk hissederler.
Ahmet Varol
Orada koltuklara dayanırlar. Ne (yakıcı) güneş ne de dondurucu soğuk görürler.
Ali Bulaç
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
Ali Fikri Yavuz
Orada koltuklar üzerine dayanmış bir haldedirler. Orada ne bir güneş (rahatsızlığı) görürler, ne de soğuk...
Ali Rıza Safa
Divanlara uzanırlar. Ne güneş ne de dondurucu soğuk görmezler.
Bayraktar Bayraklı
Orada koltuklara yaslanacaklar ve ne sıcak ne de soğuk göreceklerdir.
Bekir Sadak
N/A
Celal Yıldırım
Orada tahtlara ve kanepelere yaslanırlar, orada ne güneş, ne de dondurucu bir soğuk görürler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı güneş görürler orada ne de dondurucu soğuk.
Diyanet İşleri
Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.
Diyanet İşleri (eski)
Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
Diyanet Vakfi
Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Orada koltuklar üzerine yaslanmışlardır. Orada ne güneş görürler, ne de şiddetli soğuk;
Elmalılı Hamdi Yazır
Orada erikeler üzerine dayanmışlardır ne Güneş görürler onlarda ne de zemherir
Erhan Aktaş
Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada, ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.
Fizilal-il Kuran
Koltuklara kurulurlar. Orada ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.
Gültekin Onan
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
Hamdi Döndüren
Orada divanlar üzerinde yastıklara yaslanırlar, orada ne yakıcı güneş görürler ne de dondurucu bir soğuk.
Hasan Basri Çantay
(Oraya girin) hepiniz, içinde tahtlar üzerine yaslama (bahtiyarlar) olarak, orada ne bir güneş, ne de bir zemheri görmeyerek,
Hasib Asutay
Orada koltuklara yaslanmış olarak. Orada ne bir sıcak görürler, ne de dondurucu bir soğuk.
Hayrat Neşriyat
Orada tahtlar üzerinde oturup yaslanan kimseler olarak! Orada ne bir güneş (sıcağı), ne de bir zemherir (soğuğu) görürler!
İbni Kesir
Orada tahtlara yaslanırlar, ne yakıcı sıcak ne de dondurucu soğuk görmezler.
Mehmet Okuyan
Orada koltuklara kurulmuş olacaklar. Orada yakıcı sıcak da dondurucu soğuk da görmeyeceklerdir.
Muhammed Esed
Orada sedirlere uzanacaklar ve ne (yakıcı bir) güneş, ne de şiddetli bir soğuk görmeyecekler,
Mustafa İslamoğlu
Orada divanlara sere serpe uzanacaklar; ne sıcağa ne soğuğa maruz kalacaklar;
Ömer Nasuhi Bilmen
Orada tahtlar üzerine yaslanırlar, orada ne bir güneş ve ne de bir şiddetli soğuk görürler.
Ömer Öngüt
Orada koltuklara yaslanırlar. Ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
Suat Yıldırım
Koltuklarında diledikleri gibi dinlenir, orada ne güneş sıcağı görürler, ne de dondurucu soğuklara uğrarlar.
Süleyman Ateş
Orada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk.
Süleymaniye Vakfı
Orada koltuklara kurulmuş halde olacaklar; yakıcı bir sıcak da dondurucu bir soğuk da görmeyeceklerdir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Orada koltuklara kurulurlar; güneşin yakan sıcaklığını da dondurucu soğuğu da görmezler.
Şaban Piriş
Orada tahtlarına kurulmuşlar, ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.
Tefhim-ul Kuran
Orada, tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Onlar, orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
Ümit Şimşek
Orada koltuklara kurulmuşlardır; ne güneş sıcağı görürler orada, ne zemherir soğuğu.
Yaşar Nuri Öztürk
Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne bir güneş görürler orada ne de kavurucu bir soğuk...
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar orada taxtlar üzərində mütəkkələrə dirsəklənəcək və orada nə günəş, nə də şaxta görməyəcəklər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar orada (o cənnətlərdə) taxtlara söykənəcək, orada nə günəş (qızmar isti), nə də sərt soyuq görəcəklər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Dort werden sie behaglich angelehnt auf Liegen sitzen und weder heiße Sonne noch eisige Kälte spüren.
Almanca — Der Edle Quran
worin sie sich auf überdachten Liegen lehnen, und worin sie weder (heiße) Sonne noch bittere Kälte wahrnehmen werden.
Almanca — M. A. Rassoul
Darin lehnen sie auf erhöhten Sitzen, (und) sie werden dort weder Sonnenhitze noch Eiseskälte erleben.
Almanca — Muhammad Zaidan
angelehnt darin auf Liegen. Sie sehen darin weder Sonne noch Mond .
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Reclining on thrones, they do not suffer the heat of the sun nor experience the bitter thrust of the cold, only the divine warmth to which they aspire.
Abdul Haleem
They will sit on couches, feeling neither scorching heat nor biting cold,
Abdullah Yusuf Ali
Reclining in the (Garden) on raised thrones, they will see there neither the sun's (excessive heat) nor (the moon's) excessive cold.
Abul A'la Maududi
There they will recline on elevated couches and will be subjected neither to the burning heat of the sun nor to bitter cold.
Aisha Bewley
Reclining in it on couches, they will experience there neither burning sun nor bitter cold.
Al-Hilali & Khan
Reclining therein on raised thrones, they will see there neither the excessive heat of the sun, nor the excessive bitter cold, (as in Paradise there is no sun and no moon).
Ali Quli Qarai
reclining therein on couches. They will find in it neither any [scorching] sun, nor any [biting] cold.
Amatul Rahman Omar
(They shall be) reclining on raised couches. They shall experience therein neither excessive heat of the sun nor intense cold.
Arthur John Arberry
therein they shall recline upon couches, therein they shall see neither sun nor bitter cold;
Bijan Moeinian
Wherein they relax and not suffer neither the hot days under the sun nor the cold nights under the moon.
E. Henry Palmer
reclining therein upon couches they shall neither see therein sun nor piercing cold;
Edip-Layth
They are reclining in it on raised couches, they do not have in it excessive sun nor bitter cold.
George Sale
Therein shall they repose themselves on couches; they shall see therein neither sun nor moon;
Hamid S. Aziz
Reclining therein on raised couches, they shall find therein neither the severe heat of the sun nor intense cold.
Mahmoud Ghali
Reclining therein upon couches, therein they will see neither sun nor bitter cold;
Marmaduke Pickthall
Reclining therein upon couches, they will find there neither (heat of) a sun nor bitter cold.
Mohamed Ahmed - Samira
Where they will recline on couches feeling neither heat of the sun nor intense cold.
Muhammad Asad
In that [garden] they will on couches recline, and will know therein neither [burning] sun nor cold severe,
Mustafa Khattab
There they will be reclining on ˹canopied˺ couches, never seeing scorching heat or bitter cold.[1]
Progressive Muslims
They are reclining in it on raised couches, they do not have in it excessive sun nor bitter cold.
Sahih International
[They will be] reclining therein on adorned couches. They will not see therein any [burning] sun or [freezing] cold.
Sam Gerrans
Reclining therein upon couches; they will see therein neither sun nor biting cold;
Shabbir Ahmed
Relaxing therein on beautiful furnishings, they neither find a hot sun nor chill.
Syed Vickar Ahamed
Reclining in the (Garden) on raised couches (thrones), they will see there neither the sun’s (extreme heat) nor the moon’s (extreme cold).
Taqi Usmani
wherein they will be reclining on couches, feeling neither heat of the sun nor intense cold.
The Monotheist Group
They are reclining in it on raised couches, they do not have in it excessive sun nor bitter cold.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
ils y seront accoudés sur des divans, nʹy voyant ni soleil ni froid glacial.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Di cenetê de li ser textan paldayî ne, tê de, ne germê dibînin ne jî sermayê.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Daarin liggen zij achterovergeleund op ligbanken terwijl zij er geen zon en geen kou zien.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarin zullen zij op zetels rusten; zij zullen daar zon noch maan zien.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(Возлежа) облокотившись там на (разукрашенных) ложах, не увидят они там ни солнца [жары], ни стужи.
Rusça — Osmanov
Они будут возлежать на ложах, не зная ни зноя, ни мороза.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
I denna (lustgård) skall de vila på divaner, stödda (på mjuka kuddar), och där skall de varken utsättas för solens (hetta) eller för köld;