(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ وَخَسَفَ الْقَمَرُ وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ
fe iƶā beriḳa l-beSaru / ve ḣasefe l-ḳameru / ve cumiǎ ş-şemsu ve l-ḳameru / yeḳūlu l-insānu yevmeiƶin eyne l-meferru
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve şaşırıp gözler dikilince.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve şaşırıp gözler dikilince.
Adem Uğur
İşte, göz kamaştığı,
Ahmed Hulusi
Gözünde şimşek çaktığında,
Ahmet Tekin
Kıyamet gözlerde şimşek çaktığı zamandır.
Ahmet Varol
Ama göz kamaştığı,
Ali Bulaç
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'
Ali Fikri Yavuz
(Allah buyurmuştur ki): Göz, (dehşetten) ne vakit ki dikilir,
Ali Rıza Safa
Sonunda, gözler korkuyla açıldığında.
Bayraktar Bayraklı
- İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!
Bekir Sadak
(7-10) Gozun kamastigi, ayin tutuldugu, gunes ve ayin bir araya getirildigi zaman, iste o gun insan: «Kacacak yer nerede?» der.
Celal Yıldırım
Göz şimşek çakar (gibi kamaştığı),
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(7-8-9) Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;
Diyanet İşleri
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
Diyanet İşleri (eski)
(7-10) Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: 'kaçacak yer nerede?' der.
Diyanet Vakfi
(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay biraraya getirildiği zaman!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne vakıt ki o göz şimşek çakar
Erhan Aktaş
Gözler, dehşetle kamaştığında.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Gözler, dehşetle kamaştığında.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gözler, dehşetle kamaştığında.
Fizilal-il Kuran
Gözler korkudan fıldır fıldır döndükleri zaman,
Gültekin Onan
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı',
Hamdi Döndüren
İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu güneşle ay bir araya getirildiği zaman!
Hasan Basri Çantay
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Hasib Asutay
Göz kamaştığı zaman,
Hayrat Neşriyat
(7-9) Fakat; göz kamaştığı, ay tutulduğu (ışığı giderildiği) ve güneşle ay bir araya getirildiği zaman!
İbni Kesir
Göz kamaştığında,
Mehmet Okuyan
İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan “(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?” diyecektir.
Muhammed Esed
Ama (o Gün,) gözler korku ile açıldığında,
Mustafa İslamoğlu
Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak;
Ömer Nasuhi Bilmen
(6-7) Sorar ki Kıyamet günü ne zamandır? Artık o zaman ki, göz kamaşmış bir halde bulunur.
Ömer Öngüt
Göz kamaştığı,
Suat Yıldırım
Gözler kamaşıp karardığı,
Süleyman Ateş
Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,
Süleymaniye Vakfı
Gözlerin fal taşı gibi açıldığı zaman,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
(Mezardan kalkanın) Gözleri yuvalarından fırlayınca,
Şaban Piriş
-Göz kamaştığı zaman..
Tefhim-ul Kuran
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'
Ümit Şimşek
Göz kamaştığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Göz şimşek çaktığında,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Gözlər bərələ qalacağı,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Göz (heyrətdən) bərələcəyi;
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wenn der Blick vor Panik geblendet ist,
Almanca — M. A. Rassoul
Dann, wenn das Auge geblendet ist
Almanca — Muhammad Zaidan
Also wenn die Augen strahlen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then when the sight is dazed by terror and fright,
Abdul Haleem
When eyes are dazzled
Abdullah Yusuf Ali
At length, when the sight is dazed,
Abul A'la Maududi
When the sight is dazed,
Aisha Bewley
But when the eyesight is dazzled,
Al-Hilali & Khan
So, when the sight shall be dazed.
Ali Quli Qarai
But when the eyes are dazzled,
Amatul Rahman Omar
(It shall be the day) when the sight (of a person) is confused (and he is confounded for being unable to find the right course).
Arthur John Arberry
But when the sight is dazed
Bijan Moeinian
Resurrection will take place when a dazing light overtakes the sights.
E. Henry Palmer
But when the sight shall be dazed,
Edip-Layth
So, when the sight is dazzled.
George Sale
But when the sight shall be dazzled,
Hamid S. Aziz
So when the sight becomes dazzled,
Mahmoud Ghali
Yet, when the sight (Literally: the beholding) is dazed,
Marmaduke Pickthall
But when sight is confounded
Mohamed Ahmed - Samira
Yet when the eyes are dazzled,
Muhammad Asad
But [on that Day, ] when the eyesight is by fear confounded,
Mustafa Khattab
But when the sight is stunned,
Progressive Muslims
So, when the sight is dazzled.
Sahih International
So when vision is dazzled
Sam Gerrans
Then when the sight is dazzled,
Shabbir Ahmed
But when the sight is dazzled.
Syed Vickar Ahamed
(Say:) "Soon, when the sight is bewildered,
Taqi Usmani
So, when the eyes will be dazzled,
The Monotheist Group
So, when the sight is dazzled.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Lorsque la vue sera éblouie,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca gava çav şaş û zeloq dibin…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wanneer dan de ogen verblind worden
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar als het oog verblind.
Hollandaca — Siregar
Wanneer dan de ogen zich opensperren.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(Прямо перед наступлением этого дня) когда (из-за сильного страха) будет (словно молнией) ослеплен взор (того, кто не верил в этот великий день),
Rusça — Osmanov
[А тогда,] когда глаза [от страха] закатятся,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Den Dag) då blickarna grumlas (av fruktan)