(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ وَخَسَفَ الْقَمَرُ وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ

fe iƶā beriḳa l-beSaru / ve ḣasefe l-ḳameru / ve cumiǎ ş-şemsu ve l-ḳameru / yeḳūlu l-insānu yevmeiƶin eyne l-meferru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِذَاfe iƶāzaman
2بَرِقَberiḳaب ر قşimşek, yıldırım, parlama, ışıldama, parıltı, aydınlık, ani parlamakamaştığı
3الْبَصَرُl-beSaruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgöz
1وَخَسَفَve ḣasefeخ س فToprağa veya yere batmak veya gömülmek (yer veya kişi), çökmek (göz gibi başta çökmesi), görüşü kaybetmek/kör olmak, ışığını kaybetmek (güneş veya ay tutulması sırasında olduğu gibi), kusurlu veya eksik hale gelmek, zayıflamak veya bir deri bir kemik kalmak, iyileşmek (hastalıktan), birinin gözünü çıkarmak, bir şeyde delik açmak, alçaltmak veya tevazu göstermek veya aşağılamak, rezil etmek, aşağılık olmak.ve tutulduğu
2الْقَمَرُl-ḳameruق م رBeyaz olmak. Ay, kamer (özellikle 3. geceden 26. geceye kadar).ay
1وَجُمِعَve cumiǎج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.ve bir araya toplandığı
2الشَّمْسُş-şemsuش م سGüneş ışığıyla parlak olmak, görkemli olmak, güneşli olmak. Shams - güneş.güneş
3وَالْقَمَرُve l-ḳameruق م رBeyaz olmak. Ay, kamer (özellikle 3. geceden 26. geceye kadar).ve ay
1يَقُولُyeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleder
2الْاِنْسَانُl-insānuا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.insan
3يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün
4اَيْنَeyneneresidir?
5الْمَفَرُّl-meferruف ر رKaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri.kaçacak yer

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve şaşırıp gözler dikilince.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve şaşırıp gözler dikilince.

Adem Uğur

İşte, göz kamaştığı,

Ahmed Hulusi

Gözünde şimşek çaktığında,

Ahmet Tekin

Kıyamet gözlerde şimşek çaktığı zamandır.

Ahmet Varol

Ama göz kamaştığı,

Ali Bulaç

Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'

Ali Fikri Yavuz

(Allah buyurmuştur ki): Göz, (dehşetten) ne vakit ki dikilir,

Ali Rıza Safa

Sonunda, gözler korkuyla açıldığında.

Bayraktar Bayraklı

- İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!

Bekir Sadak

(7-10) Gozun kamastigi, ayin tutuldugu, gunes ve ayin bir araya getirildigi zaman, iste o gun insan: «Kacacak yer nerede?» der.

Celal Yıldırım

Göz şimşek çakar (gibi kamaştığı),

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(7-8-9) Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;

Diyanet İşleri

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

Diyanet İşleri (eski)

(7-10) Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: 'kaçacak yer nerede?' der.

Diyanet Vakfi

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay biraraya getirildiği zaman!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne vakıt ki o göz şimşek çakar

Erhan Aktaş

Gözler, dehşetle kamaştığında.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gözler, dehşetle kamaştığında.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gözler, dehşetle kamaştığında.

Fizilal-il Kuran

Gözler korkudan fıldır fıldır döndükleri zaman,

Gültekin Onan

Ama göz 'kamaşıp da kaydığı',

Hamdi Döndüren

İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu güneşle ay bir araya getirildiği zaman!

Hasan Basri Çantay

(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,

Hasib Asutay

Göz kamaştığı zaman,

Hayrat Neşriyat

(7-9) Fakat; göz kamaştığı, ay tutulduğu (ışığı giderildiği) ve güneşle ay bir araya getirildiği zaman!

İbni Kesir

Göz kamaştığında,

Mehmet Okuyan

İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan “(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?” diyecektir.

Muhammed Esed

Ama (o Gün,) gözler korku ile açıldığında,

Mustafa İslamoğlu

Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak;

Ömer Nasuhi Bilmen

(6-7) Sorar ki Kıyamet günü ne zamandır? Artık o zaman ki, göz kamaşmış bir halde bulunur.

Ömer Öngüt

Göz kamaştığı,

Suat Yıldırım

Gözler kamaşıp karardığı,

Süleyman Ateş

Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,

Süleymaniye Vakfı

Gözlerin fal taşı gibi açıldığı zaman,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Mezardan kalkanın) Gözleri yuvalarından fırlayınca,

Şaban Piriş

-Göz kamaştığı zaman..

Tefhim-ul Kuran

Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'

Ümit Şimşek

Göz kamaştığında,

Yaşar Nuri Öztürk

Göz şimşek çaktığında,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Gözlər bərələ qalacağı,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Göz (heyrətdən) bərələcəyi;

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn der Blick vor Panik geblendet ist,

Almanca — M. A. Rassoul

Dann, wenn das Auge geblendet ist

Almanca — Muhammad Zaidan

Also wenn die Augen strahlen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then when the sight is dazed by terror and fright,

Abdul Haleem

When eyes are dazzled

Abdullah Yusuf Ali

At length, when the sight is dazed,

Abul A'la Maududi

When the sight is dazed,

Aisha Bewley

But when the eyesight is dazzled,

Al-Hilali & Khan

So, when the sight shall be dazed.

Ali Quli Qarai

But when the eyes are dazzled,

Amatul Rahman Omar

(It shall be the day) when the sight (of a person) is confused (and he is confounded for being unable to find the right course).

Arthur John Arberry

But when the sight is dazed

Bijan Moeinian

Resurrection will take place when a dazing light overtakes the sights.

E. Henry Palmer

But when the sight shall be dazed,

Edip-Layth

So, when the sight is dazzled.

George Sale

But when the sight shall be dazzled,

Hamid S. Aziz

So when the sight becomes dazzled,

Mahmoud Ghali

Yet, when the sight (Literally: the beholding) is dazed,

Marmaduke Pickthall

But when sight is confounded

Mohamed Ahmed - Samira

Yet when the eyes are dazzled,

Muhammad Asad

But [on that Day, ] when the eyesight is by fear confounded,

Mustafa Khattab

But when the sight is stunned,

Progressive Muslims

So, when the sight is dazzled.

Sahih International

So when vision is dazzled

Sam Gerrans

Then when the sight is dazzled,

Shabbir Ahmed

But when the sight is dazzled.

Syed Vickar Ahamed

(Say:) "Soon, when the sight is bewildered,

Taqi Usmani

So, when the eyes will be dazzled,

The Monotheist Group

So, when the sight is dazzled.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsque la vue sera éblouie,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca gava çav şaş û zeloq dibin…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wanneer dan de ogen verblind worden

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar als het oog verblind.

Hollandaca — Siregar

Wanneer dan de ogen zich opensperren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Прямо перед наступлением этого дня) когда (из-за сильного страха) будет (словно молнией) ослеплен взор (того, кто не верил в этот великий день),

Rusça — Osmanov

[А тогда,] когда глаза [от страха] закатятся,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Den Dag) då blickarna grumlas (av fruktan)