Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
ṧumme ǎbese ve besera
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ثُمَّ | ṧumme | sonra, ayrıca | |
| 2 | عَبَسَ | ǎbese | ع ب سKaşlarını çatmak, sert bakmak, ciddi, asık suratlı olmak. | surat astı |
| 3 | وَبَسَرَ | ve besera | ب س رKaşlarını çatmak, yüzünü buruşturmak, sırıtmak, karamsar/sert bir şekilde bakmak, yoğun hoşlanmama/nefret ile bakmak, somurtmak. | kaşlarını çattı |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra kaşını çattı, suratını astı,
Abdulkadir Gölpınarlı
Sonra kaşını çattı, suratını astı,
Adem Uğur
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
Ahmed Hulusi
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti!
Ahmet Tekin
Üstelik kaşını çatıp, surat astı, Kuran’ın ve İslâm’ın hedeflerinin planlanan vakitten önce gerçekleşmesini istedi, bekleyemedi.
Ahmet Varol
Sonra suratını astı ve kaşlarını çattı.
Ali Bulaç
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Ali Fikri Yavuz
Sonra surat astı, kaşlarını çattı,
Ali Rıza Safa
Sonra, yüzünü buruşturdu ve kaşlarını çattı.
Bayraktar Bayraklı
- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."
Bekir Sadak
Sonra kaslarini catti, suratini asti;
Celal Yıldırım
Sonra kaşını çatıp yüzünü ekşitti.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
Diyanet İşleri
Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
Diyanet İşleri (eski)
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
Diyanet Vakfi
(21-25) Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi de: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sonra kaşını çattı, surat astı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı
Erhan Aktaş
Sonra kaşlarını çatıp surat astı!
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonra kaşlarını çatıp surat astı!
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonra kaşlarını çatıp surat astı!
Fizilal-il Kuran
Sonra suratını astı ve kaşlarını çattı.
Gültekin Onan
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Hamdi Döndüren
Sonra surat astı, kaşlarını çattı.
Hasan Basri Çantay
Sonra (ümidsizliğinden ve öfkesinden) kaşlarını çatdı, suratını asdı.
Hasib Asutay
Sonra kaşını çattı, suratını astı.
Hayrat Neşriyat
Sonra (Kur’ân’ın hakikatini o da anladı da inâdî küfründen) kaşlarını çattı ve suratını astı.
İbni Kesir
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
Mehmet Okuyan
Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.
Muhammed Esed
sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,
Mustafa İslamoğlu
ardından surat astı ve rengi attı.
Ömer Nasuhi Bilmen
(22-23) Sonra kaşını çattı, suratını astı. Sonra gerisine döndü ve böbürlendi.
Ömer Öngüt
Sonra suratını astı, kaşlarını çattı.
Suat Yıldırım
Derken suratını astı, kaşlarını çattı...
Süleyman Ateş
Sonra surat astı, kaşlarını çattı,
Süleymaniye Vakfı
Sonra yüzünü ekşitti ve kaşlarını çattı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
Şaban Piriş
Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.
Tefhim-ul Kuran
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Ümit Şimşek
Sonra kaşını çattı, suratını astı.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sonra üz-gözünü turşutdu, qaşqabağını tökdü.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
dann runzelte er die Stern und machte eine finstere Miene.
Almanca — Der Edle Quran
hierauf hat er düster geblickt und ein finsteres Gesicht gemacht,
Almanca — M. A. Rassoul
dann runzelte er die Stirn und blickte verdrießlich,
Almanca — Muhammad Zaidan
dann runzelte er die Stirn und finster wurde sein Gesicht,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then he ended with knitting his brows in displeasure and his look expressed disapproval,
Abdul Haleem
and frowned and scowled
Abdullah Yusuf Ali
Then he frowned and he scowled;
Abul A'la Maududi
then frowned and scowled;
Aisha Bewley
Then he frowned and glowered.
Al-Hilali & Khan
Then he frowned and he looked in a bad tempered way;
Ali Quli Qarai
then he frowned and scowled.
Amatul Rahman Omar
Then he frowned and scowled (in disdain),
Arthur John Arberry
then he frowned, and scowled,
Bijan Moeinian
Then he frowned and winkled to show his displeasure.
E. Henry Palmer
then he frowned and scowled;
Edip-Layth
Then he frowned and scowled.
George Sale
and frowned, and put on an austere countenance:
Hamid S. Aziz
Then he frowned and scowled,
Mahmoud Ghali
Thereafter he frowned, and he scowled;
Marmaduke Pickthall
Then frowned he and showed displeasure.
Mohamed Ahmed - Samira
And frowned and puckered his brow,
Muhammad Asad
and then he frowns and glares,
Mustafa Khattab
then frowned and scowled,
Progressive Muslims
Then he frowned and became bad tempered.
Sahih International
Then he frowned and scowled;
Sam Gerrans
Then frowned and scowled,
Shabbir Ahmed
And then he frowned and glared.
Syed Vickar Ahamed
Then he and frowned (in anger) and glowered (with rage);
Taqi Usmani
then he frowned and scowled,
The Monotheist Group
Then he frowned and became bad tempered.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et il sʹest renfrogné et a durci son visage.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Paşê rûyê xwe tirş û tehl kir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen fronste hij en grijnsde.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarop heeft hij zijn voorhoofd gefronsd en een ernstig gelaat aangenomen.
Hollandaca — Siregar
Daarna fronste hij en keek somber.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Потом нахмурился и стал мрачным (когда не смог придумать более ничего),
Rusça — Osmanov
затем нахмурился и посмотрел сердито,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
rynkar pannan och antar en bister uppsyn.