Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمِينَ
fe erselnā ǎleyhimu T-Tūfāne ve l-cerāde ve l-ḳummele ve D-Defādiǎ ve d-deme āyātin mufeSSalātin fe stekberū ve kānū ḳavmen mucrimīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bunun üzerine, ayrı-ayrı mucize olmak üzere onlara tufan, çekirge, haşerât, kurbağa ve kan gönderdik, fakat ululanıp inanmaya tenezzül etmediler ve zâten de suçlu bir topluluktu onlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Bunun üzerine, ayrı-ayrı mucize olmak üzere onlara tufan, çekirge, haşerât, kurbağa ve kan gönderdik, fakat ululanıp inanmaya tenezzül etmediler ve zâten de suçlu bir topluluktu onlar.
Adem Uğur
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular.
Ahmed Hulusi
Biz de onların üzerine tafsilatlı işaretler olarak tufan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan yağdırdık! (Yine de) büyüklendiler ve suçlu bir topluluk oldular.
Ahmet Tekin
Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri, mûcizeleri olmak üzere, başlarına tûfanlar, çekirgeler, haşereler, kurbağalar ve kan âfetleri musallat ettik. Yine de büyüklük taslamayı, serkeşliği, zorbalığı, diktatörlüğü terketmediler. İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen, güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu ve günahkâr bir kavim olmaya devam ettiler.
Ahmet Varol
Biz ayrı ayrı alametler olarak üzerlerine tufan, çekirge, haşarat, kurbağalar ve kan gönderdik. Ama onlar yine büyüklük tasladılar ve suçlular toplumu oldular.
Ali Bulaç
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.
Ali Fikri Yavuz
Biz de, kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere, başlarına (sel felâketi) tufan, (ekinlerine) çekirge, haşerat, (evlerine) kurbağa ve (sularına) kan gönderdik. Yine de inad ettiler, kibirlendiler. Onlar öyle mücrimler gürûhu idiler.
Ali Rıza Safa
Bunun üzerine, başlarına, tufan, çekirge, haşarat, kurbağa ve kan gönderdik. Her biri, ayrı ayrı mucizelerdi. Yine de büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Bayraktar Bayraklı
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve günahkar bir kavim oldular.
Bekir Sadak
Bunun uzerine su baskinini, cekirgeyi, haserati, kurbagalari ve kani birbirinden ayri mucizeler olarak onlara musallat kildik; yine de buyukluk taslayip suclu bir millet oldular.
Celal Yıldırım
O nedenle (kudretimizin yüceliğinin) ayrı ayrı belgeleri olmak üzere başlarına tufan (sel baskını) çekirge, haşere, kurbağa ve kan gönderdik ; buna rağmen gurur ve kibir gösterdiler. Zaten onlar suçlu günahkâr bir kavim idiler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Biz de açık seçik mûcizeler olmak üzere onların üzerine tûfan, çekirge, haşarat, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim olmakta direndiler.
Diyanet İşleri
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.
Diyanet İşleri (eski)
Bunun üzerine su baskınını, çekirgeyi, haşeratı, kurbağaları ve kanı birbirinden ayrı mucizeler olarak onlara musallat kıldık; yine de büyüklük taslayıp suçlu bir millet oldular.
Diyanet Vakfi
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz de kudretimizin ayrı ayrı mucizeleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine inat ettiler ve çok suçlu bir toplum oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz de kudretimizin ayrı ayrı ayetleri olmak üzere başlarına tufan gönderdik, çekirge gönderdik, haşerat gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik yine inad ettiler ve çok mücrim bir kavm oldular
Erhan Aktaş
Bunun üzerine, Biz de ayrı ayrı ayetler olarak onlara tufan, çekirge, haşarat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük taslayıp mücrim bir toplum olmaya devam ettiler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bunun üzerine, Biz de ayrı ayrı ayetler olarak onlara tufan, çekirge, haşarat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük taslayıp mücrim bir toplum olmaya devam ettiler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bunun üzerine, Biz de ayrı ayrı ayetler olarak onlara tufan, çekirge, haşarat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük taslayıp suçlu bir toplum olmaya devam ettiler.
Fizilal-il Kuran
Biz de onlara, ayrı ayrı birer mucize olarak su baskını, çekirge sürüsü, zararlı böcek salgını, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de burun kıvırarak günahkâr bir toplum oldular.
Gültekin Onan
Bunun üzerine, ayrı ayrı ayetler olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat ettik. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.
Hamdi Döndüren
Bunun üzerine biz de onlara; tufanı, çekirgeyi, keneyi, kurbağayı ve kanı ayrı ayrı mucizeler olmak üzere gönderdik. Ama onlar, yine büyüklük tasladılar ve günahkâr bir toplum oldular.
Hasan Basri Çantay
Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı alametler olmak üzere, başlarına tuufan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik. (Böyle iken) yine (iman etmeyi) kibirlerine yediremediler. Onlar öyle günahkarlar güruhu idiler.
Hasib Asutay
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, böcek, kurbağalar ve kan gönderdik; yine büyüklük tasladılar ve günahkâr bir topluluk oldular.
Hayrat Neşriyat
Artık (biz de) onların üzerine ayrı ayrı mu'cizeler olarak; tûfan, çekirge, haşerât, kurbağalar ve (sularına) kan gönderdik, buna rağmen büyüklük tasladılar ve bir günahkârlar topluluğu oldular.
İbni Kesir
Bunun üzerine, biz de birbirinden ayrı mucizeler olarak başlarına tufan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de büyüklük taslayıp suçlular güruhu oldular.
Mehmet Okuyan
Bunun üzerine biz de ayrı ayrı ayetler (mucizeler) olarak üzerlerine tufan, çekirgeler, haşereler, kurbağalar ve kan göndermiştik. Yine de kibirlenmeye devam etmişlerdi; zaten onlar suçlu bir toplumdu.
Muhammed Esed
Bunun üzerine, Biz de onlara selleri, çekirge (baskınlarını), haşereleri, kurbağaları ve kan(a dönüşen suyu) musallat ettik; (hepsi de) apaçık ayetler/alametlerdi (onlar için): ama burunlarını dikip kurumlandılar; çünkü günaha gömülüp gitmiş bir topluluktu onlar.
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine Biz de onlara tufanı, çekirge ve kurbağa sürülerini, zararlı böcekleri ve kan(kırmızı suyu) musallat etti; (bunlar) apaçık mesajlardı, fakat yine büyüklük tasladılar: Zira onlar günaha batmış bir topluluktular.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık biz onların üzerine ayrı ayrı harikalar olmak üzere tufanı, çekirgeleri, böcekleri, kurbağaları, kanı gönderdik. Yine böbürlendiler ve günahkârlar olan bir kavim oldular.
Ömer Öngüt
Bunun üzerine biz de birbirinden ayrı mucizeler olarak başlarına sel baskını, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de kibirlerine yediremediler. Onlar öyle günahkârlar gürûhu idiler.
Suat Yıldırım
Biz de kudretimizin ayrı ayrı delilleri olarak onların üzerine tufan gönderdik, çekirgeler gönderdik, haşerat gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik. Yine de inad edip büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular.
Süleyman Ateş
Biz de onların üzerine ayrı ayrı mu'cizeler olarak tufan, çekirge, kımıl (haşerat), kurbağalar ve kan gönderdik; ama yine büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular.
Süleymaniye Vakfı
Bunun üzerine onlara su baskınını, çekirge, kımıl zararlısı, kurbağa ve kan afetini, ayrı ayrı mucizeler olarak gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve suçlular topluluğu haline geldiler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Biz de üzerlerine su baskını, çekirge, kımıl ve kurbağa salgını ve kanı, herbiri ayrı ayrı birer gösterge (ayet) olarak gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve suçlular topluluğu haline geldiler.
Şaban Piriş
Bu yüzden onlara, tufanı, çekirgeyi, küçük keneyi, kurbağaları ve kanı apaçık işaretler olarak musallat ettik. Buna rağmen büyüklendiler. Onlar zaten suçlu bir toplum idi.
Tefhim-ul Kuran
Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkâr bir kavim oldular.
Ümit Şimşek
Biz de onlara ayrı ayrı mucizeler olarak tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de onlar iman etmeyi kibirlerine yediremediler ve bir mücrimler güruhu olup çıktılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz de onlar üzerine, açık mucizeler olarak tufan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de kibre saptılar ve günahkar bir topluluk oluverdiler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz də onların üstünə müxtəlif möcüzələr olaraq tufan, çəyirtkələr, bitlər, qurbağalar və qan göndərdik. Onlar isə təkəbbürlük göstərdilər və günahkar bir tayfa oldular.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz ayrı-ayrı möʼcüzələr üzrə onlara tufan, (əkinlərinə) çəyirtkə və həşərat, (evlərinə, yeməklərinə) qurbağa və (çeşmələrinə, kəhrizlərinə) qan göndərdik. Onlar yenə də (iman gətirməyi) özlərinə sığışdırmayıb kafir bir tayfa oldular.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben sie durch Sturmflut, Heuschrecken, Läuse, Frösche und Blut heimgesucht - lauter eindeutige Zeichen. Sie schauten selbstherrlich zu und blieben ein frevelhaftes Volk.
Almanca — M. A. Rassoul
Da sandten Wir die Flut über sie, die Heuschrecken, die Läuse, die Frösche und das Blut - deutliche Zeichen -, doch sie betrugen sich hochmütig und wurden ein sündiges Volk.
Almanca — Muhammad Zaidan
So schickten WIR ihnen Überschwemmung, Heuschrecken, Läuse, Frösche und Blut als deutliche Ayat, dann haben sie sich in Arroganz erhoben und waren schwer verfehlende Leute.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And there, We plagued them at intervals with:
Abdul Haleem
and so We let loose on them the flood, locusts, lice, frogs, blood- all clear signs. They were arrogant, wicked people.
Abdullah Yusuf Ali
So We sent (plagues) on them: Wholesale death, Locusts, Lice, Frogs, And Blood: Signs openly self-explained: but they were steeped in arrogance,- a people given to sin.
Abul A'la Maududi
Then We afflicted them with a great flood and locusts, and the lice , and the frogs, and the blood. All these were distinct signs and yet they remained haughty. They were a wicked people.
Aisha Bewley
So We sent down on them floods, locusts, lice, frogs and blood, Signs, clear and distinct, but they proved arrogant and were an evildoing people.
Al-Hilali & Khan
So We sent on them: the flood, the locusts, the lice, the frogs, and the blood (as a succession of) manifest signs, yet they remained arrogant, and they were of those people who were Mujrimûn (criminals, polytheists, sinners).
Ali Quli Qarai
So We sent against them a flood and locusts, lice, frogs and blood, as distinct signs. But they acted arrogantly, and they were a guilty lot.
Amatul Rahman Omar
Then We sent upon them widespread death and destruction (caused by storms, epidemics,) and the locusts, the lice, the frogs and the blood (-wars); signs (all) distinct and well defined, but they continued to behave arrogantly for they were a people who had cut off their ties (with God).
Arthur John Arberry
So We let loose upon them the flood and the locusts, the lice and the frogs, the blood, distinct signs; but they waxed proud and were a sinful people.
Bijan Moeinian
I sent upon them the storm [causing many deaths], the locusts, the lice, the frogs and the rain of blood. They denied all these signs as they were guilty of arrogance.
E. Henry Palmer
Then we sent upon them the flood and the locusts and the lice and the frogs and the blood, - signs detailed; but they were big with pride and were a people who did sin.
Edip-Layth
So We sent them the flood, the locust, the lice, the frogs, and the blood; all detailed signs; but they turned arrogant, they were a criminal people.
George Sale
Then We sent upon them the storm and the locust and the lice and the frogs and the blood -- clear Signs; but they behaved proudly and were a sinful people.
Hamid S. Aziz
So We sent upon them the flood and the locusts and the vermin and the frogs and the blood, - a succession of clear Signs. But they were inflated with arrogance, a guilty people.
Mahmoud Ghali
So We sent upon them the deluge, and the locusts, and the lice, and the frogs, and the blood, expounded signs; yet they waxed proud and were a criminal people.
Marmaduke Pickthall
So We sent against them the flood and the locusts and the vermin and the frogs and the blood - a succession of clear signs. But they were arrogant and became a guilty folk.
Mohamed Ahmed - Samira
So We let loose on them floods and locusts, and vermin, frogs and blood -- how many different signs. But they still remained arrogant, for they were a people full of sin.
Muhammad Asad
Thereupon We let loose upon them floods, and [plagues of] locusts, and lice, and frogs, and [water turning into] blood -distinct signs [all]: but they gloried in their arrogance, for they were people lost in sin.
Mustafa Khattab
So We plagued them with floods, locusts, lice, frogs, and blood—all as clear signs, but they persisted in arrogance and were a wicked people.
Progressive Muslims
So We sent them the flood, and the locust, and the lice, and the frogs, and the blood; all detailed signs; but they turned arrogant, they were a criminal people.
Sahih International
So We sent upon them the flood and locusts and lice and frogs and blood as distinct signs, but they were arrogant and were a criminal people.
Sam Gerrans
And We sent upon them the flood, and the locusts, and the lice, and the frogs, and the blood — proofs set out and detailed — but they had waxed proud and were a people of lawbreakers.
Shabbir Ahmed
Their System was too inefficient to fight off natural calamities, such as, floods, swarms of locusts, diseases of crops, livestock and humans. These were open signs for them to wake up to reform, but Pharaoh and his chiefs were too arrogant to accept responsibility, and too involved in luxury to take action. They were guilty of misrule.
Syed Vickar Ahamed
So We sent (misfortunes) on them: Typhoons, locusts, lice, frogs, and blood: Signs openly self-explained: But they remained (unjustly) proud— A people given to sin.
Taqi Usmani
So We sent upon them the storm and locusts and lice and frogs and blood, as signs distinct from each other. Yet they showed arrogance, and they were a guilty people.
The Monotheist Group
So We sent them the flood, and the locust, and the lice, and the frogs, and the blood; all detailed signs; but they turned arrogant, they were a criminal people.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous avons alors envoyé sur eux lʹinondation, les sauterelles, les poux (ou la calandre), les grenouilles et le sang, comme signes explicites. Mais ils sʹenflèrent dʹorgueil et demeurèrent un peuple criminel.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca Me jî baraneke dijwar, kulî, sipih, beq û xwîn bi ser wan de anîn ku ev nîşanên pir texlît in. Êdî dîsa jî wan xwe mezin dêran (û wan bawerî neanî) û ew her miletekî gunehkar bûn.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij zonden over hen de overstroming, de sprinkhanen, de vlooien, de kikkers en het bloed als duidelijk te onderscheiden tekenen. Maar zij bleven hoogmoedige en misdadige mensen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarom zonden wij over hen overstrooming, sprinkhanen, ongedierte, kikvorschen en bloed, als duidelijke teekenen; doch zij bleven hoogmoedig en werden snoodaards.
Hollandaca — Siregar
Daarop zonden Wij tot hen de overstroming, en sprinkhanen, en luizen, en kikkers en bloed, als duidelijke Tekenen, maar zij toonden zich hoogmoedig en zij waren een misdadig volk.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
И Мы ниспослали на них потоп, саранчу, вшей, жаб и кровь в качестве различных знамений. Однако они возгордились и стали грешниками.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Då slog Vi dem med översvämningar och gräshoppssvärmar och löss och paddor och (vattnets förvandling till) blod - tydliga tecken - men de var ett högmodigt släkte, ett folk av obotfärdiga syndare!