Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi.

قَالَ اِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِاٰيَةٍ فَأْتِ بِهَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

ḳāle in kunte ci'te bi āyetin fe 'ti bihā in kunte mine S-Sādiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Fir'avn) dedi
2اِنْineğer
3كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinisen
4جِئْتَci'teج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgetirmiş
5بِاٰيَةٍbi āyetinا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ayet
6فَأْتِfe 'tiا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgetir bakalım
7بِهَاbihāonu
8اِنْinşayet
9كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinisen
10مِنَmine-den
11الصَّادِقِينَS-Sādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru söyleyenler-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Firavun, apaçık delille geldiysen ve doğru söz söyleyenlerdensen göster o delili dedi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Firavun, apaçık delille geldiysen ve doğru söz söyleyenlerdensen göster o delili dedi.

Adem Uğur

(Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.

Ahmed Hulusi

(Firavun): "Eğer bir mucize ile geldinse, hadi getir mucizeni; eğer sözünde sadıksan!" dedi.

Ahmet Tekin

Firavun: 'Eğer peygamberliğinin tasdiki ile ilgili bir mûcize getirdiysen, şâyet iddianda da doğru isen, mûcizeni göster bakalım!' dedi.

Ahmet Varol

(Firavun): 'Eğer bir mucize getirdiysen; doğru sözlülerden isen, onu ortaya koy' dedi.

Ali Bulaç

(Firavun) Dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım)."

Ali Fikri Yavuz

(Firavun, Mûsa’ya şöyle) dedi: “- Eğer sen mû’cize getirdiysen ve sadık kimselerden isen onu (getir) göster.”

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Bir mucize getirdiysen, göster onu; eğer doğruyu söylüyorsan?"

Bayraktar Bayraklı

Firavun şöyle dedi: "Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan, onu ortaya çıkar."

Bekir Sadak

Firavun: «Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalim, dogru sozlulerden isen bunu yaparsin» dedi.

Celal Yıldırım

Fir'avn Ona : Bir âyet (mu'cize) ile gelmiş bulunuyorsan hemen onu getir de (ortaya koy), eğer doğrulardan isen, dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Firavun şöyle dedi: “Eğer bir mûcize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.”

Diyanet İşleri

Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Firavun: 'Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalım, doğru sözlülerden isen bunu yaparsın' dedi.

Diyanet Vakfi

(Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Firavun: «Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söyleyenlerden isen onu göster» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Firavun: "Eğer bir delil ile geldinse, getir onu bakalım, doğru söyleyenlerden isen!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer, dedi: Bir ayet ile geldinse getir onu bakalım sadıklardan isen

Erhan Aktaş

Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi.

Fizilal-il Kuran

Firavun: Eğer doğru söylüyorsan ve getirdiğin bir mucize varsa onu göster bakalım, dedi.

Gültekin Onan

(Firavun) dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım)."

Hamdi Döndüren

(Firavun) dedi: “Eğer bir mucize getirdiysen, gerçekten doğru söylüyorsan, onu göster bakalım!”

Hasan Basri Çantay

(Fir'avn şöyle) dedi: "Eğer sen bir ayet (mu'cize) getirdiysen göster onu, eğer sadıklardan isen".

Hasib Asutay

(Firavun) dedi ki: 'Eğer bir âyet (34) getirdiysen ve doğru söyleyenlerden isen onu göster (bakalım).' (34. Mucize, belge, delil.)

Hayrat Neşriyat

(Fir'avun) dedi ki: 'Eğer bir delil getirdiysen (ve) doğru söyleyenlerden isen haydi onu getir!'

İbni Kesir

Dedi ki: Şayet sen, bir ayet getirdinse; göster onu, eğer sadıklardan isen.

Mehmet Okuyan

(Firavun) şöyle demişti: “Bir delil getirdiysen, doğru söyleyenlerdensen onu getir (göster)!”

Muhammed Esed

(Firavun): "Bir işaret, bir alamet getirdiysen, göster bakalım; tabi,doğru sözlü biriysen!" dedi.

Mustafa İslamoğlu

(Firavun) dedi ki: "Madem ki bir mucizeyle geldin, o halde ortaya koy, tabi ki sözünün arkasında duruyorsan?"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Eğer sen bir mûcize ile gelmiş isen onu getir, sen sâdıklardan isen.»

Ömer Öngüt

Firavun dedi ki: “Eğer bir âyet (mucize) getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan, onu göster!”

Suat Yıldırım

"Eğer" dedi Firavun, "Gerçekten getirdiğin bir belge varsa ve sen doğru söyleyen biri isen, onu ortaya koy da görelim."

Süleyman Ateş

(Fir'avn) dedi. "Eğer bir ayet (mu'cize) getirmiş isen, hakikaten doğru söylüyorsan göster onu bakalım!"

Süleymaniye Vakfı

Firavun dedi ki: "Bir mucize ile geldiysen onu getir bakalım. Tabii doğru söyleyenlerden isen!."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun dedi ki "Bir mucize(ayet) getirdiysen göster; tabii doğru sözlü biri isen."

Şaban Piriş

-Eğer bir belge ile geldiysen, haydi doğru söyleyen biriysen onu ortaya koy, dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Firavun) Dedi ki: «Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım) .»

Ümit Şimşek

Firavun 'Delil getirdiysen göster, eğer doğru söylüyorsan' dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun dedi: "Bir mucize getirdinse, doğru sözlülerden isen onu ortaya çıkar."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Firon dedi: “Əgər möcüzə gətirmisənsə və doğru danışanlardansansa, onu göstər!”

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Pharao erwiderte: ʺWenn du mit einem Zeichen gekommen bist, weise es vor, wenn du die Wahrheit sagst!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺWenn du wirklich mit einem Zeichen gekommen bist, so weise es vor, wenn du zu den Wahrhaftigen gehörst.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺSolltest du eine Aya mitgebracht haben, so bringe sie vor, solltest du von den Wahrhaftigen sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Pharaoh said: "If indeed you have a divine sign in your sleeve, then present it to view if you are telling the truth".

Abdul Haleem

He said, ‘Produce this sign you have brought, if you are telling the truth.’

Abdullah Yusuf Ali

(Pharaoh) said: "If indeed thou hast come with a Sign, show it forth,- if thou tellest the truth."

Abul A'la Maududi

Pharaoh said: if you have brought a sign, then bring it forth if you are truthful.'

Aisha Bewley

He said, ‘If you have come with a Clear Sign produce it if you are telling the truth. ’

Al-Hilali & Khan

[Fir‘aun (Pharaoh)] said: "If you have come with a sign, show it forth, if you are one of those who tell the truth."

Ali Quli Qarai

He said, ‘If you have brought a sign, produce it, should you be truthful. ’

Amatul Rahman Omar

(Pharaoh) said, `If you have indeed come with a sign, then bring it forth, if you are of the truthful. '

Arthur John Arberry

Said he, 'If thou hast brought a sign, produce it, if thou speakest truly. '

Bijan Moeinian

Pharaoh replied: "If you are truthful, then show us your miracles. "

E. Henry Palmer

Said he, 'If thou hast come with a sign, then bring it, if thou art of those who speak the truth. '

Edip-Layth

He said, "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful?"

George Sale

Pharaoh replied, 'If thou hast indeed come with a Sign, then produce it, if thou art truthful. '

Hamid S. Aziz

Said he (Pharaoh), "If you have come with a Sign, then bring it, if you are truthful. "

Mahmoud Ghali

Said he, "In case you have come with a sign, so come up with it, in case you are of the sincere. "

Marmaduke Pickthall

(Pharaoh) said: If thou comest with a token, then produce it, if thou art of those who speak the truth.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "If you have brought a sign then display it, if what you say is true. "

Muhammad Asad

Said [Pharaoh]: "If thou hast come with a sign, produce it-if thou art a man of truth!"

Mustafa Khattab

Pharaoh said, "If you have come with a sign, then bring it if what you say is true."

Progressive Muslims

He said: "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful"

Sahih International

[Pharaoh] said, "If you have come with a sign, then bring it forth, if you should be of the truthful. "

Sam Gerrans

Said he: “If thou hast come with a proof, bring thou it, if thou be of the truthful.”

Shabbir Ahmed

Pharaoh said, "If you have come with clear evidence, produce it if you are of the truthful. "

Syed Vickar Ahamed

(Firon) said: "If you have truly come with a Sign, show it forth— If you tell the truth. "

Taqi Usmani

He said, "If you have come with a sign, then bring it forth, if you are really truthful."

The Monotheist Group

He said: "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺSi tu es venu avec un miracle, dit (Pharaon,) apporte-le donc, si tu es du nombre des véridiques.ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Firewnî ji Mûsa re) Got: Eger tu bi mucîzeyekê hatibî, ger tu ji rastbêjan bî de ka bîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺAls jij echt met een teken gekomen bent, breng het dan tevoorschijn als jij behoort tot hen die gelijk hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Pharao antwoordde: Indien gij met een wonder komt, toon het, indien gij waarheid spreekt.

Hollandaca — Siregar

Hij (Firʹaun) zei: ʺAls jij met een Teken bent gekomen, kom er dan mee, als jij tot de waarahtigen behoort.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Фараон) сказал (пророку Мусе): «Если ты пришел со знамением, то доставь [покажи] его, если ты из (числа) правдивых».

Rusça — Osmanov

[Фирʹаун] ответил: ʺЕсли ты пришел со знамением, то яви же его, если ты говоришь правдуʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Farao) sade: ʺOm du har kommit med ett tecken, låt oss då se det - om du är en av dem som håller sig till sanningen.ʺ