Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

ve yerzuḳhu min Hayṧu lā yeHtesibu ve men yetevekkel ǎlā (a)llahi fe huve Hasbuhu inne (a)llahe bāliğu emrihi ḳad ceǎle (a)llahu li kulli şey'in ḳadran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَرْزُقْهُve yerzuḳhuر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.ve onu rızıklandırır
2مِنْmin
3حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyerden
4لَا
5يَحْتَسِبُyeHtesibuح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ummadığı
6وَمَنْve menve kim
7يَتَوَكَّلْyetevekkelو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.dayanırsa
8عَلَىǎlā
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
10فَهُوَfe huveO
11حَسْبُهُHasbuhuح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ona yeter
12اِنَّinneşüphesiz
13اللّٰهَ(a)llaheAllah
14بَالِغُbāliğuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakyerine getirendir
15اَمْرِهِemrihiا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbuyruğunu
16قَدْḳadelbette
17جَعَلَceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakkoymuştur
18اللّٰهُ(a)llahuAllah
19لِكُلِّli kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliiçin her
20شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
21قَدْرًاḳadranق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışbir ölçü

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onu, hesaplamadığı yerden rızıklandırır ve kim Allah'a dayanırsa o, yeter ona; şüphe yok ki Allah, yapacağı işi yerine getirir, gerçekten de Allah, her şeye bir ölçü, bir miktar tâyîn etmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onu, hesaplamadığı yerden rızıklandırır ve kim Allahʼa dayanırsa o, yeter ona; şüphe yok ki Allah, yapacağı işi yerine getirir, gerçekten de Allah, her şeye bir ölçü, bir miktar tâyîn etmiştir.

Adem Uğur

Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Ahmed Hulusi

Ona ummadığı bir taraftan yaşam gıdası verir! Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter! Muhakkak ki Allah, emrini yerine ulaştırandır! Gerçekten Allah, her şey için bir kader meydana getirmiştir!

Ahmet Tekin

Ona, ummadığı ve hesap edemediği yerlerden rızık ve servet verir. Allah’a dayanıp güvenene, işlerini Allah’a havale edene Allah kâfidir. Allah planını, hükmünü kesinlikle icra ederek hedefine ulaştırır. Allah her şey için bir plan, bir vade, bir ölçü belirlemiştir.

Ahmet Varol

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Ali Bulaç

Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır.

Ali Fikri Yavuz

Bir de ona, ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse, O, ona yeter. Muhakkak ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir kader, (ölçü ve muayyen bir zaman) tayin etmiştir.

Ali Rıza Safa

Ve beklemediği yerden ona geçimlik verir. Çünkü Allah'a kim güvenirse, artık ona, O yeterlidir. Kuşkusuz, Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Bayraktar Bayraklı

Allah, onu hiç beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanıp güvenirse, O, kendine yeter. Şüphesiz Allah, dilediği şeyi sonuca ulaştırır. Allah her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Bekir Sadak

(2-3) Kadinlarin iddet sureleri biteceginde, onlari ya uygun bir sekilde alikoyun, ya da onlardan ayrilin; icinizden de iki adil sahit getirin; sahidligi Allah icin yapin; iste bu, Allah'a ve ahiret gunune inanan kimseye verilen oguttur. Allah, kendisine karsi gelmekten sakinan kimseye kurtulus yolu saglar, ona beklemedigi yerden rizik verir. Allah'a guvenen kimseye O yeter. Allah, buyrugunu yerine getirendir. Allah her sey icin bir lcu var etmistir.

Celal Yıldırım

Ve ummadığı, hesaplıyamadığı bir cihetten onu rızıklandırır. Kim Allah'a güvenip dayanırsa, Allah ona yeter. Şüphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Gerçekten Allah, her şey için bir ölçü belirleyip ortaya koymuştur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve ona hiç beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a dayanıp güvenirse Allah ona yeter. Şüphesiz Allah dilediği şeyi sonuca ulaştırır. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Diyanet İşleri

Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.

Diyanet Vakfi

(2-3) İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu hatır ve hayaline gelmez bir taraftan rızıklandırır. Her kim Allah'a tevekkül ederse O ona yeter. Kesinlikle Allah emrini yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü tayin etmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onu hatır-u hayaline gelmez cihetten merzuk eder ve her kim Allaha tevekkül kılarsa o ona yetişir, her halde Allah emrini yerine getirir, Allah her şey için bir mıkdar ta'yin etmiştir

Erhan Aktaş

Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Fizilal-il Kuran

Ve ona beklemediği yerden rızk verir. Kim Allah'a güvenirse kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Gültekin Onan

Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Tanrı'ya tevekkül ederse, O ona yeter. Elbette Tanrı kendi buyruğunu yerine getirip gerçekleştirendir. Tanrı her şey için bir ölçü kılmıştır.

Hamdi Döndüren

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenip dayanırsa, bilsin ki O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, sözünü yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Hasan Basri Çantay

Onu haatır-u hayaline gelmeyecek bir cihetden de rızıklandırır. Kim Allaha güvenib dayanırsa O, kendisine yetişir. Şübhesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü ta'yin etmişdir.

Hasib Asutay

Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse, O, ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Hayrat Neşriyat

Ve onu hesab etmediği yerden rızıklandırır! Kim Allah’a tevekkül ederse, artık O ona yeter! Şübhesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Doğrusu Allah, herşey için bir ölçü koymuştur.

İbni Kesir

Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim, Allah'a tevekkül ederse; O, kendisine yeter. Şüphesiz ki Allah; emrini yerine getirendir. Gerçekten Allah; her şey için bir ölçü var etmiştir.

Mehmet Okuyan

Onu hesap edemeyeceği bir yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir. Elbette Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Muhammed Esed

ve ona bütün beklentilerin ötesinde bir rızık verir. Allah'a güvenen herkese O (tek başına) yeter. Gerçek şu ki, Allah, irade ettiği işi sonucuna ulaştırır (ve) Allah her şey için bir (vade ve) ölçü belirlemiştir.

Mustafa İslamoğlu

ve hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır; ve her kim Allah'a güvenirse, artık O ona yeter: Şüphesiz Allah emrini gayesine erdirendir; doğrusu Allah her bir şey için bir ölçü/kader koymuştur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onu hiç hatırına gelmeyen bir cihetten merzûk buyurur ve her kim Allah'a tevekkül ederse artık O, ona kâfîdir. Şüphe yok ki Allah emrini yerine getirendir, muhakkak ki (Allah) her şey için bir miktar tayin buyurmuştur.

Ömer Öngüt

Ona hayaline gelmeyecek yerlerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü tayin etmiştir.

Suat Yıldırım

(2-3) Bekleme sürelerinin (üç âdet süresinin) sonuna yaklaştıkları zaman, onları ya güzelce evinizde alıkoyun, evliliği devam ettirin, yahut güzellikle ayrılın ve bu boşanmaya sizden iki âdil kimseyi şahit tutun ve şahitliği de Allah için dürüst yapın. İşte sizden Allah’a ve âhirete iman edenlere verilen talimat, yapılan tavsiye budur. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona sıkıntıdan çıkış kapıları açar. Onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah buyruğunu elbette yerine getirir. Gerçekten Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vâde belirlemiştir.

Süleyman Ateş

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanırsa O, ona yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah herşey için bir ölçü koymuştur.

Süleymaniye Vakfı

Allah ona, hiç beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenip dayanırsa O, ona yeter. Şüphesiz Allah, işini sonuca ulaştırır. Kesinlikle Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Beklemediği yerden ona rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. İşini tam yapan Allah'tır. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Şaban Piriş

Ve Ona hiç beklemediği bir yerden rızık verir. Kim Allah'a teslim olursa o kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.

Tefhim-ul Kuran

Ve onu hesaba katmadığı bir yönden de rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır.

Ümit Şimşek

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Allah'a tevekkül edene O yeter. Allah buyruğunu mutlaka gerçekleştirir. Herşey için Allah bir ölçü belirlemiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz, Allah, emrini yerine getirecektir. Allah her şey için bir ölçü/bir kader belirlemiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və ona təsəvvürünə gətirmədiyi bir yerdən ruzi bəxş edər. Kim Allaha təvəkkül etsə, Allah ona kifayət edər. Allah Öz əmrini yerinə yetirəndir. Allah hər şey üçün bir ölçü qoymuşdur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və ona gözləmədiyi yerdən ruzi verər. Kim Allaha təvəkkül etsə, (Allah) ona kifayət edər. Allah Öz əmrini yerinə yetirəndir. Allah hər şey üçün bir ölçü (hədd, müddət) təʼyin etmişdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und gewährt Gaben, von wo er sie nicht erwartet. Wer sich auf Gott verläßt, dem genügt Er. Gott setzt Seinen Willen durch. Für alles hat Gott Maß und Zeit bestimmt.

Almanca — Der Edle Quran

und gewährt ihm Versorgung, von wo (aus) er damit nicht rechnet. Und wer sich auf Allah verläßt, dem ist Er seine Genüge. Allah wird gewiß (die Durchführung) seine(r) Angelegenheit erreichen. Allah legt ja für alles ein Maß fest.

Almanca — M. A. Rassoul

und versorgt ihn in der Art und Weise, mit der er nicht rechnet. Und wer auf Allah vertraut - für den ist Er sein Genüge. Wahrlich, Allah setzt durch, was Er will; siehe Allah hat für alles eine Bestimmung gemacht.

Almanca — Muhammad Zaidan

und gewährt ihm Rizq von da, womit er nicht rechnet. Und wer ALLAH gegenüber Tawakkul übt, so genügt ER ihm. Gewiß, ALLAH wird Seiner Anweisung zur Geltung verhelfen. Bereits machte ALLAH für jede Sache etwas Bestimmtes.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"He confers on him of his bounty what is to his need and convenience whence he would not perceive nor expect". "And he who puts his trust in Allah will find in Allah the answer to his purpose, his hopes and his needs". Allah's purpose achieves its necessary ends. He has apportioned to everything its rightful measure and due proportion.

Abdul Haleem

and will provide for them from an unexpected source; God will be enough for those who put their trust in Him. God achieves His purpose; God has set a due measure for everything.

Abdullah Yusuf Ali

And He provides for him from (sources) he never could imagine. And if any one puts his trust in Allah, sufficient is (Allah) for him. For Allah will surely accomplish his purpose: verily, for all things has Allah appointed a due proportion.

Abul A'la Maududi

and will provide him sustenance from whence he never even imagined. Whoever puts his trust in Allah, He shall suffice him. Surely Allah brings about what He decrees; Allah has set a measure for everything.

Aisha Bewley

and provide for him from where he does not expect. Whoever puts his trust in Allah – He will be enough for him. Allah always achieves His aim. Allah has appointed a measure for all things.

Al-Hilali & Khan

And He will provide him from (sources) he never could imagine. And whosoever puts his trust in Allâh, then He will suffice him. Verily, Allâh will accomplish his purpose. Indeed Allâh has set a measure for all things.

Ali Quli Qarai

and provide for him from whence he does not reckon. And whoever puts his trust in Allah, He will suffice him. Indeed Allah carries through His command. Certainly Allah has set a measure for everything.

Amatul Rahman Omar

And He will provide him sustenance from where he least expects. And he who puts his trust in Allâh, He is sufficient for him (to fulfill his needs). Allâh is sure to accomplish His purpose. Allâh has set a measure for everything.

Arthur John Arberry

and He will provide for him from whence he never reckoned. And whosoever puts his trust in God, He shall suffice him. God attains his purpose. God has appointed a measure for everything.

Bijan Moeinian

God will provide for the above mentioned person from a source that he least expects it. The one who puts his trust in God, will not be disappointed. God has appointed a fate for everything.

E. Henry Palmer

and will provide for him from whence he reckoned not. And whosoever relies on God, He is sufficient for him: verily, God will attain His purpose:- God has set for everything a period.

Edip-Layth

He will provide for him whence he never expected. Anyone who puts his trust in God, then He suffices him. God's commands will be done. God has decreed for everything its fate.

George Sale

and He will bestow on him an ample provision from whence he expecteth it not: And whoso trusteth in God, He will be his sufficient support; for God will surely attain his purpose. Now hath God appointed unto every thing a determined period.

Hamid S. Aziz

And give him sustenance from whence he thinks not; and whoever puts his trust in Allah, He is sufficient for him. Surely Allah attains His purpose; Allah has appointed a measure for all things.

Mahmoud Ghali

And He will provide for him from where he does not (expectedly) reckon. And whoever puts his trust in Allah, then He will be (enough) Reckoner for him. Surely Allah is consummating His Command; Allah has already made determined estimate for everything.

Marmaduke Pickthall

And will provide for him from (a quarter) whence he hath no expectation. And whosoever putteth his trust in Allah, He will suffice him. Lo! Allah bringeth His command to pass. Allah hath set a measure for all things.

Mohamed Ahmed - Samira

And provide for him from where he does not reckon. God is sufficient for him who places his trust in Him. Certainly God fulfills His purpose. God has indeed fixed a measure of everything.

Muhammad Asad

and provides for him in a manner beyond all expectation; and for everyone who places his trust in God He [alone] is enough. Verily, God always attains to His purpose: [and] indeed, unto everything has God appointed its [term and] measure.

Mustafa Khattab

and provide for them from sources they could never imagine. And whoever puts their trust in Allah, then He ˹alone˺ is sufficient for them. Certainly Allah achieves His Will. Allah has already set a destiny for everything.

Progressive Muslims

And He will provide for him whence he never expected. Anyone who puts his trust in God, then He suffices him. God's commands will be done. God has decreed for everything its fate.

Sahih International

And will provide for him from where he does not expect. And whoever relies upon Allah - then He is sufficient for him. Indeed, Allah will accomplish His purpose. Allah has already set for everything a [decreed] extent.

Sam Gerrans

And He will provide for him from where he reckoned not. And whoso places his trust in God, He is sufficient for him. God achieves His purpose; God has appointed a measure for all things.

Shabbir Ahmed

And will provide for him in a manner he has not expected. And whoever places his trust in Allah, He will suffice him. Behold, Allah always brings His Command to pass. Indeed, for all things Allah has appointed due gauge.

Syed Vickar Ahamed

And He provides for him by (means that) he could never imagine. And if anyone puts his trust in Allah, then (Allah) is sufficient for him. Surely, Allah will accomplish His Purpose. Truly, for all things Allah has appointed proper proportions.

Taqi Usmani

and provides him (with what he needs) from where he does not even imagine. And whoever places his trust in Allah, He is sufficient for him. Surely Allah is to accomplish His purpose. Allah has set a measure for every thing.

The Monotheist Group

And He will provide for him whence he never expected. Anyone who puts his trust in God, then He suffices him. The commands of God will be done. God has decreed for everything its fate.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi awayekî ku hizir nedikir dê risqê wî bidê. Kî xwe bispêre Xwedê vêca Ew besî wî ye. Bêguman Xweda fermana xwe bi cih tîne, (lê belê) Xwedê ji bo her tiştî miqdar (û endazek) daniye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij zal in zijn levensonderhoud voorzien vanwaar hij er niet op rekent. En wie op God zijn vertrouwen stelt, voor die is dat goed genoeg. God bereikt Zijn doel. God heeft voor alles een maat vastgesteld.

Hollandaca — Siregar

En Hij voorziet hem van waar hij het niet verwacht, en (voor) wie op Allah vertrouwt, is Hij voldoende. Voorwaar, Allah voert Zijn zaak uit. Waarlijk, Allah heeft voor alle zaken een maatgeving bepaald.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и Он даст ему [остерегающемуся] пропитание [облегчит получение удела], откуда он и не рассчитывает. И кто полагается на Аллаха [полностью вверяет свое дело Ему], то для того Он достаточен [Он избавит его от всего, что его заботит и беспокоит] (как в этом мире, так и в Вечной жизни). (Ведь) поистине Аллах доводит Свое дело (до конца) [никто Ему не может препятствовать и Он не устанет от просьб]. (И) уже установил Аллах для каждой вещи меру [определил сроки, место, размер и остальные пределы для всего].

Rusça — Osmanov

обеспечивает пропитанием, откуда тот и не ждет. Для того, кто уповает на Аллаха, достаточно Его [как покровителя]. Воистину, Аллах доводит до конца свое веление. Аллах предопределил меру для каждой вещи.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och sörjer för honom på ett sätt som han inte kan förutse; och den som litar till Gud behöver inget annat (stöd). Gud når alltid Sitt syfte (och) Gud har fastställt ett mått för allt.