Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ اِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ فَمَنْ اٰمَنَ وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

ve mā nursilu l-murselīne illā mubeşşirīne ve munƶirīne fe men āmene ve eSleHa fe lā ḣavfun ǎleyhim ve lā hum yeHzenūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve mā
2نُرْسِلُnursiluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz gönderimeyi
3الْمُرْسَلِينَl-murselīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler
4اِلَّاillādışında
5مُبَشِّرِينَmubeşşirīneب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdeciler olmak
6وَمُنْذِرِينَve munƶirīneن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarıcılar olmak
7فَمَنْfe meno halde kim
8اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanır
9وَاَصْلَحَve eSleHaص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.ve uslanırsa
10فَلَاfe lāyoktur
11خَوْفٌḣavfunخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorku
12عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
13وَلَاve lāve değildir
14هُمْhumonlar
15يَحْزَنُونَyeHzenūneح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülecek de

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, peygamberleri ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik. Şu halde inananlara ve kendilerini düzgün bir hale getirenlere ne korku vardır, ne de mahzun olur onlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz, peygamberleri ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik. Şu halde inananlara ve kendilerini düzgün bir hale getirenlere ne korku vardır, ne de mahzun olur onlar.

Adem Uğur

Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.

Ahmed Hulusi

Biz Rasulleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak irsal ediyoruz. . . Artık kimler iman eder ve (durumunu) düzeltirse, işte onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

Ahmet Tekin

Biz Rasulleri, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere ancak rahmetimizin, merhametimizin, ihsanımızın, sevgimizin müjdecileri, ve sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılar olarak görevlendirip gönderiyoruz. Artık kim geçmişinin kirinden arınarak iman edip, iyi ve ıslah olur, din ve dünya işlerini, sosyal ilişkilerini düzelterek, geliştirerek yaşarsa onlara, her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.

Ahmet Varol

Biz peygamberleri ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kimler iman eder de durumlarını düzeltirlerse onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Ali Bulaç

Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

Biz, peygamberleri, ancak müminleri cennetle müjdeleyici ve kâfirleri cehennemle korkutucu olarak gönderdik. o halde, kim iman edip hâlini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar, mahzun olacak da değillerdir.

Ali Rıza Safa

Elçileri, yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak göndeririz. Kim inanır ve kendisini düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.

Bayraktar Bayraklı

Biz peygamberleri, sadece müjdeleyici ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kimler inanır ve uslanırsa, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Bekir Sadak

Peygamberleri ancak mujdeci ve uyarici olarak gonderiyoruz. Kim inanir ve nefsini islah ederse onlara korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir.

Celal Yıldırım

Biz, peygamberleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Artık kim imân edip kendini düzeltirse, onlar üzerinde' hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz peygamberleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve halini düzeltirse onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyecekler.

Diyanet İşleri

Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

Diyanet Vakfi

Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz o gönderilen peygamberleri rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Onun için kim iman edip dürüstlük yolunu tutarsa, onlara korku yoktur ve mahzun da olmayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o gönderilen Peygamberleri ancak rahmetimizin müjdecileri, ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz, onun için kim iyman edib salah yolunu tutarsa onlara korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir

Erhan Aktaş

Biz elçileri ancak haberdar edici ve uyarıcı olarak gönderdik. Kim iman eder kendisini düzeltirse, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz elçileri ancak haberdar edici ve uyarıcı olarak gönderdik. Kim iman eder kendisini düzeltirse, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz elçileri ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Kim iman eder kendisini düzeltirse, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.

Fizilal-il Kuran

Biz peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini ıslah ederse onlar için korku söz konusu değildir, onlar hiç üzülmezler de.

Gültekin Onan

Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim inanırsa ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Hamdi Döndüren

Biz peygamberleri, ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Her kim iman eder ve durumunu düzeltirse onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Hasan Basri Çantay

Biz peygamberleri rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmakdan başka (hal ve sıfatlarla) göndermeyiz. O halde kim iman eder ve (kendini) düzeltirse onların üzerine hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

Hasib Asutay

Biz peygamberleri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve (davranışlarını) düzeltirse artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (biz,) peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve (aynı zamanda) korkutucular olarak göndeririz. O hâlde kim îmân edip (hâlini) ıslâh ederse, artık onlara bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

İbni Kesir

Biz, peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Öyleyse her kim ki inanır ve ıslah ederse; artık onlar için korku yoktur. Ve onlar üzülecek de değillerdir.

Mehmet Okuyan

Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim(ler) iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzülmeyecektir de.

Muhammed Esed

Biz, elçileri(mizi) yalnızca müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz: bu nedenle, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir;

Mustafa İslamoğlu

Biz elçilerimizi, yalnızca müjdeci ve uyarıcı olsunlar diye göndeririz. Bundan sonra da kim iman eder ve kendini düzeltirse, işte onların gelecekten endişe geçmişten hüzün duymalarına yoktur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz peygamberleri göndermeyiz, ancak mübeşşirler ve münzirler olmak üzere göndeririz. İmdi her kim imân eder ve (halini) ıslahta bulunursa artık onlar için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

Ömer Öngüt

Biz peygamberleri ancak müjdeciler ve korkutucular olarak göndeririz. Kim inanır nefsini ıslah ederse, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

Suat Yıldırım

Biz peygamberleri sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. O halde kim iman eder, kendisini ve işlerini düzeltirse onlara asla korku yoktur. Onlar hiçbir üzüntüye de mâruz kalmayacaklardır.

Süleyman Ateş

Biz elçileri sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim inanır ve uslanırsa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı

Elçileri, sadece birer müjdeci ve uyarıcı olsunlar diye göndeririz. Kim inanıp güvenir ve kendini düzeltirse onların üzerinde ne bir korku olur ne de onlar üzülürler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz elçileri yalnız birer müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Onlara inanıp güvenen ve kendini düzeltenler artık ne bir korku duyar ne de üzülürler.

Şaban Piriş

Biz, elçileri yalnız müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman edip, halini düzeltirse, o kimselere bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Tefhim-ul Kuran

Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olacak değildirler.

Ümit Şimşek

Biz peygamberleri ancak müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Kim iman eder ve durumunu düzeltirse, artık ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz elçiləri yalnız müjdə verən və xəbərdarlıq edənlər kimi göndəririk. İman gətirib əməllərini islah edənlərin heç bir qorxusu yoxdur və onlar kədərlənməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz peyğəmbərləri ancaq müjdə verənlər və (əzabla) qorxudanlar sifətilə göndərdik. İman gətirib yaxşı işlər görənlərin heç bir qorxusu yoxdur və onlar qəm-qüssə görməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir schicken die Gesandten nur als Freudenboten und Warner; diejenigen, die an Gott glauben und gute Werke verrichten, haben nichts zu befürchten und sollen nicht traurig sein.

Almanca — Der Edle Quran

Wir senden die Gesandten nur als Verkünder froher Botschaft und als Überbringer von Warnungen. Wer also glaubt und Besserung bringt, über die soll keine Furcht kommen, noch sollen sie traurig sein.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir schicken die Gesandten nur als Bringer froher Botschaft und als Warner. Über die also, die da glauben und sich bessern, soll keine Furcht kommen, noch sollen sie traurig sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR entsenden die Gesandten nur als Überbringer froher Botschaft und als Warner. Wer dann den Iman verinnerlicht und gottgefällig Gutes tut, diese überkommt keine Furcht und sie werden nicht traurig werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We only send the Messengers in the capacity of spectacles and warnings, and those who recognize their missions and acknowledge Allah's Authority with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues and deeds with wisdom and piety will have won Allah's mercy; no fear or dread shall fall upon them nor shall they come to grief.

Abdul Haleem

We send messengers only to give good news and to warn, so for those who believe and do good deeds there will be no fear, nor will they grieve.

Abdullah Yusuf Ali

We send the messengers only to give good news and to warn: so those who believe and mend (their lives),- upon them shall be no fear, nor shall they grieve.

Abul A'la Maududi

We do not send Messengers except as bearers of glad tidings and warners. So, he who believes in their message and mends his conduct need have no fear and need not grieve;

Aisha Bewley

We do not send the Messengers except to bring good news and to give warning. As for those who have iman and put things right, they will feel no fear and will know no sorrow.

Al-Hilali & Khan

And We send not the Messengers but as givers of glad tidings and as warners. So whosoever believes and does righteous good deeds, upon such shall come no fear, nor shall they grieve.

Ali Quli Qarai

We do not send the apostles except as bearers of good news and warners. As for those who are faithful and righteous, they will have no fear, nor will they grieve.

Amatul Rahman Omar

And We send not the Messengers but as Bearers of good tidings (to believers and doers of good) and as Warners (to disbelievers and evil doers) then whsoever believes and mends his ways will have no cause of fear, nor shall they grieve.

Arthur John Arberry

We do not send the Envoys, except good tidings to bear, and warning; whoever believes and makes amends -- no fear shall be on them, neither shall they sorrow.

Bijan Moeinian

As a matter of fact, I sent My prophets for the simple purpose of relaying the good news [about the Paradise where the righteous believers will end up in] and warning [the wicked about the consequence of their deeds here and Hereafter. ] Those who choose to believe and reform their behaviors will have no reason for fear and sadness.

E. Henry Palmer

We do not send our messengers save as heralds of glad tidings and of warning, and whoso believes and acts aright, there is no fear for them, and they shall not be grieved,

Edip-Layth

We do not send the messengers except as bearers of good news and warners; whoever acknowledges, and reforms, then there is no fear for them nor will they grieve.

George Sale

And We sent not the Messengers but as bearers of glad tidings and as Warners. So those who believe and reform themselves, on them shall come no fear nor shall they grieve.

Hamid S. Aziz

We do not send our messengers save as heralds of glad tidings and of warning, and whoever believes and acts aright, there is no fear for them, and they shall not be grieved.

Mahmoud Ghali

And in no way do We send the Emissaries except as constant bearers of good tidings and constant warners. So whoever believes and acts righteously, then no fear will be on them, nor will they grieve.

Marmaduke Pickthall

We send not the messengers save as bearers of good news and warners. Whoso believeth and doeth right, there shall no fear come upon them neither shall they grieve.

Mohamed Ahmed - Samira

We do not send apostles but to give good tidings and to warn. Then those who believe or reform will have neither fear nor regret.

Muhammad Asad

And We send [Our] message-bearers only as heralds of glad tidings and as warners: hence, all who believe and live righteously -no fear need they have, and neither shall they grieve;

Mustafa Khattab

We have sent messengers only as deliverers of good news and as warners. Whoever believes and does good, there will be no fear for them, nor will they grieve.

Progressive Muslims

And We do not send the messengers except as bearers of good news and warners; whoever believes, and does good, then there is no fear for them nor will they grieve.

Sahih International

And We send not the messengers except as bringers of good tidings and warners. So whoever believes and reforms - there will be no fear concerning them, nor will they grieve.

Sam Gerrans

And We send the emissaries only as bearers of glad tidings and warners; then whoso believes and makes right: no fear will be upon them, nor will they grieve.

Shabbir Ahmed

We have sent Our Messengers to give good news and to warn. Those who attain belief, mend their ways and work for social equity fulfilling the needs of others, will have nothing to fear nor will they have any regrets.

Syed Vickar Ahamed

We send the messengers only to give good news and to warn: So that those who believe and become better (in their lives), upon them there shall be no fear, nor shall they grieve.

Taqi Usmani

We do not send the messengers but as bearers of good tidings and as warners. So, those who believe and correct themselves, there will be no fear for them, nor shall they grieve,

The Monotheist Group

And We do not send the messengers except as bearers of good news and warners; whoever believes, and does good, then there is no fear for them nor will they grieve.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous nʹenvoyons des messagers quʹen annonciateurs et avertisseurs: ceux qui croient donc et se réforment, nulle crainte sur eux et ils ne seront point affligés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em pêxemberan, tenê wek mizgînber û hişyarker dişînin. Êdî kesê ku baweriyê bi wan bîne û xwe rast û durist bike, ji wan re tu tirs tune ye û ew xemgîn jî nabin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zenden onze gezanten niet anders dan goede tijdingen dragende, en bedreigingen aan te kondigen. Wie dus gelooven en berouw gevoelen zullen, over deze zal geene vrees komen; nimmer zullen zij bedroefd worden.

Hollandaca — Siregar

Wij hebben de Boodschappers slechts als brengers van verheugende tijdingen gestuurd an (als) waarschuwers; dus wie gelooft en oprecht is: voor hem is er geen angst en zij zullen niet treuren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы отправляем посланников, только вестниками [которые возвещают радостную весть тем, которые стали покорными Аллаху, что им обещан Рай] и увещателями [которые предостерегают тех, кто стал неверующим и кто ослушался Аллаха, что им обещан Ад] (а не для исполнения тех чудес, которые требуют от них неверующие). И кто же уверует и станет праведным (в своих деяниях), – не будет над ними страха (в День Суда) (от наказания Аллаха), и не будут они опечалены (что упустили чего-то в своей земной жизни)!

Rusça — Osmanov

Мы посылаем посланников только благовестителями и увещевателями. А те, которые уверовали и вершили благое, - нечего им страшиться, и не будут они опечалены.