Rab'lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: "Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?" Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş" diyecekler. (Allah), "Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!" diyecek.

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلٰى رَبِّهِمْ قَالَ اَلَيْسَ هٰذَا بِالْحَقِّ قَالُوا بَلٰى وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ

ve lev terā iƶ vuḳifū ǎlā rabbihim ḳāle e leyse hāƶā bi l-Haḳḳi ḳālū belā ve rabbinā ḳāle fe ƶūḳū l-ǎƶābe bimā kuntum tekfurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve eğer
2تَرٰٓىterāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.(onları) bir görsen
3اِذْiken
4وُقِفُواvuḳifūو ق فAyakta durmak, birini ayağa kaldırmak.durdurulmuş
5عَلٰىǎlāhuzurunda
6رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
7قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
8اَلَيْسَe leyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirdeğil miymiş?
9هٰذَاhāƶābu
10بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
11قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
12بَلٰىbelāevet gerçektir
13وَرَبِّنَاve rabbināر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz hakkı için
14قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
15فَذُوقُواfe ƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguöyle ise tadın
16الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
17بِمَاbimādolayı
18كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinettiğinizden
19تَكْفُرُونَtekfurūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rablerinin tapısında durduruldukları vakit onları bir görseydin. Rableri, bu gerçek değil mi der, Rabbimize andolsun derler, evet, gerçek. Rableri de öyleyse kâfirliğiniz yüzünden tadın azâbı der.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rablerinin tapısında durduruldukları vakit onları bir görseydin. Rableri, bu gerçek değil mi der, Rabbimize andolsun derler, evet, gerçek. Rableri de öyleyse kâfirliğiniz yüzünden tadın azâbı der.

Adem Uğur

Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olayı), hak değil miymiş? diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, Öyle ise inkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın! diyecek.

Ahmed Hulusi

Rablerini müşahede sürecinde (hakikatlerindeki Esma kuvvelerini fark ettiklerinde) bir görsen! "İşte, Hak bu değil miymiş!" dedi. . . "Evet, Rabbimizmiş!" dediler. . . "Öyle ise, hakikat bilgisini inkar eden olmanızdan dolayı şimdi tadın azabı!" buyurur.

Ahmet Tekin

Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara: 'Bu, dünyada iken inkâr ettiğiniz yeniden diriltilme, bir hakikat değil midir?' der. Onlar da: 'Rabbimize yemin ederiz ki, elbette hakikat' derler. Allah: 'Öyleyse kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkâr etmekte olduğunuz şeyler sebebiyle, küfrünüz sebebiyle azabı tadın' buyurur.

Ahmet Varol

Onları, Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen. (Rabbleri): 'Bu gerçek değil mi?' der. Onlar: 'Evet. Rabbimiz hakkı için gerçektir' derler. O da: 'Öyleyse inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın' der.

Ali Bulaç

Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah:) "Bu, gerçek değil mi?" dedi. Onlar: "Evet, Rabbimiz hakkı için" dediler. (Allah:) "Öyleyse inkar edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Sen, onların Rablerine arzedildiklerini (hesaba çekildiklerini) göreydin! Allah, onlara şöyle buyuracak: “- Öldükten sonra diriliş ve bu hesap, hak değil mi imiş?” Onlar da: “- Evet, Rabbimize yemin ederiz ki, bu hak’dır.” diyeceklerdir. Allah: “- O halde dünyada yaptığınız küfürlerin cezasını (azabını) tadın.” buyuracaktır.

Ali Rıza Safa

Efendilerinin karşısında durdurulduklarında, onları bir görsen? "Gerçek değil miymiş bu?" Derler ki: "Efendimize yemin ederiz ki, evet, öyle!" Şöyle diyecek: "Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!"

Bayraktar Bayraklı

Rabblerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! Allah onlara, "Öldükten sonra dirilme doğru değil miymiş?" diyecek. Onlar, "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, "Öyleyse inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" diyecek.

Bekir Sadak

Onlari, Rablerinin huzuruna cikarildiklari zaman bir gorsen! Allah: «Bu gercek degil mi?» der; onlar, «Evet, Rabbimiz hakki icin gercektir» derler. Allah da «Oyleyse inkar etmenizden oturu azabi tadin» der. *

Celal Yıldırım

Onları, Rabbin karşısına çıkarılıp (hesap alanında) durdurulacakları zaman bir görsen, şu (gördüğünüz dirilme) hak değil mi..? Diyecek. Evet, Rabbimize and olsun ki haktır, diyecekler. O halde inkâr ettiğinize karşılık azabı tadın, buyuracak.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rablerinin huzuruna getirilirken sen onları bir görsen! Allah “Bu (yeniden dirilme haberi) hak değil miymiş?” diyecek. Onlar da “Evet rabbimize andolsun ki öyleymiş” diyecekler. Allah da “inkâr ettiğinizden dolayı tadın azabı!” diyecek.

Diyanet İşleri

Rab'lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: "Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?" Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş" diyecekler. (Allah), "Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!" diyecek.

Diyanet İşleri (eski)

Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: 'Bu gerçek değil mi?' der; onlar, 'Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir' derler. Allah da 'Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın' der.

Diyanet Vakfi

Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olayı), hak değil miymiş? diyecek. Onlar da «Rabbimize andolsun ki evet!» diyecekler. Allah da, Öyle ise inkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın! diyecek.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: «Bu, bir gerçek değil midir?». Onlar da: «Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir» derler. Rableri de onlara: «Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!» der.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem görsen onları, Rablerinin huzuruna durdukları zaman! O: "Nasıl şu gördüğünüz gerçek değil miymiş?" diyecek, onlar da: "Evet Rabbimiz hakkı için gerçek!" diyecekler. O zaman: "Küfrettiğinizin cezası olarak azabı tadın!" buyuracak.

Elmalılı Hamdi Yazır

hem görsen onları: rablerinin huzuruna durdukları vakıt! nasıl, deyecek; şu gördüğünüz hak değil mi imiş? Evet, rabbımız hakkı için diyecekler, o halde buyuracak: tadın azabı, küfrettiğinizin cezası

Erhan Aktaş

Rabb'lerinin huzurunda durdurulduklarında, onları bir görsen! Allah, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. " O halde kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'lerinin huzurunda durdurulduklarında, onları bir görsen! Allah, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabbimize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. " O halde kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'lerinin huzurunda durdurulduklarında, onları bir görsen! Allah, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Hayır! Gerçektir ve Sen de Rabb'imizsin." dediler. O, "Yok saymış olmanızdan dolayı azabı tadın." dedi.

Fizilal-il Kuran

Onları Rabblerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman keşki görsen! Allah, onlara «yeniden dirilmek gerçek değilmiymiş?» der. Onlar «Rabbimiz hakkı için, evet» derler. Allah da onlara «O halde inkârcılığınızdan dolayı azabı çekiniz» der.

Gültekin Onan

Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen. (Tanrı:) "Bu gerçek değil mi?" dedi. Onlar: "Evet, rabbimiz hakkı için" dediler. (Tanrı:) "Öyleyse küfretmeniz nedeniyle / küfrettiğiniz için (tekfürun) azabı tadın" dedi.

Hamdi Döndüren

Onları, Rablerine arz olundukları zaman bir görseydin! Rableri, “Bu, gerçek değil miymiş?” der. Onlar da, “Rabbimize andolsun ki elbette gerçekmiş!” derler. Rableri, “Öyleyse, inkâr etmenizden dolayı tadın azabı!” der.

Hasan Basri Çantay

Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman sen (onları) bir görsen! (O vakit Allah) "Şu (alem) hak değil miymiş?" demiş, onlar da "Rabbimize andolsun, evet" demişlerdir (diyeceklerdir). "Öyle ise, dedi (diyecek), küfür (ve inkar) edegeldiğiniz şeyler yüzünden tadın azabı"!

Hasib Asutay

Rablerinin huzurunda durdurulduklarında (onları) bir görsen! (Rableri) 'Bu, gerçek değil miymiş ' der. (Onlar da) 'Rabbimize yemin olsun ki evet (gerçektir)' derler. (Rableri de) 'Öyle ise inkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın ' der.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet Rablerinin huzûrunda durduruldukları zaman (onları) bir görsen! (Rableri onlara:) 'Bu (dirilmeniz) gerçek değil mi?' buyuracak. (Onlar:) 'Rabbimize yemîn olsun ki, evet!' diyecekler. (Rableri de:) 'Öyle ise, inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azâbı!' buyuracak.

İbni Kesir

Bir görseydin eğer; Rabblarının huzurunda durdukları zaman, O: Bu, hak değil miymiş? deyince; onlar da: Rabbımız hakkı için evet, derler. Allah da buyurur ki: Öyleyse küfür edegeldiğinizden dolayı tadın azabı.

Mehmet Okuyan

Rablerinin huzuruna (çıkarılıp) durduruldukları zaman sen onları bir görsen! (Allah:) “Bu (diriltilme) gerçek değil miymiş!” diye soracak; onlar da “Evet (gerçekmiş)! Rabbimize yemin olsun” diyeceklerdir. (Bunun üzerine Allah:) “İnkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın!” diyecektir.

Muhammed Esed

Ama sen (onları) Rablerinin huzuruna çıkarılacakları (ve) Onun, "Bu, hakikat değil mi?" diye soracağı zaman görsen. Onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için öyle!" diye cevap verecekler. (Bunun üzerine,) Allah, "Tadın öyleyse" diyecek, "hakikati reddetmenizden doğan bu azabı!"

Mustafa İslamoğlu

Yine sen onları, Rablerinin katına çıkarılıp O'nun "Bu gerçek değil miymiş?" diye sorduğu zaman görmeliydin. Onlar, "Kesinlikle... Rabbimiz hakkı için öyle!" diye cevap verecekler. O da diyecek ki: "Tadın azabı, ısrarlı inkarınıza karşılık!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve (onları) görecek olsan Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman! Buyuracak ki: «Şu hak değil miymiş?» onlar da: «Evet. Rabbimize and olsun ki» diyecekler. (Cenâb-ı Hak da) «O halde azabı tadınız, küfreder olduğunuz şeyler sebebiyle,» diye buyurmuş olacaktır.

Ömer Öngüt

Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri: “Bu gerçek değil miymiş?” diyecek. “Evet! Rabbimiz hakkı için gerçektir. ” diyecekler. O da: “Öyleyse inkâr etmenizden ötürü tadın azabı!” diyecek.

Suat Yıldırım

Hem onları Rab’lerinin huzuruna getirilip hesap meydanında durduruldukları zaman bir görsen! Hak Teâlâ: "Nasıl, diyecek, şu gördüğünüz diriliş gerçek değil miymiş?" Onlar da: "Evet, Rabbimiz hakkı için gerçekmiş!" diyecekler. Allah Teâlâ buyuracak: "Öyle ise, kâfirliğinizden ötürü şimdi tadın azabı!"

Süleyman Ateş

Onları Rablerinin huzurunda durdurulmuş iken bir görsen: (Allah) "Bu gerçek değil miymiş?" dedi. Dediler ki, "Evet Rabbimiz hakkı için gerçektir!" "Öyle ise inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Rablerinin huzurunda durduruldukları gün onları bir görsen! Rableri: "Bu, gerçekmiş değil mi?" der, onlar da "Evet, Rabbimize yemin olsun ki gerçekmiş!" derler. Bunun üzerine Rableri: "Öyleyse kafirlik etmenize karşılık tadın bu azabı!" der.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları bir görecek olsan, huzura çıkarıldıkları gün Rableri onlara: "Nasıl? Tekrar dirilmek gerçek değil miymiş?" diyecek, onlar da "Rabbimize ant olsun ki gerçekmiş" diye cevap vereceklerdir. Bunun üzerine Rableri: "Görmezlikten gelmenize karşılık azabı tadın" diyecektir.

Şaban Piriş

Rab'lerinin karşısında durdurulduklarını ve (Allah'ın): -Bu gerçek değil miymiş? dediğinde onların: -Rabbimize andolsun ki kesinlikle gerçekmiş, dediklerini ve (Allah'ın da onlara): -Kafir olduğunuz için azabı tadın, dediği anı bir görsen!

Tefhim-ul Kuran

Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah:) «Bu, gerçek değil mi?» dedi. Onlar; «Evet, Rabbimiz hakkı için» dediler. (Allah:) «Öyleyse küfredegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın» dedi.

Ümit Şimşek

Sen onları Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah 'Bu gerçek değil miymiş?' buyurur. 'Evet,' derler, 'Rabbimize and olsun ki gerçekmiş.' Allah buyurur ki: 'İnkâr edip durduğunuz için şimdi tadın bakalım azabı!'

Yaşar Nuri Öztürk

Rableri huzurunda durdurulduklarını bir görsen! Sordu: "Gerçek değil miymiş bu?" Dediler: "Rabbimize yemin olsun ki, gerçekmiş." Dedi: "O halde, küfre sapmış olmanızdan dolayı tadın azabı."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onları Rəbbinin qarşısında dayandırılarkən bircə görəydin! Allah deyəcəkdir: “Məgər bu dirilmə həqiqət deyilmi?” Onlar: “Əlbəttə, Rəbbimizə and olsun ki, bu həqiqətdir!”– deyəcəklər. O buyuracaqdır: “Elə isə inkar etdiyinizə görə dadın əzabı!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sən onları (sorğu-sual üçün) Rəbbinin hüzurunda saxlandıqları zaman görəydin! Allah onlara (mələklər vasitəsilə) belə buyuracaq: ″Bu, (öləndən sonra dirilmək, sorğu-sual) haqq deyilmi? Onlar:″ Bəli, Rəbbimizə and olsun (ki, bu, haqdır!)″ – deyə cavab verəcəklər. (Allah) buyuracaq: ″Elə isə etdiyiniz küfrlərə görə dadın əzabı!″.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn du sehen könntest, wie sie vor Gott stehen, Der sie fragt: ʺIst die Auferstehung nicht Wahrheit?ʺ, würden sie sagen: ʺDoch, bei unserem Herrn. ʺ Gott wird darauf sagen: ʺSo kostet die qualvolle Strafe als Vergeltung dafür, daß ihr ungläubig gewesen seid!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn du sehen würdest, wenn sie vor ihren Herrn gestellt werden! Er wird sagen: ʺIst dies nicht die Wahrheit?ʺ Sie sagen: ʺJa doch, bei unserem Herrn!ʺ Er wird sagen: ʺKostet nun die Strafe dafür, daß ihr stets ungläubig wart.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und würdest du doch sehen, als sie ihrem HERRN vorstellig wurden! ER sagte: ʺIst dies nicht dieWahrheit?!ʺ Sie sagten: ʺDoch mit Sicherheit, bei unserem HERRN!ʺ ER sagte: ʺDann erfahrt die Peinigung für das, was ihr an Kufr zu betreiben pflegtet.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if you could visualize them when they are in the August presence in audience of Allah, their Creator, and He asks them: "Is this not the graphic description of the truth which was related to you by our Messenger you simply denied! "By Allah, our Creator, it is", they say, there and then they shall be told: "Taste the torment laid upon the damned for your intentional denial of the truth".

Abdul Haleem

If you could only see, when they are made to stand before their Lord, how He will say, ‘Is this not real?’ They will say, ‘Yes indeed, by our Lord.’ He will say, ‘Then taste the torment for having disbelieved.’

Abdullah Yusuf Ali

If thou couldst but see when they are confronted with their Lord! He will say: "Is not this the truth?" They will say: "Yea, by our Lord!" He will say: "Taste ye then the penalty, because ye rejected Faith."

Abul A'la Maududi

If you could but see when they will be made to stand before their Lord. He will say: 'Is not this the truth?' They will say: 'Yes indeed, by our Lord.'Whereupon He will say: 'Taste the chastisement, then, for your denying the Truth.'

Aisha Bewley

If only you could see when they are standing before their Lord. He will say, ‘Is this not the Truth?’ They will say, ‘Yes indeed, by our Lord!’ He will say, ‘Then taste the punishment for your kufr.’

Al-Hilali & Khan

If you could but see when they will be held (brought and made to stand) in front of their Lord! He will say: "Is not this (Resurrection and the taking of the accounts) the truth?" They will say: "Yes, by our Lord!" He will then say: "So taste you the torment because you used not to believe."

Ali Quli Qarai

Were you to see when they are stationed before their Lord. He will say, ‘Is this not a fact?’ They will say, ‘Yes, by our Lord!’ He will say, ‘So taste the punishment because of what you used to disbelieve.’

Amatul Rahman Omar

And could you but see when they are made to stand before their Lord, (He) will say, `Is not this (Resurrection) true?' They shall say, `Yes, indeed, by Our Lord, it is!' He will say, `Suffer then the punishment as a result of your disbelief. '

Arthur John Arberry

If thou couldst see when they are stationed before their Lord! He will say, 'Is not this the truth?' They will say, 'Yes indeed, by our Lord!' He will say, 'Then taste the chastisement for your unbelief.

Bijan Moeinian

If only you could see them when they face their Lord. I will ask them: "Is this the truth or what?" They will reply: "By Lord it is the truth." Then I will say: "Face the punishment of your denial then."

E. Henry Palmer

But couldst thou see when they are set before their Lord; he says, 'Is not this the truth?' They say, 'Yea, by our Lord !' he says, 'Then taste the torment, for that ye did misbelieve!'

Edip-Layth

If you could see them when they are standing at their Lord? He said, "Is this not the truth?" They said, "Yes, by our Lord." He said, "Then taste the retribution for what you have rejected."

George Sale

And if thou couldst only see when they are made to stand before their Lord, He will say, 'Is not this second life the truth? They will say, 'Yea, by our Lord. ' He will say, 'Then taste the punishment because you disbelieved.'

Hamid S. Aziz

But could you see when they are set before their Lord, He says, "Is not this the real?" They will say, "Yea, by our Lord!" He will say, "Then taste the penalty because you did disbelieve!"

Mahmoud Ghali

And if you could see (them) as they are made to stand against their Lord! He will say, "Is not this (ever) the Truth?" They will say, "Yes indeed by our Lord!" He will say, "Then taste the torment because you used to disbelieve. "

Marmaduke Pickthall

If thou couldst see when they are set before their Lord! He will say: Is not this real? They will say: Yea, verily, by our Lord! He will say: Taste now the retribution for that ye used to disbelieve.

Mohamed Ahmed - Samira

If you see them when they are put before their Lord, He will say to them: "Is not this the truth?" They will answer: "Indeed, by our Lord. " He will say: "Then taste the agony of punishment for what you had denied."

Muhammad Asad

If thou couldst but see [them] when they shall be made to stand before their Sustainer [and] He will say, "Is not this the truth?" They will answer: "Yea, indeed, by our Sustainer!" [Whereupon] He will say: "Taste, then, the suffering that comes from your having refused to acknowledge the truth!"

Mustafa Khattab

But if only you could see when they will be detained before their Lord! He will ask ˹them˺, "Is this ˹Hereafter˺ not the truth?" They will cry, “Absolutely, by our Lord!” He will say, “Then taste the punishment for your disbelief.”

Progressive Muslims

And if you could see them when they are standing at their Lord; He said: "Is this not the truth", they said: "Yes, by our Lord," He said: "Then taste the retribution for what you have rejected. "

Sahih International

If you could but see when they will be made to stand before their Lord. He will say, "Is this not the truth?" They will say, "Yes, by our Lord." He will [then] say, "So taste the punishment because you used to disbelieve."

Sam Gerrans

And if thou couldst see when they are set before their Lord: — He will say: “Is then this not the truth?” They will say: “Verily, by our Lord!” He will say: “Then taste the punishment for what you denied!”

Shabbir Ahmed

But if only you could see when they stand before their Lord! He will ask, "Is not this real? " They will say "Yes, by our Lord. " Allah will then say, "Taste the Requital for your rejection of the Truth."

Syed Vickar Ahamed

If you could only see when they are faced by their Lord! He will say: "Is not this the truth?" They will say: "Yes indeed! By our Lord!" He will say: "Then you taste the penalty, because you rejected Faith. "

Taqi Usmani

If only you could see when they will be made to stand before their Lord! He will say, "Is this not true?" They will say, “Of course, by our Lord, it is.” He will say, “Then, taste the punishment, for you used to disbelieve.”

The Monotheist Group

And if you could see them when they are standing at their Lord; He said: "Is this not the truth?" They said: "Yes, by our Lord," He said: "Then taste the retribution for what you have rejected."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si tu les voyais, quand ils comparaîtront devant leur Seigneur. Il leur dira: ʺCela nʹest-il pas la vérité?ʺ Ils diront: ʺMais si! Par notre Seigneur!ʺ Et, il dira: ʺGoûtez alors au châtiment pour nʹavoir pas cruʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Xwezî te ew bidîtina! Dema ew li ber Xwedayê xwe tên rawestandin. (Xwedê) dibêje: Qey ev (vejîna we) ne heq e? Dibêjin: Belê em bi Xwedayê xwe sond dixwin ku rast e. Xwedê dibêje: De vêca ji ber kufra xwe ezab tehm bikin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Kon je hen maar zien wanneer zij voor hun Heer worden opgesteld, hoe Hij zegt: ʺIs dit niet de waarheid?ʺ Zij zeggen: ʺJa zeker, bij onze Heer.ʺ Hij zegt: ʺProeft dan de bestraffing ervoor dat jullie ongelovig waren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien gij kondet zien, als zij voor hunnen Heer zullen worden geplaatst! Hij zal tot hen zeggen: Was dit niet de waarheid? Zij zullen antwoorden: Ja, bij onzen Heer! God zal zeggen; Onderga dus de straf, omdat gij niet hebt geloofd.

Hollandaca — Siregar

En als jij (hen) kon zien wanneer zij voor hun Heer gebracht worden: Hij zal zeggen: ʺIs dit niet de Waarheid? zij zullen zeggen: ʺZeker, bij onze Heer.ʺ Hij zal zeggen: ʺProeft dan de bestraffing vanwege (wat) jullie plachten niet te geloven.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И если бы ты (о, Пророк) видел, как (в День Суда) они [те, которые отрицают воскрешение] будут остановлены пред их Господом (чтобы Он вынес Свое решение по отношению к ним)! Он [Аллах] скажет: «Разве это [воскрешение] – не истина?» Они скажут: «Да, клянемся Господом нашим (что это – истина)!» Он [Аллах] скажет: «Вкусите же наказание за то, что вы были неверующими!»

Rusça — Osmanov

Если бы ты [, Мухаммад,] видел их, когда они предстанут перед их Господом, который спросит: ʺРазве не истина то [, что вы предстали для ответа предо Мною]?ʺ Они ответят: ʺДа, [истина], клянемся нашим Господомʺ. И Он скажет: ʺВкусите же муки за то, что вы были неверующими!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om du kunde se dem när de förs fram inför sin Herre (och) Han säger: ʺÄr inte detta den sanna verkligheten?ʺ (och då) svarar de: ʺJo, vid vår Herre! Så är det!ʺ (Då) skall Han säga: ʺSmaka nu straffet för ert förnekande av sanningen!ʺ