Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

وَعَلَى الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَا اِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَا اَوِ الْحَوَايَا اَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍ ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِبَغْيِهِمْ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

ve ǎlā (e)lleƶīne hādū Harramnā kulle ƶī Zufurin ve mine l-beḳari ve l-ğanemi Harramnā ǎleyhim şuHūmehumā illā mā Hamelet Zuhūruhumā evi l-Havāyā ev mā ḣteleTa bi ǎZmin ƶālike cezeynāhum bi beğyihim ve innā le Sādiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَعَلَىve ǎlāve
2الَّذِينَ(e)lleƶīneşunlara ki
3هَادُواhādūه و دYahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe.yahudilere
4حَرَّمْنَاHarramnāح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.haram ettik
5كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlibütün
6ذِيƶīolanları
7ظُفُرٍZufurinظ ف رTırnak ile tırmalamak veya çizmek. Zafira - sahip olmak, elde etmek, üstesinden gelmek/galip gelmek/başarmak. Zufur/thufur - pençeler/tırnak/tırnaklar/kavrama. Azfara - zafer vermek.tırnaklı(ları)
8وَمِنَve mine
9الْبَقَرِl-beḳariب ق رKesmek, yarmak, açmak, delmek, araştırmak, incelemek, akıl erdirmek, bakara (sığır), inek, öküzsığırın
10وَالْغَنَمِve l-ğanemiغ ن مEle geçirme, elde etme, alma (genellikle ganimet veya yağma ile ilgili); zorluk çekmeden elde etme, zorluk çekmeden başarma, geri kazanma, bir araya toplanmış koyun veya keçiler, kalabalık sürü.ve koyunun
11حَرَّمْنَاHarramnāح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.haram kıldık
12عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
13شُحُومَهُمَاşuHūmehumāش ح مYağ, yağlar/tuzlar/posalarla beslemek veya yaşamak, etli kısım.yağlarını
14اِلَّاillāhariç
15مَا
16حَمَلَتْHameletح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmektaşıdıkları
17ظُهُورُهُمَاZuhūruhumāظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmaksırtlarının
18اَوِeviyahut
19الْحَوَايَاl-Havāyāح و يYaşlılık nedeniyle koyu yeşil veya koyu kırmızı veya kahverengi veya siyah ve kurumuş hale gelmek. Bir şeyi toplamak/getirmek/çekmek/bir araya getirmek, bir şeyi kavramak, bir şeyin mülkiyetini almak veya kazanmak, bir şeyin mülkiyetini almak, bir şeyi kavrayış veya mülkiyet içinde tutmak, bir şeye sahip olmak, bir şeyi içermek veya anlamak veya kapsamak, bir şeyi çevirmek, bir şeyi sarmak, yuvarlak veya dairesel bir şekil almak, kıvrılmak, develer için küçük bir su yalağı veya tank yapmak, yuvarlaklık veya dairesellik [veya sarılmış olma durumu] sahibi olmak veya almak.bağırsaklarının
20اَوْevya da
21مَا
22اخْتَلَطَḣteleTaخ ل طKarıştırmak/harmanlamak/birleştirmek/harmanlamak, bir şeyle birleştirmek, karıştırmak/şaşırtmak/düzensizleştirmek, şaşırtmak veya rahatsız etmek, ilişkiye girmek (örneğin bir adamın karısıyla veya bir kadınla), içine nüfuz etmek [TA - ok ona nüfuz etti], enfekte etmek veya sirayet etmek, ilişki kurmak/sohbet etmek, samimi olmak, bir konfederasyona/birliğe/anlaşmaya/ahde girmek, iyi huylu/mizaçlı.karışanlar
23بِعَظْمٍbi ǎZminع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekkemiğe
24ذٰلِكَƶālikeböylece
25جَزَيْنَاهُمْcezeynāhumج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekonları cezalandırdık
26بِبَغْيِهِمْbi beğyihimب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakaşırılıkları yüzünden
27وَاِنَّاve innābiz elbette
28لَصَادِقُونَle Sādiḳūneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru söyleyenleriz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, Yahûdilere, tırnakları bulunan bütün hayvanları ve sırtlarına yapışmış, yahut kemiklerine sıvanmış, yahut da bağırsaklarına karışmış olan yağlardan başka sığır ve koyunun tekmil yağlarını harâm etmiştik. Bu da, isyanlarından dolayı onlara verdiğimiz cezâ yüzündendi ve şüphe yok ki biz, sözümüzde doğruyuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz, Yahûdilere, tırnakları bulunan bütün hayvanları ve sırtlarına yapışmış, yahut kemiklerine sıvanmış, yahut da bağırsaklarına karışmış olan yağlardan başka sığır ve koyunun tekmil yağlarını harâm etmiştik. Bu da, isyanlarından dolayı onlara verdiğimiz cezâ yüzündendi ve şüphe yok ki biz, sözümüzde doğruyuz.

Adem Uğur

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezâdır. Biz elbette doğru söyleyeniz.

Ahmed Hulusi

Yahudi olanlara bütün tırnaklıları (her tırnak sahibini) haram kıldık. . . Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık. . . Ancak o ikisinin (sığır ve koyunun) sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı ya da kemiğe karışan müstesna. . . Haddi aşmaları yüzünden onları cezalandırdık. . . Biz elbette sadıklarız.

Ahmet Tekin

Yahudiliğin takipçilerine de bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığırların, koyunların ve keçilerin yağlarını da onlara haram kıldık. Kural tanımamaları, hakka riayet etmemeleri, tecavüzleri, isyanları ve zulümleri sebebiyle onları böyle cezalandırdık. Bizim vaatler ve tehditlerle ilgili sözlerimiz doğrudur.

Ahmet Varol

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Sığırların ve koyunların, sırtlarında bulunan yahut bağırsaklarına yapışık veya kemiklerine karışmış olanların dışındaki içyağlarını haram kılmıştık. Taşkınlıkları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Şüphe yok ki biz doğru sözlüyüz.

Ali Bulaç

Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara haram kıldık. 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız.

Ali Fikri Yavuz

Biz, Yahudî’lere tırnaklı hayvanların hepsini haram ettik. Sığır ve koyunun iç yağlarını da kendilerine haram yaptık. Bunların sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan, yahut kemiklerine karışan yağlar müstesnadır. Bu haramı onlara, zulümlerinden dolayı ceza olarak yaptık. Şüphe yok ki biz, her hususta sadıkız.

Ali Rıza Safa

Yahudilere, tüm tırnaklı hayvanları yasaklamıştık. Sığırların ve koyunların yağlarını da sırtlarında ve bağırsaklarında bulunan ve kemiklerine karışanlar dışında yasaklamıştık. Azgınlık yaptıkları için, onları, işte böyle cezalandırdık. Kuşkusuz, Biz, doğruyu söyleriz.

Bayraktar Bayraklı

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında veya bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğruyu söyleriz.

Bekir Sadak

Yahudilere tirnakli her hayvani haram kildik. Onlara sigir ve davarin sirt, bagirsak ve kemik yaglari haric, ic yaglarini da haram kildik. Asiri gitmelerinden oturu onlari bu sekilde cezalandirdik. Biz suphesiz dogru sozluyuzdur.

Celal Yıldırım

Yahudî (dininden) olanlara da (Tevrat'da) her tırnaklı olan hayvanı haram kıldık. Sığır ve koyunların da sırtlarında veya bağırsaklarında veya kemiğe karışık bulunan yağlar dışında iç yağlarını haram kıldık. Bu, aşırı gidip ilâhî sınırları aşmalarından, insan haklarına el uzatmalarından dolayı onlara verdiğimiz bir cezadır ve elbette biz doğrularızdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yahudilere mahsus olmak üzere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere, sığır ve koyunun ise iç yağlarını onlara haram kıldık. Taşkınlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru sözlüyüz.

Diyanet İşleri

Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

Diyanet İşleri (eski)

Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür.

Diyanet Vakfi

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezâdır. Biz elbette doğru söyleyeniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram ettik. Bir de bunlara sığır ve koyunun, sırtlarında, barsakları üzerinde veya kemiklere yapışık kuyruk kısmının dışındaki yağlarını da haram ettik. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza yaptık. Şüphesiz Biz, her hususta doğru söyleriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yehudilere her tırnaklıyı haram kıldık, bir de bunlara sığır ve en'amdan sırtlarında olan veya bağırsakları üzerinde bulunan veya kemikle ıhtilat eden kuyruk kısmından maada yağlarını dahi haram kıldık fakat bunu onlara bağıyleri yüzünden bir ceza yaptık, şüphesiz biz her hususta sadıkız.

Erhan Aktaş

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram ettik; onlara, sığır ve koyunun iç yağlarını da haram ettik. Sırtlarında taşıdıkları, bağırsaklarına ve kemiklerine karışan yağlar hariç. Bu, azgınlıkları nedeniyle onlara verdiğimiz cezadır. Kuşkusuz Biz, doğru olanlarız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram ettik; onlara, sığır ve koyunun iç yağlarını da haram ettik. Sırtlarında taşıdıkları, bağırsaklarına ve kemiklerine karışan yağlar hariç. Bu, azgınlıkları nedeniyle onlara verdiğimiz cezadır. Kuşkusuz Biz, doğru olanlarız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yahudilere bütün tırnaklıları haram ettik. Sırtlarında, bağırsaklarında taşıdıkları ve kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere, sığır ve koyunun iç yağını da haram kıldık. Bu, azgınlıkları nedeniyle onlara verdiğimiz cezadır. Kuşkusuz Biz, doğru olanlarız.

Fizilal-il Kuran

Yahudilere bütün tek tırnaklı hayvanları yasakladık. Onlara sığırların ve koyunların sırt, bağırsak ve kemik yağları dışında kalan içyağlarını da haram kıldık. Allah'ın ölçülerini çiğnedikleri için onları bu şekilde cezalandırdık. Söylediklerimiz kesinlikle doğrudur.

Gültekin Onan

Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara haram kıldık. 'Azgınlık ve hakka tecavüde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız.

Hamdi Döndüren

Yahudi olanlara da tırnaklı hayvanların hepsini, sığır ve koyunun iç yağlarını haram kıldık. Sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiklerine karışan yağ bundan müstesnadır. Bunu onlara isyanlarından dolayı ceza olarak yaptık. Biz elbette gerçeği söyleriz.

Hasan Basri Çantay

Biz, Yahudilere bütün tırnaklı (hayvan) ları haram etdik. Sığır ve koyunun iç yağlarını da üzerlerine haram kıldık. Bunların sırtlarına veya barsaklarına yapışan, yahud kemiğe karışan (yağlar bu hükümden) müstesnadır. Bu (fahrimi) onlara, zulümlerinden dolayı, ceza olarak yapdık. Biz elbette doğrucularız.

Hasib Asutay

Yahudilere bütün tırnaklı (hayvanları haram kıldık. (43) Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç, sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, azgınlıkları yüzünden ona verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyenleriz. (44) (43. Deve ve kuşlar gibi tırnaklı hayvanlar.) (44. Âyette geçen 'bağy' kelimesi zulüm anlamındadır.)

Hayrat Neşriyat

Yahudi olanlara da bütün tırnaklı (hayvan)ları haram kıldık. Sığır ve davarın iç yağlarını da onlara haram kıldık; ancak sırtlarının veya bağırsaklar(ın)ın taşıdığı ya da kemiğe karışan (yağ)lar müstesnâ. Azgınlıkları sebebiyle onları böyle cezâlandırdık. Ve muhakkak ki biz, elbette doğru (söyleyen)leriz.

İbni Kesir

Yahudi olanlara da bütün tırnaklıları haram kıldık. Sığır ve koyunun iç yağlarını da üzerlerine haram kıldık. Bunlardan sırtlarına ve bağırsaklarına yapışan ve kemiğe karışan müstesnadır. Biz, onları zulümlerinden dolayı cezaya çarptırdık. Biz, elbette sadıklarızdır.

Mehmet Okuyan

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Sırtlarının veya bağırsaklarının taşıdığı ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere, sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara (haram kılmıştık). Bu (durum), haksızlıkları yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Şüphesiz ki biz elbette doğru söyleyenleriz.

Muhammed Esed

Biz (yalnızca) yahudi itikadını benimseyenlere bütün tırnaklı hayvanları yasakladık; ve onlara koyun ve ineğin iç yağlarını da yasakladık, (hayvanların) sırt tarafındaki veya bağırsaklarındaki yağlar ile kemiğin içindekiler hariç: böylece işledikleri zulümler yüzünden onları cezalandırdık; zira, unutmayın, Biz sözümüzde dururuz!

Mustafa İslamoğlu

Yahudileşenlere tırnaklı her tür hayvanı haram kıldık; ve onlara ineğin ve koyunun sırt, bağırsak ve kemik yağları dışında kalan içyağlarını da haram kıldık: Onları, değer yıkıcılıkları yüzünden işte bu şekilde cezalandırdık: çünkü Biz, kesinlikle sözümüze sahibiz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Yahudiler üzerine her tırnaklı olanı haram kıldık ve onlara sığırdan ve koyundan (çıkarılan) iç yağlarını da haram kıldık. Ancak bunların sırtlarına veya bağırsaklarına yapışkan olan veya bir kemikle karışan yağlar müstesna. Bunu onlara haddi tecavüz ettiklerı için bir ceza olarak yaptık. Ve şüphe yok ki Biz elbette sâdıklarız.

Ömer Öngüt

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Onlara bir de sığır ve koyunun sırtlarında bağırsakları üzerinde ve kemiğe karışan yağlar dışında iç yağlarını yasaklamıştık. Azgınlıkları yüzünden onları bu şekilde cezalandırdık. Şüphe yok ki biz doğru sözlüyüzdür.

Suat Yıldırım

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sığır ve koyunun içyağlarını da haram kıldık. Yalnız sırtlarında yahut bağırsaklarında bulunan veya kemiğe karışan yağları haram kılmadık. Haddi aşmalarından ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Şüphe yok ki Biz hep doğru söyleriz.

Süleyman Ateş

yahudilere bütün tırnaklı(hayvan)ları haram ettik. Sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram kıldık, yalnız (hayvanların) sırtlarının, yahut bağırsaklarının taşıdığı, ya da kemiğe karışan yağlarını haram etmedik. Aşırılıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

Süleymaniye Vakfı

Yahudilere (sığır ve davar hariç) tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve davarların da sırtlarına ve bağırsaklarına yapışık olanlar ile kemiklerine karışanlar hariç iç yağlarını haram kıldık. Bu, (batıl yolla) üstünlük kurma çabalarına karşılık onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğruyu söyleriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yahudilere tek tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların sırtlarına ve bağırsaklarına yapışık olanlarla kemiklerine karışanlar dışında kalan iç yağlarını da haram kıldık. Bu, azgınlıklarına karşılık onlara verdiğimiz cezadır. Biz doğruyu söyleriz.

Şaban Piriş

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık; sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Yalnız sırtlarında veya bağırsaklarında bulunan ya da kemiğe karışanlar bundan müstesnadır. Böylece, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz, elbette doğru olanlarız.

Tefhim-ul Kuran

Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara haram kıldık. 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız.

Ümit Şimşek

Yahudilere de Biz bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarına yahut bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışan yağlarının dışındaki iç yağlarını da onlara haram kıldık. Zulümleri yüzünden Biz onları böylece cezalandırdık. Hiç şüphe yok ki, doğruyu söyleyen Biziz.

Yaşar Nuri Öztürk

Yahudilere tüm tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun dışındadır. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yəhudilərə dırnaqlı heyvanların hamısını haram etdik. İnək və qoyunun bel sütunlarına və ya bağırsaqlarına yapışan, yaxud sümüklərə qarışan yağlar istisna olmaqla, onların piylərini də haram etdik. Bu, həddi aşdıqlarına görə onlara verdiyimiz cəzadır. Şübhəsiz ki, Biz doğru danışanlarıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yəhudilərə dırnaqlı heyvanların hamısını haram etdik. İnək və qoyunun bellərinə və ya bağırsaqlarına yapışan, yaxud sümüklərinə qarışan yağlar müstəsna olmaqla, onların piylərini də yəhudilərə haram buyurduq. Həddi aşdıqlarına görə onları belə cəzalandırdıq. Şübhəsiz ki, Biz sözündə doğru olanlarıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Den Juden haben Wir verboten, von den Tieren zu essen, die Krallen haben. Das Fett der Kühe und Schafe haben Wir ihnen zu essen verboten, außer dem, was am Rücken oder an den Eingeweiden haftet oder mit Knochen verwachsen ist. Das war eine Strafe für ihre bösen Taten. Was Wir dir verkünden, ist die Wahrheit.

Almanca — Der Edle Quran

Und denen, die dem Judentum angehören, haben Wir alles verboten, was Klauen besitzt; und von den Rindern und dem Kleinvieh haben Wir ihnen das Fett verboten, außer dem, was ihre Rücken und ihre Eingeweide tragen, oder was mit Knochen verwachsen ist. Damit haben Wir ihnen ihre Übertretung vergolten. Und Wir sagen ganz gewiß die Wahrheit.

Almanca — M. A. Rassoul

Und den Juden haben Wir alles Getier untersagt, das Krallen hat; und von den Rindern und vom Kleinvieh haben Wir ihnen das Fett verboten, ausgenommen das, was an ihrem Rücken sitzt oder in den Eingeweiden oder mit den Knochen verwachsen ist. Damit haben Wir ihnen ihre Auflehnung vergolten. Und siehe, Wir sind Wahrhaftig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und denjenigen, die Juden wurden, erklärten WIR für haram alle (Tiere), die Krallen haben. Auch von den Kühen und den Schafen erklärten WIR ihnen für haram das Fett außer dem, was ihre Rücken und die Eingeweide tragen, und dem, was an den Knochen hängt. Dies haben WIR ihnen für ihre Übertretung vergolten. Und gewiß, WIR sind doch wahrhaftig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to those imbued with Jewish doctrines and principles We forbade every animal with undivided hoof -camels, rabbits, hares- and of the oxen and the sheep We forbade them only their fat except the fat covering their backs and their entrails and the fat attached to the bones. This prohibition was imposed on them in requital of their vice and corruption. This is the truth We justly declare.

Abdul Haleem

We forbade for the Jews every animal with claws, and the fat of cattle and sheep, except what is on their backs and in their intestines, or that which sticks to their bones. This is how We penalized them for their disobedience: We are true to Our word.

Abdullah Yusuf Ali

For those who followed the Jewish Law, We forbade every (animal) with undivided hoof, and We forbade them that fat of the ox and the sheep, except what adheres to their backs or their entrails, or is mixed up with a bone: this in recompense for their wilful disobedience: for We are true (in Our ordinances).

Abul A'la Maududi

And to those who had Judaized We have forbidden all beasts with claws, and the fat of oxen and sheep except the fat which is either on their backs or their entrails, or that which sticks to the bones. Thus did We requite them for their rebellion. Surely We state the Truth.

Aisha Bewley

We made haram for the Jews every animal with an undivided hoof, and in respect of cattle and sheep, We made their fat haram for them, except what is attached to their backs or guts or mixed up with bone. That is how We repaid them for their insolence. And We certainly speak the truth.

Al-Hilali & Khan

And unto those who are Jews, We forbade every (animal) with undivided hoof, and We forbade them the fat of the ox and the sheep except what adheres to their backs or their entrails, or is mixed up with a bone. Thus We recompensed them for their rebellion [committing crimes like murdering the Prophets and eating of Ribâ (usury)]. And verily, We are Truthful.

Ali Quli Qarai

To the Jews We forbade every animal having an undivided hoof, and of oxen and sheep We forbade them their fat, except what is borne by their backs or the entrails or what is attached to the bones. We requited them with that for their rebelliousness, and We indeed speak the truth.

Amatul Rahman Omar

And as for those who judaised, We forbade them every animal having claws, We forbade them the fat of the oxen and that of the goats (and of the sheep) except that (fat) which their backs or entrails bear or which cleaves to a bone. That is how We punished them for their transgression; and We are always true to Our words.

Arthur John Arberry

And to those of Jewry We have forbidden every beast with claws; and of oxen and sheep We have forbidden them the fat of them, save what their backs carry, or their entrails, or what is mingled with bone; that We recompensed them for their insolence; surely We speak truly.

Bijan Moeinian

As to the Jews, I forbade some extra food articles as a punishment for their rebellion. these items were: all animals with claws and the fat of oxen and goats except what is on their backs, their internal organs, or attached to their bones. These are the truth that I reveal to you.

E. Henry Palmer

To those who were Jews did we prohibit everything that hath a solid hoof; and of oxen and sheep did we prohibit to them the fat, save what the backs of both do bear, or the inwards, or what is mixed with bone; with that did we recompense them for their rebellion, for, verily, we are true.

Edip-Layth

For those who are Jewish, We forbade all that have claws; and from the cattle and the sheep We forbade their fat except what is attached to the back, or entrails, or mixed with bone. That is a punishment for their rebellion, and We are truthful.

George Sale

Unto the Jews did We forbid every beast having an undivided hoof; and of bullocks and sheep, We forbade them the fat of both; except that which should be on their backs, or their inwards, or which should be intermixed with the bone. This have We rewarded them with, because of their iniquity; and We are surely speakers of truth.

Hamid S. Aziz

To those who were Jews did We prohibit everything that hath a solid (undivided) hoof; and of oxen and sheep did We prohibit to them the fat, save what the backs of both do bear, or their entrails, or what is mixed with bone; this in recompense for their rebellion, for, verily, We are true.

Mahmoud Ghali

And to the ones who Judaized We have prohibited everything with (Literally: possessing, equipped with, owning) claws; and of the bovine and the sheep We have prohibited them the fat of them, except what their backs bear, or the entrails, or what is mixed up with bone (s); (by) that We recompensed them for their inequity; and surely We indeed are sincere.

Marmaduke Pickthall

Unto those who are Jews We forbade every animal with claws. And of the oxen and the sheep forbade We unto them the fat thereof save that upon the backs or the entrails, or that which is mixed with the bone. That we awarded them for their rebellion. And lo! we verily are truthful.

Mohamed Ahmed - Samira

We made unlawful for the Jews all animals with claws or nails, and the fat of the oxen and sheep, except that on their backs or their intestines, or which remains attached to their bones. This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.

Muhammad Asad

And [only] unto those who followed the Jewish faith did We forbid all beasts that have claws; and We forbade unto them the fat of both oxen and sheep, excepting that which is in their backs or entrails or that which is within the bone: thus did We requite them for their evildoing-for, behold, We are true to Our word!"

Mustafa Khattab

For those who are Jewish, We forbade every animal with undivided hoofs and the fat of oxen and sheep except what is joined to their backs or intestines or mixed with bone. In this way We rewarded them for their violations. And We are certainly truthful.

Progressive Muslims

And for the Jews We have forbidden all that have claws; and from the cattle and the sheep We forbade their fat except what is attached to the back, or entrails, or mixed with bone. That is a punishment for their rebellion, and We are truthful.

Sahih International

And to those who are Jews We prohibited every animal of uncloven hoof; and of the cattle and the sheep We prohibited to them their fat, except what adheres to their backs or the entrails or what is joined with bone. [By] that We repaid them for their injustice. And indeed, We are truthful.

Sam Gerrans

And to those who hold to Judaism We made unlawful every animal with a claw; and of oxen and sheep We made unlawful to them the fat thereof save what their backs bear, or the entrails, or what is mixed with bone; that We rewarded them for their sectarian zealotry; and We are truthful.

Shabbir Ahmed

For those who are Jewish, We had prohibited some edibles, such as animals with undivided hoof, the fat of the cow and the sheep, except that which is carried on their backs or on their intestines, or what is mixed-up in the bone. But that was only a temporary retribution for their disobedience (4:160). We are indeed True to Our Word.

Syed Vickar Ahamed

And for those who followed the Judaic (Jewish) Law, We did not permit (animals) with undivided hoof, and We did not permit them the fat of the ox and the sheep, except what adheres to their backs or their insides (intestines), or is mixed with bone: This is to adjust for their willful disobedience: For We are True (in Our laws).

Taqi Usmani

For those who are Jews We prohibited all that has claws. Of cows and goats, We prohibited for them their fats, except that which is borne by their backs or the entrails, or what is attached to a bone. Thus We recompensed them for their transgression. We are definitely truthful.

The Monotheist Group

And for those who are Jewish We have made unlawful all that have claws; and from the cattle and the sheep We made unlawful their fat except what is attached to the back, or entrails, or mixed with bone. That is a punishment for their rebellion, and We are truthful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Aux Juifs, Nous avons interdit toute bête à ongle unique. Des bovins et des ovins, Nous leurs avons interdit les graisses, sauf ce que portent leur dos, leurs entrailles, ou ce qui est mêlé à lʹos. Ainsi les avons-Nous punis pour leur rébellion. Et Nous sommes bien véridiques.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me, li ser ên ku bûne cihû tevekî heywanên xwedî neynok heram kirin. Ji dewar û pez jî ji bilî bezê pişta wan û yê li dora roviyên wan û ji bilî yên di nav hestiyan de bezê wan heram kir. Ha ev, ji ber zilma wan (me ew) ceza kirin, bêguman em her rastbêj in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Aan hen die het jodendom aanhangen hebben Wij alles met klauwen verboden en van de koeien en het kleinvee hebben Wij hun het vet verboden behalve wat aan hun ruggen of ingewanden vastzit of wat met bot vergroeid is. Dat hebben Wij hun opgelegd als vergelding voor hun begerigheid; Wij spreken toch de waarheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Den Joden hebben wij ieder dier verboden, dat eene ongespleten hoef heeft, en wij verboden hun het vet van ossen en schapen, behalve het vet dat zich op hunne schouders en ingewanden en datgene wat zich aan de beenderen bevindt. Dat is om hen voor hunne onrechtvaardigheden te straffen; en waarlijk wij spreken de waarheid.

Hollandaca — Siregar

En voor de Joden verboden Wij alle (dieren) met (ongesplitste) hoeven. En van de koeien en de schapen verboden Wij voor hen hun vet, behalve wat hun ruggen dragen, het vet van de ingewanden en het vet dat aan het bot is vergroeid. Zo vergolden Wij hun vanwege hun begerigheid. En voorwaar, Wij zijn zeker waarachtig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А тем, которые стали иудеями, Мы запретили (из животных и птиц) всех имеющих цельное копыто (или лапку) [верблюда, страуса, утку и гуся], а из коров и овец запретили Мы им (чистое) сало, кроме носимого их хребтами или внутренностями [которое находится на спине или вместе с внутренними органами], или того, что смешалось с костями. Этим [таким образом] воздали Мы им [иудеям] за их несправедливость [за убийства пророков, поедание ростовщической прибыли,...]: и (ведь) Мы правдивы (в том, что рассказываем)!

Rusça — Osmanov

Иудеям же Мы запретили [есть мясо] всех имеющих копыто [животных], А из [мяса] коров и овец мы запретили им жирную часть, кроме сала на спинном хребте, или же нутряного сала, или того, что смешалось с костями. Так наказали мы их за их нечестие. Воистину, Мы правдивы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi förbjöd dem som bekände den judiska tron (köttet av) alla djur försedda med klor; Vi förbjöd dem också fett av nötboskap och får, utom det som finns i ryggar och inälvor eller är blandat med benen. Så straffade Vi dem för den orätt de begick. Detta som Vi säger är sanningen!