ظ ف ر (ƵFR)
Z-f-r
فُلاَنٌ كَلِيلُ الظُّفُرِ : Falan kişinin tırnakları zayıftır/güçsüzdür. ظَفَرَهُ فُلاَنٌ : Falan kişi tırnaklarını ona geçirdi. هُوَ أَظْفَرُ : Onun tırnakları uzundur. ظَفَرَة : Sertlik konusunda tırnağa benzetilerek gözü kaplayan bir zar tabakasına denir. ظَفِرَتْ عَيْنُهُ : Gözünü zar kapladı/Gözünde katarakt çıktı. ظَفَر : Galip gelmek, başarmak. Bu kelimenin aslı, “Tırnağını ona geçirdi” anlamındaki ظَفَرَ عَلَيْهِ sözünden gelmektedir. Allah buyurur ki: وَهُوَ الَّذِي كَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ أَنْ أَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا : Mekke’nin ortasında, sizi onlara galip getirdikten sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çeken O’dur. Allah, yaptıklarınızı görmektedir (48/Fetih 24).