Allah'a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükafat vardır.

اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَاَنْفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُمْ مُسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَاَنْفَقُوا لَهُمْ اَجْرٌ كَبِيرٌ

āminū bi(a)llahi ve rasūlihi ve enfiḳū mimmā ceǎlekum musteḣlefīne fīhi fe(e)lleƶīne āmenū minkum ve enfeḳū lehum ecrun kebīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اٰمِنُواāminūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanın
2بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
3وَرَسُولِهِve rasūlihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
4وَاَنْفِقُواve enfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.ve infak edin
5مِمَّاmimmāşeylerden
6جَعَلَكُمْceǎlekumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamaksizi kıldığı
7مُسْتَخْلَفِينَmusteḣlefīneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekhakim
8فِيهِfīhionda
9فَالَّذِينَfe(e)lleƶīnekimselere
10اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lara)
11مِنْكُمْminkumsizden
12وَاَنْفَقُواve enfeḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.ve infak edenlere
13لَهُمْlehumonlar için vardır
14اَجْرٌecrunا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karmükafat
15كَبِيرٌkebīrunك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnanın Allah'a ve Peygamberine ve sizi sâhib ettiği, sizin tasarrufunuza verdiği malların bir kısmını, onun yolunda harcayın; artık sizden inanan ve mallarını harcayanlara büyük bir mükâfat var.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnanın Allahʼa ve Peygamberine ve sizi sâhib ettiği, sizin tasarrufunuza verdiği malların bir kısmını, onun yolunda harcayın; artık sizden inanan ve mallarını harcayanlara büyük bir mükâfat var.

Adem Uğur

Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.

Ahmed Hulusi

Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a ve Rasulüne iman edin. . . Sizi halife kıldığı şeylerden (O'nun namına) infak edin! Sizden iman eden ve infak eden kimseler var ya, onlar için çok büyük karşılık vardır.

Ahmet Tekin

Allah’a ve Rasulüne iman edin. Allah’ın, üzerinde yetki sahipleri olarak sizi tayin ettiği, harcama yetkisi verdiği her şeyden, O’nun yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayın, insanların ihtiyaçlarını görün. Sizden imanda kemâle erenlere ve karşılık gözetmeden Allah yolunda gönüllü harcayanlara büyük mükâfatlar vardır.

Ahmet Varol

Allah'a ve peygamberine iman edin ve sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar için büyük ecir vardır.

Ali Bulaç

Allah'a ve Resulü'ne iman edin. "Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır.

Ali Fikri Yavuz

Allah’a ve Rasûlüne iman edin de, sizi mirasçıları kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edib de (Allah yolunda) harcayanlar için büyük bir mükâfat vardır.

Ali Rıza Safa

Allah'a ve O'nun elçisine inanın. Sizi yönetici yaptığı şeylerden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. İnanan ve yardımlaşmak amacıyla paylaşanlara büyük bir ödül vardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberine inanınız; sizi üzerlerine yetkili kıldığı mallardan hayra harcayınız. Sizden, inanıp da hayırda harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır.

Bekir Sadak

Ey insanlar! Allah'a ve peygamberine inanin; sizi varis kildigi seylerden sarfedin; aranizdan, inanip da sarfeden kimselere buyuk ecir vardir

Celal Yıldırım

Allah'a ve Peygamberine imân edin ; Allah'ın sizi başkalarının yerine getirip vâris kıldığı mal ve mülkten (Allah yolunda) harcayın. Artık sizden kimler imân edip (malını Allah'ın dilediği yolda ve ölçüde) harcarsa, onlar için büyük bir mükâfat vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’a ve resulüne iman edin; O’nun size emanet olarak verdiklerinden, başkaları için de harcayın. İçinizden iman edip böyle harcamada bulunanlara büyük mükâfat vardır.

Diyanet İşleri

Allah'a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükafat vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır

Diyanet Vakfi

Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden harcayın. Sizden, inanan ve harcayanlar için büyük mükafat vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi istihlaf buyurduğu (tasarrufunu size bıraktığı) şeylerden harcayın ki, iman edip harcayanlarınız için büyük bir mükafat vardır!

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edin Allaha ve Resulüne de sizi istıhlaf buyurduğu şeylerden infak eyleyin ki iyman edip de infak eyliyenleriniz için azim bir ecir vardır

Erhan Aktaş

Allah'a ve Resul'üne iman edin. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'a ve Resul'üne inanın. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'a ve Rasul'üne inanın. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.

Fizilal-il Kuran

Allah'a ve peygambere inanınız. Allah'ın kullanma yetkisini elinize verdiği malların bir bölümünü O'nun için harcayınız. İçinizdeki iman edenleri ve hayır yolunda mal harcayanları büyük bir ödül bekliyor.

Gültekin Onan

Tanrı'ya ve Resulüne inanın. 'Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim inanıp infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır.

Hamdi Döndüren

Allah’a ve elçisine iman edin. Sizi tasarrufa yetkili kıldığı mallardan, Allah için harcayın. Sizden iman eden ve Allah için harcayanlara büyük bir ecir vardır.

Hasan Basri Çantay

Allaha ve peygamberine iman (etmekde sebat) edin, (Sizden evvel geçenlerin ardından Allahın) size (tasarruf için) vekalet verdiği (mal) dan (Onun uğrunda) harcayın, içinizden iman edib de (o suretle) harcayanlar (yok mu?) onlar için büyük mükafat vardır.

Hasib Asutay

Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufta yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah yolunda) harcayan kimselere büyük bir mükâfat vardır. (4) (4. Rivâyete göre bu âyet-i kerime Tebük seferi için büyük mali fedakârlıkta bulunmuş olan Hz. Ebubekir (r.a.)'e işaret vardır.)

Hayrat Neşriyat

Allah’a ve Resûlüne îmân edin ve sizi üzerine vekiller (tasarruf sâhibleri) kıldığı şeylerden (Allah yolunda) sarf edin; işte sizden îmân edip, (Allah yolunda) sarf eden kimseler var ya, onlar için (pek) büyük bir mükâfât vardır.

İbni Kesir

Allah'a ve peygamberine iman edin ve sizi halifeler kıldığı şeylerden de infak edin. Aranızdan iman edip de infak eden kimselere büyük mükafat vardır.

Mehmet Okuyan

Allah’a ve Elçisine inanıp güvenin! Sizi, kendisinde yetkili kıldığı şeylerden (mallardan) infak edin (verin)! Sizden (Allah’a ve elçisine) güvenenler ve infak edenler (verenler) için büyük ödül vardır.

Muhammed Esed

Allah'a ve Elçisi'ne inanın ve O'nun size emanet olarak tevdi ettiği şeylerden başkaları için harcayın; çünkü sizden imana eren ve (Allah yolunda) sınırsızca harcayanlar büyük bir mükafat göreceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

Allah'a ve Rasulü'ne yürekten güvenin ve O'nun sizi kendisini emanetçi kıldığı şeylerden infak edin! Artık sizden iman ve infak eden kimseler için büyük bir ecir vardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah'a ve Peygamberine imân edin. Kendisinde sizi istihlâf etmiş olduğu şeylerden infakta bulunun. İmdi sizden o kimseler ki, imân ettiler ve infakta bulundular, onlar için pek büyük bir mükâfaat vardır.

Ömer Öngüt

Allah'a ve Peygamber'ine iman edin, sizden önce geçenlerin ardından Allah'ın size infak için yetki verdiği şeylerden sarfedin. İçinizden iman edip de infak eden kimselere büyük mükâfat vardır.

Suat Yıldırım

Allah’a ve Resulüne iman edin ve O’nun (sizi emanetçi yaptığı) yönetimini size bıraktığı mallardan harcayın. İçinizden iman edip harcayanlara büyük ecir vardır.

Süleyman Ateş

Allah'a ve Elçisine inanın ve (O'nun) sizi hakim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden (Allah için) harcayın. Sizden, inanan ve (hak rızasına) harcayanlar için büyük mükafat vardır.

Süleymaniye Vakfı

Siz, Allah'a ve resulüne /kitabına inanıp güvenin ve Allah'ın sizi yetkili kıldığı mallardan hayra harcayın. Sizden inanıp güvenen ve hayra harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz, Allah'a ve elçisine inanıp güvenin ve size verilen şeylerden hayra harcayın. İçinizden inanıp güvenen ve hayra harcayanlar için büyük bir ödül vardır.

Şaban Piriş

-Allah'a ve Elçisine inanın, sizin tasarrufunuza bıraktığı şeylerden infak edin. Sizden inanan, infak eden kimselere büyük bir mükafat vardır.

Tefhim-ul Kuran

Allah'a ve Rasulü'ne iman edin. Size harcama yetkisi verdiği şeylerden infak edin ki sizi onların üzerinde halifeler kıldı. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlar için büyük bir ecir vardır.

Ümit Şimşek

Allah'a ve Resulüne iman edin; size kullanma yetkisi verdiği şeylerden bağışta bulunun. Sizden iman eden ve Allah yolunda harcayanlar için büyük bir ödül vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allaha və Onun Elçisinə iman gətirin! Sizin ixtiyarınıza verdiyi maldan xeyirxah işlərə sərf edin! Sizdən iman gətirib mallarından xərcləyənləri böyük bir mükafat gözləyir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey insanlar!) Allaha və Peyğəmbərinə iman gətirin. Sizi varis etdiyi maldan (Onun yolunda) xərcləyin. Sizdən iman gətirib (mal-dövlətini Allah yolunda) sərf edənləri böyük bir mükafat gözləyir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Ihr sollt an Gott und Seinen Gesandten glauben und von dem Vermögen, das Er euch vererbt hat, spenden. Die Gläubigen, die beim Glauben bleiben und Spenden geben, bekommen von Gott einen großen Lohn.

Almanca — Der Edle Quran

Glaubt an Allah und Seinen Gesandten und gebt aus von dem, worüber Er euch zu Statthaltern eingesetzt hat. Diejenigen von euch, die glauben und ausgeben, für sie wird es großen Lohn geben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Verinnerlicht den Iman an ALLAH und Seinen Gesandten und spendet von dem, worin ER euch zu Sachwaltern machte. Für diejenigen von euch, die den Iman verinnerlichten und spendeten, ist eine große Belohnung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Be strongly disposed to open your heart's ears and your mind's eyes to give credence and mental acceptance to reasoning which will lead you, in satisfaction, to urge your belief in Allah and His Messenger, and spend in benevolence of what He put you in possession of. Those of you who believed in Allah after they have reasoned at every step they trod and spend in benevolence shall merit a great reward.

Abdul Haleem

Believe in God and His Messenger, and give out of what He has made pass down to you: those of you who believe and give will have a great reward.

Abdullah Yusuf Ali

Believe in Allah and His messenger, and spend (in charity) out of the (substance) whereof He has made you heirs. For, those of you who believe and spend (in charity),- for them is a great Reward.

Abul A'la Maududi

Believe in Allah and in His Messenger and expend of what He has entrusted to you. A great reward awaits those of you who believe and spend their wealth.

Aisha Bewley

Have iman in Allah and His Messenger and give of that to which He has made you successors. Those of you who have iman and give will have an immense reward.

Al-Hilali & Khan

Believe in Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and spend of that whereof He has made you trustees.[1] And such of you as believe and spend (in Allâh’s Way), theirs will be a great reward.

Ali Quli Qarai

Have faith in Allah and His Apostle, and spend out of that wherein He has made you successors. Those of you who have faith and spend [in Allah’s way] —there is a great reward for them.

Amatul Rahman Omar

(Mankind!) believe in Allâh and His Messenger and spend (in the cause of Allâh) out of the possessions He has entrusted you with as His vicegerent. Indeed, there awaits a great reward for such of you as believe and spend (in His cause).

Arthur John Arberry

Believe in God and His Messenger, and expend of that unto which He has made you successors. And those of you who believe and expend shall have a mighty wage.

Bijan Moeinian

Believe in God and His messenger and spend out of your wealth [which is given to you by God at first place] for the sake of pleasing Him. Those who believe and devote a part of their wealth to charity deserve a great reward from their Lord.

E. Henry Palmer

Believe in God and His Apostle, and give alms of what He has made you successors of. For those amongst you who believe and give alms - for them is mighty hire.

Edip-Layth

Acknowledge God and His messenger, and spend from what He has made you successors to. Those among you who acknowledge and spend have deserved a great recompense.

George Sale

Believe in God and his apostle, and lay out in alms a part of the wealth whereof God hath made you inheritors: For unto such of you as believe, and bestow alms, shall be given a great reward.

Hamid S. Aziz

Believe in Allah and His Messenger, and spend out of what He has made you heirs (or trustees); for those of you who believe and spend shall have a great reward.

Mahmoud Ghali

Believe in Allah and His Messenger; and expend of that to which He has made you successors. So the ones of you who have believed and expended will have a great reward.

Marmaduke Pickthall

Believe in Allah and His messenger, and spend of that whereof He hath made you trustees; and such of you as believe and spend (aright), theirs will be a great reward.

Mohamed Ahmed - Samira

Believe in God and His Apostle, and spend of what He has given you as His trustee. And those of you who believe and spend in charity will have a great reward.

Muhammad Asad

BELIEVE in God and His Apostle, and spend on others out of that of which He has made you trus­tees: for, those of you who have attained to faith and who spend freely [in God’s cause] shall have a great reward.

Mustafa Khattab

Believe in Allah and His Messenger, and donate from what He has entrusted you with. So those of you who believe and donate will have a mighty reward.

Progressive Muslims

Believe in God and His messenger, and spend from what He has made you successors to. Those among you who believe and spend have deserved a great recompense.

Sahih International

Believe in Allah and His Messenger and spend out of that in which He has made you successors. For those who have believed among you and spent, there will be a great reward.

Sam Gerrans

Believe in God and His messenger, and spend of that whereof He has made you heirs. And those who heed warning among you and spend: theirs will be a great reward.

Shabbir Ahmed

Believe in Allah and His Messenger. And spend of what He has made you trustees (your wealth and persons), on others. Those of you who believe and spend, theirs will be a Great Reward.

Syed Vickar Ahamed

Believe in Allah and His Messenger and spend (in charity) out of the (sustenance) for which He has made you the inheritors. And (for those) who believe and spend (in charity), for them is a great reward.

Taqi Usmani

Believe in Allah and His Messenger, and spend out of that (wealth) in which He has appointed you as deputies. So, for those of you who have believed and spent (in Allah’s way), there is a big reward.

The Monotheist Group

Believe in God and His messenger, and spend from what He has made you successors to. Those among you who believe and spend have deserved a great recompense.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Croyez en Allah et en Son Messager, et dépensez de ce dont Il vous a donné la lieutenance. Ceux dʹentre vous qui croient et dépensent (pour la cause dʹAllah) auront une grande récompense.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi Xwedê û pêxemberê wî bawerî bînin û ji wî malê ku hûn tê de kirine şûngir (di riya Xwedê de) xerc bikin. Ji we, yên ku bawerî anîn û malê xwe di qenciyê de xerc kirin re perûyeke mezin heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Gelooft in God en Zijn gezant en geeft bijdragen van datgene waarover Hij jullie als opvolgers heeft aangesteld. Zij dan uit jullie midden die geloven en bijdragen geven, voor hen is er een groot loon.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gelooft in God en zijn gezant, en geef in aalmoezen een gedeelte weg van de welvaart, waarvan God u de erfgenamen heeft gemaakt; want aan degenen van u, die gelooven en aalmoezen geven, zal eene groote belooning worden geschonken.

Hollandaca — Siregar

Gelooft in Allah en Zijn Boodschapper en geeft bijdragen van dat waarover Hij jullie als beheerders aangesteld heeft. Voor degenen van jullie die geloven en bijdragen geven is er een grote beloning.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Веруйте в Аллаха и Его Посланника и расходуйте [на пути Аллаха] то, что даровано вам в наследство. А тем из вас, которые уверовали и расходовали [на пути Аллаха], уготовано великое вознаграждение.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

TRO PÅ Gud och på Hans Sändebud och ge åt andra av det som Han har gett er i uppdrag att förvalta; de som tror och som ger åt andra har en riklig lön att vänta.