(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

وَاَنَّهُٓ اَهْلَكَ عَادًا الْاُو۫لٰى وَثَمُودَا۬ فَمَا اَبْقٰى

ve ennehu ehleke ǎāden l-ūlā / ve ṧemūde fe mā ebḳā

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Semûd'u da bırakmayan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Semûdʼu da bırakmayan.

Adem Uğur

Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

Ahmed Hulusi

Semud'u da. . . (Öyle ki) geriye (onlardan kimse) bırakmadı!

Ahmet Tekin

Semûd’u helâk eden, geride hiçbir şey bırakmayan da O’dur.

Ahmet Varol

Semud'u da. Böylece (onlardan kimseyi) geriye bırakmadı.

Ali Bulaç

Semud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Ali Fikri Yavuz

Semûd’u da (helâk etti ve onlardan) hiç bırakmadı.

Ali Rıza Safa

Ve Semud'u; geriye hiçbir şey bırakmayacak biçimde.

Bayraktar Bayraklı

Semud'u da O helak etti ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

Bekir Sadak

(50-51) Ilk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri birakmayan O'dur.

Celal Yıldırım

(50-51) Ve gerçekten O, ilk Âd'ı ve Semûd'u yok edip geriye bırakmayandır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Semûd’u da öyle. Hem de geriye bir şey bırakmadan!

Diyanet İşleri

(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

Diyanet İşleri (eski)

(50-51) İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

Diyanet Vakfi

Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve Semûd'u da bırakmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Semud'u da hiç bırakmadı!.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Semud'u da hiç bırakmadı

Erhan Aktaş

Ve Semud'u da. Geride kimseyi bırakmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Semud'u da. Geride kimseyi bırakmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Semud'u da. Geride kimseyi bırakmadı.

Fizilal-il Kuran

Semudoğullarının da. Kazıdı köklerini.

Gültekin Onan

Semud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Hamdi Döndüren

Semud’u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

Hasan Basri Çantay

Semuudu da. Öyle ki (onlardan hiçbirini) bırakmadı.

Hasib Asutay

Semudu da. Öyle ki (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Hayrat Neşriyat

(50-51) Muhakkak ki O, önceki Âd’ı (Hûd kavmini) de helâk etti. Semûd’u da (O helâk etti); öyle ki (onlardan hiç kimseyi) bırakmadı.

İbni Kesir

Semud'u da. Geri bırakmadan.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki önceki Âd kavmini ve Semûd’u O helak etmişti ve (onlardan) geriye hiçbir şey bırakmamıştı.

Muhammed Esed

ve Semud'u, hiçbir iz bırakmayacak şekilde,

Mustafa İslamoğlu

ve Semid'u; geriye onlardan hiçbir iz bırakmadı.

Ömer Nasuhi Bilmen

(51-52) Ve Semûd'u (da o helâk etti) artık (onlardan hiçbirini) bırakmadı. Ve evvelce de Nûh kavmini (helâk etmişti). Şüphe yok ki, onlar olmuşlardı onlar, en zalim ve en azgın (kimseler).

Ömer Öngüt

Semud'u da O helâk etti ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

Suat Yıldırım

(45-54) Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve dişi çiftini yaratma, öldükten sonra diriltme, tekrar yaratma O’na aittir. İnsanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Müşriklerin taptığı Şi’râ yıldızının Rabbi de O’dur. Önceki Âd milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hiçbir şey bırakmayan da O’dur. Daha önce Nuh milletini yok eden de O. Çünkü bunlar çok zalim, çok azgındılar. Altı üstüne getirilen Lût milletinin şehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musîbetler, neler kapladı neler!

Süleyman Ateş

Semud'u, komadı (onları).

Süleymaniye Vakfı

(Salih'in kavmi) Semud'u da helak etti. Onlardan geriye kimseyi bırakmadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Semud'dan da tek kişi bırakmadı.

Şaban Piriş

Semud'u da baki bırakmadı..

Tefhim-ul Kuran

Semûd'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Ümit Şimşek

Semud'dan da geriye birşey bırakmadı.

Yaşar Nuri Öztürk

Semud'u da. Böylece geriye bir şey bırakmadı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səmudu da məhv edib onlardan heç kəsi sağ buraxmadı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səmudu da həmçinin! Və (onlardan heç kəsi sağ) buraxmadı.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

desgleichen die Thamûd, und Der niemanden übrig ließ.

Almanca — M. A. Rassoul

und die Tamud, und keinen verschonte

Almanca — Muhammad Zaidan

sowie Thamud, dann nichts übrigließ,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And likewise did He annihilate the strong and talented people of Thamud (the Thamudites) and left not one survivor,

Abdul Haleem

and Thamud,

Abdullah Yusuf Ali

And the Thamud nor gave them a lease of perpetual life.

Abul A'la Maududi

and Thamud, leaving no trace of them,

Aisha Bewley

and Thamud as well, sparing none of them,

Al-Hilali & Khan

And Thamûd (people): He spared none of them.

Ali Quli Qarai

and Thamud, sparing none [of them];

Amatul Rahman Omar

And (the tribe of) Thamûd, so that He spared not a single soul of them.

Arthur John Arberry

and Thamood, and He did not spare them,

Bijan Moeinian

Know that God is the One Who wiped out the tribe of Thamud….

E. Henry Palmer

and Thamud, and left none of them;

Edip-Layth

Of Thamud He left nothing.

George Sale

and Thamud, and left not any of them alive;

Hamid S. Aziz

And Thamud He spared not

Mahmoud Ghali

And Thamûd; so He did not spare (any of them);

Marmaduke Pickthall

And (the tribe of) Thamud He spared not;

Mohamed Ahmed - Samira

And Thamud, and did not leave them,

Muhammad Asad

and Thamud, leaving no trace [of them],

Mustafa Khattab

and ˹then˺ Thamûd,[1] sparing no one.

Progressive Muslims

And of Thamud He left nothing.

Sahih International

And Thamud - and He did not spare [them] -

Sam Gerrans

And Thamūd He spared not,

Shabbir Ahmed

And the tribe of Thamud, sparing no one. (7:73).

Syed Vickar Ahamed

And the Samood (Thamud), and (He) did not grant them an eternal life.

Taqi Usmani

and Thamūd, so spared none,

The Monotheist Group

And from Thamud He left none.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ainsi que les Thamûd, et Il fit que rien nʹen subsistât,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Xwedê) Semûd jî (biriye helakê), vêca kes ji wan nehiştiye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en ook de Thamoed -- en dat Hij toen niets overliet --

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Thamoed; en niet een van hen liet leven.

Hollandaca — Siregar

En de Tsamôed, toen geen van hen overbleef?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и самудян [народ, к которому был послан пророк Салих], и не оставил (Он) (из них никого),

Rusça — Osmanov

самудитов, не оставив [никого в живых],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

liksom stammen Thamud - (de förintades) till sista man -