Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ

mā teƶeru min şey'in etet ǎleyhi illā ceǎlethu ke r-ramīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2تَذَرُteƶeruو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekbırakmıyor
3مِنْminhiçbir
4شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
5اَتَتْetetا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgeçtiği
6عَلَيْهِǎleyhiüzerinden
7اِلَّاillāancak
8جَعَلَتْهُceǎlethuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakonu ediyordu
9كَالرَّمِيمِke r-ramīmiر م مÇürümüş olmak, (kemik) çürüyüp aşınmış olmak, kül gibi olmak.kül gibi

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.

Adem Uğur

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Ahmed Hulusi

Üzerine geldiği hiçbir şeyi ayakta bırakmıyor, onu un ufak kılıyordu!

Ahmet Tekin

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, kül haline getiriyordu.

Ahmet Varol

Üzerinden geçtiği hiçbir şey bırakmaksızın hepsini kül gibi ediyordu.

Ali Bulaç

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp kül gibi dağıtıyordu.

Ali Fikri Yavuz

Öyle bir rüzgâr ki, uğradığı bir şeyi bırakmıyor, mutlak onu kül gibi savuruyordu.

Ali Rıza Safa

Üzerinden geçtiği her şeyi kül durumuna getirmeden bırakmıyordu.

Bayraktar Bayraklı

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Bekir Sadak

(41-42) Ad milletinin basindan gecende de ibret vardir: Onlarin uzerine, ugradigi her seyi birakmayip toza ceviren kuru bir ruzgar gonderdik.

Celal Yıldırım

(Kasırga) nerenin üzerine uğradıysa mutlaka orayı kül haline çeviriyordu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, kül edip savuruyordu

Diyanet İşleri

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

Diyanet İşleri (eski)

(41-42) Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

Diyanet Vakfi

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(O rüzgar) uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi ediyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu

Erhan Aktaş

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Fizilal-il Kuran

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Gültekin Onan

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp kül gibi dağıtıyordu.

Hamdi Döndüren

Öyle ki, üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Hasan Basri Çantay

(Öyle bir rüzgar ki) her uğradığı şey'i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.

Hasib Asutay

(O rüzgâr) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi (canlı) bırakmıyor, onu (çürütüp) kül gibi ediyordu.

Hayrat Neşriyat

(O,) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu toz gibi ediyordu!

İbni Kesir

İsabet ettiği şeyi bırakmayıp toza çeviriyordu.

Mehmet Okuyan

(O kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmamış, her şeyi kül edip savurmuştu.

Muhammed Esed

(bu kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı ve (her şeyi) çürümüş kemiklere benzetti.

Mustafa İslamoğlu

(Bu fırtına) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, hepsini kül edip göğe savurdu.

Ömer Nasuhi Bilmen

(41-42) Ve Âd (kavminin kıssasında da (ibret vardır). O vakit ki, onların üzerine faidesiz, muzır rüzgarı gönderdik. Üzerine her uğradığı şeyi bırakmıyordu, illâ ki, onu çürümüş bir kül gibi kılmış oluyordu.

Ömer Öngüt

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Suat Yıldırım

Bu rüzgâr, uğradığı her şeyi derhal kül gibi savuruyordu.

Süleyman Ateş

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.

Süleymaniye Vakfı

Üstünden geçtiği şeyleri, çürümüş gibi yapmadan bırakmıyordu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu.

Şaban Piriş

Dokunduğu her şeyi çürük kemik gibi yapmıştı.

Tefhim-ul Kuran

Üzerinden geçtiği her şeyi (olduğu gibi) bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi dağıtıyordu.

Ümit Şimşek

Bir rüzgâr ki, dokunduğu herşeyi küle çeviriyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O külək üstündən keçdiyi hər bir şeyi sovurub külə döndərirdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, qarşısına çıxan heç bir şeyi buraxmır, onu sovurub külə (çör-çöpə) döndərirdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Nichts berührte er, ohne daß er es zu morschen Knochen gemacht hätte.

Almanca — Der Edle Quran

Nichts von (all) dem, worüber er kam, ließ er zurück, ohne es wie Zerfallenes werden zu lassen.

Almanca — M. A. Rassoul

er ließ nichts von alledem, was er heimsuchte, zurück, ohne daß er alles gleichsam morsch gemacht hätte.

Almanca — Muhammad Zaidan

der nichts von dem läßt, worüber er wehte, ohne daß er es zu Zermalmtem machte.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nothing did it touch but it reduced to ruin and decay.

Abdul Haleem

and it reduced everything it came up against to shreds.

Abdullah Yusuf Ali

It left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness.

Abul A'la Maududi

that left nothing that it came upon without reducing it to rubble.

Aisha Bewley

which left nothing it touched without turning it to dust.

Al-Hilali & Khan

It spared nothing that it reached, but blew it into broken spreads of rotten ruins.

Ali Quli Qarai

It left nothing that it came upon without making it like decayed bones.

Amatul Rahman Omar

It spared nothing whatever it came upon but reduced it to (dust-like stuff of) rotten bones.

Arthur John Arberry

that left nothing it came upon, but made it as stuff decayed.

Bijan Moeinian

Which destroyed anything on its path.

E. Henry Palmer

that left naught on which it came without making it ashes!

Edip-Layth

Anything that it came upon was utterly destroyed.

George Sale

it touched not ought, whereon it came, but it rendered the same as a thing rotten and reduced to dust.

Hamid S. Aziz

It spared naught on which it blew, but made it like dust.

Mahmoud Ghali

In no way did it come upon anything except that it left it out (and) made it as a rotten (stuff).

Marmaduke Pickthall

It spared naught that it reached, but made it (all) as dust.

Mohamed Ahmed - Samira

Which turned everything it touched to ashes.

Muhammad Asad

which spared nothing of what it came upon, but caused [all of] it to become like bones dead and decayed.

Mustafa Khattab

There was nothing it came upon that it did not reduce to ashes.

Progressive Muslims

Anything that it came upon was utterly destroyed.

Sahih International

It left nothing of what it came upon but that it made it like disintegrated ruins.

Sam Gerrans

It left nothing it came upon save it made it as decayed ruins.

Shabbir Ahmed

It spared nothing that it blew on and smashed it to dust.

Syed Vickar Ahamed

It left nothing whatever that it came up against. But reduced it to ruin and decay.

Taqi Usmani

it spared nothing it came upon, but rendered it like a stuff smashed by decay.

The Monotheist Group

Anything that it came upon was utterly destroyed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

nʹépargnant rien sur son passage sans le réduire en poussière.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tiştê ku bi ser de çûye zindî nehiştiye, her ew kiriye mîna hestiyê rizî yan jî mîna xweliya liberbaketî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die waar hij overheen ging niets overliet, maar het als gruis maakte.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die niets aanraakte, waar hij nederkwam, of hij verwoeste het, als een verrot voorwerp, en maakte het tot stof.

Hollandaca — Siregar

Die niets heel liet van wat hij tegenkwam, maar (alles) tot ruïnes maakte.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

обращающий во прах все, чего он касался.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

som, där den drar fram, inte lämnar något levande efter sig utan förvandlar allt till multnande ben.